Tavsiye Ederim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tavsiye Ederim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.7.18

Bizden ses var... :) Karikatür Evi/ KAdıköy

Selam.

Uzun zaman olunca bloğa uğramayalı önce takip ettiğim ve okumaktan keyif aldığım blogları okudum, yorum bıraktım. Şimdi biraz da kendi bloğuma yazayım.

Hani size daha önce de demiştim ya biz devamlı parklardayız. kalan zamanlarda da evde ev modundayız.
Yalnız bu park olayı ne kadar yorucuymuş Umay büyüdükçe anladım.
Ki ben geceleri öyle üçe dörde kadar otururdum. Hele yazsa balkon keyfi yapmadan yatmazdım... "Heyyy goca güllüşah" diyorum kendime....evlat böyle erkenden yatırır işte seni, sabahın da köründe de diker ayağa.😳😬

Haftada bir gün "Ritim-Solfej-Koro" dersine başladı Gönüllü evinde kızçem. Severek gidiyor. Hemde yaz tatilini değerlendirmiş oluyoruz.

Kadıköy Belediyesi sanat ve çocuk etkinliklikleri konusunda epey iyi çalıyor. Diğer belediyeleri bilemiyorum belki onlar da çalışıyordur.

İzlediğim çok film oldu ama şuan yazacak takatim yok desem inanır mısınız? Sanıyorum bunda İnstagram'ın da etkisi var. Oradan pıt pıt paylaşmak daha kolay oluyor.

Bu aralar Cem Karaca Şarkıları , Mazhuni Şerif Şarkıları ve Selda Bağcan 40 Yıla 40 Şarkı albümlerini dinliyorum. Özellikle Cem Karaca Albümü de çok iyi olmuş. Seslendiren şarkıcılar yerli yerine oturmuş.
Kitap olarak da "Yedi Taş" okuyorum son 20 sayfa kaldı ve bir kaç gündür okuyamadım. Kendime inanamıyorum doğrusu. Akşam kız uyuduktan sonra ortalık toplayıp yatıyorum. Valla kendime inanamıyorum a dostlar......
Geçen hafta Umay'ın ders çıkışı Kadıköy-HasanPaşa'da bulunan "KARİKATÜR EVİ" ne gittik. Küçük ama samimi bir ev oldu burası.
Ayrıca karikatr dersleri de veriliyor.
Şartları çocuğun ilkokula başlamış olması. Okuma-yazma bilmesi gerekiyormuş.
Yıl içinde ufak sergiler de oluyor. Olur da yolunuz düşerse uğrayın.








Böyle işte. Ses vereyim istedim. Yine aklımda yazacak bir sürü düşünce ve yine yazamadan bitirdiğim bir yazı.
Gözleirm zor dayanıyor desem yeridir.
Biraz da kitap okuyayım ve yatayım.
İyi geceler, selamlar. :)

22.3.18

Günlük haller....

Geçen hafta instagram'da epey bir döndü "kereviz cipsi" tarifi.
Kereviz sever olarak denemesem olmazdı. Sonuç ise çok lezzetli idi.
Kerevizleri ister yuvarlak ister kızartmalık patates gibi ince doğrayın. Ayrı bir kapta sıvı yağ, toz tatlı kırmızı biber, kekik, karabiber ve tuzu ( isteğe bağlı damak tadınıza göre baharat ekleyip çıkartabilirsiniz) karıştırıp tepside kerevizlerle harmanlayın.
Tarifler de 180 derece fırın ayarı diyor ama az geliyor, 200 derece de yarım saat kızartın hatta son on dakika turbo ayarı varsa fırınınızın açın ve çıtır çıtır olsun kerevizler.
Müthiş lezzetli geldi bize, hatta Merter mantara benzetti tadını..
Çok tuttum bu tarifi ve sizinle de paylaşmak istedim. :)
fotoğraf alıntıdır.

 Pazartesi günü okul dönüşü mahallemizde ki banka oturup dinlendik ana kız. Bizim kızın uğrak yerlerinden biri köşedeki banka oturmak. :)
Sonra mis gibi kuş seslerini işittik, ağaçlara bakınırken bu güzel kuşları gördük. Yeşil renkleri, gagaları da kırmızı... ben ilk kez görüyordum bu kuşu v ismini de bilmediğimden yazamıyorum.
Umay'a her fırsatta kuş seslerini dinletiyorum, doğada ki mucizeye şait olsun ve kıymetini bilsin istiyorum.
Es geçmesin bu ruha iyi gelen olayları.





Madem bahar geldi o zaman kamp zamanı :)))
Evin orta yerine çadırımızı da kurduk, hele Bulut bayıldı bu işe, içine girip yatıyor, tünelden bir içeri bir dışarı oyun yapıyor.
Bizim kız deseniz çok keyifli. Tabi o keyifli ve mutlu olunca bizde mutlu oluyoruz, bu kısır döngü devam edip duruyor :)

Böyle işte devamlı bir hareket halindeyiz evde.... enerji  tavan yapmış durumda.
Sizden naber?

27.8.17

Ev Halleri, Kabuktaki Hayalet/ Ghost İn The Shell Filmi...





Çarşamba günü kardeşim saydığım Zerrin'im ile Karaköy'de buluştuk. Uzun zaman olmuştu vapurda tek başına deniz sefası yapmayalı.
Bide akşam üstünün serinliği de vardı ki değmeyin keyfime.....

Beni kendisinin daha önce gittiği benimse hiç bilmediğim bir burger cafeye götürdü.
 Küçük ama şirin bir yerdi. Çalışanları da işinin ehli ve severek yaptıkları çok belli bir cafeydi. Yolunuz Karaköy'e düşerse ve karnınız acıkırsa es geçmeyin derim. :)))
Biz oranın tavsiyesi üzerine bu menüyü yedik ve çokda lezzetliydi eti. Az veya çok pişmiş olaak da seçebiliyorsunuz.

Tabi hem karnımızı hemde ruhumuzu doyurduk sohbetimiz ile.
Yemekten sonra kahve içmek için başka bir mekana yol alırken bolcana yürüdük. EminÖnü'de oturduk bu sefer ve yine sohbet, dertleşme ...derken dönüş saatine geldik...

İkimizin de şehrin iki yakasında oturması, onun çalışması ve saatlerinin de uzun olması derken çok sık yüzyüze görüşemiyoruz.
Ama her daim telefonlaşıyoruz.
Hayat şartları ve trafik sağolsun diyelim...
İyi ki akıllı telefonlar var bence :))) Uzakları yakın ediyor bazı bazı....
 Bu arada boş durmadım...
Evde olan biberlerle kahvaltılık sos yaptım. 2 kavanoz çıktı, ara ara alıp değerlendirmek de yarar var.
Armut vardı ve tatsızdı, ondan da marmelat yaptım.
Reçel ve türevi tatlıları yaparken şekeri az ekleyip onun yerine karanfil ve tarçın ile tatlandırmayı seçiyorum.
Çünkü öbür türlü çok tatlı geliyor bize yahut biz alıştık benim bu tariflerime. :))))


Bir de film sığdırdık bu haftaya...
Kabuktaki Hayalet/ Ghost İn The Shell   

Kesinlikle oyuncu olmak için doğmuş Scarlett Johansson . Gerçi bu aralar hep bi aksiyon, bilim kurgu filmlerinde oynuyor ama yakışıyor ...

Yine olası veya ilerki gelecekte planlanan senoryalardandı konusu.
Bİrde bu filmin öncesi varmış, manga çizimden uyarlanmış bir film.

İnsan beyni ile robot eşleştiriliyor ve orduya binbaşı oluyor kahramanımız. Tüm anıları silinip, yalan bir hayat anlatılıyor kendisine.. sonrası filmde... Siteden bir kaç alıntı ile yazımı sonlandırayım :))

İzlemediyseniz ve manga seviyorsanız bennim gibi... filmi beğenirsiniz.

Alıntıdır;

Anti-terörist özel bir birlik olan dokuzuncu birlik, en tehlikeli suçluları durdurmaya çalışır. Şimdiki amacı ise Hanka Robotics'in siber teknolojiyi geliştirme çabalarını engellemeye çalışan bir hacker'dır. Ekibi yöneten ise insan-cyborg-hibrit olarak geliştirilmiş estetik ve ölümcül bir kadındır. Hanka bu güzel kadına ölmek üzereyken tekrar hayata döndürmüştür. Hem de özel güçler vererek. Dokuzuncu birliğin de isteği budur "Sana hayat verdik, sen de onlarınkini kurtaracaksın". Ve bu cyborg özel yetenekleri ile düşmanla amansız bir mücadeleye girer. 

22.8.17

E-Kitap, Kobo Hakkında...

D&R'da önceler E-Kitap aldığınızda ve programı indirdiğinizde akıllı telefonlardan okuyabiliyordunuz.

Daha sonra Kobo tableti satmaya başladılar ve e-kitap satışlarında da farklılıklar oldu.


Bilinler bilir başlarda çok cazip gelmiyordu e-kitap bana.
Hatta ben mecbur kalmadıkça kitaplarımı netten bile almıyordum. Çünkü alırken incelemek, dokunmak ve o kitap poşetini taşımak beni çok mutlu ediyor.
Fakat gitgide internetten satış ile kitapçıda ki fiyat arasında ciddi rakamsal farklılıklar oluyor. O yüzden indirim zamanlarını ve nette ki fiyatlara göre alıyorum artık kitaplarımı. Hatta çoğunluk netten alıyorum.

Sonra bu ayın başında D&R'ın kampanya mailini gördüm. Kobo'yu da hem akıllı telefonuma, hem tabletime hem Pc'ye yükledim. Şifrem ile hangi bilgisayardan giriş yaparsam yapayım hesabıma ulaşabildiğimi gördüm.
 
Eşimde bende araştırdığımızda Kobo E-Kitap okuyucusu pek önerilmiyor. 
Zaten baktığınızda  e-okuyucular ciddi pahalı.
Hem böyle indirme programı da olunca almaya gerek de görmüyorum açıkcası.
En azından kızla dışarı çıktığımızda çoğu zaman sırt çantasına kıyafetlerinin içine atıyorum cüzdanımı, telefonumu. Öyle zamanlar da e-okuyucu benim için çok ideal oldu. 📖😊


Birde bu ay sonuna kadar indirim var. Bir çok hem klasik hem güncel kitaplar 7,90 TL'ye düşmüş.
Bir kaç almak istediğim kitap vardı aldım, yükledim. 
Çok da ön yargılı bakmamak gerekiyormuş, anladım.
Başlarda  "yok bana göre değil, ben okuyamam" derken şimdi e-kitap okuyorum aralarda.
Elbet dokunup aldığım kitaplardan ASLA vazgeçmem, o duygunun bana yaşattığı keyfi ıskalamak istemem.

Sizinle de paylaşmak istedim bu indirimi ve Kobo olayını.
Kullananız mı var mıdır?
Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?


19.6.17

Big Little Lies Dizisi...

Bu dizinin tanıtımını Sevgili Şebnem'in bloğunda ( OytunlaHayat bloğu) gördüm.
Oyuncu kadrosunda ki bu üç kadını da çok beğeniyorum ve mini dizi olması da cazip geldi.

Şebnemmm iyi ki paylaşmışsın, geceleri keyifle ve merakla izledim diziyi...
Müzikleri ve sahil kasabasında geçmesi sebebi ile görsellikleri bir harikaydı.
Konusu çok trakedik ve izlerken biraz da bildik...
Kitabı da varmış bu dizinin biraz bakındım ama türkçeye çevrilip çevrilmediğini bilmiyorum, bilen varsa paylaşsın lütfen.

Konusuna gelince;
bir sahil kasabası, özellikle ebeveynler devlet okulunun iyi olamsı sebebi ile burayı seçmişler.
Zengin, süsülü ve sanki mükemellermiş gibi bir hayat gösterisi.
İçeriden bakıldığında mükemmel olmayan, sorgulayan aileler...
Bol dedikodu, yüze gelince herkes muck muck...



 Özellikle sarışın olan kızı hep komedi tarzında izlemiştim, burda ki karakteri ve oyunculuğu ile şaşırttı  beni.
Bence Nicole Kıdman hiç yaşlanmıyor, devamlı genç, dinamik ve güzel ve çekici biri.
Diğer kızımızıda genelde bilim kurgu filmlerinde görmeye alıştığımızdan burda ki rolü ile de sevdim.

Konusu merak uyandıran ve sürükleyici bir dizi.

İzlerken düşündüm bol bol; illa ki mükemmel anne olmak mı zorundayız? İllaki diğer annelele aşık atmamız mı gerekli?
Tek bizim çocuğumuz mu akıllı, özel? vs....

Tavsiye ederim bi göz atın diziye...

Haydin iyi geceler, iyi haftalar arkadaşlar...


16.5.17

Hisart Canlı Tarihi Sergisi Akasya Kültür Sanat Merkezi'nde...

Cumartesi günü( Gamze'nin bloğu ) Yaşam İzi Bloğunun yazarı  Gamze ile buluştuk 

Eşime okuldan Akasya Avm'de Külür Sanat Bölümünde bulunan Hisart Sergisi bileti vermişlerdi ve bende gezmeyi seven Gamze'yi davet ettim. Gamze'nin hem sohbeti çok keyilfi hem bilgisi ile size öyle güzel anlatıyor tarihi yerleri, olayları öğrenmemek mümkün olmuyor.
Benim gibi eksiği fazla olanlar için Gamze'nin sohbeti bir numara.
Gamze'cim yüreğine sağlık benimle de bildiklerini paylaştığın için.
Artık arkadaşlıktan bir adım öteye geçti bizim dostluğumuz. :)
İyi ki tanıdım dediğim sevdiklerimden oldu.

Önce yemeğimizi yiyip sonra da sergiyi dolaştık. Öyle çok büyük bir sergi değildi ama sergilenenlerin geçmişini düşününce içimiz nasıl cız etti anlatamam.....

Hiç bir savaşa denk gelmedik belki yaş olarak ama gördüklerimizden, duyduklarımızdan etkilendiğimizi düşünürsek; yaşasaydık nasıl olurduk hiç bilemiyorum...

BU arada Hisart merkezi Çağlayan’da bulunan ve 1900’lü yıllarda meydana gelmiş savaşları dioramalarla yani 3 boyutlu canlandırmalarla anlatan bir müze.  Eserlerin bir kısmı Mayıs ayı sonuna kadar Akasya Avm içinde sergileniyor.

Ve 31 Mayıs'a kadar da sergi devam ediyor.

Canlandırma olan mankenler çok başarılıydı. Aslında bunu şunun için yazdım kimse kusura bakmasın ama bazen öyle canlandırma heykeller yada mankenler yapıyorlar çok kötü oluyor...

Sergiyi gezerken hep dua ettim bizi için, toprağımız için savaşan, şehit olan atalarımıza. Ve Ulu Önder Atatürk'ümüze ve silah arkadaşlarına, onunla bu yola baş koyan şehitlerimize.... minnet ve saygılarımı sundum...






 Balkon Göçü sergilenmiş... Ne zordur göçe mecbur olmak, herşeyini, vatanını, toprağını bırakmak....


 O dönem savaşlarda kullanılmış eşyalar, zırhlar, şapkalar.. mermiler, tabanca ve kılıçlar...




 Bu görselle de Sarıkamış olayını canlandırmışlar...








9.5.17

Üsküdar'da Cafe ve M.H. Kan Umay Kitabı

 Geçen hafta alerjimin yine başlamsı sebebi ile Üsküdar'da ki bir doktora gittim. Hadi gitmişken arkadaşıma uğrayıp kahvemi içtim.
Ordan çıktıktan sonra Üsküdar'da biraz yürüdüm.
Daha önce belki çok bahsetmişimdir; seviyorum bu ilçeyi. İçime huzur veriyor...
Daha önce birkez gittiğim kafenin diğer şubesine gideyim dedim.
Burası hemen Mihrimah Cami'sinin arka tarafında kalıyor.
Merdivenlerin başında hemen, eski köşkü kafe yapmışlar. İŞletenlerden çok kibar ve tam bir esnaflar.
İçini çok hoş döşemişler, alttan hafifte müzik geliyor.
Hava sıcak olduğundan Demirhinba Şurubu söyledim ve kitabımı okudum.
Elbet arada manzarının da tadını çıkarttım.
Yolunuz düşerse uğrayın keyifli bir yer.


 Bu kitabı eşim DR'da gezinirken görmüş ve hem kapağı hemd e isminden dolayı hemen almak istedik.
Ve başladım okumaya. Aslında Umay'ın tarihçesinden yola çıkarak yazılan bir kitap değil. İçinde mitoloji, Şamanizm'e dair notlar var ama daha çok seven ve lanetlenen bir kadın ve saf aşk anlatılıyor.
Kitabın ilginç yanı ise merak ve heyecanınız okurken hiç bitmiyor.
Şaman geleneklerine göre astral gezintilere geçerken Kemal aynı zamanda sınavlardan da geçiyor.. derken aşkını kurtarıyor.
İlginç ve güzel bi  kitaptı.



21.3.17

Eyvah Kitap Mine Soysal Üstüne...

 Bu kitabı çok sevdiğim kitap kurdu yeğenim verdi. Bir gece telefonuma
 "Gülşah Ablacım böyle bir kitap var okudum ve seninde okumak isteyeceğin aklıma geldi. Getireyim mi sana okur musun?"
 Dedi.
Bende tavsiyesine güvendiğim için "getir tabi ablacım okurum" dedim.
Bir çırpıda bitti kitap.
Hani gerçekten de birçok annenin babanın hayalidir çocuğu kitap okusun. Özellikle de en çok kullandığı da bir cümledir " hadi kızım, oğlum bırak elindeki telefonu kitap oku" yada "birazda kitap oku okumak önemlidir"....
Elbet evlatlarımıza okumayı aşılamalıyız ama örnek de olmalıyız ve ses tonumuz emrediciden çok sevdirmeli olmalıdır.
Ve çocuğumuzu gözlemleyip doğru zamanda demeliyiz. Çünkü gerçekten de çocukluk dönemi o kadarda basit; küçüktür anlamaz diyeceğimiz bir dönem değildir.

Anlayacağınız bazen "bu çocukdan bir cacık olmaz" dersiniz ne cevher çıkar içinden.. bazende "bu tam bir kitap kurdu" dersiniz bir dönem gelirki bırakır okumayı...
O yüzden anlık veya kısa süreli molalarda çocuklarımıza anlayış gösterelim ve eleştirmeyelim...
"Eyvah Kitap Mine Soysal"  

Binlerce çocuk ile görüşüp, sohbet ettikten  sonra ortaya çıkan bir kitap. Okurken yer yer "aa çok doğru" derken buluyorsunuz kendiniz; kimi zamanda gülerken...
Eğlenceli bir kitap. Daha çok öğretmenlerin ve ebeveynlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Önsözünde yazar çok güzel açıklamış bu kitabı neden yazdığını.
Sitesinden alıntıladım çünkü kendisi o kadar güzel yazıya dökmüş ki...

Bu kitaptaki öyküleri anlatanlar: Klasiklerden nefret ettiğini sananlar. Sürekli, “Odana git, kitabını oku!” denenler. Bilgisayarla kitaplar arasında seçime zorlananlar. Kitap okuduğu duyulursa karizmasının çizileceğinden korkanlar. Yalnızca kitap okurken kendini iyi hissedenler. Ailesi hiç kitap okumazken, tatilde bile kitap okuması beklenenler. Sadece Harry Potter kitapları okumak isteyenler. Öğretmenin ödev verdiği kitabı iğrenç bulanlar ve diğerleri…