Pazartesi günü dolu dolu 39 yaşımı bitirip 40 yaşımdan gün aldım. Bu sefer sabahtan İnstgram'da paylaşım yapmadım. Her sene nedense ritüel gibi paylaşırdım. Bu sefer öyle yapmadım. Gece paylaştım. Gün için de sadece çok yakınlarım kutladı. Sanırım o kadar çok sosyal medyanın hatırlatmasına alışmışız ki....
Neyse efendim sorun değil bu. 😊
Geçen sene ki fotoğrafımla kutladım yeni yaşımı. Bu sene ilk defa pasta kesmedik. Sorun mu? Değil tabi ki...
Can'ım eşim çok istediğim şeylerden biri olan sesi suları güzel veren bir hopörler almış bana 😁
Genel de Spotify'den dinliyorum müziklerini ve benim için büyük bir nimetti hediyesi. 😍
Hani böyle yeni yaş alırken insan bir geriden ileriye doğru bir muhakeme yapar ya....işte bende yaptım. Öyle çok şey öğrenmişim ki... Bu huyunu seviyorum. En azından benim hatırladığım kadarı ile hiç değişime direnmedim. Öğrendiğim bir çok öğretiyi kendimce harmanlayıp hayatıma kattım, değiştirmem gereken huylarım varsa iyileştirdim....
İşte böyle.....tekrardan;
Hoş geldin yeni yaşım.🎂
Geçen gün "ALİTA" filmini izledik, bana göre fena değildi sonunu hiç beğenmedim. Beğendiğim bir şey varsa da sanal dünya açısından bu yabancı film sektörü acayip iyi çizimlere sahip. Alita o kadar gerçekçi idi ki.......konusu bakımından yapay zeka, dünyanın sonu gelmiş, robotlar ile daha çok işler yapılıyor vs... Yani son yıllarda ki konulardan.
Gerçekten de bana göre en büyük hayal gücüne sahip kişilerden birisi imiş.... Film de daha çok çocukluk ve okul dönemine değinilmiş. Belki bir ikincisi daha çekilirse sonra ki dönemi de anlatılır. Biraz eksikti sanki.....yine de Tolkien.....değerdi izlemeye.....
Daha önce, kitaplarından hayatını okuduğum kadarı ile hikâyelerini daha çok çocuklarına anlatmaya başlamış. Daha çok onlar için yazmış lakin o hayal gücü müthiş....
İndirimden aldığım bir kitap oldu " Yanlış Okumalar/ Umberto Eco"
ECO’NUN BİR VASİYETİ VAR
Yanlış Okumalar’da Eco, kitabın adının hakkını vererek İncil’i ve Batı edebiyatının örneklerini de eleştirmen olarak inceliyor. Biraz dalgasını geçiyor, çokça göndermede bulunuyor ve büyük öğretici yazar olarak ‘küçük dağları ben yarattım’ pozundan azade mütevazılığın pelerinine bürünüp kendi metnini dışarıdan izliyor. Eco oğluna Noel için yazdığı mektupla Yanlış Okumalar’ı bir vasiyete dönüştürüyor. Çocuklar için masallar ve oyuncaklarla kurulan dünyayı eleştiren Eco, mektubunu şöyle bitiriyor: “Büyüdüğünde çocukça düşlerinin o canavar tipleri hala sürüyor olursa-büyücüler, cüceler, devler- belki de peri masallarına karşı eleştirel bir tavır kazandığın için, yaşamayı ve gerçekliği eleştirmeyi öğreneceksin.”
Aslında yukarıda ki paragraf anlatmış her şeyi. Bir çok paylaşımda, kitabın anlaşılmadığı ve sevilmediği yazılmış. Oysa ki büyük usta bu kitabın ön sözün de bir çok şeyi açıklığa kavuşturuyor. Belki de diyor, o dönem değil de şimdi ki birikimimle yazsam daha başka bir kitap ortaya çıkardı....oysa ki bu kitabı ile de öyle bir ironi yapıyor ki.....
Ve açıkçası okur olarak bizim de biraz edebiyat birikimine sahip olarak okumamız gerek. Başka türlü ilerlemez bu kitap.




