Doğan Novus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Novus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.10.22

Neler okudum ?

Selam.😊

en son 23 Eylül'de yazmışım.... Aslında hep aklımda sayfama yazılar eklemek lakin bi denk düşürüp yazamadım... Süreklilik konusunda kendimi geliştirmem gerek :)

Zamanı verimli konusunda da çalışmalar yapmam gerek...😬

Okul- masa tenisi-ev arasında ki gidip gelmelerimiz devam ediyor. Bu sene 3.sınıf olması sebeiyle yeni ders olarak Fen Bilgisi eklendi ve ödevler de biraz daha fazlalaştı. Allah'tan öğretmenimizin çok ödevdense, derste öğrenmeleri ve sonrası pekiştirmelerine inanıyor... yavaş ama sağlam adımlarla ilerliyorlar. Öğretmen konusunda şanslıyız.... 

Arada arkadaşlarla çay kahve muhabbeti derken akşam oluyor.... 


 

Uzun zamandır bu kitap aklımdaydı. Yazarı İnstagram'dan severek takip ediyorum. Paylaşımları, anlatımları içime çok iyi geliyor..

"İnsanlar, giderler!" dedi
Ustam, "Bunu unutmayın ".
Aslında doğumdan başlayan bir büyüme sürecindeyiz. Ve bu süreçte yol aldığımız kadınlar, özellikle kadınlar neredeyse dönüm noktamız oluyor....
Kelimelerinden dökülen, kendi hayat yolundan yola çıkarak farkındalığı anlatıyor bir nevi Sevgili #damlaçeliktaban
İçimde ki, içinizde ki bir çok yaraya, söze dökülemeyen yaşanmışlıklara kapı açıyor, nasıl barıştığını, kabullendigini ve yola devam ettiği bir nevide var kitapta......
Oturup bir kaç saate okursunuz kitabı... ama öyle okumayın emi... sindire sindire, içinizde ki çocuğu dinleye dinleye ,yüzleşerek okuyun. Okuyun ki kendi yolunuz da yalnız olmadığınızı hissedin.......
Teşekkürler, 🙏🏻✨️✌🏻

diye yazmışım.... ara ara açıp okunacak kitaplardan...


Peşinden #bağlar kitabını okudum.  uzun süredir aklımda olan bir kitaptı. Veeee ruhumda hissederek okuduğum kitaplardan biri oldu.
Bir karı koca düşünün, gençliğin başında evlenmişler, iki de çocuk. Adam üniversitede de hoca. Ve evde dile getirmediği, rahatsız olduğu davranışlar, ailevi beklentiler var.
🔗 kitap kadının kocasına yazdığı mektuplarını başlıyor, ( adamın kendinden küçük bir sevgilisi vardır ve tüm zamanını onunla geçirir) bir nevi günlük şeklinde mektuplar. Özellikle baştaki o "unuttuysanız beyefendi hatırlatırım, eşinim ben senin eşin..." cümlesi ve kadının da aslında kocası ve çocukları için nasıl da kendinden vazgeçmesi, yüzleşmesini anlatan duygu durumları çok etkileyici idi.
🔗🔗 okurken etkilendiğim bir diğer anlatım ise kadın tarafından algılanan, hissedilen ile koca tarafından anlatılanlar , bide çocukların hem annesiyle hem babasıyla karşı karşıya kaldıkları, bazen bazı bildiklerini içlerinde tutmaları, anıları farklı hatırlamaları durumu ve bunların birbirine bağlaması.... hele o son bölüm çok iyiydi. Daha fazla yazamıyorum hem spoiler olsun istemiyorum hem de benim gibi hâlâ okumayan varsa okusun diye...

 

Bir kaç arkadaşımızla beraber okuduk. lakin kitap bende akmadı.. Aslında yazarın anlatım dili çok akıcı ama ben bu tarz konularda ki kitapları okuyamıyorum... O yuzden yer yer atlayarak okuduğum bir kitap oldu......


 

Hayatı anlaman gerekmiyor, yaşaman yeterli!" Diyor kitabın bir çok yerinde.
📖📖📖
Bayadır okumak istediğim merak ettiğim kitaplardan biri idi #geceyarısıkütüphanesi konusu çok çok iyiydi. Hayata dair amacını kaybetmiş Nora ve yaşamına dair gelişmeleri, yaşama tutunma çabalarını okuduk. Özellikle "keşkeleri " çok olan biri Nora. Babasının yüzücü olmasını istemesi, abisinin grupta ilerlemek istemesi, annesinin depresyonda olması aslında yük olmuş Nora'nın sırtına.... çünkü sevginin de önüne geçiyor ailesinde kimlikler.... Ve okuldayken kütüphaneye sığınması, orada öğretmeni ile satranç oynayıp sohbet etmesi bir nevi umut oluyor....
Sonrası ağır bir depresyon ve yaşama dair sorgulamalar başlıyor.
Kitapta işlenen konular çok iyiydi, özellikle paralel evren, kuantım ve yaşama dair anlatılanlar, orneklendirmeler iyiydi... lakin bisey eksikti... çok klişe cümleler vardı...Hani çok okuduk böyle kitaplar, isterdim ki böyle güzel bir konunun klişe cümleler ile değil de daha özgün bir anlatımla hikâyeleşseydi.....
Velhasıl okudum, iyi ki okudum ama arada kaldığım bir kitap oldu....



"Başarısızlıkların peşini hiç bırakmaz, ama başarıların konusunda kendini sürekli yeni baştan ikna etmen gerekir..."

"... rahatımız için bazı rahatsızlıklara katlanmalıydık, tıpkı sevdiklerimizin eksikliklerine katlanmak zorunda olduğumuz gibi: hiçbir şey mükemmel değil, dedi."

"Beklenmedik şeyler bazen kaderin cilvesi gibi görünür."

"Paranın kendisi başlı başına bir ülkedir...."

"Evlilik, başka şeylerin yanında, bir inanç sistemidir, bir öyküdür de, ve kendini son derece gerçek şeylerde göstermesine rağmen, yürümesini sağlayan şey eninde sonunda gizemlidir."

🔲🔲

Merak ettiğim bir üçleme kitap idi.
Yalnız kitap durağan ilerliyor o yüzden okurken biraz sıkılabilirsiniz....
Yaratıcılık dersi vermeye Atina'ya giden kahramanımızın çeşitli karşılaşmalarını okuyoruz... Yalnız yer yer nerede şimdi, bu kim, kimden bahsediyor derken kendimizi bulabiliriz... Eğer bırakmayıp devam ederseniz ,sonlara doğru taşlar yerine oturuyor....
Özellikle evlilik ve kadının çocuk ile olan bağı, ilişkisi üzerine bazı cümleler değişik ve etkileyici idi. Yer yer katılmadığım bakış açısı olsa da düşündürücü idi.
İmgeler çok fazlaydı...neresi konuşma neresi iç konuşma gibi gidip gelmelerim oldu. Okurken en çok hissettiğim; sınırlanma duygusu, yaş ilerledikçe farkındalığın artması oldu.....

12.12.19

Biraz Benden..biraz biten kitaplardan....

Dönem dönem içime iyi gelecek kitaplar arıyor ruhum. Bunda sanıyorum ki evde olmamın da sebebi var. Çünkü çalışmayı daha çok seviyorum,  beni motive ediyor.
Yalnız şöyle bir ironi de var evde olmaya da alıştım. Bu ikilemden dolayı da ara ara ruhum daralıyor. Bazen kendimi işe yaramaz gibi hissediyorum,  nasıl anlatsam bilemiyorum bu duygumu. Sanki çok gezmemem, çok almamam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Sonra bir dönem geliyor bu duygum gidiyor.
İşte böyle bir dönemde daha önce çok gördüğüm,  lakin mesafeli durduğum "SAKİN/ EGE SOLEY" kitabı yine karşıma çıktı.

İçini biraz karıştırdım ve almaya karar verdim.
Aslında tüm yollar biraz sakinlik, biraz dinginlik, biraz yavaşlamaya çıkıyor. Bunu ister meditasyon ile yapın, ister yoga, isterseniz namaz kılarak.... Enerji, dua ve iç sesimizi dinlemek aslında ruh-beden-zihin üçlüsü için önemli. Bunları biliyor olsam da ara ara okumak iyi geliyor.
🕐 🕐 🕐 🕐
Koşmayı bıraktığımız gün, vardığımız gün.
Aramayı bıraktığımız gün, bulduğumuz gün.
Konuşmayı bıraktığımız gün, duyduğumuz gün.
Bizim olduğunu sandığımız şeylerin hiçbir zaman gerçekten bize ait olmadığını anladığımız gün, artık her şeye sahip olduğumuz gün.

Kendimize sorduğumuz tüm soruların cevabı, aklımızı sakinleştirdiğimiz ve sessizce hayatı dinlediğimiz anlarda saklı. Ege Soley Sakin’de o değerli anlara ulaşmanın, yaşamın akışına güvenmenin ve kendi sesini daha iyi duymanın yol haritasını veriyor. (Tanıtım Bülteninden)
Diyor...... Yazarın anlatım dili öyle tatlı ki....anca böyle adlandırabilirim....

Sonra ki hafta "YUNANLI BİR KIZ ARANIYOR/ friedrichdürrenmatt


#friedrichdürrenmatt aslında oyun yazarı imiş.  Bir çok oyunu sahnelenmiş ve Almanca konuşulan ülkelerinin yazınında en ünlü yazarlardan.
📕 Bu kitabını okurken yer yer tiyatro oyunu izler gibi okudum. Aralarda masalsı anlatımı,  sonrası gerçekçi laflar,  cümlelerle sonunun nasıl geldiğini anlamadım kitabın. 📖 Her şeyin bir ilanla başladığı,  bazı nüfuslu kişilerin arasında ki diyaloglar, inancın, siyasetin , paranın insan üstünde ki etkilerini komik ve bir o kadar da dan dan söylerek anlatıyor yazar.
Kısa ama öz anlattığı hikâye hâlâ günümüzde de etkisini gösteriyor.... Tek sıkıntı kitapta çok fazla kelime hatası vardı.

İşte böyle......




19.12.17

Fındık Kabuğu ve Güneş Bazen Mavi Doğar Kitabı...


Yazarın daha önce "çocuk Yasası " kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Özellikle kişi analizleri ve yorumları etkilemişti beni.
Bu kitabı da o beklentiyle aldım...
Ve yorumları okuduğumda yine yere göğe sığdıramıyorlardı.

Şunu belirtmeliyim ki; başyapıt bir kitap değil ama kötü de değil. Polisiye ve kara kitapları seviyorsanız bunu da seversiniz.
Filozaf bir fetüsün algısından yola çıkarak cinayeti işlemiş yazar. Kaynıyla ilişki yaşayan hamile bir kadının kocasını öldürme planı işliyor. Ara da Hamlet'e de göndermeler var...
Okudum ve bitti benim için.

📖📖📖📖📖📖📖🔖🔖🔖🔖🔖🔖🔖




131 sayfa kitap ama o kadar dolu ki siz ihtiyacınız olan cümleleri bir bir alıyorsunuz ve içinizde hissediyorsunuz.

Rengin Sakaoğlu röportajını Ayşe Arman yazısın da okumuş ve etkilenmiştim. (Bakınız tıktık )  
 Hep derim artık sizde ezberlemişsinizdir bu cümleyi benden duymaktan; ruhumuzu da beslemek gerekir. Evren bir enerji ve denge önemli.
 Kitap da bir çok öğretiyi bilen, deneyen bir kadının samimi ve içten kendinde ki değişimi anlatan yazılar var.
 Aslında Kuantum, Buda ve Hindu öğretilerinde de olan öğretilerin hep aynı amaca hizmey ettiğini anlatıyor; kendine dönmek, dinlemek ve fark etmek...

Çok fazla anlatmak istemiyorum kitabı, eğer eklediğim röpörtajı okursanız kendi ağzından dinleyin hikayesini.....
Ve eğer tasavvuf seviyorsanız kitaba bir şans verin.

26.8.16

Kahve Kitap Keyfine dair.... Kelebeğin Hayat Sırları...

baykuşlu kahve keyfi


Selam....

Kahve içmeyi sever misiniz? Ben günde en iki tane içenlerdenim. İçmedim mi inanın bir eksiklik hissediyorum.
Hatta günde en az bir tane de filtre kahve içenlerdenim. :)) İçmezsem işim rast gitmez yani o kadar.... :)

Geçenler de Nil Karaibrahimgil'in kitabını okuyordum. Müziklerini çok sevdiğim gibi kitabını da çok sevdim. Böyle rastgele açın ve okuyun. Sanırım gazete yazılarından derlemiş. Kendi fikrimce birçok Kişisel Gelişim kitabına bedeldi yazdıkları....

&&&    Okurken çok fazla kendinizden de pay çıkarmaya ve düşünmeye başlıyorsunuz ...
Şunu düşündüm kitabın son sayfasını kapatırken; hayatını farkında yaşayan, basit ama kaliteli, mutluluğu küçük şeyler de bile bulan kişiler gerçekten de hayatın keyfine vararak yaşıyor.
&&&&&     Çünkü hayat hep aynı düzende gitmiyor, evet hayat adil değil, evet hayat her zaman her istediğimizi vermiyor... Ama eğer başımıza gelenlerden bir ders çıkartmazsak ders alana kadar tekrarlıyor...
&&&&&&&&&&     Ve hayat bir enerji ve siz hangi enerjiyi yollarsanız size geri dönüşü o şekilde oluyor.
Kitapta çok güzel ensatnteneler var böyle ara bir kitap okuyayım sıkmasın, aksın gitsin diyorsanız öyel bir kitap bu.

İyi akşamlar sevgili okuyucu.


Tanıtım Bülteninden :
17 yaşıma dönseydim, kendime şunları söylerdim: En önemli şey aşk; onu doya doya yaşa!
Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır? Van Gogh olmak nasıldır? İkinci Dünya Savaşı'na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Her gün şükret. Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir; kim bilir. Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. Abart. Çoğalt. Parlat. Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikâyelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.Sayfa Sayısı: 296
Baskı Yılı: 2015
Dili: TürkçeYayınevi: Doğan Novus





13.4.16

Altın Gözlük, Artık Biliyorum kitap yorumları...

Bu aralar kitap seçimi olarak daha çabuk bitecek kitaplar okuyorum. Okuyorum çünkü buna ihtiyacım var.  Bir iki günde kitabı bitirip yeni kitaba başlamak beni çok sevindiriyor. O yüzden sayfa sayısı fazla olan kitaplara biraz ara verdim...
Yazarımız bir İtalyan. Hatta araştırırken eserlerinin filminin yapıldığını okudum IMBD sitesinde.
Bu kitabı uğramadan edemediğim Kadıköy Yapı Kredi Yayınlarınından aldım. Bu sefer hiç okumadığım bir yazar olsun istedim ve bu kitap çıktı karşıma. 100 yaşına basması nedeni ile yayınevi kitaplarını tekrar basmaya başlamış.
      Konu olarak Birinci Dünya Savaşından az öncesi ve savaş yıllarında ahlak, ayrımcılık, ırkçılık gibi konuları gözünüze batırmadan novella ( romandan kısa, hikayeden uzun bir edebi tür)  olarak yazmış yazar.Kitap ta adı geçen doktorumuz kendini iyi eğitim görmüş, kültürlü ve edebiyatı seven biri olarak aktarılıyor, ilerleyen sayfalarda aslın da doktorumuz bir eşcinseldir ve kimliğini saklamak için burjuva yaşamın arkasına sığınır. Tabi bu cinsel tercih meselesi o kadar güzel sıkmadan, yalın ve ara detaylar da aktarılmış ki siz asıl savaş döneminde ki Yahudi düşmanlığını, komşuluğu, dedikoduyu hatırlıyorsunuz.... Aaa birde doktorumuzun altın bir gözlük takmasından kitap ismini almış. :)
Daha fazla detaya girmeyeyim yahu, neredeyse kitabın tamamını yazacağım. :)

Bu kitabı DR'da görmüş alıp almamak arasında kalmıştım. Sonra başka bloglar da kitap yorumlarını okuyunca almaya karar verdim. İyi ki de almışım yahu...
Öyle büyük şeyler beklemeyin kitaptan. Oprah Abla hayatına dair, köşesinde yazdıklarından, belki de bilinmeyen kişisel özelliklerinden ve hayata bakış açısından anekdotlar aktarmış.
Ama okurken inanın sizde bir motive oluyorsunuz anlatamam. O kadar çok altı çizilen cümlem oldu ki kitaptan....
Ara ara herhangi bir sayfasını açık okuyabileceğiniz başucu kitabı....

Kitaptan: 

''Gün içinde yaptığım her şey bu okuma zamanlarına hazırlık niteliğinde oluyor. Bana güzel bir roman veya anı kitabı, biraz çay ve kıvrılacak sıcak bir köşe  verin, cennete gitmiş gibi olurum.''

''İçimizdeki çocuk kavramının öncüsü John Bradshaw, Oprah Show'a çıktığında seyircilere ve bana etkili bir deneyim yaşatmıştı. Bizden gözlerimizi kapatıp büyüdüğümüz eve gitmemizi , evi gözümüzde canlandırmamızı istemişti.''Yaklaşın, pencereden bakın ve içerideki kendinizi görün. Ne hissediyorsunuz?''  Benim için son derece üzücü ama güçlü bir egzersiz oldu.''

''Mutluluğunuzu bir başkasına dayandırıyorsanız vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Görmediğiniz sevgiyi kendinize verebilecek kadar cesur olmak zorundasınız.''

''Ne zaman zor bir karar vermek zorunda kalsam kendime soruyorum: Yanlış yapmaktan, reddedilmekten, aptal durumuna düşmekten veya yalnız kalmaktan korkmasam ne yapardım?''

''Açlığını çektiğim sevgi ve onayı kendimden başka hiçbir yerde bulamayacağımı anlamam yıllar aldı''

''İlişkiniz size bazen değil her zaman mutluluk vermeli. Asla sesinizi, kendinize saygınızı ve haysiyetinizi kaybetmemelisiniz. İster 25 olun ister 65 ilişkiden ayrılırken önceden sahip olduğunuzdan daha fazlasını yanınızda götürebilmelisiniz.'' (29 yaşında deli gibi tutulduğu adamın ardından yazdığı 12 sayfalık yalvarışlarla dolu aşk mektubunu anlatıyor bu satırlar öncesinde )

''İşler pek iyi gitmezken nasıl olduğunuzu merak eden insanların olduğunu bilmek- işte sevgi bu.''

''Hayatımızı son kez gözden geçirirken- yapılacak liste kalmadığında, koşturmaca bittiğinde, e-posta kutularımız boşaldığında- kalacak tek değerli şeyin sevip sevildiğimiz olacağını artık kesinlikle biliyorum.''

''Adım atıp, sesinizi duyurup, kendinizi değiştirmeye cesaret ettiğinizde veya sadece başkalarının normal gördüğünün dışında davrandığınızda hoş sonuçlar alamayabilirsiniz. Diğerleri size deli diyebilir. Sizden beklenenlerin sınırını aşmanız insanların canını sıkabilir. Vazgeçmek istersiniz ancak daha kötü seçenekler de vardır. Kendinizi yıllarca sefil bir tekdüzeliğe saplanmış bulabilirsiniz. Pişmanlıkla sürünüp ''Başkalarını bu kadar dert etmeseydim hayatım nasıl olurdu?'' diye merak edip durabilirsiniz.''

'' Kız çocukları olarak iltifatları geçiştirmeyi öğreniriz. Başarılarımız için özür dileriz. Zekamızı daha az göstererek aile ve arkadaşlarla ilişkimizi dengede tutmaya çalışırız. Arabayı kullanan olmak isterken yan koltuğa razı geliriz. Bu yüzden pek çoğumuz yetişkinlikte ışığımızı saklarız. ''

''İşte o zaman (17 yaşında) bir şeyi kesin olarak bildiğimi fark ettim. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanırsan aldığın her maaş bir ikramiyedir.''

''En sevdiğim alıntılardan biri ''Bizler ruhani deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bir insan deneyimi yaşayan ruhani varlıklarız.''

''Bir kadının kendine sorabileceği en önemli sorulardan biri şudur: Gerçekten ne istiyorum? Benim cevabım sonunda beni kadınlara ve kızlara hizmet etme tutkuma götürdü. Eğitimin özgürlüğe açılan kapı, bir küp altına ulaştıran gök kuşağı olduğuna inanıyorum.''

''Kendinize sorun: Hayatınızdaki insanlar size kişisel gelişiminiz için destek mi ve enerji mi veriyorlar yoksa bozuk dinamikleri ve vadesi dolmuş sözleriyle engelliyorlar mı?''

''Genellikle başkalarının arkasından olumsuz konuştuğumuzda sebebi güçlü hissetmek istememizdir. Bunun sebebi de kendimizi bir açıdan güçsüz, değersiz bulmamızdır.''

''Sizi bekleyen bolluk içindeki hayata kavuşmak için çalışmaya istekli olmalısınız. Size en büyük arzularınızı fısıldayan ruhunuza kulak vererek.''

''İnsanlar Tanrı'nın yaptıkları yüzünden değil, bizim yaptıklarımız veya yapmadıklarımız yüzünden acı çekiyor.''

''Fazla kilolar çözülmemiş endişelere, hayal kırıklıklarına ve depresyonlara karşılık gelir. Bunların temelinde de yüzleşemediğimiz korkularımız yatar. Korkuyu hissetmek ve başa çıkmak yerine yemeğe boğarız.'' (Yaşamı boyunca kilo konusunda dertli olmuş Oprah). Kesinlikle biliyorum; korkuyu yenebilirseniz uçabilirsiniz.''

''Sadece doğmuş olmanın insanı burada olmaya değer kıldığını anlamam otuzlu yaşlarımın ortalarını buldu''

Not: Kitaptan alıntılar http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2016/04/artk-biliyorum-oprah-winfrey.html sitesinden kopyalanmıştır...

11.4.16

oprah winfrey in yeni kitabı, gündem,Biten kitaplar..


Dün kızı babaannesine bırakıp, Kadıköy'e birkaç ödeme yapmaya deyip evden çıktık ve taaaa akşamına döndük. Nedense bi inişimizde de çarşıya birkaç saatte döndüğümüzü hatırlayamıyorum. :) Şikayetçi miyim? Asla....
Biraz dolaştıktan sonra ki ele ele dolaşmayı çook özlediğimizi fark ettik bayağı bir önce beyimle, bu dolaşmalar o yüzden bize çok iyi geliyor.
Efendime söyliyeyim tabi dolaş dolaş sonra midemiz sinyal veriyor; acıktık yemek yeee... :)
Bizde bayadır gidelim bie deneyelim dediğimiz küçük esnaf lokantasına gittik. İyi ki gitmişiz, enfes bir lezzetli bir yemek oldu.
Gittiğimiz yer Kadıköy'de ara sokak da küçük bir yer olan Menemenci. Her daim kalabalık oluyor. Nasıl olmasın ki menemen-çay ve ekmek üçlüsünden daha gzel bir karın doyurmaca olur muydu? Velhasıl eğer yolunuz düşerse es geçmeyin, uğrayın.
Ara ara böyle yerleri keşfedelim dedik beyimle, çünkü küçük ama lezzetli o kadar çok esnaf lokantası var ki... Mekanın yeri de KAdıköy'de rıhtım da Osmanağa Camisi vardır. Hemen oracıkta bir de Altınoğlu Pastanesi vardır. Heh işte pastanenin yanında ki sokaktan girin yokuş yukarı çıkın sağda göreceksinizdir efenim Memenenciyi. :)



Tabi karnımız bir güzel doyunca hava da mis gibi olunca biz yine sokaklara daldık ve yürüdük.. Almak istediğim bir kitap vardı; Oprah W. yeni kitabı "Artık Biliyorum" Penguen Kitapevi ilk durağımızdır her zaman bizim. Çünkü orada ki çalışanlar hem kitaplar hakkında bilgilidir daha doğrusu onlar da birer okuma sevdalısıdır hemde güleryüzlüdür... Orada olmayınca hadi dedik Nezih'e de bir soralım. Daha önce tanıtımını görmüş ama tarihi tamamen unutmş olmamıza rağmen denk geldik çook sevgili Emre Kongar'ın imza gününe. Yanım da kitabı yoktu ama sorunda değildi. Hemen oracıktan okumadığım bir kitabını aldık ve hem imzalattık, hem sohbet ettik hem kendisinin sohbetini dinledik. :)

 Bugün de evdeydik elbet dünün yorgunluğu anca çıkar değil mi? Dün gezerken Can'ım canı ev keki istemiş birde gece onu yaptım. Bugüne bize de kaldı çok şükür :)))))))
Kahve yanına iyi bir lezzet oldu, kitap olarak da klübümüzün bu ayki kitabı olan Senelerce Senelerce Evveldi/Selçuk Altun okuyorum.

Ayasofya'nın Gizli Tarihi/Pelin Çift Erhan Altunay. kitabı da bir solukta bitti. Kitabın güzel yanı çok fazla detaylarla sizi boğmuyor ama detayları da az olan bir kitap değil. Elinize alıp Ayasofya'nın içini gezeerken de kitaptan bilgi alabilirsiniz. O kadarda yalın, sade yazmışlar kitabı. Hep aklımızda olan sorularla ve daha önce başka bir yerde görmediğimiz fotoğraflarla hazırlanmış kitap.