Bu kitabın tanıtımını ilk Gülben Ergen'in İnstagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafta gördüm.
Sonra biraz araştırdım ve enteresan bir kitap olduğunu fark ettim. Biraz daha araştırınca almaya karar verdim.
Gerçekten de kitapta çok ilginç, enteresan ve detaylı kadınlara, kadınların psikolojisine ve psişesine dair mitolojik öykülerle anlatımlar bulunuyordu. Yazar bu kitabını yazmak için 20 sene araştırma yapmış, öyü ve mitolijik öyküler dinlemiş, kendi ailesinden de öykülerle birleştirmiş. Tabi bu kitabı yazarken önce kendi içindeki kadına ulaşmış bence yazar. Kurtlarla kadınların benzer özelliklerinden de dem vuruyor yer yer. Çok alıntı yaptım kitaptan ve altını çok çizdim cümlelerin. Masallarla öyle güzel betimlemiş ki kadına dair özellikleri.
Kesinlikle kadınların okuması gereken bir kitap. Hele hele farkındala başladıysanız yaşamınıza dair, psikolojinize dair okumalısınız. Kitap biraz ağır. Konuları öyle okuyup geçemiyorsunuz. Roman gibi değil de başlıklar altında sindirerek okumak gerek.
Her konu başlığı altında bir öykü/masal anlatılıyor ve sonrasında yorumlara geçiliyor. Tabi bu masallar yer yer mitolojiden de alınıyor. Ama tasvirler, bakış açıları çok iyi. Zaten düşündüğünüzde ve özellikle dişi kurtlara baktığınız da kadınlarla benzer özellikleri çok fazla. Çok fazla yazmak isterdim detay ama hangi birini yazacağımı şaşırdım.
En iyisi mi okuyun derim bu kitabı; yavaş yavaş, sindire sindire....
***********************
Ece Temelkuran çok güzel özetlemiş kitabı;
Yağmurlar, gemiler, düşler
Clarissa P. Estes'in yazdığı "Kurtlarla Koşan Kadınlar"ı,
özellikle geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda
gören kadınlara şiddetle tavsiye ediyorum
---
Kimi kadınlar, düşlerinde kendilerini yalnız görürler; bir başlarına. 16
yaşındayken mesela, henüz hayata yeni başlarken, sonradan fark
edersiniz ki, o günlerde geleceğe ilişkin kurduğunuz düşlerde
yalnızsınızdır. Çok kadın tanıdım böyle. İlk gençlik yıllarında gelecek
hayalleri kurarken tek başına Kızıldeniz'e dalarken görmüştü kendini;
bir evde bir sürü kediyle tek başına yaşadığını görmüştü; bir yük
gemisine binip, siyah bir gocuk giyip tam güvertenin ucunda filtresiz
sigara içerken görmüştü kendini. Kendilerini böyle hayal eden kadınlar
sonra adamları ve çocukları nereye koyarlar? Neyse...
Belki sonra unuturlar, rüyalarını "düzeltirler" ama aklı ve kalbi olan
kadınlar gelecek düşlerinde kendilerini hep tek başına bir maceraya
atılırken görürler. Sonra olaylar gelişir, belki bütün bunların pek de
iyi bir fikir olmadığına kanaat getirirler. Ya da "bir gün mutlaka"dır
işte, bilirsiniz...
Siz o ilk düşünüzde, kendinizi yalnız başınıza hayal ettiğinizde nasıl
görmüştünüz kendinizi? Sizin maceranız nasıldı? Ne zaman unuttunuz o
hayali resmi?
Kurtlarla Koşan Kadınlar
Bütün tanıdığım kadınlara aynı kitabı öneriyorum iki haftadır. Israrla,
neredeyse bıktırırcasına tavsiye ediyorum. "Sevgilim şöyle böyle bir
adam. Ama onu terk edemiyorum. Suçlu hissediyorum" kendimi diyene...
"Herif bana kazık attı. Şimdi duyarsız görünmem lazım değil mi? Öyle
yaparsam çok gülünç görünürüm, değil mi?" diye çaresizce bir yanlışın
içinde debelenene... "Şu işi çok yapmak istiyorum. Ama kesin
tökezleyeceğim bir yerinde. Başlamasam daha mı iyi acaba?" diye
sorana... "Hayatım kusursuz ama yine de mutlu hissetmiyorum kendimi.
Bende bir yanlışlık mı var acaba?" diye düşünene... "Çocuk yapmak
istiyorum ama beceremem diye düşünüyorum. Yani ya iyi bir anne
olamazsam?" diye kuruntular üretene...
Bu soruların hepsine iyi gelecek bu kitap, biliyorum. Bütün bu kadınlar,
kendilerinde olan ama var olduğunu unuttukları, unutmaya zorlandıkları
bir gücü anımsayacaklar "Kurtlarla Koşan Kadınlar" kitabını
okuduklarında.
Gizli bir kadın dayanışma örgütü
Kitaplardan öğrenilmiş bir feminist manifestodan, katır kutur bir
feminist jargondan bahsetmiyorum. Anneannelerimizden, onların
anneannelerinden beri biriken bir kadınlık bilgisinden ve sezgisinden
söz ediyorum. Elleriyle bu dünyayı yapan; çocukları, yemekleri ve işleri
yapan kadınların biriktirdikleri bilgelikten ve kudretten... Bize
unutturulmuş hayat/ölüm/hayat döngüsünden... Kendisine uzaklaştırılmış,
ne kadar güçlü olduğu unutturulmuş ve birbiriyle dayanışması türlü
yalanlarla engellenmiş bir cinsiz biz. Öyle güçlüyüz ki hatta çok
korkutabiliriz herkesi. Zaten belki korktukları için en başlarda
sakatlamışlardı bizi. Kitabın meselesi sakatlayanlardan intikam almak
değil, en önemli yanı bu. Kitabın meselesi yeniden nasıl ayağa kalkıp,
tamamlanmış bir kadın olarak nasıl yaşayacağımız ve nasıl kendimizi
güçlü hissedeceğimiz.
Jung, masallar ve kızlar
Psikiyatri okuyup, Jung üzerine doktora yapıp sonra bütün dünyayı kadın
masalları arayarak dolaşmış bir kadın, Clarissa P. Estes tarafından
yazılmış kitap. Ayrıntı Yayınları'ndan çıktı. Biraz pahalı ama en kötü
ihtimalle birkaç arkadaş birleşerek alabilirsiniz, almalısınız. Estes
eski masalları yeniden okuyarak kadınların yazılmamış tarihine ve bu
tarihten öğrenilmesi gereken hasletlere dikkat çekiyor. Yaralarınızı
kendi kendinize nasıl saracağınızı söylüyor ve bunu yapmak için sizde
yeterinden fazla gücün zaten bulunduğunu anlatıyor.
Erkekler neden okumalı?
Ortalıkta "kadın dünyasını yazan erkek yazar" furyası var ve hakikaten
kadınların bunlara içtenlikle inandığını sanmıyorum. Sadece biraz çekici
buluyorlar belki, belki biraz da erkeklerin kadınları nasıl gördüğünü,
nasıl gördüğünü sandığını anlamak için okuyor olabilirler. Oysa
kadınlarda anlaşılması gereken bir şey olmadığını, sadece onlarla
birlikte "akılması" gerektiğini daha henüz hiçbir erkek yeterince
anlayabilmiş gibi gelmiyor bana. Yaptıkları bir nehri durdurup debisini
ölçmeye çalışmaya benziyor; nehirle birlikte akmak ise çok daha büyük
bir güç gerektiriyor. Erkeklerin de işte, bu kitabı ne tür bir nehirle
birlikte akabileceklerini anlamak için okumaları gerekiyor.
Kendi içinizde şefkatli ve ılık bir yolculuğa çıkmak için bulunmaz
bir fırsat! Şiddetle tavsiye ediyorum... Bilhassa geleceği hayal
ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara! Her yaştan
kadına...
Kitap Hakkında
İnsanlık tarihi boyunca bastırılmış ve
örselenmiş kadınların durumunu sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele
alan çok sayıda inceleme yapıldı. Her inceleme, kadınları ''tanımlama ve
çözme'' açısından çok farklı yöntemler önerdi. Bu önermelerin ne ölçüde
kadınların doğasını ilişkin isabetli ve farklı alternatifler olduğu ise
tartışmalı.Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten
farklı bir önermede bulunuyor, kadınlar için yalın, uygulanabilir ve
doğal çözümler öneriyor. XIX. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan
kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde
kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin
içindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde
yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında
yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan
içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna,
bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor:
Masallar! İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü
masallar aracılığı ile kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok
açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler
uyguluyor.Estes’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri,
zerafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ
açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu
benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar. Estes’in ilginç
örneklerle betimlediği bu arketip, doğayla bağını kopartmamış ve
seçimlerini yaparken duygularını temel alan kadınları içeriyor.Kitaptaki
farklı kültürlerden derlenen masallar, kadınların ilişkileri, kişisel
imgeleri ve hatta bağımlılık gibi temalar çevresinde gelişiyor. Örneğin
Afrika kökenli bir öykü, kadının ikili doğasını yansıtıyor. Ortadoğu’ya
ait bir masal, sıradan bir kilim gibi görünen büyülü bir halının
toplumun önyargılarını ve görünüşe ne kadar kolay aldandığını ortaya
koyuyor.Yayımlandığında büyük övgüler almış bu sıra dışı kitap,
kadınları vahşi derinliklerine doğru heyecanlı bir yolculuğa çağırırken,
kadın psişesinin bugüne dek hazırlanmış en büyük sözlüğü olarak da
okunabilir. Kurtlarla Koşan Kadınlar, kadınlarla vahşi bir noktada
buluşmak isteyen erkekler için de vazgeçilmez bir rehber özelliği
taşıyor. “Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır; fizikseldir,
temeldir, tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital
uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an
için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yasayıp ölen ve kendi
enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır
çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir çünkü bedeni ve onun
duygularını uyandırır. Cinseldir çünkü heyecan vericidir ve haz
dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir, çünkü gülme, insanın
kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en
vahşi cinselliğidir. ” Clarissa P. Estés“İnsanlar binlerce yıldan bu
yana, zor öğrenilen bilgileri edinmek ve sınırsız olasılıklar içeren
düşler kurmak için büyük ateşlerin çevresinde oturmuşlardır. Günümüz
dünyasında bu bilgelik yalnızca ‘gerçekler’le sınırlanmıştır. Estés,
kitabında bu bilgelik ateşini yeniden yakıyor, hepimiz için.” Gloria
Steinem