Rus Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rus Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.2.23

Ruha İyi gelenler...

 Bu aralar TV'yi kapattım... Hatta Twitter açtım haberleri takip etmek için... İçimde ki yangın, acı soğumadı... Yüzüm ara ara gülüyor, bazen gerçekten de gülüyorum, hayat devam ediyor...bazen kızçeyle kuduruyoruz.... Normal tabi bunlar... Ama hep arkasından, içimde bir yer acıyor.... Her iki duyguyu da yaşıyorum... Özellikle Umay'ın yanında daha güçlü duruyoruz... Çünkü henüz bazı şeyleri tam anlamlandıramıyor., Haklı da.... Şu küçücük yaşına bir pandemi bir deprem sığdırdı diğer çocuklar gibi....

Neredeyse son bir haftadır kitaplarıma döndüm... İyi geliyor çünkü başka türlüsü depresyona çıkartır.... Oysa ki ayağa kalkmak için aklıma da ihtiyacım var... 


BALIKÇILAR/ DMİTRİ VASİLYEVİÇ GRİGOROVİÇ 

Nobel ödüllü bir yazardan klasik bir  Rus Edebiyatı klasiği... Güzel yanlarından biri Rus isimleri ile sizi yormuyor....

On dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatının altın çağının en parlak isimlerinden biri kabul edilen ve Rusya’nın ilk köy edebiyatı yazarlarından olan Dmitri Grigoroviç, Balıkçılar adlı romanıyla Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından çevrilmiş. Özellikle anlatım dili çok yalın ve akıcı.... O dönem de geçimini balıkçılık ile geçiren aileler ile sanayileşmeye başlayan devletin arasında ki yaşananları anlatmış. 

"Çok paranın olduğu yerde çok günah olur....." 



Karakterleri ve hikâyeyi çok sevdim. O dönemin kırsal yaşamını daha güzel nasıl anlatırdı bilemiyorum. Özellikle yerel halk ile sanayileşmeye yardım eden halk arasında ki detaylar, yaşananlar, o fabrika çıkışı erkeklerin içmeye gitmesi... Kadınların ev ile hamhâl olması, duyguların anlatımı... Çalışırken ki tutumları...iyi ile kötünün dengesi ... İki güne bitecek bir eser.

Lakin biraz yavandi kitap. Evet her karakterden parçalar vardı ama hep eksik gibiydi. Özellikle sonu sanki devamı varmış gibi bitti ya da yarım kalmış gibiydi... 

Ve çeviri için #leventözübek çok teşekkürler 🙏🏻


#gulsahinkitapligi

#balıkçılar




Gerçek bir hikâyeden uyarlanan bir kitap #eseklikutuphaneci 


Köy köy kitap taşıyan biri Mustafa Güzelgöz... Önce eşeği ile taşır. İster ki kadını, çocuğu, erkeği okusun öğrensin. Yılmadan, yorulmadan taşır, liste tutar, büyük şehirlere gider yardım ister.... 

Hikâyeye bakınca gerçekten de Ürgüp'te heykeli olan biri "Eşekli Kütüphaneci"

Öyle güzel anlatıyor ki Fakir Bayburt, kesinlikle hikâye anlatıcısı da olmalıymış.... Hüznü de sevincide içimize dokunarak anlatıyor..... 


🫏📚 Mübadele döneminde Ürgüp'ten Yunanistan'a göçe zorlanan ailesinin izini sürmek için gelen D.Katsikas Aziz ile tanışır ve hikâye ondan sonra başlar..... 

“Düşündüm: Ama ben ilçede kitaplık memuruyum; köylüye nasıl hizmet götürebilirim? Köylülere hizmet götürebilmem için köye dönük bir görevimin olması gerekir. Düşündüm: Var mı öyle bir görevim? Yoksa, yok mu? Belki vardır; iyi düşün bakalım. Düşündüm: Ben de kitap götüreyim! Ama nasıl götüreyim kitabı?(sy.46)”

 Der sayfa 46'da.... İşte başlıyor hikâye...

Geçen sene mıydı tam hatırlamıyorum ama Sevgili KitapSemasj ve grupları okumuştu. O zamandan eklemiştim listeme .... Bu zor günlerde, içimin içimi yediği günlerde çok iyi geldi kitap. 

Veeee sevgili Tuğba vesilesi ile de öne çekip okuduk kitabı... 🙏🏻✌🏻🪷

Mutlaka ama mutlaka listenize ekleyin diyeceğim kitaplardan bir oldu....





4.4.22

Zamanımızın Kahramanı / günlük

 


Hoş geldi sefa getirdi Ramazan Ayı. Bilinçlendikce, okudukça daha farklı bir gözle bakmaya başladım oruca ve Ramazan ayına... Hep derim, hep de diyeceğim sanırım ; ruhu beslemek önemli. Eğer boşlukta kalırsa, vesvese, daralma, devamlı negatif düşünceler daha ön planda olabiliyor....

Bu aralar havalar güzel gitti, bizde kızın sınıfından arkadaşlarla çocukları okul çıkışı alıp pikniğe veya yemek yemeğe götürdük. Sınıftan iki arkadaş ile çok uyuştuk ve neredeyse haftada bir görüşür olduk. Kafa dengi olmak çok önemli hele bu saatten sonra daha da önemli.... Oturup konuşmaktan keyif  almak, zamanının nasıl geçtiğini anlamamak... Ne kadar önemli....biz de dört arkadaş yakaladık bu enerjiyi. Hoş kızımın şansına cocuklari erkek ama buda Umay'ın şansı ;))

Perşembeden bu perşembeye kadar antrenmanı olmayınca bizde değerlendirelim dedik. Öbür türlü bir çok şeye katılamıyor tabi kızçem. Arada onların maçı olması bize yarıyor. Hem dinlenmiş oluyor hem de okulda tam zamanlı etütde kalıyor. Çıkışta da parka götürüyorum... İstediği şey de bu. 😁

Onun dışında bir iki kitap okudum, onları da paylaşayım dimi... Paylaşayım paylaşayım :))



Uzun zamandır elimde olan bir kitabı, bir solukta okudum. 

🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿


"İnsanoğlu işte! Hepsi böyledir. Bir eylemin bütün kötü yönlerini önceden bilirler, yardım ederler, akıl verirler ve hatta başka çıkış yolu kalmadığını görünce eylemi onaylarlar bile. Sonra ellerini yıkar ve öfkeyle, olayın bütün sorumluluğunu ve yükünü üstlenme cesareti gösteren kişiye sırtlarını çevirirler. Hepsi böyledir, hatta en iyi yüreklileri, en zekileri bile!.. 

der kitabın bir yerinde ❗ 


#zamanımızınkahramanı

⚔ Sevgili Mihail Lermontov, döneminde ve sonrasında bir çok yazara ilham olmuş bir yazar. Çok genç yaşta vefat etmiş.... Kitabın sonunda Sevgili çevirmen Nuri Yıldırım detaylı bir şekilde yazarın dönemini, yazı akımını ve hayatını da anlatmış.

Lermontov bu kitabında bir kaç akımı birden kullanarak yazmış. Her ne kadar bölüm sonunda ve sonrasında başka bir hikâye gibi başlasa da bölüm.

Hepsi birbirini takip ediyor ve taşlar yerine oturuyor. Bu kitapta da "psikolojik, ruhsal, toplumsal, sosyol ve aşka dair" konuları bütünleştirmis.

Özellikle kahramanımızın kendine dair analizleri ve davranışlarının aktarımı müthişti..... Ayna niteliğin de, anti-kahraman Peçorin ve onun hikayesini okudum.....

⚔️ Aynı zamanda Rus Edebiyatında psikolojik roman tütününün ilk örneği olarak da yazari ve kahramanını ölümsüz kılmıştır...





9.11.20

Bir Hikaye ve Kavgam Serisi....




 Aslında Boris Pasternak'tan " Doktor Jivago" kitabını okumak istiyordum. Ama her zaman ki gibi YKY Kadıkoy'e inince ve diğer kitabı değilde bu kitabı bulunca aldım. :)

Aslında iyi de oldu. Yazarın anlatımını tanımış oldum. Ve bir gerçek var ki bir donem savaş görmüş, yokluk çekmiş yazarlar daha içli ve daha detaycı anlatabiliyorlar.  Hatta az öz cümle ile bir sürü şey anlatıyorlar.

Yazarımız entellektüel bir çevrede yaşamış, ve hayat hikayesi şöyle;





1930’lu yılların başı Pasternak’ın SSCB edebiyatında etkin rol aldığı bir dönem oldu. 1934 yılında Yazarlar Birliği’nin ilk kongresinde yaptığı konuşma, Lunaçarski’nin onu SSCB’nin en iyi şairi ilan etmesini sağladı. 1935 yılında Paris’te Uluslararası Barış Kongresi’ne katıldı. Pasternak’ın 1945-1955 yılları arasında yazdığı “Doktor Jivago” adlı roman hayatının dönüm noktası oldu. SSCB içinde yayımlanmayan bu roman, onun 1946’dan başlayarak Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında anılmasını sağladı. 1958 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü, fakat Pasternak SSCB yetkililerinin onaylamaması nedeniyle ödülü kabul etmedi.

Akciğer kanserine yakalanarak 30 Mayıs 1960 günü, Peredelkino ’da öldü.

"Bir Hikaye" kitabı kısa bir  düz yazı şeklinde yazılmış bir öykü. Ablasının yanına gelen, arada geri dönüşler yaşayan bir adamın öyküsü... 39 yaşındayken yazar bu eseri ve amacı; Devrimi ve 1.Dünya Savaşı öncesini anlatmaktır. 

Ve özellikle Rusça çevirisi Yapı Kredi yayınlarından çıkan bu eser.

Kısa ama öz, dopdolu bu kitapla yazarı tanıdığıma sevindim.


 
 
 
 
Daha sonrada bundan bi 6 sene evvel D&R'dan kampanyadan 3 ciltlik seri kitap olan " Kavgam, Aşık Bir adam ve Çocukluk Adası/ Karl Ove Knausgaard" kitaplarını almıştım. Birinci kitaba başladığımda o uzun anlatımlar biraz sıkmıştı beni. Bende hiç kendimi zorlamadan kaldırmıştım. Sonra bu senede bana öyle melun melun bakıyordu kitaplıktan. Dur hele başlayayım bakayım yine aynısı olursa bu sefer tamamen bırakırım dedim kendime :))
Aaaaa bi baktım su gibi akıyor kitap. İlk kitap olan "Kavgam"da cocukluğu, okul yılları, gençlikde ki yaşadığı içe dönük haller...babası ile olan ilişkisi, annesinin sıcaklığı... okul zamanı.... tabi her detay var kitabında. Betimlemeler biraz fazla ara ara durağanlaştırıyor okumayı ama dayanırsanız sonrası tekrar akıyor anlatım...
okurken en çok düşündüğüm; biz yeri geliyor en yakınımızla bile sorunlarımızı konuşurken; hem ailevi hem kişisel...acaba bu kadar cesur olur muyduk? gerçekten de öyle bam teli yerleri, duyguları anlatmış ki... sizde kendi hayatınızda o günlere gittiğinizde kendinize itiraflara başlarken buluyorsunuz kendinizi :)

Bir röportajında şöyle demiş;
'Yazmak utançtan kurtulmanın bir yoludur. Yazdığınızda tüm fikir özgürleşir. Bence utanç sosyal hayatta gerekli bir mekanizmadır. Her şeyi düzenler. Ama bende bundan çok fazla var, aşırı dozda.’ 

Seri altı ciltten oluşuyor, sonradan son üç kitapta Monokl Yayınları tarafından basıldı.Diğer üç kitabı hemen alır mıyım bilmiyorum ama elimdekileri okumak istiyorum.
2.kitapta da yazma serüveni, çocukları ile yaşadıkları, karısı ile olanlar ve yazma serüvenini anlatıyor. Hele o cocukları ile olanları okuduğunuzda, yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz...


27.5.20

Biten Kitaplarım...

Heyoooooooo 💃🏻💃🏻💃🏻💃🏻💃🏻
Nabersiniz? Bizde ve halleri üç aşağı beş yukarı aynı 😎
Balkon ve odalar arası tura katıldık. Henüz iyiyiz...  
Arada evin anası olarak boşluklarda ve geceleri kitaplarıma kaçıyorum. Eğer gündüz okumadıysam, muhakkak gece biraz daha geç yatıp, okuyorum 🙈
Geçtiğimiz hafta biten bir kitap #sinekazabı 
📌Daha önce hiç #eliascanetti okumadım. Başlangıç kitabım deneme türü olan bu kitap oldu.


Daha çok yazarın aforizmaları ve kendi beğendiği,  altını çizdiği cümlelerden, bakış açılarından oluşuyor kitap. Şöyle yapın çay, kahve ister sıralı ister rastgele bir bölümden başlayayın okumaya.....   Tabi genel itibari ile gerçekçi bir bakış açısı varmış anladığım kadarı ile. 
Aslında ben "KÖRLEŞME" kitabını okumak istiyorum. İndirimde idi bu kitabı, hadi başlangıç olsun alayım dedim. :)
Nette biraz bakınınca yazar için şöyle diyor;



Elias Canetti, modernist romancı, oyun yazarı, anı ve kurgusal olmayan düzyazı yazarı. Eserlerini Almanca yazan Canetti, "geniş bir bakış açısı, fikir zenginliği ve sanatsal güç ile işaretlenmiş yazıları için" 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.



Alıntılarımdan bazı cümleler....
📌📌📌📌
İnsan, elinden gelenin en iyisini boşu boşuna yapmış olduğunu hissettiği zaman nefret ettiği kadar bir daha asla nefret etmez kendisinden. İşte o zaman, sadece o zaman gerçekten ölmek ister.
📌📌📌📌📌
"İstediği şey hep oluyor,  ama dört ya da beş yıl sonra,  artık başka bir şey istiyor olduğunda..."


Diğer kitabım ise; ÖFKE / PHİLİP ROTH

Bir yerden başlamak istiyordum yazarın kitaplarına. YKY'ye inip kitap aldığımız dönemler de, orada görevli arkadaş bu kitabı önerdi. Bende bununla başladım. Anlatım dilini çok sevdim. Biraz hayatında da kesitler bulunuyormuş bu kitabında. Sanırım her dönem Yahudi olmak sıkıntılı ....
Okul döneminde sessiz, sakin, hani derler ya "ne etliye ne sütlüye karışır" cinsinden biri Marcus....
Bu durum aslında kendisi için pekde iyi olmuyor. Okul müdürünün dikkatini çekiyor ve asosyal olmakla ilgili görüşleri oluyor. Oysaki çocukcağız...ailesinden, yaşadığı çevreden idmanlı....ama her yerde böyle sanırım.... Biraz mahalle baskısı, aile baskısı, arkadaşlar arası zorbalık derken...birde savaş dönemi..  1951 Kore Savaşının ikinci yılı...
Her ne kadar çalışkan, itaatkâr biri olsada kimseye  yaranamıyor.. .En önemlisi düzenin özellikle gençleri nasılda acımasızca eleştirip, yönlendirdiğini, bazı gruplara mecbur katılması gerektiğini anlatan kitaplardan. Sırada diğer kitapları var.....

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Bir diğer kitabımda;

"İNSANCIKLAR / DOSTOYEVSKİ"
Canım akadaşım Aylam önerdi. Bende listeme almıştım. Kitap dostluklarını çok seviyorum 😍
Nasılda gözümden kaçmış,  kısa ama dolu olan bu kitap.
Yazarın ilk kitaplarından. Gogol'un "Palto" sundan etkilendiği yazıyor sunuş özetinde. 
Bemzerlikler tabi. Lakin Dostoyevski'nin o insan analizleri ve duygularını aktarımı müthiş....
Acıklı bir hikaye; İnsancıklar....... Özellikle bir babanın dramı çok etkiledi beni, bir de  sırf yoksul oldukları için utanmaları, bir çok hareketi karşı tarafın yoksul insanlara yakıştımamaları...
Gerçekten de öyle değil midir? Parası biraz fazla olan karşısındakinden...davranışları nasılda karşı tarafı küçük düşrücü olabiliyor ya da kendini daha üstün görebiliyor bazı insanlar... Tabi bunda istisnalar meclis dışarı.

Özellikle Makar'ın Varvara'ya olan aşkı... kızın tembelliği ve hep bir şeylere bahane bulması biraz sinir etti beni.....

Arka kapak yazısı şöyle...

Yıl 1846’dır. Genç Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar’ı tamam­lar tamamlamaz ev arkadaşı yazar Grigoroviç’e okutur. Grigoro­viç o kadar heyecanlanır ki birkaç kez kalkıp Fyodor’un boy­nuna sarılmak ister; fakat arkadaşının aşırı duygu gösterilerinden hoşlanmadığını bildiği için yapmaz. Grigoroviç ertesi gün romanı yazar ve yayımcı Nekrasov’a götürür; kitaptan çok etkilenen Nekrasov da eleştirmen Belinski’ye... “Yeni Gogol doğdu!” der, Nekrasov daha kapı ağzında. Aynı günün akşamı, Belinski’ye tekrar uğradığında onu heyecan içinde bulur: “Nerede kaldınız? Nerede bu Dostoyevski’niz? Genç mi? Kaç yaşında? Hemen getirin bana onu!” 

Belinski’nin evine getirilen yirmi üç yaşındaki genç yazar, daha sonra orada olanları şöyle anlatacaktır: “Ve işte... beni onun yanına götürdüler. Belinski’yi birkaç yıl önce heyecanla okumuştum ama bana ürkütücü ve sert gelmişti ve benim İnsancıklar’ımla alay edecek, diye düşünüyordum. Beni çok saygılı ve ağırbaşlı bir şekilde karşıladı; ama daha bir dakika bile geçmeden her şey bambaşka oldu... Ateşli ateşli, alevli gözlerle konuşuyordu. ‘Siz kendiniz anlıyor musunuz?’ diyordu bana tekrar tekrar, alışkanlığı olduğu üzere bağırarak, ‘Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz?.. Bütün bu korkunç gerçeği, bizlere göstermiş olduğunuz bu gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok... Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız.’”

 









9.9.19

Hayat Akarken biten kitaplar....Levy, Andreyev, Gogol....


Günaydın. Sabahın erken saatinde kalkmayı özlemişim. O sabahın sessizliği ile gecenin sessizliğinin hissettirdikleri.....🤟🏻😊 Tabi yazın geç yatınca da sabah erken kalkmak çok zordu.
Bu yaz çok yoğun ve keyifli geçti. Temmuz ayını havuza giderek geçirdik. Ağustos ayında ise söz, nişan, kına ve düğünlerle kapattık :))
Veeee artık okul zamanı geldi çattı :))))))) Bizim kız bu sene okul öncesi oldu. Seneye artık mini mini birler tarafına geçicez. Ve ben şimdiden başladım "sen ne ara bu kadar büyüdün de 1'e gideceksin?" demelere......



☕Yazın pek okuyamamıştım artık arayı kapatırım.
Bir kaç kitap okudum bu arada. Bazıları ince kitaplar olduğundan çabuk ilerledi.
D&R kampayasından aldığım kitapları bu ay bitirmeyi umuyorum. Çünkü okumak istediğim kitap listesi iyice kabardı.




☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕


#palto kitabını okumayan benim gibi çok kişi kalmamıştır sanırım....
👤 Nasılda kimilerini kıyafetlerinden dolayı ya da bizim gibi değil diye görmezden gelebiliyoruz değil mi?
👤 Keskin bir ironi ile anlatsa da Sevgili Gogol öyle ince, derin cümleler var ki.... Hoş o gün anlattığı hikâye bugün hâlâ geçerliliğini koruyor...
Eğer arkan sağlamsa, tanıdık varsa işler daha kolay ilerliyor... Yok eğer yalnızsan hele hele  maddi durumun da "eh işte!" ise...vay haline......
Tabi okurken çok üzüldüm Akaki Bey'e, hep tipi,  o anlatılan eskimişz paltosu geldi gözümün önüne.... Sonra bizlerinde yok mudur öyle gözümüzün önün de olan,  göz aşinalığımız olan tanıdıklar. En basitinden pazarlar da en köşeler de ufak bir tezgâh açan teyzeler, amcalar... Önce kendileri fiyat verip, sonra da "şu kadara olmaz mı?" dediğiniz de "olsun " diyen........
Bir de etkileyen durumlardan biri de "dalga geçilmesi" şu insanoğlu çok  acımasız  çok     .......



 Diğer kitabım kampanyadan aldığım "BAŞKA BİR MUTLULUK FİKRİ/ MARC LEVY"

Öyle güzeldi ki....  Hani böyle kafanız karışık olur,  şöyle tadımlık,  hikâyesi sizi yormayan ama izlerken veya okurken de sizi saran bir film, kitap olsun dersiniz ya... İşte #başkabirmutlulukfikri öyle bir kitap.
#marclevy bence bu işi çözmüş.
Kitabın ismi cümle arasında geçitor v okurken öyle güzeldi ki cümle...buraya yazarak okuyacak olanları bu keyiften mahrum etmek istemem.
Konusuna gelirsek; firari bir teyze, teyzesi olduğunu bilmeyen Milly  hikâye olarak bir dönem asi olan, adaletsizliğe,  ırkçılığa, eşitsizliğe karşı olan gençliğin yaşadığı olaylar... Sonrası hapse girenler ve dışarıda yeni bir hayat kurmak için adına kadar değiştiren bir kesim...



☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕☕




#kızılkahkaha
Rus Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir Leonid Nikolayeviç Andreyev....
🌪Özellikle otoriteyi ve burjuva yaşamı eleştiren yazar Kızıl Kahkaha'da savaşta deliren askerleri anlatır.  Bir Rus Subayının savaşta parça patça tuttuğu günlüğünü,  kendisinin ölmesi sebebiyle kardeşi tamamlar....
🌪 Ne zaman böyle travmatik kitaplar okusam hep duam "keşke savaşlar olmasa, insanlar saygıyla birlik beraberlik içinde yaşasa" oluyor. Tabi insan mahlukunun olduğu yerde bu mümkün değil    ........
🌪Sarsıcı olduğu kadar gerçekci ve okunması gereken kitaplardan bana göre..





İşte böyle...
Artık daha sık yazarım diye düşünüyorum.
İyi haftalar selamlar arkadaşlar.

8.8.19

Biten Kitaplarım.....

O kadar yorgunum ki anlatamam.... Günler aslında dolu dolu yoğun geçiyor. Evet çok iyi ve güzel bir şey. Lakin bedenim artık fire veriyor,  dinlen, uyu hiç bir şey yapma diyor. Biraz bedenimi dinlemem gerek sanırım.

Bu ara okumalarım hep YKY Yayınları oluyor,  hem seviyorum hem de ince kitaplar olması da beni cezp ediyor. 😎



"SONDAN SONRA/ MEGAN HUNTER" kitabı distopya tarzı yazılmış,   kısa cümlelerle duygular,  yaşananlar anlatılmaya çalışılmış...
Konusuna gelince; Londra bir sabah sular altında kalır.... Bir anne hamiledir, sonrası doğum ve anne bebeğin hayatta kalma mücadelesi, yaşananlar, kıtlık,  su altınsa kalmaktan kaçmak, kaos. Babanın ve ailesinin psikolojik tepkileri.
Aslında konu çok güzel ama kitapta sanki bir şeyler eksikti. Bir türlü ilerlemiyor sayfalar.......
Ara da kaldığım bir kitap oldu. Pek sevemedim.......zor bitirdim.......



YÜZBAŞININ KIZI/PUŞKİN

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki çeviri müthişti. Sadece takıldığım nokta; dualar ve temenniler hep Allah'a emanet olun....şeklindeydi... Yani daha bizden dualar. Orijinal metnin de nasıllar bilemiyorum. Sonuçta Hristiyanlar.
Özellikle o aşk,  aşkı için giriştiği alavereler,  duygu yoğunluğu ve savaşa dair  kısa notlar ...çok iyiydi.  
Rusya'da ki rejimin çalkantılı ve belirsizliği,  ordunun mücadelesi ve yıllara vuran ayaklanma davası....



18.12.18

Günlük Haller/ Biten Kitaplar...

Selam. İyi haftalar hepimize.

Geçtiğimiz hafta kız.grip olmuş üç güne atlatmıştı. Sonrası malum ben oldum.
Bu sefer kemik ağrısı yanında "sesimi kaybettim hükümsüzdür" modundayım
Hatta hâlâ da öyleyim. Dün akşam babamın doğum günü vesilesi ile kardeşime gittik. Az bişey viski içirdiler zorla 😬😊 "iç bak iyi gelecek dedi ma aile"



Bende azcık içtim  içim ve boğazım yandı lakin yarım sonrası sesim geldi.... Valla şaştım. Dedim bileydim önceden içerdim 😁
Bugün daha iyitm en azından az da olsa sesim çıkıyor derdimi anlatıyorum

Ve Aralık ayının da sonuna geldik  Her sene liste yapardım ama bu sene dırt çıktım  Liste falan yapmadım hâlâ
 🎄 Yeni yıl kartları yazdım postalanacak
🎄 Elimde ki kitapları bitirdim ve resmen kitabım kalmadı. Ay ben bi mutlu bi mutlu  Artık listelediğim kitapları alabileceğim  😊


Bitirdiğim kitaplara gelirsem; bu ay güzel kitaplar okudum.

📚


 KÖRLÜK/JOSE SARAMAGO

Daha önce yazarın "Kabil" kitabını okumuş ve hayal gücüne, betimlemelerini beğenmiş fakat dini konuları ti-ye alması beni biraz rahatsız etmişti.
Evet Habil Ve Kabil'i anlatırken verdiği örnekler vs. çok iyiydi. Bu biraz da inancıma ilgi.
Bu kitabın da yazar birden kör olan insanların yaşamlarından yola çıkarak anlatıyor  Başta saçma gibi gelse de okudukça, bakış açısı  kurduğu cümleler ve verdiği örneklerle sizi içine alıyor kitap
Özellikle insanların toplu haldeyken nasıl sürü psikolojisine dahil olduğunu,  bir olay başımıza gelince nasıl da değiştiğimizi vs anlatmış. Tabi etkileşimler, toplumsal kaygılar  devlet politikası derken sizde sorgulamaya başlıyorsunuz.
🖋
Kitap da tek rahatsız eden ve yorucu olan; düz yazı ile yazılması ve hiç bir noktalama işaretinin olmaması. Bir de yazar hiç karakterine isim vermeden anlatıyorum  Bu onun tarzı ne diyelim 😊

 Diğer kitabım; SADAKO/ Eleanor Coerr 

Arka kapak yazısı öyle güzel özetlemiş ki..... Kısacık 72 sayfalık bir kitap ama size öyle çok şey anlatıyor ki.... 

Sadako Sasaki... Hiroşimalı binlerce küçük kızdan biri. 1945'te iki yaşındaymış. Yaralanmamış, hastalanmamış. Okuluna gidiyormuş güzel güzel. Yıllar geçmiş. Sadako, kentinin her gün biraz daha düzeldiğini, yeni yapılar yapıldığını görmüş. On iki yaşındayken birden hastalanmış. Radyasyonun vücutta yarattığı onulmaz bir hastalıkmış bu. Doktorlar, uzmanlar incelemişler, kurtuluş olmadığını anlamışlar. On ikisindeki Sadako ölecek!.. Kendi de biliyor bunu! Ama Japon geleneğine göre kağıttan bir turna kuşu yapan kişinin dileği muhakkak gerçekleşir. Sadako'ya oyalanması için bu inancı veriyor çevresi. Mektuplar alıyor bu konuda. Sadako, hasta yatağında başlıyor kağıttan turnalar yapmaya. Çok uğraştım ben, yapamadım o kuşları. Bir, iki, üç kez katlıyorsun, kıvırıyorsun, derken bir turna çıkıyor ortaya. Sadako günlerce uğraşmış, yüz, iki yüz, beş yüz, altı yüz, tam altı yüz kırk dört ağıt turna yapmış. Onlar birbirine bağlanıyor ince ipliklerle, metrelerce uzayan bir kuş dizisi çıkıyor ortaya. Sadako Sasaki bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını umut ederek, gece gündüz kağıttan kuşlar yapması geliyor gözümün önüne, 644'üncünün bitişi 645'inciye başlayamamak ve çekip gitmek şu hem güzel, hem çirkin, hem yüce, hem aşağılık dünyadan... (OKTAY AKBAL)


📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚



  ŞEYTAN'NIN GÜNLÜĞÜ/ LEONİD ANDREYEV

Kadıköy'e inince muhakkak İşKültür Yayınları'na uğrarım  😊 Özellikle orada ki çalışanlar da iyi bir okur olunca sohbet de keyifli oluyor.
Bu kitabı da onların önerisi ile aldım.
👿 Aslında eski bir yazar fakat Türkçe' ye Ekim 2018 tarihinde çevrilmiş. Rus Edebiyatının iyilerinden diye geçiyormuş..
Konusuna gelince de...
Şeytan bir gün sıkılır ve insan kılığında yeryüzüne iner.
Öyle insanlarla karşılaşır ki kendi bile şaşırır ve gaflete düşer.
Baktığımızda da öyle değil midir!

Macera ve eğlence peşinde koşarken insanda içkin özelliklerle; açgözlülük, gaddarlık, kurnazlık ve ikiyüzlülükle tanışır. İnsanın Şeytan’a “pabucunu ters giydiren” türlü hile ve düzeniyle kandırılır, aşağılanır, alaylara maruz kalır ve servetinden olur. Şeytan’ın bile saf ve temiz kaldığı bu karanlık dünya tasavvurunun barındırdığı keskin yergiden Batı uygarlığı ve Katolik Kilisesi’nin temsil ettiği ruhban sınıfı da nasibini alır.
Ve insa oğlu şeytana bile pabucunu ters giydirir ...... 😬😁😁
Evet biraz ironik ama doğru değil mi? Hepimiz tanımışızdır böyle kişikliker .... 
Anlatım dilini beğendiğim yazarlardan oldular kendileri  😊


Son olarak TOLKİEN MİRASI BİLEMEZSİN kitabını okudum 
Kitaplar yazarın anısına yeniden aslına sadık kalarak ve bayağı bir geniş ön yazıları ile basılmış ve özel set olarak satışa sunulmuş.
Eşim aslında hayranı ve o almıştı.
Bem Yüzüklerin Efendisi filminin hayranıyım ve defalarca seyredebilirim.

Kitaplarını da daha doğrusu masal hikayelerini de sevdim. Aynı zamanda ilizyonlarla da anlatılmış 
Yazar aslında çocuklarına önce anlattığı masallardan yola çıkmış..
Okırken bşr kez daha hayal gücüne hayran kaldım  Gerçekten de herkese mahsus değildir böyle düşler ayrı bir kafa istiyor bence. 😊

Ve o kafa da yazar da ileri seviye. Okurken bunları hissettim..
Masal diyorum ama masaldan da öte... Büyüklere masallar tarzında. Yüzüklerin Efendisinin ön kitapları diyebiliriz bu seriye.... Şimdi bazı sahneler ve kişilikler daha bir oturdu kafam da.


İşte böyle. Şimdi de Sineklerin Tanrısı kitabına başladım.
Si nasılsınız?

23.10.18

Biten kitaplardan.....

Selam  😊

Bu aralar pek bi miskin panda modundayım .. Evde yapılmayı bekleyen işler var ve ben sadece "derler, topla, süpür-sil" modundayım .....
Bu da geçece elbet. Geçecek değil mi?

Her ne kadar miskin panda modunda olsa da ayarlarım kendimi "okumak" ile ödüllendiriyorum  🤗

Bir kaç ince ve nefes roman bitirdim

Bunlardan biri de;
 BİLDİĞİNİZ DÜNYANIN SONU/ERLEND LOE
🖋 Daha önce yazmıştım Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Doppler'i çok sevmiştim
🖋 Bu kitabı ise tam bir hayal kırıklığı oldu benim için ...  Öyle zor bitirdim ki anlatamam ..
Tamam artık evine dönüyor fakat o belden aşağı cümleler, Hayata bakış açısı ve yorumlar derken.... Elbet beni rahatsızlık eden bu değildi .. Bunları anlatırken kullandığı yazım dili idi.
Okudum geçtim diyebilirim .....

Diğer kitabım ise; "YİRMİNCİ YÜZYIL FİLMİNİ ÜRETTİĞİM AKŞAM VE BAŞKA KÜÇÜK KEŞİFLER / KAZUO ISHİGURO"

🏆 Bu kitap yazarın ödül gecesi konuşmasını anlatıyor.
🏆 Hatta daha önce hiç Ishiguro okumadıysanız bununla başlayın ve yazarın nasıl bir yaşam tarzı, hayatsa bakış açısı ve romanlaeını yazarken nelerden beslendiğini anlayın.
Günden Kalanlar kitabını okumuş ve diğer kitapları hâlâ alıp okuyacağım listede yerini koruyor. Öncesi bunu okumak daha bir heveslendirdi beni

Ve arka kapak yazısı şöyledir :

“Büyük bir duygusal güce sahip romanlarında, dünyayla bir bağlantımız olduğu yanılsamasının altında yatan dipsiz uçurumu açığa çıkardığı” gerekçesiyle 2017 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Kazuo Ishiguro, Nobel konuşmasında, yazarlık hayatının dönemeçlerini ve sihirli keşif anlarını romanlarından alıştığımız yalınlık ve vuruculukla, okurlarla paylaşıyor.
Çok yakın gelecekte –yoksa o an çoktan geldi mi?– bilimde, teknolojide ve tıpta çarpıcı buluşların yol açacağı zorluklar bizi bekliyor... Şimdi altmışlarında bir adamım, gözlerimi ovuşturup pusun içinden düne kadar varlığından bile haberdar olmadığım bu dünyanın anahatlarını seçmeye uğraşıyorum. Aklı yorgun bir kuşağın mensubu, yorgun bir yazar olan ben, bu yabancısı olduğum yere bakacak gücü bulabilir miyim?.. Yola devam etmek ve elimden geleni yapmak zorundayım. Çünkü hâlâ edebiyatın önemli olduğuna ve biz bu zorlu alanı geçerken bilhassa önemli olacağına inanıyorum. Ancak bize genç kuşaktan yazarların yol göstereceğine ve ilham vereceğine güveniyorum... Bu yüzden iyimserim.

Bir diğer kitabım :
"KIRIK KANATLAR /HALİL CİBRAN"
Novella tadın da bir roman. Kısa ve öz kelimelerle Sevgili HALİL Cibran bize aşkı, kadını ve çaresizliği anlatmış 
Tabi biz kendisinin genelde aforizmalarına yada kıssadan hikâyelerin alışkınız  Bu kitap da çok farklı değil aslında.
Döneminin ilk romanlarından sayılıyor.
En çok etkilendiğim romanın sonu ve bir anne lile evladının verdiği sınav ve kaybı oldu .......

Diğer son kitabım ise :
"TOLSTOY'UN YAŞAMI / ROMAİN ROLLAND"
Yazarımız tam bir Tolstoy hayranı ve biraz karışı bir kronoloji ile yaşamınk anlatıyor. Daha çok ruh hali diyebiliriz.
Biraz yavaş ve durağan ilerliyor eğer Tolstoy seviyorsanız bu kitabı okuyun.
Ama öyle çok aranız yoksa sizi sıkabilir 
Tolstoy'un Yaşamı, yazara büyük hayranlık duyan ve onun yazın yaşamını dönemlere ayırma gereği duymadan bütünü ile seven birinden, büyük romancı Romain Rolland'dan ona bir selam. Tolstoy, her dönemde olduğu gibi, on dokuzuncu yüzyıl sonrasında da herkesi eserleriyle birleştiriyor çünkü. Her kesim-den insan onun evrenselliğinde birleşiyor, onda ken-dini buluyor. Romain Rolland, Lev Nikolayeviç'in yaşamını anlatırken, ona yönelik iddiaları da ele alıyor: Tolstoy başkalarının fikirlerinden etkilendi mi, kriz öncesi ve sonrası diye iki kategoride değerlendirilebilir mi?.. 

Tolstoy düşüncenin ayrıcalıklı kişilerine seslenmez, sıradan kişilere, iyi niyetli insanlara seslenir. Bizim bilincimizdir. Bizim, biz orta halli insanların, düşündüğümüzü, kendi içimizde okumaktan korktuğumuzu söyler. Gururla dolup taşan bir önder değildir bizim için, insanlığın yukarısında, sanatlarının ve arılıklarının tahtında oturan, mağrur dehalardan değildir. Tolstoy -mektuplarında da kendini bu en güzel, en tatlı adla adlandırmaktan hoşlanırdı- bizim "kardeşimiz"dir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 150

Baskı Yılı: 2015

Böyle işte dostlar. İnce kitaplar ile haftayı bitirdim  Gelsin yeni kitaplar  😊 

Selamlar. 

2.6.18

Mayıs Ayı Okuduklarım Ve izlediklerim....


Geçtiğimiz ay arkadaşımla sohbet ederken bana okuduğu ve beğendiği hatta benim de beğeneceğim bir kitaptan bahsetti. "KUZEYLİ ANNEM" di kitap.

Sonrasında Kadıköy'e indiğim de Yapı kredi Yayınları'na uğradım ve yazarın başka kitapları var mı diye bakındım. Orada çalışan beyefendi de bu yazarın çok iyi olduğunu ve tüm kitaplarının aynı kalite de olduğunu söyledi. Ben de aldım. 😊
İlk olarak "Benim Babam Hiç Kimseyi Öldürmedi" kitabını okudum. Kitapları çoğunlukla anlatı ve kendi yaşamı. Sayfalar arası ilerlerken de kısa ve öz ama detay olarak da iyi kelimelerle anlatmış. Okurken tam olarak ne demek istediğini anlıyorsunuz..
Seviyorum böyle yazarları ve kitaplarını. 😊
Sonrasın da "NEREYE GİDİYORUZ BABA?"  kitabında Zihinsel Engelli özel iki çocuğundan, yaşadıkları zorluklardan ve hayata tutumlarından bahsetmiş.
Okurken içim cız etti, üzüldüm sonra da verdikleri mücadele ve doğru duyguları ifade ettikleri için de takdir ettim.
Gerçekten de çocuk demek sabır demek... Hele zihinsel yada bedensel engeli olan çocuklar daha özel  bir sabır istiyordur.
Artık dulum. 12 Kasım günü Sylvie öldü. Çok üzücü. Bu sene indirimli satışlara birlikte gidemeyeceğiz.”
Kısa, yoğun, kaybetmenin acısının sillesini yemiş, tatlı, tatlı ama sert bir yas kitabı Dul.
 Bu kitabın da ikinci eli ile kırk yıl süren evliliğini anlatıyor. Ve eşinin kendisinden önce ölmesi ile karşılaştığı yaşanmışlıkları ince kara bir mizah ile anlatıyor.

Ve son olarak "KUZEYLİ ANNEM" kitabını okudum. Okumadığım bir kitabı kaldı. Çarşıya inince onu da alırım  😊
Bu kitabında da annesi, yaşamları, Yaşam mücadelelerini anlatıyor.
Dediğim gibi aslında ince kara bir mizah var ve aslında kolay da olmamış yaşamları. Ama bize aktarırken öyle ince detaylar anlatmış ki okurken içiniz daralmıyor. Sanki yakında bir yer de bu olanları, okuduklarınızı izlemişsiniz gibime geliyor .



Arka kapak yazısından;
"Küçüklüğümde ne zaman bir şeyler yazsam ya da bir resim yapsam, iyi olmuş mu diye anneme sorma ihtiyacı duyardım. Ondan icazet almam şarttı.
Kendisi hakkında yazmamla ilgili bugün ne düşünürdü acaba?
Tedirginim, belki de kitabı sevmeyecek. Alkolik kocasından bahsedilmesinden gına gelmiş olmalı. Ketum ve çekingen olan kendisinden, hayali hastalıklarından, kederinden bahsedilmesini istemiyordur.
Satır aralarını okumayı bilecek, bu kitabın bir ilanı aşk olduğunu, öğretmenimizin Anneler Günü için dikte ettiği övgü sözleri hariç, onu sevdiğimi asla söylemeyen benim hatamı telafi ettiğimi anlayabilecek mi?
Bunları onu yeniden yaşatmak için yazdığımı anlayabilecek mi? Çünkü onu özlediğimi."
Jean-Louis Fournier’den yeni bir aile anlatısı daha.
“Kuzeyli Annem” tıpkı diğer Fournier kitapları gibi: sade, şiirsel ve sarsıcı...


 Mayıs ayında okuduklarım arasın da Çehov'da vardı.
"En acı ve kırıcı olan şey, bu hayatın acılara karşılık olarak mükafatla sona ermemesi.Operadaki gibi zaferle değil,ölümle son bulacak olması."

İnsana her zaman değer veren Doktor Andrey ile hastası İvan arasında geçen olayların psikolojik hikaye tarzında işlenişini çok beğendim. Bunun yanın da toplumun duyarsızlığını da ele alıyor Çehov. Elinize alır almaz kolaylıkla bitirebileceğiniz bir kitap.
Kendine konuşacak bilgi ve görgü “düzey”inde kimsecikleri bulamadığından yakınan, deliler gibi kitap okuyan doktorun yeni arkadaşı, öyküye adını veren akıl hastalarının olduğu 6. Koğuş’tan çıkar. Var oluştan, şüphelere uzanan derin ve felsefe dolu sohbetlerde bulur doktor kendini. Çok geçmeden önce tatile, sonra da emekliye ayrılmaya zorlanacaktır. Zira toplumun dışladığı bir gruba yaklaşmıştır. Bundan sonra yaşananlar ve doktorun ölümü tümüyle bir “Farkındalık” imtihanı sayılabilir. 
 
Bir kaç film  de izledik bu ay.
 


Tonya Harding

 Bu film gerçek yaşam hikayesinden alınmış. Amerika'lı Tonya Harding/ Artistik Buz Pateni patencisi bir kızdır. Annesinin katı eğitimi ve yönlendirmesi sonucu eğitimini de bırakıp sadece kayar....
Tonya, zor karakterli annesi, eski eşi Jeff Gillooly ile olan dengesiz ilişkisi ve hep daha iyisini başarmak adına kendini zorlaması yüzünden aşırı stres altındadır. İki defa Olimpiyat ve iki defa da Skate America Champion ödülünü kazanmıştır. Ancak daha fazlasını isteyen Tonya, eski eşinden yardım ister ve 1994 yılındaki ABD Buz Pateni Şampiyonası öncesinde rakip patenci Nancy Kerrigan'ı sakatlaması için birini tutar. Ancak planladığı komplonun ortaya çıkması ile birlikte kariyerinde ve yaşantısında ödeyeceği bedeller Tonya için hayli ağır olacaktır.
 Diğer filmimiz de Lara Croft!du. Eşim oyunu biliyor ve oynamış. Ben aksiyon sevdiğim için izledim.
Sonuçta bir izlenimlik ev sineması tadında bir filmdi.
 Sinema da izledğim ve beğendiğim bir film de "Han Solo/Bir Star Wars Hikayesi" idi.
Tam bir fanatiği olan eşim " eh iyiyidi" dese de ben beğendim. 
Bu tarz diğer oyuncuların da hayat hikayeleri anlatılınca kafam da daha bir şekilleniyor Star Wars hikayesi ve bende fanatik olma yolunda ilerledim diyebilirim. Çünkü izledikçe mantığını kavradım ve "evet ya aynen böyle" diyorum. :)))

Uzun bir yazı oldu. Şİmdiden iyi okumalar ve keyifli haftasonları olsun.
Selamlar.  :)

2.2.18

Turgenyev, Colonia Dignidad, Testere Ve Ev Hali....



Selamlar efenim.

Tatilin son günlerine geldik. Bu hafta iki film bir kitap bitirmiş olarak yazımı yazacağım. :)
Bu hafta biraz sakin geçti. Bir tanıdığımızı ziyarete gittik. Ora da konuşma esnasında konu kitaplara, eğitime geldi. Orta Okula giden kızına okul verilen klasik kitapları konuştuk.
Bana göre bazı klasik kitaplar o yaş çocuklar için çok erken. Örneğin "Anna Karanina" yı ortaokul çocuğu okuyup napıcak. İçinde aldatma, aşk, ihanet ve sonunda intiharla gelen ölüm var....
V.S......... Bazı kitaplar ilerleyen yaşlar da farklı yaşanmışlıklarla okunduğunda daha anlamlı oluyor.

Gelelim bana.
"Babalar Ve Oğullar/ İvan Sergenyeviç Turgenyev

Aslında kitabın arka kapak yazısında konunun Rus Edebiyatının önemli eselerinden biri.
İçin de felsefe, aşk, savaş, sohbet ve eleştiri bolcana var. tek eksik olan Baba Ve Oğullar arasında ki diyalog. Başlarda öyle gözükse de kitabın ilerleyen sayfalarında Nihilist( kendini öyle tanımlayan ve davranan, kendini öğrenci yetiştirmeye adayan" Bazarov ve Arkadyn ile geçiyor. Hayatı sorguluyorlar, aşkı, aristokrat yaşamı küçümsüyor.
Özellikle köylü-efendi ilişkisini de iyi sorguluyor.
Tabi baba-çocuk arasında ki eski nesil-yeni nesil anlatımı, zamana ayak uydurma ve eğitimin önemi de vurgulanıyor.
Rus Edebiyatın da sevmediğim daha doğrusu okurken beni yoran tek şey isimleri.... Ne uzun Ya rabbim... söylerken de okurken de gözüm yoruluyor yahu :)))

Bu kitabı da uzuuun zaman önce almış ama anca sıra gelmişti. Bir solukta okunan bir kitap. İŞ Kültür yayınları çevirisi konusunda iddialı ve iyilerde. Özellikle klasik kitap alacakmış ilk bu yayınevine bakıyorum.



İki filmden biri Colonia

Çok etkilendiğim bir film oldu.
İnternetten bakındığım da olayların gerçek olması da ayrı bir üzücü.... Aklım almıyor insanların bu zalimliğini...... Colonia Dignidad, 1961 yılında Şili’de Alman cemaat lideri Paul Schäfer tarafından 1961’de kurulan bir koloni. Ve sadece 5 kişi kurtulabilmiş. Film de aşk sahneleri dışında diğer her şey gerçekmiş. Ve tarikatın kurucusu yıllar yıllar yıllar sonra suçlu bulunup hapse atılmış.Yüzlerce kez çocuk istismarı ve başkaca insanlık dışı suçlardan 33 yıla mahkûm oldu. Schäfer, 2010 yılında bulunduğu Santiago cezaevinde ölmüş.  Ama yaşamlar, işkence gören, tacize uğrayan çocukların yaşamı..... offf. içim daralıyor resmen izlerken, okurken.... ama gerçek......işte ne kadar gözümü kapatabilirim ki....
İzlemediyseniz izleyin..... iyi bir filmdi....


Testere kabusum olacak sonunda... hem daralıp da hem de merakla serisini izlediğim filmlerden....
Bu son filminin de kurgusunu beğendim....

Bu haftayı da böyle kapattım. Yazımı yazdım, sizleri okudum, müziğimi açtım; Lorenna Mckennit'imi de açtım. çayımı da aldım, kitap okuyacağım. :)
İyi hafta sonları şimdiden.