Ian McEwan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ian McEwan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.3.20

Biten Kitaplar..... Güne dair....

Hepimiz gibi elimde telefon, gözüm televizyonda....haberleri hiç bu kadar izlememiştim. Dün hiç açmadık tvyi. Yoksa ruhen de çökücem....
Bugün Miraç Kandili.... Rabbim dualarımızı kabul etsin, dünyayı saran bu salgın bitsin.....

Hele o dışarı çıkanları, hava güzel diye yine iç içe oturanları anlamıyorum..... Evet belki bazı şeyleri sembolik buluyor olabilirsiniz. Lakin bir gerçek var....küresel bir salgınve hepimiz birbirimizi düşünmek zorundayız...

Evdeyiz. Market dışında çıkmıyoruz. Hava gündüzleri güzel oluyor, balkona çıkıyorum... Okuyabildiğim kadar kendimi kitaplarıma vermeye çalışıyorum. Bir iki günde bitireceğim kitapları neredeyse dört beş günde bitiriyorum. Gece üçü buluyor yatmam.....

Hadi biraz kafamız dağılsın,  okuduğum kitapları anlatayım.... :)

Yazardan okuduğum 3.kitap. "Fındık Kabuğu" dışında bu iki kitabı severek okudum.
"Sahilde/ Ian Mcewan" bir dönem tabu olan konudan yola çıkarak psikolojik detaylara giriyor ve bize anlatıyor....
1960'larda, aslında aileden gelen içe atmalar, sorunları olan iki genç evlenir. Sahilde bir kasabada balayına giderler. Sadece bir gün evli kalan ama bir türlü cinselliği yaşayamayan bir çift.
Ama kitapta anlatılan,  anlatılmak istenilen cinsellik değil.... İçimizde yaşadığımız ile dışa vurduğumuz bambaşka.....
Yetişme tarzımız, hele o dönemlerde cinselliğin konuşulması, yaşamasının geleneğe aykırı olması.. 
İlgi ve merakla okudum.

Bir sonraki kitabım;
"Son Aydınlık Yaz/ Doris Lessing"
 İnstagram"da #1nobel1klasik hagtagi ile okuduk. Aslında yazarın "Büyükanneler" kitabı listemde idi. Bunu da grupla okumuş oldum.
Bu kitabı çok sevemedim. Özellikle anlatımı, kopukluğu çok yavaşlattı beni. Ama konusu itibari ile de yabana atamam kitabı.
Bir kadının,  kadın ve anne olduğu için nelerden vazgeçtiğini, aile içinde nelere katlandığını anlatan  bir kitap. Ve sonrası bir öneri ile iş yaşamına dönen, yeni bir duyguya yelken açması, gel gitleri derken kitap bitiyor. Bazı olaylar çabuk geçmiş. Bir de okurken "buraya şimdi nasıl geldi ki?" dediğim çok nokta oldu. Buda biraz beni rahatsız etti.
Ama biliyorsunuz tek kitap ile karar vermeyi sevmiyorum. Yakın zamanda diğer kitabını okuyacağım.

Öyle işte!

İyi geceler.....

19.12.17

Fındık Kabuğu ve Güneş Bazen Mavi Doğar Kitabı...


Yazarın daha önce "çocuk Yasası " kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Özellikle kişi analizleri ve yorumları etkilemişti beni.
Bu kitabı da o beklentiyle aldım...
Ve yorumları okuduğumda yine yere göğe sığdıramıyorlardı.

Şunu belirtmeliyim ki; başyapıt bir kitap değil ama kötü de değil. Polisiye ve kara kitapları seviyorsanız bunu da seversiniz.
Filozaf bir fetüsün algısından yola çıkarak cinayeti işlemiş yazar. Kaynıyla ilişki yaşayan hamile bir kadının kocasını öldürme planı işliyor. Ara da Hamlet'e de göndermeler var...
Okudum ve bitti benim için.

📖📖📖📖📖📖📖🔖🔖🔖🔖🔖🔖🔖




131 sayfa kitap ama o kadar dolu ki siz ihtiyacınız olan cümleleri bir bir alıyorsunuz ve içinizde hissediyorsunuz.

Rengin Sakaoğlu röportajını Ayşe Arman yazısın da okumuş ve etkilenmiştim. (Bakınız tıktık )  
 Hep derim artık sizde ezberlemişsinizdir bu cümleyi benden duymaktan; ruhumuzu da beslemek gerekir. Evren bir enerji ve denge önemli.
 Kitap da bir çok öğretiyi bilen, deneyen bir kadının samimi ve içten kendinde ki değişimi anlatan yazılar var.
 Aslında Kuantum, Buda ve Hindu öğretilerinde de olan öğretilerin hep aynı amaca hizmey ettiğini anlatıyor; kendine dönmek, dinlemek ve fark etmek...

Çok fazla anlatmak istemiyorum kitabı, eğer eklediğim röpörtajı okursanız kendi ağzından dinleyin hikayesini.....
Ve eğer tasavvuf seviyorsanız kitaba bir şans verin.

9.6.17

Ian McEwan Çocuk Yasası Kitabı Hakkında.

Bu ara ince kitaplar okuyorum ve çabuk bitiyor. Yeni kitaba başlamak heyecanlandırıyor beni, okuma hızımın düştüğünü göz önüne alınca ince kitaplar iyi oluyor.

Bu kitap ile sanıyorum ilk Sevgili Leylak Dalı bloğunun yazarı Nurşen Ablanın yorumu ile tanışmış ve kitabı almıştım.
Okumak bugüneymiş...

Kitap sizi sıkmadan, doğru bakış açısı ile hem karı-koca hem anne-baba hemde çocuk gözüyle duyguları dile getirmiş bana göre.
Bu kısa roman 59 yaşında ki Fiona'nın Aile Mahkemesinde ki yasalarla ve çocukların sorunlarına dair verdiği kararlarla, kendi aile hayatına ilişkin bir kitap.
Okurken sık sık kendime "ben olsam nasıl karar verirdim?" diye sorarken buldum.
Örneğin bir gün kocası Fioana'ya:
------ artık cinsel hayatlarının tutkulu olmadığını ve kendisinin bunu yaşamak istediğini söyler ve bir nevi izin alır. Ve sadece cinsel tatmin için başkasıyla olacağını, aslında kendisini çok sevdiğini, evli kalmak istediğini vs. anlatır.

Düşünsenize sizin beklentileriniz oluyor ama bence erkekler daha kolay bunu dile getiriyor.
Şunu da atlamayayım yazar cinselliği, sevişmeyi, aşkı öyle sade olması gerektiği kadar ve dokunaklı yazmış ki.... okurken çok doğru çok diyorsunuz. Evlilikle ve beklentilerle ilgili cümleleri çok yerinde idi. Evet biz kadınların belirli bir süreden sonra evlilik ve cinsellikten beklentimiz ile erkeklerin ki çok farklı. Önceliğimiz, dokunmak, sevgi vs olurken erkeklerin önceliği cinsellik olabiliyor.
Bunu erkekleri yermek için demiyorum ama çünkü cinsellik de yaşamımızın bir parçası.
Sadece erkeklerde başka bizde başka dygular oluyor buda fiziki yaratılışımızla, hormonlarla ilgili.

Kitaba dönersek; karar verme aşaması her zaman zordur hele konu başkasının yaşamı hakkındaysa daha da zordur.
Aile Mahhkemesinde çalışan Fiona ,çinde böyledir. Kah aileleriyle görüşerek, kah çocuklarla görüşerek yasalarla birlikte kararlar alır.
Örneğin yapışık ikizler ve ikizlerin birbirinden ayrılamaları ile ilgili bir karar vardı ki... bir solukta okudum satırları... çünkü bedenleri ayrıldıkları takdir de biri yaşamını yitirecektir ama ayrılmazlarsa ikisini yaşamını yitircektir...

Gerisi kitapta :)

Sonra birde bir karar verme aşaması daha vardı ki onu da bir solukta okudum; o da kan verilmesi gereken bir çocuğun hayatı ile ilgiliydi.
Dini inançları gereği başkasının kanını kabul etmeyen bir aile ve birkaç gün içinde eğer kan nakli olmazsa yavaş yavaş çlecek bir gencin davası....

Tabi sonunda hakimimiz çocukla da görüşürüz ve öyle karar verir.  İnanç meselesi çok güzel işlenmiş, karşı tarafı yargılamadan her iki bakış açısı ile aktarılmış.
Yine gerisi kitapta arkadaşlar... bu kadar tiyo yeter dimi okumayanlar için.

Kısa ve öz diyebileceğim bir şey varsa kitap güzeldi. Bazen aldığınız veya verdiğiniz kararlar sadece sizi etkilemiyor, bir hayat bir yaşam değişebiliyor ve kitp da bunu iyi aktarmış.




 Alıntıdır:
Sık sık Ian McEwan’ın benden ne kadar farklı olunabilirse o kadar farklı bir yazar olduğunu düşünmüşümdür. Anlatımı kontrollüdür, dikkatlidir, az ve özdür; sevişmek ve cinsellik konularını çok güzel ifade eder; bilimsel tasvirlere eğilimi vardır; romanları asla olmaları gerekenden uzun değildir; noktalı virgül içeren tek bir cümle dahi yazmaz. Onu okuduğumda kullanmayı hiçbir zaman düşünemeyeceğim metaforlar, aklıma asla gelmeyecek konular, hiç sahip olmadığım fikirler tarafından çarpılırım. Bu nedenlerle onu okumayı severim ve milyonlarca okuyucu gibi ben de kendimi onun ellerinde güvende hissederim. McEwan’ın kitaplarından birini elinize aldığınızda en azından çok güzel yazılmış, iyi işlenmiş ne o ne de sizin için utanç kaynağı olmayacak bir kitap okuyacağınızı bilirsiniz.
(Zadie Smith)