İran Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İran Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.12.19

Biten Kitaplar....

Selam.
Nabersiniz?

Bizim bu hafta epey yoğun geçiyor.... Hatta sonraki haftalar da öyle olacak sanırım.

Bu arada okumalara devam tabi.

Elimde ki dört kitaptan üçünü bitirdim. Bi kaldı Proust 😬

Bunlardan biri okuma gurubu olarak okuduğumuz "ÇANLAR KİMİN ÇALIYOR/ ERNEST HEMİNGWAY" 
( Bu arada Macera Kitabım Özlem kulaklarını çınlattım. Kendisinin en sevdiği yazarlardandı 😉)

Daha önce hikaye kitaplarını okumuştum. Anlatım dili biraz yavan geliyor ama bana öyle geliyor.
Romanlarını da okumayı istiyordum ve bu kitap ile başlamış oldum. Aslında konusu itibari ile ara ara içim çekildi hele bir savaş sahnesi vardı ki... tabi burda yazmayayım okumayanlar için hoş olmaz.

İç savaşı anlatıyor ve gazeteliğinin izlerini fazlasıyla görüyoruz. Elbet edebi tarafını tartışmak bana düşmez. Ben sadece kendi adıma hissettiklerimi yazıyorum okurken. Ve bu kitapda konu her ne kadar gerçek, acımasız ols da yazarken bazı detaylar uzamış bazıları ise geride kalmıştı......

Örneğin ön sözünü yazan  Ataol Behramoğlu kitabın bir savaş, devrim, felsefe, aşk ya da serüven romanı gibi okunabileceğini söyledikten sonra ekliyor: “'Çanlar Kimin İçin Çalıyor', sanıyorum ki bütün bunların toplamıdır”. Aşkı, ölümü, savaşı ve direnişi olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yazar Hemingway. Aşk sözcükleri kalbinize işler, direnişçiler dürbünün ucunda bir düşman askeri görünce sizin de içiniz ürperir ve savaşın nasıl bir cinayet olduğunu okurken mideniz ağzınıza gelir.

Bazı cümleler çok uzatılmış geldi kendi adıma. Lakin okumasaydım da üzülürdüm dediğim kitaplardan oldu. Şimdi de Yaşlı Adam'ı okuyorum.

Diğer kitabım;
 Pdf olarak okuduğum bir kitap "KÜÇÜK KARA BALIK /  SAMED BEHRENGİ" 

yazarın diğer kitaplarına da bakmaya karar verdim. Öyle sıcacık bir öyküydü ki. Evet çocuk kitabı ama bizim de içimizde küçük bir çocuk yok mudur?..... Hatta okurken aklıma Kayık Balık Nemo geldi. :)))


 
Samed Behrengi (1939-1968), İranlı bir yazar. On bir yıl İran’ın Azerbaycan kesiminde köy köy dolaşarak öğretmenlik yaptı. Öğretmenken bile öğrenciliği bırakmadı: Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bu arada Tebriz Üniversitesinde İngilizce öğrenimi gördü. 1968 yılının Eylül ayında, daha 29 yaşındayken, Aras Irmağı kışısında ölüsü bulundu. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayıldıysa da buna kimse inanmadı. Çünkü Samed Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açık açık eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Küçük Kara Balık, onun yalnızca İran’da değil, dünyanın pek çok ülkesine tanınıp sevilmesine yol açmış bir ölümsüz kitaptır. Bu küçük kitap, Bratislava ve Bolonga Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almış.
  Diğer kitabım ise; "BİR BAŞVEKİL SEVDİM/ MELİKE İLGÜN" 

Sevgili Melike Hn.ile  ilk Gamze'm http://yasamizi.blogspot.com/ 


sayesinde tanıştım. Bana "Kemale Eren Kadınlar" kitabını hediye etmişti. Yazarın kalemini, olayları anlatımını öyle sevdim ki... sırayla diğer kitaplarını da okumaya başladım. Sonra son kitabı "PARAMPARÇA" yı okudum.
Ve uzun zamandır da okuduğum kitabını arıyordum. Ve yine Gamzem bildiğinden buluşmamamızda bu kitabı hediye etti.  💓 

Hayatım boyunca siyaset anlatan programları izlemedim. Aslında hem iyi hem kötü benim için. Bazen bir şey konuşuluyor ve ben o dönemleri okumamış ya da takip etmediğimden anlayamıyorum.
Bu kitap da Başvekil Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'nın aşkı, o dönem yaşanalar var. Ama en çok da Sevgili Soprano Ayhan Hn. yaşadıkları, hissettikleri anlatılmaya çalışmış.
Okurken yer üzüldüm, kızdım.... Ama sevince de kalbe, akla söz geçirmek bazılarımız için çok zor oluyor diye düşündüm. Özellikle kitabın sonunda ki fotoğraflar da gördüklerim çok üzdü. ÖZellikle idam fotoğrafları...
En çok Başvekil olarak değil de erkek olarak Adnan Bey'e kızdım. Neden neden deyip durdum. Kendimi hep Ayhan Hn.yerine koydum. Ara da Ayhan Hn. da kızdım...Keşke hayır deseydini dedim....sonra da ben o değilim ki dedim. Kendi kararları idi ve sevgiyi yaşamak istemişlerdi.
Tabi kadın olarak çok acılar çekmiş. En sonda oğlunu kaybetmesi......

Velhasıl yine kalemine sağlık diyerek bitirdim kitabımı ve Melike Hn. teşekkür ettim kendimce yazımları için.
Arka kapak yazısı şöyle der;


Bir Başvekil Sevdim



Bir başvekil, bir soprano, bir büyük aşk…
Adnan Menderes… Öldürülüşünden onca yıl sonra bile politikalarıyla hâlâ tartışılan, eleştirilen, özlenen, çok partili dönemin seçilmiş ilk başvekili…
Ayhan Aydan… Dinleyenin lirik sesini hiç unutamadığı, operanın genç ve güzel sopranosu…
Bir büyük aşk… Her ikisinin de evli olmasına rağmen filizlenen, her türlü engele rağmen boy veren, onca dedikoduya, yasağa, mesafelere, hasrete rağmen vazgeçilmeyen, vazgeçilemeyen…
Bir kahraman kadın… İhanetlerin en ağırına rağmen, kararını çoktan vermiş bir mahkeme heyetinin önünde “Ben onu çok sevdim!” diyebilerek tarihe geçen…
Gazeteci, yazar Melike İlgün’ün Kemal’e Eren Kadınlar ve Enver Paşa’nın Sultanı adlı kitaplarından sonra yeni romanı Bir Başvekil Sevdim Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Yasak aşkı ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan’ın gözünden Menderes, Demokrat Parti ve 27 Mayıs İhtilali...
Yazar Melike İlgün bu kitabında, Türkiye siyasi tarihinde önemli rol oynamış ve derin izler bırakmış Başvekil Adnan Menderes’in 10 sene devam eden iktidarına ve idamına aşkın penceresinden bakıyor.
İlgün kitabında Ayhan Aydan’ın yaşadığı onca acıya, kaybettiği bebeğine, uğradığı ihanete rağmen aşkına nasıl sahip çıktığını anlatıyor.





<>

24.2.17

Tanios Kalesi Amin Maalouf Ve Kış Uykusu Goli Taraghi






İranlı yazar Goli Taraghi 79 devrimini anlatmış bu kitabında. Kendisi bir dönem de sürgün yaşamış. Duyguları daha yoğun, içsel anlatıyor kitabında da. Tedirginliği, acıyı, hüsranı... yaşlılığı ve ölüm olgusunu hissediyorsunuz okurken...

İlk sayfaları çevirdiğimde biraz karışık geldi kitap. Sonrası netten biraz yazarı ve kitabı araştırdığımda ne demek istediğini daha iyi anladım.  Çünkü kitapta ki söylemler öyle derin ki.. yer yer biraz içiniz daralsa da konu çok iyi...
"Pencere aralıklarından, kapı altlarından, görünmez çatlaklardan rüzgâr doluyor içeriye. Kış geldi. Erkenden. Kışları hep birlikteydik: Ben, Haşimi, Enveri, Azizi, Ahmedi, Mehdevi ve elbette Haydari Bey. Ne çabuk geçti. 75, 77, belki daha çok yıl. Bilmiyorum. Günler aylar geçip gitti. İki yıl eksik, iki yıl fazla, ne fark eder? İhtiyarlık ne zaman başladı? Ölüm ne zaman çıkıp gelecek?" diye yazmış Taraghi romanın bir bölümünde.

Ölüm, keder, dostluk, arkadaşlık, inanç ve hüzün hepsi var kitapta. Ki kitap aslında incecik. Öyle açık açık yazmamış kısa net cümleler içinde, betimlemelerle, ara ara hatıralarını anlatırken siz hissediyorsunuz.
Eğer İran Edebiyatını seviyorsanız bu kitabı da seversiniz.
Sanıyorum başka bir kitabı daha çevrilmemiş dilimize. Aslında kadın yazarımız bayağı kalemi kuvvetli ve ünlü..
Not edin ve bir göz atın derim kitaba.




Bir solukta biten kitaplardan Amin Maalouf kitapları ve bu kitapta öyleydi. Bir efsaneden yola çıkarak kurgulamış yazar konuyu. Yalnız yazarın öyle bir anlatım gücü var ki her kitabı bu kadar mı sürükleyici ve akıcı olur.
 Tanios Kayası kitabı da dağda geçen, aşk, güzellik, şeyh, öfke, intikam, bağışlama vs... bu duyguların hepsini barındıran bir roman.
Dağ'ın şeyhi kendinde hak görerek köyün birçok kadını ile birlikte olur.
Yalnız biri vardır ki adı Lamia ve güzelliği dillere destan. Kadının korktuğu başına gelir ve şeyhden hamile kalır. Olaylar da bundan sonra başlar.
Ortadoğu'nun kaçınılmaz kaderi bu sanırım...
Ve efsane kitaptan yola çıkarak anlatılan hikaye aslında çok da uzal değil.
Yine keyifle ve hüzünle okudum bu kitabı....
Yazarı seviyorsanız kitaplığınız da yer açın bu kitaba da.


22.9.14

Meydan Okumada 8.soru ve Biten Kitap; Kör Baykuş

 8. gün: En abartılmış bulduğun kitap ("Nesi bu kadar meşhur bu kitabın, anlamıyorum?" gibilerinden)


Okuma grubumuzun o ayki okuma kitabıydı bu kitap. Araştırırken birde baktım ki; kitap çok okunanlar, beğenenler listesindeymiş. Neyse bizim okuma sebebimiz çok satması değil, sıradakiarkadaşımızın seçimiydi bu kitap



Okuduktan sonra nette biraz bakındım yorumlara. Aman Allah'ım herkes yere göğe sığdıramıyordu kitabı. 
Bense zor bitirdim kitabı ve abartıldığı kadar da iyi, edebi değeri yüksek bulmadım. Tabi bu benim görüşüm. Evet bazı cümleler çok iyi ama uzatılmış cümleler çok fazlaydı. 

Bence YKY Yayınları çok iyi reklamanı yapmıştı kitabın ve "çok satanlar" deyince daha çok satıyor sanırım bazı kitaplar.



 

 Ve kitap biter. Bu kitabı genelde geceleri okudum. Ama anladım ki bu kitap geceleri okunabilecek bir kitap değil. Öyle cümleler var ki vurgun gibi. Giriş cümlesi çok paylaşılmıştı. Bir kezde burda paylaşayım;

"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.

Kimseye anlatılamaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Tek ilaç şarap yardımıyla unutmaktır; afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devalarında da etkileri geçicidir, acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirirler.

....
Kör Baykuş kitabından....

Birde ölüme bakışş açısını, yorumunu çok sevdim ben. Yazdığı dönemi düşündüğümde ve hayat hikayesini okuduğumda şaşırdım. Birçok yazar, sanatçı gibi Sadık Hidayet'te intihar etmiş. Bıraktığı eserler muhteşem olan kişilerin erken ayrılması ne üzücü. Diğer kitaplarını da okumak istediğim bir yazar oldu benim için. 

Okuyun derim ama dediğim gibi gündüz ve sakin bir kafayla okuyun ve hissedin kelimeleri.