Ayla Kutlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayla Kutlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.2.18

Tarihi Yeldeğirmeni, Biten Kitaplar ve Günlük Haller...

 Kızı dün okula bıraktıktan sonra Yeldeğirmeni sokaklarında dolaştım biraz. Değişik bir ruhu var bu sokağın. Sanıyorum evlerinden ötürü. Tarihi bir geçmişi de var.
Aslında restore edilse ve yaşam dolsa içine binaların ne güzel olurdu değil mi? Elbet böyle durmalarının bir sebebi vardır, prosedürü bilemiyorum...
"Adını Osmanlı sarayının un ihtiyacını karşılayan değirmenlerden almış. Bizansın da Osmanlının da orduları bu semtin etrafındaki çayırlarda toplanıp doğuya sefere çıkmış. Adile Sultanın düğün eğlencelerinde  İtalyan Komaski balonuyla burdan havalanmış bir daha geri  dönmemiş . Hacca ve askere gidenler onun Ayrılık Çeşmesi'nde yakınlarıyla vedalaşmış. Anadolu yakasının ilk çok katlı apartmanları da bu semtte yapılmış.

İsimleri değişmiş olanlar  varsa da Kehribardjı, Menase, Celal Muhtar, Demirciyan, Sünget ve Valpreda Apartmanları İstanbul'un konut olarak yapılan ilk  apartmanlarından."
Not: Kendingez sitesinden alınmıştır alıntı. Web adresi http://kendingez.com/unutulan-semt-yeldegirmeni-gezi-yazisi


Gezerken tarihi dokuyu ve ruhu hissetmemeniz mümkün olmuyor. Hala hizmet veren bakkalları, yufkacıları ve terzilerin dükkanlarının eskiye dair olması sizi bakarken gülümsetiyor.
Yolunuz düşerse gezin sokaklarını...

Dünden evi derleyip toplayınca bugün yemek dışında yapacağım bir şey yoktu. Sokağa da çıkmayınca evde evin tadını çıkarttım. Birde hava mis gibi olunca kahvemi balkonda içtim.
İkinde bir " ne yemek yapsam bugün" diye kendim sormaktan bazen o kadar yoruluyorum ki...
Bazı kadınlar nasıl liste hazırlıyor bilmek isterdim. Bazen tıkanıp kalıyorum, nette geziniyorum. Canım hep aynı şeyleri yemek de istemiyor ama kısır döngü gibi dönüp dolaşıp aynı şeylere dönüyorum yani......😕😳

Bugün daha önce aldığım Ayla Kutlu kitaplarımı okudum. Bu arada çok istikrarlıyım elimde ki kitaplardan bitmeden kitap almayacağım demiştim ve gerçekten de almıyorum. 25-30 tane kadar kaldı evdeki kitaplarım, bitsin ondan sonra listemde ki kitapları almaya başlıyıcam. Benim için zor bir durum çünkü kitap alışverişi beni o kadar çok mutlu ediyor ki anlatamam size....... o kitap poşetini taşımak, alma hissi... nasıl bazı kadınlar kıyafet alışverişimi çok severse bende kitapta öyleyim. :)

Hoşça Kal Umut; biraz sıktı beni. Sanıyorum dönem kitabı olmasından dolayı. Çünkü 12 Eylül öncesini anlatıyor ve benim hiçbir bilgim yok. Evet kulaktan dolma yada tvden bildiğim bazı şeyler var ama onun dışında merakımda olmadığından siyasete bazı şeyler hava da kalıyor.
Ama onun dışında gencecik yaşında hapse giren bir gencin psikolojisi, dışarı hayata uyum sağlamaya çalışması, sürü psikoloji vs... iyi anlatılmış.

Diğer kitabı da Sende Gitme Triyandafilis; kitap 9 öyküden oluşuyor. Beni en çok etkileyen kitaba ismini veren hikaye ile Altın oldu.....
Bu kitap aynı zaman da 1990 Sait Faik Hikaye Ödülü'nü almış. Tiyatro'da da oynanmış bir hikaye.
Anlatımı ve bakışı çok farklı yazarın. Toplumsal olayalrı, hissedişi, örgüsü ve kurgusu ile sizi adeta hikayelerine bağlıyor. Ama ben en çok kadınların olduğu hikayelerini seiyorum. Onların çektiği acıları o kadar sahici anlatıyor ki....

Kitaplar ince olunca ikisi su gibi akıp gitti.
Sonra Kudüs/Başıboş Kentler 1 Stratis Tsirkas kitabına başlayayım dedim. Epeydir kitaplıkta gözüm takılıyordu.İnternette bakındım yorumlar bayağı iyi. Konusu tarihi aslında ama anlatım akıcı olmayınca olmuyor işte...
Fakat hiç düşündüğüm gibi olmadı ve yarım bıraktım. Anlatım dili çok sıkıcı idi. Kitap sanki ilerlemiyordu.
Eskiden olsa başladım diye bitirirdim, zorla okurdum. Artık geride kaldı o günler :)
Baktım gitmiyor ve kitabın içine giremiyor muyum? hemen bırakıyorum.
Yeni kitaba başlıyorum. 
Eğer oumak isteyeniniz olursa göndermek isterim.

Böyle işte sevgili blog.
Yarın ola hayr'ola....


25.11.15

KAPI Filmi, Ayla Kutlu / Bir Göçmen Kuştu O kitabı

Sonunda "Kapı"  filmini izledim. Beğendim mi diye soracak olursanız,  hem evet hem hayır.
Oyuncular çok iyiydi, konusu itibari ile kitaptan kopmadan birebir nerdeyse çekmişler ama belgesel gibi olmuş. Herşeyi o kadar hızlı geçmişler ki rahatsız oldum.
Örneğin Emerenc karakterinde birkaç konu vardı güçlü olan onu filmde daha baskın verebilirlerdi ; birde köpeğin bulunduğu ve Emerenc'in ölüm anında ulusunu çok zayıf kalmış. Yani anlayacağınız pek umduğumu bulamadım.....
Uzun zamandır okuduğum ve yeni bitirebildiğim harika bir yazardan ve kitaptan bahsetmek istiyorum size blog.
Kanaatimce fazla reklamı yapılamamış yazarlarımızdan. Elbet bilenler biliyor ama benim gibi geç keşfettiysen yazarı üzülüyorsun....
Evet evet Ayla Kutlu'dan bahsediyorum. Kendisini Üsküdar Sahaf Festivalinden aldığım "Bir Göçmen Kuştu O"  kitabı ile tanıdım. Ve hayran kaldım anlatım diline, ve dedim ki kendime neden bu kadar iyi yazarların reklamı iyi yapılmaz,  sesi duyurulmaz......
Konu olarak acıklı ama yazar anlatırken acıtasyon yaparak sizi sıkmıyor....
Bir aile düşününki bir düğün gecesi evin  babası karısının ve oğlunun gözü önünde öldürülsün hemde dostu tarafından,  karısına tecavüz etsinler... Ve o aile memleketinden, köyünden göç etsin hem bu yaşadıkları olay yüzünden hem de savaş yüzünden.
Arada geçmişe geçişler yapmış yazar ama siz okurken konudan hiç kopmuyorsunuz.
Özellikle savaş dönemi yaşananlar,  hissedilenler öyle iyi aktarılmış ki siz o duyguyu alıyorsunuz.
Mutlaka okuyun derim....
Kitabın özeti ise;
Olay, 1293 yılında Kafkasya’da başlıyor. Beşik kertmesi olan Batu ve Cevahir evleniyorlar. Ardında oğullar Emir dünyaya geliyor. Bu yıllarda Osmanlı topraklarında kanlı savaşlar meydana gelmektedir. Ama onlar savaşın hep onlardan çok uzaklarda olduğunu sanmaktadırlar. Yurtlarında yabancılarla iyi ilişkiler içerisinde yaşayıp gitmektedirler. Fakat gün gelir savaşı enselerinde hissederler. Osmanlı ile Rusya, Bulgarlar yüzünden savaşmaya başlamıştır. Bölgede o güne kadar dost geçinen Kafkas ve Ruslar birdenbire birbirlerine düşman kesilirler. Batu ve Cevahir’in komşusu olan Gotran, Batu’yu öldürür. Kafasını gövdesinden ayırır. Bunu bir sopaya geçirerek ibret olsun diye Cevahir’in evine asar. Cevahir kocası öldükten sonra orada yaşayamayacağını anlayarak, yurdundan göç eder. Yanına oğlu Emir’i de alarak Osmanlı topraklarına sığınmak üzere yola çıkar. Bu sıralarda Emir 3 yaşlarındadır. Cevahir’in tek amacı oğlunu büyüterek, ileride bu topraklara gelerek intikamını aldırmaktır. Bu fikrini de oğluyla hep paylaşır. Cevahir yolculuk sırasında büyüyen karnından hamile olduğunu anlar. Osmanlı toprağına (Urfa) vardığı sırada sancıları tutar ve sessizce bir köşede kızını dünyaya getirir. Onun sesini duymuş olan Mahmut Ağa kadına yardım etmek ister. Çok kan kaybettiği için bitap durumda olan Cevahir, Mahmut Ağa’ya ona yapabileceği tek yardımın çocuklarına bakmak olduğunu söyler ve ölür. Bunun üzerine sevimliliğine hayran kaldığı Emir’i ve yeni doğan kız bebeği eşi Gülüş Hanım’a götürür. Gülüş Hanım’da onları çok sever. Kızın ayakları doğuştan sakattır. Adına Helal koyarlar. Zaten kısır olan Mahmut Ağa ve Gülüş Hanım onları kendi öz çocuklarıymış gibi yetiştirirler.Gülhayat’ın anne ve babası onu küçük yaşta öksüz bırakıp Arabistan’a taşınmışlardır. Gülhayat fakir halalarıyla beraber Resülayn’da yaşamaktadır. Gülhayat, ağıtçı olan halalarını sevmemektedir. Bir gün teyzesi Gülüş Hanım’dan mektup alır. Mektupta teyzesinin çok hasta olduğu ve yanına gelmesini istediği yazmaktadır. Gülhayat’ta halalarından izin alarak, varlıklı teyzesinin Urfa’daki konağına taşınır. Burada Gülhayat Emir Bey ile karşılaşır. Gülüş Hanım ölmeden önce kocasına Gülhayat’ı Emir Bey ile evlendirmesini vasiyet etmiştir. Gülüş Hanım yeğeni Gülhayat’ı çok sevmektedir. Ölene kadar ona Yunus Divanı’nı okumuştur. Öldüğünde de Gülhayat’a tek miras olarak Yunus Divanı’nı bırakmıştır.Mahmut Ağa, karısı öldükten sonra vasiyetini Emir Bey’e açıklar. Emir Bey Gülhayat’la evlenmeyi kabul eder. Gülhayat’ın Emir Bey ile evlenmeyi isteyip istemediği sorulmadan, düğünleri olur. Fakat Gülhayat evde hizmetçi olan Hatice kalfanın oğlu Muttalip’i sevmektedir. Bunu anlayan Helal Hanım Gülhayat’ı sert bir şekilde uyarır. O günden sonrada Gülhayat Muttalip’i bir daha görmez. Gülhayat’ın Emir Bey’den Batu, Mahmut ve Hüsra adında üç tane çocuğu olur. Emir Bey İstanbul’da Hukuk Fakültesini bitirip avukat olmuştur ve Meclisi Mebusan üyesidir. Sürekli İstanbul’a gidip gelmek zorundadır. Bir süre sonra karısı Gülhayat Hanım’dan ayrılır. Nafaka olarak ona bir çiftlik bırakır.Bundan sonra Emir Bey İstanbul’a yerleşir. İstanbul’da Nevnihal adında bir hanımı sever ve onunla resmi olarak evlenir. İstanbul’da Nevnihal Hanım’ın annesi Yeşil Hanım ve babası Yahya Efendi’yle birlikte yaşamaya başlarlar. Fakat bu birliktelik çok uzun sürmez. 1. Dünya Savaşı çıkar ve Emir Bey Ankara’ya göreve çağrılır. Bu yıllarda yurt düşman tarafından işgal edilmiş olduğu için, İstanbul’da Türkler dışarı adımlarını bile atamaz olmuşlardır. Evlerinde bir mahkum gibi perdeleri kapalı yaşamak zorundadırlar. Bu sırada çok yoksulluk ve sefalet çektiler. Emir Bey sürekli karısı Nevnihal’e mektup yazarak onu Ankara’ya yanına aldırmak istediğini söylüyordu. Fakat Nevnihal hasta olan babasını bırakıp eşinin yanına gidememişti. Babası Yahya Efendi öldükten sonra Nevnihal ile annesi Yeşil Hanım Ankara’ya gittiler. Burada birkaç yıl kaldılar. Bu süre zarfında Yeşil Hanım vefat etti. Emir Bey görevinden istifa ettikten sonra Nevnihal’i Urfa’da çocuklarının yanında yaşamaya ikna etti ve Urfa’ya gittiler.Urfa’ya Nevnihal ve Emir Bey’in geleceğini öğrenen Gülhayat çok korkar. Nevnihal Hanım’ın artık onu evinde istemeyeceğini, çocuklarından ayırıp sokağa atacağını sanar. Fakat Nevnihal onun evde kalmasını kabul eder. Gülhayat bir hizmetçi gibi Nevnihal Hanım’a hizmet etmekten gocunmaz, evinden ve çocuklarından ayrılmadığı için mutludur.Nevnihal Hanım’ın bir süre sonra bir kız çocuğu dünyaya gelir. 41 yaşında anne olduğu için doğumu biraz zor olur. Kızının adına Leyla koyar. Loğusalığı sırasında tebriğe gelen kadınlardan biri Gülhayat’ın kim olduğunu sorar. Dolduruşu gelmiş olan Nevnihal, onun evlerinde sadece bir hizmetçi olduğunu söyler. Onuru kırılan Gülhayat evi terkeder. Başta herkes onun kısa bir süre sonra eve döneceğini sanar çünkü daha öncede aynı şeyi yapmıştır. Fakat Gülhayat 8 yıl boyunca evine dönmez. Emir Bey’in ona nafaka olarak bıraktığı çiftliğe giderek orda yaşar. Gülhayat evdeki kimseye özellikle eşine Gülhayat’ın evineden terkettiğini anlatamaz. Emir Bey, yıldızları bir türlü barışmayan Helal Hanım yüzünden evi terkettiğini sanarak üzülen eşini teselli etmeye çalışır. Bu dönemde Gülhayat hanımın çocukları onun yokluğunda çok problemli olmaya başlarlar. Emir Bey de, Batu’yu Tarsus’taki koleje, kızı Hüsra’yı Dame de Sion’a yatılı olarak gönderir. Oğlu Mahmut ise Mülkiye’dedir.8 sene sonra Gülhayat çocuklarının hasretine dayanamayarak evine geri döner. Nevnihal onu kapıda gördüğünde çok sevinir ve hemen içeri almaya çalışır. Fakat Gülhayat içeri Emir Bey’in izni olmadan girmek istemez. Nevnihal, Emir Bey’e sorup Gülhayat’ı eve alır. İki kadın birbirlerini çok özlemişlerdir ve aralarındaki buzlar hemen eriyerek barışırlar. Emir Bey, herşeyden habersiz Gülhayat’ın eve dönmesini kardeşi Helal Hanım’ın ölümüne bağlar. Gülhayat ve çocukları ve Emir Bey, Nevnihal ve kızları evde mutlu bir şekilde yaşamaya devam ederler.Emir Bey bir süre sonra ölür. Çocuklarının babası ölen Gülhayat, İstanbul’a oğlu Mahmut’un yanına taşınmaya karar verir. Fakat buna Nevnihal Razı olmaz. Bunun bütün aile ile konuşulup karar verilmesi gerektiğini söyler. Nevnihal Emir Bey’e, Gülhayat’ın evi neden terkettiğini bir türlü açıklayamamıştır ve bu yüzden vicdan azabı çekmektedir. Bu konuşma sırasında Gülhayat’ın çocuklarına annelerinin neden evi terkettiğini açıklar. Buna çok sert tepki gösteren Hüsra ve Mahmut annelerinin onlarla beraber İstanbul’a gelmesini isterler. Eğitimini Tarsus’ta görmüş ve fazla evin içinde bulunmamış olan Batu Nevnihal’e arka çıkarak, onu korur. Nevnihal’in kızı Leyla ise Hayat anne dediği Gülhayat’ın evden ayrılmasını istemez. Bunun üzere Gülhayat Urfa’da kalmaya karar verir ve Nevnihal ile yaşar.Yıllar geçer… Gülhayat’ın kızı Hüsra İstanbul’da evlenir. Oğulları Mahmut ve Batu Bergen’de yaşamaktadırlar. Burada evlenip, hayatlarını kazanmaktadırlar. Nevnihal’in kızı Leyla, Batu’nun sağladığı bursla Bergen’de okumaktadır. Bu arada Gülhayat vefat etmiştir. Nevnihal ise memleketi olan İstanbul’a yerleşmiştir. Leyla 38. yaşını kutlarken yazmış olduğu mektupta babasının hayatını anlatan bir kitap yazacağını annesine müjdeler. Bunu bir sonraki yıl annesine doğum günü hediyesi olarak vereceğini söyler… __________________ 
Kitap özeti http://www.frmtr.com/kitap-ozetleri/1456322-bir-gocmen-kustu-o-kitap-ozeti.html bu siteden kopyalanmıştır.