Umay büyürken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Umay büyürken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.6.23

Nerde Kalmıştık?

 Bir şekilde devam ediyor hayat..... 

Hayatımızda ki en büyük yenilik " yavru kedi"sahiplendik. Umay Kız çok istiyordu sahiplenmeyi. Kuzenim de 6 yavru kedi bulmuş evinde onlara bakıyordu. Bu arada kuzenimin kendisinin 11'e yakın kedisi ve köpeği var. Hepsi de sokakta muhtaç olarak bulduğu ve bırakamadığı kedileri.... Ama ev artık almadığı için 🫣 bulduklarni iyileştirilip ya da yavruysa birz büyütüp sokağa bırakıyor. İşte biz de o dönem çok kararsızdık... Ama aklımızın bir köşesinde vardı... Gittik ve Umay'a bıraktık hangi kedinin bizle geleceği seçimini...  Tek kriterimiz " dişi kedi" 🐱 olması idi ☺️


Adını "Mıncır" koydu. Çok tatlı bir kız Mıncır, tam bir sevgi arsızı, tabi bunda bebek olmasınında verdiği bir tepkiymis. Yalnız devamlı oyun istiyor, oynuyor, yiyo- iciyo-mıçıyo yatıyor 😂

Benim tek kriterim; mutfağa girmeye alışmaması. O yüzden mutfak kapısı hep kapalı.. 

Onun dışında rutin hayatıma devam. Okuyorum, geziyorum, izliyorum......


25.10.22

Ve ilk maçımız....

 Selaaammmmm :)

Güzel haberlerim var :)

Bu hafta sonu Umay kız kulübü ile Zonguldak Minikler Masa Tenisi Turnuvası'na gittiler. Tabi bizler de peşlerinden. 

İlk defa ayrı kalıyoruz ve iyi bir tecrübe olacaktı kızımıza da. Onlar cuma sabahtan yola cıktılar ve otele yerleşip, sonrası antreman yaptılar. Bizde cumartesi sabaha karşı yola çıktık ve haftasonu maça yetiştik. Öğretmen Evi'nden yerimizi  ayırtıp doğru Kozlu Spor Salonunun yolunu tuttuk.

Tabi bizde kalper pır pır; nasıl olacaktı? tamam kızlar bir odada, erkekler diğer odada kalacaklar ama ufaklar daha demeye kalmadı, gittiler bile...😬

Artık bir çok şeyi kendi yapıyordu Umay ama anneliğin getirdiği bir duygusallıkla bakıyorum sanırım yaşananlara.... gördüm ki; Umay hazırdı her şeye ama ben hazır değildim. Aslında bana da iyi bir tecrübe oldu bu maç.  :))) Ayrıca çok da keyif almışlar, akşamları odaya çekildiklerinde, oyun oynamışlar, sohbet etmişler :)

İlk gün biraz daha kolaydı rakipler,  pazar günü ise çok dişli idiler... Oraya gidip görünce anladım ki, oynadığın kulüp ve antronör çok önemli... Diğer gruplardan kafalarında renkli taç takan mı ararsınız, giyim olarak uyumsuzluk mu ararsınız, hepsi vardı. Elbet kulüp olarak takım giyinenler de vardı. Ama göze batanlar daha fazlaydı. İşte orda anladım Melis Hoca'nın ne kadar disiplinli olduğunu. Oje sürmek, renkli dikkat çekecek toka takmak, takı yasak bizim kulüpte... İlla maça çıkarken değil, her gün gittikleri antremanda da öyle.....

Hepsi Fenerbahçe formaları ile, beraber takılarak ve uyumlu idiler. Aralarında da o enerjiyi yakalamışlar, bu da ayrı bir mutlu etti. Burdan bir kez daha Vahed Hocamıza ve Melis Hocamıza teşekkür ederim, bize bu onuru ve mutluluğu yaşattıkları için.🙏

Gelelim sevincimize....  😊

Ufak bir süpriz ile Umay'da çiftler grubunda oynadı ve namağlup olarak maçı aldılar. pazar günü ferdi maçta oynamadı. İnşallah bir sonraki maçlara hazır olacak. nasıl heyecanlandık anlatamam.......

Ve iki günde takım namağlup olarak bölge birinicisi oldular. 👏🎉🎾



Pazar gecesi Zonguldak'tan sevinçle döndük.  :)

Her çocuk imkanları dahilinde bir enstürüman çalmalı, bir spor dalı ile ilgilenmeliymiş bunu daha iyi anladım. Gerçekten de şimdiki zamanda imkanlar daha iyi, artık bir çok belediyenin de bu imkanları sağladığını biliyorum... O yüzden çocuklar şanslı. Tabi ebeveynlere çok iş düşüyor.... bu süreçte Umay kadar bizde bir çok şeyden faragat ediyoruz, söylenmeden, of demeden... biz keyifle peşinden koşturunca, kızçemden bi off demiyor....

Evet yorucu ama şimdi bir şeyler yapmazsa ileride çok zor spora yönelmesi, elbette imkansız değil ama lisans alması, devam ettirmesi bir yaşdan sonra maalesef olmuyor....


Yol uzun.. biz hazırız kızım... Başarıların/ız daim olsun 🙏

8.3.22

Biraz biz Biraz Kitaplar....

 Selam :)

Bugün "Dünya Kadınlar Günü" , kutlu olsun günümüz....

Böyle günleri kutlamayı sevdiğim söylenemez.... sınıflandırma gibi geliyor bana. Anneler, babalar, sevgililer günü de öyle...😬 ( aman yanlış anlaşılmasın; kutlayan kişilere saygım sonsuz)

03 Mart kızımın doğum günüydü. Perşembe günü babanesi, dedesi ile aile içi ufak bi pasta kestik. Sonrası en yakın arkadaşı Umay'a "Zülfü Livaneli/ Sevdalım Hayat" konseri hediye etti. Anneler ve kızları olarak konsere gittik. Tek kelime ile coook güzeldi.

Sonrası da cumartesi de üç yakın arkadaşı ile evde kutlama yaptık. Havalar ısınıca da, parkta tüm sınıfı çağırdığı bi kutlama yapacağız... Anam şimdiki çocuklar da çok şanslı... :)

Tabi henüz kendisini ve müziğini bilmiyordu, güzel bir tanışma oldu. Ufak tefek komikliklerimiz de oldu.


Mesela;

Umay Kız; anne anlattıklarından bir şey anlamıyorum ama herkes alkışladığı için alkışlıyorum :)  ( anlattığı anıları için diyor)😄

Ben de " evet annecim şuan sana uzak geliyor bazı şeyler ama ileride, biraz daha büyüdüğünde anlayacaksın" dedim... 

Bazı sanatçıları sahnede izlemek çok büyüleyici ve bence Livaneli'de öyle...... 


Onun dışında hayat aynı devam ediyor bizim için. Haberler de olan olaylar dışında..... düşündürücü ve iç sıkıcı haller içinde oluyorum zaman zaman. Sonrada.... enseyi karatma Gülo diyorum.....

Dün markete gittim.... napsın kadınlar, ellerinde yağ şişeleri.... 4-5 Lt bitmiş 2 lt alıyorlar........İçimden dedim ki; stoklamak da nereye kadar.....bunun sonu ve çözümü bu değil ki...........

Dün Kadıköy'e indim sabahtan, nasıl sessiz sakin idi... en güzl anlarıydı bence :) üstüste binmeden dolaşabilmek, rahat rahat bakınabilmek dükkanlara..

Klasik uğrak yerim Penguen Kitap Evi'ne uğradım. Kitaplara doyasıya baktım.... kahvemi alıp, kitaplar arasında " Semenderlerle Savaş/ Karel Çapek" kitabımı okudum. Prospero Serisinden 8.kitap olur kendileri. Biraz fantastik, biraz hayal gücü ve kurgu ile anlatılan; ayaklanma, silahlanma, distopya tarzı bi kitap.......

Bitirdiğim kitaplara gelirsek de;


Çok sevdiğim bi yazar olan #aminmaalouf ve uzun zamandır da okumayı bekletiyordum #empedoklesindostları kitabını. 😔 Açıkçası, yani yazarken be üzülüyorum ama gerçekten de... Hiç Amin Maalouf kitabı gibi değildi. Tabii illaki hep aynı tarz, tür de yazacak diye bir şey söz konusu değil. Lakin..... Biraz nette "Empedokles" kimdir, felsefesi nedir diye araştırdım. Konu çok güzel ama işleyiş fenaydı. Sanki yazarın ilk kitabı gibiydi 😬🙈 Velhasıl... Öyle işte... Siz okumuş muydunuz?
📍 📍 📍 📍 📍 📍
Empedokles M.Ö. 490-430 yılları arasında yaşamış antik Yunan filozofudur. Kendisinden önceki arkhe tartışmalarına katılmış ancak onlardan farklı olarak çoğulcu bir anlayışortaya koymuştur. Nesnelerin özünde dört unsur olduğunu ileri sürmüştür. “Dört unsur teorisi” içerisinde yer alan hava, su ve ateş kendisinden önceki filozoflar tarafından tekil arkhe olarak savunulurken, Empedokles bu ilkelere toprağı da ekleyerek çoğulcu yaklaşım ortaya koymuştur. Empedokles’e göre evrendeki herşey dört unsurun farklı oranlardaki karışımlarından oluşmaktadır. Evrendeki oluş ve bozuluş, budört unsurun birleşmesi ve dağılmasından kaynaklanmaktadır.Empedokles’e göre bu unsurları bir arada tutan sevgi, ayrılmasını sağlayan ise nefrettir. Empedokles’in sevgi ve nefret kavramlarını kullanım şekli yaşam içerisindeki karşılıklarıyla metaforik bir bağ taşımalarına rağmen,anlamı kavramı aşan niteliktedir. Empedokles’e göre bu evrene sadece sevgi veya nefret hâkim olduğunda değişim durmaktadır. Değişimin varlığı bu iki gücün temel unsurlar üzerinde etkili olmasına bağlıdır. Nefret gücü, evren ve evrendeki bütün nesneleri dağılma ve yok oluşa sürüklemektedir.
📍 📍 📍 📍 📍

Empedokles, bilgisinin doğal güçleri denetlemek için anahtar olduğunu, bilgisiyle insanların rüzgarları durdurabileceğini, yağmur yağdırabileceğini ve hatta ölüleri Hades ülkesinden geri getirebileceğini ileri sürmüştür. Bu düşünceleri nedeniyle kendisinin büyücü olduğu söylentisi ortaya çıkmıştır.

Diğer kitabım ise;

Öyle içten ve yaralayıcı bir kitaptı ki... #gölgelerisahiplenenkadın
Yerli kabileleri ve halkların çektiği sıkıntıları yer yer rüyaları ile, yer yer büyüklerden anlatılan masallarla aktarılan yaşanmışlıklar.... Ve hepsi de "size daha iyi bir yaşam surmeniz için" başlığı altında sunulan, yargılanan ve dışlanan halk....... Arka kapak yazısı da bir çok şeyi anlatıyor..
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ 🏕

Gölgeleri Sahiplenen Kadın Amerikan yerlisi bir kadın tarafından bir Kızılderili kadın hakkında son elli yılda yazılmış ilk kitaptır. Kitap tüm dünyanın Kızılderilileri bıraktığı yerde, yani ölümün kıyısında başlar. Ephanie Atencio, içinden zorlukla çıkabileceği bir bunalım içindedir. Kocası tarafından terk edilmiştir ve çocuklarına bakacak halde değildir. Yaralarını sarmak için el yordamıyla da olsa geleceğini aramak zorundadır. New Meksiko'dan ayrılıp San Francisco'ya gider. Orada anımsama ve kendi parçalarını doğru yere koyma süreci başlar. Bir Nisei olan Thomas Yoshuri ile evlenir. Thomas ona, gereksinim duyarsa kendisinin de arzu ettiği yapıya kavuşacağını düşünür. Kocasını hem tanır hem de tanımaz. Ve onun aracılığıyla kendini tanıyamaz. Giderek beyaz kadın arkadaşı Teresa ile daha fazla zaman geçirmeye başlar. Teresa ile bile bir yere kadar konuşabildiklerinin farkına varır. Daha sonra bir yazı tek başına geçirir ve orada son anımsamaya ve geleceğe giden yola ulaşır. Kendini erkeklerin içinde aramaktan vazgeçer. Artık en önemli bağlantısının kendi halkından olan kadınların ruhları ve kendi dünyasının kadınları ile olduğunu keşfetmiştir.
#gulsahinkitapligi #imgekitabevi

Bir diğeri de;



 Kısacık ama dolu dolu bir romandı #mtsenskliladymacbeth
Öyle fazla detaylarla, uzatmalara sizi boğmayan, ara ara güldüren ara ara "yok artık" dedirten bir roman. Kocasını çeşitli entrikalarla aldatan bir kadındır Katerina. Kitabın ismide Shakespeare'in Macbeth kitabında ilerleyen entrikalardan dolayı almaktadır....
👩🏻 Arzu, günah ve bu duyguların sizi yönlendirmesi... Evli bir kadının arzularının peşinden günaha girmesi.... İnce detaylarla işlenmiş. #birkutukitap sayesinde kitap ile tanıştım. Kendilerine de teşekkürler.
Bir de kitabı Rusça aslından çeviren #uğurbüke ye de teşekkürler 🙏🏻

📍 "Leskov, kökleri en derin biçimde... halkın içinde olan, bütün yabancı etkilerinden uzak kalan yazardır.”
Maksim Gorki

27.2.21

Biraz Günlük Biraz Kitap...

 Veeee son yazımdan beri değişen bir şey yok 😁

Hoş tek değişen okulların açılıp-açılmayacağı konusu. Biz karı koca istemiyoruz. Okul dilekçe istiyor " istiyorum-istemiyorum" diye. Sınıfımızın geneline baktığımız da istemeyen tek veliydik.😐

Çünkü yüzdük yüzdük buralara kadar geldik. Ve bu seneyi uzaktan eğitim ile tamamlamasından yanayım Umay'ın.

Kaybedecekse ki elbet sosyolleşme ve yaşıtları ile aynı ortamı paylşama, soluma, birlik beraberlik duygularının gelişimini kaçırdı her çocuk gibi. Lakin bu pandemi ve şu an en iyisi "uzaktan eğitim"

Odasına daha ileriki senelerde planladığımız değişikliklerden bazılarını yaptık. Çalışma masası ve sandelyesi aldık. Letgo'dan aldık. Son bir kaç senedir bazı eşyaları ikinci el almak daha mantıklı geliyor. Çünkü bir süre sonra daha doğrusu o an ihtiyacımızı karşılayan ama daha sonra artık elden çıkarmamız gereken eşyalarımızı, Umay'ın eşyalarını da satıyoruz ve neden bizde bu şekilde almayalım dedik.

Gayet temiz ürünlere denk geldik.

Örneğin kızın odası çok büyük değil o yüzden daha minimal düzeyde eşyalar almamız gerekiyor. Ama büyüdükçe odadan çıkartılacak ve eklenecek eşyalar olacak. Ortaokula gittiğin de daha kompak bir çalışma düzeni va aklımda. Şimdiden almak çok mantıksız.  Ama bir masa sandalyeye de ihtiyaç oldu bu süreçte. O yüzden bu şekilde alışveriş hem daha ekonomik hem de daha iyi oldu. Çünkü bende bir kaç sene sonra bunları satacağım. :))

Dizilerden de "Altered Carbon"     bitirdik.


 

Severim böyle dizileri lakin bir yandan da ürkütücü geliyor. Zati yapay zeka başlı başına ürkütücü.

Evet zaman o yönde ilerliyor, elbet iyi yönleri de var ama bir yerden sonra amacının dışında, kontrol merkezli kullanılacak olması hiç de hoş bir duygu değil...., Genel anlamda dizi ve oyuncular da iyiydi.

 


Bir de bu mini diziyi bitirmek üzereyim. "Alevlerin Ardından"     

Dizi gerçek olaylardan alıntılarak çekilmiş.1897 Parisi'nde yaşanan yıkıcı bir yangının ardından üç kadının hayatı ihanetler, aldatmacalar ve romantik çalkantılarla altüst olur. Gerçek olaylardan esinlenmiş bir dizi. 

 

 


#1nobel1klaisk  grubumuzun Şubat ayı kitabı #tomamcanınkulübesi idi.
1852 yılında yayınlandığında epey ses getirmiş. Tabi o dönemi düşünerek okumak gerekir. Sade bir anlatımı vardı yazarın. Özellikle son bölümde kitabı, kitapda anlatılan olayları, kişileri nasıl yazdığını anlatmış...
📍 Okurken yer yer çok üzüldüm.... Özellikle beyaz ırkın kendini hep üstün görmesi çok rahatsız edici bir tutum....
📍 Bana göre çok fazla da misyonerlik vardı kitapta. Din üzerinden ruh sağlıklarını iyi tutmak adına zenci ırkın ilahilere sarılması, iyi bir Hristiyan olmaya çalışmaları ve dayanmaları...
Tom Amca ve ailesinin yaşadıkları, iyi bir efendiye denk geldikleri için şükretmeleri, ama borç yüzünden efendisinin onu satmak zorunda kalması... O zaman işte sizde okuyucu olarak sorguluyorsunuz; iyilik böyle bir şey mi???
📌 İşte böyle...
Kitap Amerikan Klasiklerinden... Hatta kölelik kurumunun kaldırılmasında büyük rol aldığı yazmaktadır. Yazarı özellikle o dönemde bir kadın olarak cesurca bu durumu kitap olarak bastırmasi ve rol alması adına saygıyla selamlamak isterim....
📍 Tom Amca'nın Kulübesi (özgün tam adıyla Uncle Tom's Cabin; or, Life Among the Lowly),Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe'un kaleme aldığı kölelik karşıtı roman. 1852'de yayımlanan kitap, Will Kaufman'a göre "İç Savaş'ın temellerinin atılmasına katkı yapmıştı".Wikipedia
📌 Tom Amca'nın Kulübesi 19. yüzyılın en çok satan Romani ve İncil'den sonra en çok satan kitabıydı.Kitap, 1850'lerde kölelik karşıtı hareketi besleyen unsurlardan biri olarak kabul edildi.Yayımlandığı ilk yılda ABD'de 300.000, Büyük Britanya'da ise bir milyon adet satıldı. Basımından üç yıl sonra, 1855'te, dönemin en popüler romanı olarak anıldı. Kitaba atfedilen önem çok büyüktü. Öyle ki, bir anlatıya göre İç Savaş'ın başlangıcında Stowe ile bir araya gelen Abraham Lincoln "bu büyük savaşı başlatan, işte bu küçük hanımdır" demişti. Ancak 1896'ya kadar basılı kaynaklarda yer almayan bu söz uydurmadır. Lincoln'ün takdirinin bir anekdot olarak, edebiyat çalışmaları ve Stowe incelemelerinde bu kadar uzun süre yer bulmasının, çoğu entelektüeldeki, edebiyata bir sosyal değişim aracı rolü biçme isteğiyle açıklanabileceği tezi ortaya atılmıştır.

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Bir diğer kitabım pdf olarak okuduğum, Caner Taslaman'a ait " HAYRETTEN HAYRANLIĞA: AFORİZMALARIM"  idi.

Öncelikle kendisine, kitaplarını Pdf olarak da okumak için linkler hazırladıkları için teşekkür ederim.
TV'de bir ara çok görüyor ve ilgiyle takip ediyordum. Lakin verdiği örnekler ve anlatımları hep aynı olunca bıraktım :(
Bu kitabında da isminden de anlaşılacağı üzere, sözlerini, cümlelerini kısa kısa paylaşmışlar.
Aslında iyi de olmuş.

📌Ne ararsan ara, kendinde ara. İnsan ne ararsa aras?n d??arda, bulduğu yine kendisindedir. Bazen manasızca ve sebepsizce yaptığın  bir seyin karşılığını çok farklı  bir yerden alırsın...
Çünkü hayat dönüşümden ibarettir. Mucize gerçekleştiğinde şunu dersin, hayat alış veriştir bu kesin, ancak Tanrı ile alış veriş  olmaz. O sadece tanzim eder. Ancak, kendisine ait olanların karşılığını verir.
📍 Ancak, idrak edemeyene, laf değil, kelimeleri hap yapıp yuttursan, bir ömür faydası yoktur.
Nefse doymamışsa, zamanı gelmemişse hiçbir faydası
olmayacaktır. Kimi dünya ister kimi mevla. Toprak insanı, neyi dilediğini iyi bilir ve ne yapması  gerektiğini de.



#kinsun kitabından bir bölümü çok fazla görüyordum. Ve merak da etmiştim. Ruha iyi gelen cümleleri severim. Besler bizi....
Sonra Sevgili Nilüfer 'in paylaşımını görmüş ve yorumunu sormuştum. Ve kitabını gönderdi 🙏🏻😊Teşekkürler arkadaşım 🍀


📌Kapak tasarımı çok güzel, içinde ki özlü sözler de öyle.
📍 Lakin eğer benim gibi bir çok mistik, kişisel gelişim kitabını okuduysanız bu kitap bize, size gelmez. Çünkü bildik cümleler.
📍 Yok eğer yolun başındaysanız, ya da ruhunuz biraz daraldıysa "okuyun" derim. Çünkü içerik güzel.
📍 Sene 2006 #robinsharma fırtınası esiyordu ve bende her kitabını okumuştum 🙈 vallahi içime iyi geldi mi geldi....
Tabi bizim yazarlarımızdan #muminsekman kitapları da bu konuda çok iyi. Özellikle lise ve sonrası çocuklarımıza okutulmalı....
📍 📍Sakin ol. Geç kalmadın. Erken
de değil. Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok... Kimlerden ileri ya da geri
olduğunun da...

Kaç yaşında hissettiğinin,
kendini nerede görmek istediğinin ve şu an nerede olduğunun farkında olman
mühim...

Yaşaman gerekeni yaşıyorsun
sadece. 

26.10.20

Guetamala Efsaneleri

 Bu hafta sonu yoğundu. Ana kız günü yaptık Umay ile. Kadikoy'de bir iki işim vardı. Beraber gittik. Dondurma yedik, sohbet ettik, uğrak yerimiz olan; Penguen Kitap Evi'ne uğradık. Muhakkak oturup kitaplara bakıyoruz. Her seferinde "anne ya ne çok okuyorsun" diyor. Hem iyi anlamda alıyorum bu cümleyi hem acaba "iyi mi dedi kötü mü?" diyorum. 🤔😉

Kızımda da alışkanlık olsun diye mutlaka her Kadikoy 'e inişimizde kitap alıyoruz ona.

Tabi bende naspileniyorum 😁

Pazar günü,  kitap kulübümüzle buluştuk bir eksikle.

Bu ay benim seçtiğim "Guetamala Efsaneleri- M.Angel Austris" kitabıydı.






Zor bir okumaydi, hatta gruptaki bir iki arkadaşım yarım bıraktı,  kimi okumadı. Bende çok merak ettiğim için okudum. Çünkü efsane ve masalları okumayı seviyorum 😊

İnternette biraz araştırma yapınca,  bu kitaptan başlamayın diyorlar. O yüzden kelimeleri bu kadar güçlü kullanan yazarla tanışma kitabınız bu olmasın. :)


“Bu efsaneler beni tüm sarhoş etti. Kızgın bir tabiatın, karmaşık bir bitkiler dünyasının, yerli büyücülüğünün, İspanyol teolojisinin nasıl da bir karışımı!” Paul Valéry demis arka kapağında.


Arka kapak yazısı;

Guatemala Efsaneleri, Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Asturias'ın ilk edebî yapıtıdır. Asturias, bu yapıtında kaybolmuş büyük Maya kültürünün hayata yansıyan, sözlü gelenekte sürüp gelen yüksek anlatım gücünü keşfeder.


Sonu gelmeyen tümceler, sınır tanımayan bir düş gücüdür Guatemala Efsaneleri. Ne öykü, ne şiirdir anlatılan. Ne olaylar ne de duygulardır verilen... Psikoloji ile biyolojinin ötesinde, doğal yaratıcı öğelerin kökensel yaşamsallığıdır aktarılmak istenen.📖📖📖📖📖📖📖

Kızgın doğanın bir tür karışımıdır. Karmaşık bir bitki örtüsü, çağlar ötesinden gelen yerli büyüleri, deli bir düş içinde birbirine karışan “yanardağ” tutkusu, rahipler, haşhaş kafalı adam, değer biçilmez mücevherlerin dükkâncısı, “Kutsal Efendi'nin papağan sürüleri”, dokuma tezgâhlarının ve sıfırın değerini öğretmek için köyleri dolaşan büyücü öğretmenler...



16.9.20

Okul Günlüğü.... Kitaplığım...




Geçen hafta okul bahçesinde tanışma etkinliğimiz vardı. Öğretmen bir kaç gün öncesinden WhatsApp grubumuzu kurdu ve artık oradan haberleşeceğiz. 
Tabi Umay kadar bizde heyecanlı idik. Öğretmenimizi ilk kez görmenin heyecanı yanında, artık kızçem ilkokul birinci sınıf diye diye dolaştım evde.... içimden habire "inanamıyorum yaaaa kızım 1'e gidecek "deyip durdum. 
Tabi bu pandemi sürecinde nasıl olacak okul yaşamı bilemiyorum/z... Öğretmen de bizim gibi, gidişata göre hareket edecek. En çok üzüldüğüm şey, bir çok heyecanımızı yaşamamak oldu.
Mesela; pandemi öncesi okul zamanını konuştuğumuzda "şöyle yaparız, şunları alırız, fotoğraf çekeriz, ay ne güzel çocuk çantaları var" diye konuşurken...şimdi fazla bir harcama yapmayalım nasıl olsa okul en fazla bir hafta sonra kapanır., sayılar artıyor neticede diye yorumlar yapar olduk....

Neyse ki çocuklar bahçede bir heyecan ile tanıştılar. Kısa kısa, mesafeli bir takım etkinlikler yapıldı. Fotoğraf çekinildi. Hem  aileler olarak hem de sınıfça.
Hemen buzdolabının üstüne asmak istedi Umay.
Tabi müdür toplanma öncesinden mesajlar göndermişti. Okul kıyafeti ile gelinmesini rica ediyordu, fotoğraf çekimi için.
Veliler olarak kıyafet almadan olmazdı. Yedeklerini almadan sadece ana kıyafetleri aldık. Hep dediğimiz gibi; gidişat nasıl olacak, okullar ne kadar sürece açık kalacak bilmiyoruz. Tedirginiz hepimiz tabi. Çocuklara sosyal mesafeyi anlatsak da bir araya gelince kalmadı sosyal mesafe falan.....

Öğretmen iki gruba ayıracağını söyledi sınıfı. O da zor olacak, çocuklar sadece grubunda ki çocuklarla arkadaş olmuş olacaklar, diğerleri ile belki de seneye beraber olacaklar. Zor yaaaa, bazen hala inanamıyorum bu hastalık sürecine. Hep kitaplarda okurduk veba, veya böyle bir salgın hastalığı, ülkelerin kargaşasını, mücadelesini... şimdi biz de yaşıyoruz daha doğrusu tüm dünya...
Kırtasiye listesi vermedi öğretmen, evden uzaktan eğitimde bir çok şeye gerek olmayacak sanırım. 
Hoş bana göre bilgi açığı bir şekilde kapatılır ama o çocukların bir arada edindikleri sosyallik, öğrenme, bilme, öğretmen-öğrenci ilişkisi açığı zor kapanır...….

Tek içime sinen gideceği okul devlet okulu ama müdürümüz ve öğretmenlerimizin çok fedakar ve işini seven olmaları. Hele yeni gelen müdürümüz okulu özel okullar gibi yapmış. Hoş hiç isteğim olmadı kızı özel okula yollayalım diye. Bize göre önemli olan çocuğu boş bırakmamak. Devamlı elimiz üstünde olmalı. Tabi bu okul süreci de sancılı. İlkokul öğretmeni çok önemli ve iyi araştırma yapmak gerekiyor.
Bunları konuşup araştırırken aklıma kendi zamanım geldi. Muhtemelen annemler araştırmamıştır diye düşünüyorum. Bizim mahalle hatta ma mahalle aynı okula gidiyorduk. Hatta ilkokul öğretmenimi hiç iyi anmam. Hatıralarım kötüdür çünkü güzel çocuk-çirkin çocuk ayrımı yapardı ve güzel kızlara daha iyi davranırdı. Bende o zamanlar kara kuru bir kızım. Öyle çoook güzel bir çocuk değildim.  Ve öğretmen için bu önemli idi.... Allah'tan sınıf arkadaşlarımız iyiydi. Tek üzüldüğüm o dönemlere ait hiç okul fotoğrafımın olmaması. Çok isterdim arkadaşlarımla, okulum ile fotoğraflarım olsun. Çünkü en son ilk okuluma gittiğimde, doğal olarak okul yenilenmişti. Çok değişmişti çok....

İnşallah kızımın okul hayatı  başarılı, güzel anılarının biriktiği bir dönem olur. O yüzden elimden geldiğince, okul ile alakalı bir çok şeyi kaydetmeye çalışıyorum.....
 Gelişmeler oldukça yazacağım. 

Bu aralar tabi gece okumalara devam. Sanırım uzun bir süre daha bu şekilde olacak.
Zati artık yeni kitap almıyorum, öncelik elimdeki kitapları okumak. Sadece grup okumalarımın kitaplarını alıyorum.
 Doğum günü hediyesi olarak Umay ile babası "Son Bakış / Irmak Zileli" kitabını almışlardı. Çok merak ediyordum hemen okudum.



Çoook beğendiğim bir kitap oldu. Konusu çok hüzünlü idi. Gürcü bir kızın ülkemize kaçak girmesi, bakıcılık yapması, çalıştığı kadın tarafından hor görülmesi kötüydü.... elbet yok mu böyle senaryolar var...hem de çok... sadece bizim etrafımızda olmayınca yok sayıyoruz.
Tabi kitabın ana konusu bu değil... daha çok ait olamama hali, anılar, yaşanan, ülkece çekilen acılar... İlk kez okudum yazarın kitabını ve diğerlerini de okumayı çok istedim.

Kitap Açıklaması

Irmak Zileli bu romanında genç bir kadının ölüme giderken ki son birkaç dakikasından hareketle, geriye doğru hayatlar ve kuşaklar boyunca aktarılan bakışların izini sürüyor. Aynı zamanda insanın hayata, geçmişe, kendi varlığına ya da yokluğuna yönelen bir bakış bu...

Son Bakış yabancılığın ve dilsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamanın ve anlatabilmenin yolunu arayan bir roman. Bu nedenle de evvela dille uğraşan,  dilin kendisini romanın meselesi yapan bir metin. Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş, girerken biricik sevgilisi Kaveh’i yitirmiş Tina’nın iç sesi okuru yanına çağırıyor. Son yolculuğunda ona eşlik edilmesini bekliyor.

Hem yakarış, hem hesaplaşma olarak okunabilecek Son Bakış, Irmak Zileli’nin edebiyatta açtığı hattı derinleştiriyor.

“Ah insan zihni nasıl da kaydedemiyor aslında hiçbir şeyi olduğu gibi, çünkü sonradan ekliyorsun kendi bakışını onunkine, sonraki bakış diye bir şey de var aslında, hiçbir bakış son olarak kalmıyor,  kendi son bakışının üstüne ister istemez yenisinin gölgesi düşüyor. 

( Tanıtım Bülteninden)


İnstagram grubumuz ile "Michael-Çocuksu Topluma Gençlik Kitabı/  Elfriede Jelinek" kitabını okuyoruz. Boyle grup okumaları iyi oluyor. Belki de  ben bu kitabı okumayacaktım bile. Satışı da yok ve reklamını da görmemiştim.Değişik bir tarzı var yazarın, biraz araştırdığımızda da edebiyatta yeni bir akıma vesile olmuş. 

Böyle işte, uykum geldi, yazı biter ben deniz kitabıma gider.biraz okuyup yatarım. 

İyi geceler a dostlar. :))



20.5.20

Evlat...İnsanlık Halleri....



Selam. :)
"Selam " demeyi bide "hoş geldin" demeyi çok seviyorum... Neden bilmiyorum ama içim gerçekten çok iyi oluyor öyle deyince....gerçi benim birde kelimelere takıklığım var....laf olsun diye hor kullanmayı sevmiyorum..... 
Neyse efenim uzatmayayım dimi! 😬
Yeni anne olan arkadaşlarım var, anne olacak arkadaşlarım var.... Sohbet ediyoruz....

Sonra aklıma hepimiz de olduğu gibi kendi hamilelik sürecim, öncesi, sonrası geldi...
Umay'dan önce zorunlu sezaryanım var.... Kalp atışları önce duyuldu, sonra hiç duyulmadı, bekleyelim dedi doktor
..bekledik bir iki hafta...ama tabi o ara ben garibim.... Ta en başından hissetmiştim. İlk testi yaptık...ertesi gün "bunda bir gariplik var...iyi şeyler hissetmiyorum" demiştim eşime....
Doktorumda annelerin bazı şeyleri daha iyi hissettiğini söylemişti...
Sonra doktor kararı ile sonlandı gebeliğim....
Tabi ben dışarıdan güçlü duruyorum ama içimde kopan fırtınayı anlatamam size...... Hala o tarihte içim burulur, gözlerim dolar...taman hep söylediler... "İşte o bir kan pıhtısı, üzülme, yine kalırsın hamile, hayırlısı değilmiş" falan filan... Evet destek olmak için deniliyor... Ama deneyimleyerek öğrendim ki(acı bir tücrübe oldu) aslında en güzel destek...acısı olanı dinlemek ya da sessizce yanında olmak.... Oysaki bizler zamanında bende öyle yapıyordum çünkü; acısı olan sevdiğimi teselli etmek için devamlı moral vermek için konuşuyor,  örnekler veriyordum.... İşin aslı öyle olmuyormuş demek ki......

Sonra gel zaman git zaman hamile kaldım...test sonrası dediğim ilk cümlem; bizim kızımız olacak......
Ki benim hayat felsemde evlat birdir...erkekde olsa kız da evlat benim evladımdır.... Dilim demez sadece bu cümleyi,  kalbim, ruhum,  zihnimde de böyle hissederim....
Ki benim kardeşim erkektir. Ve hiç bir zaman "keşke kız kardeşim" olsaydı demedim. Aramızda ki duygu, saygı, destek öyleki hiç hem cinsim olsun demedim....
Çünkü hayat bana öğretti ki.... Evladı yetiştiren bir kadın. Ve o anne eğer evladını severken cinsiyetçi yaklaşmazsa....saygısını,  sevgisini dili ile söylediği kadar bedeni ile de gösterirse.....kız erkek fark etmez...

Şimdi bu iç dökme nereden çıktı derseniz.... Konuştuğum anneler ya da  parkta da oluyordu bazen... Erkek annesi ise; ay ne şanslısın kızın var..." "Allah'ın şanslı kulusun kızın olmuş" falan diyorlar.....
Çok şükür, bin şükür sağlıklı,  akıllı bıdık evladım var... Ama erkekde olsa bu duam aynı olurdu....
Evlat-anne ilişkisi öyle büyülü ki....ne verirseniz onu alıyorsunuz.... Aslında büyüdükçe değişmiyor evlat....aklı erdikçe karşılık veriyor...
Ve bence erkek evlatda hayırlı olur...anasına babasına....
Bir arkadaşım doğum yaptı, erkek evladı oldu .
Konuştuk,  dertleştik....Ya Gülşah diyor bir sen olumlu anlatyorsun.senle konuşunca daha iyi hissediyorum....
Allah razı olsun...eğer bir nebze desteğim dokunuyorsa... 
Lakin ben olanı söylüyorum..
Eğer bebeğiniz ağlıyorsa...normal değil mi? En iyi bildiğini yapıyor bebek... Ya da çocuğunuz oyun istiyorsa, ilgi istiyorsa...normal değil mi?
Hep dediğim bir şey var; aslında bebekken de çocukken de..evlatlarımız normal davranıyor...biz onların küçük çocuk olduğunu unutuyoruz...istiyoruz ki...bizim gibi davransınlar...oturdukları yerden kalkmasın, istekleri mantıklı olsun.....
Bunları anlatıyorum yeni anne olan arkadaşlarıma....birde sabrı.....🎈

👩‍👧👩‍👧👩‍👧👩‍👧👩‍👧👩‍👧
 
Yukarıda ki fotoğrafta Umay saçımı tarıyor... Bana yardım etmek hoşuna gidiyor...geliyor makine boşaltıyor, mandal uzatıyor.... Bir şey taşıyorsam "anne çok ağır mı? Yardım edeyim" diyor.....
İşte o anlardan biri....
Hep duam..." ben senden razıyım Allah'da senden razı olsun kızım 🙏🏻" oluyor... Birde eğer bir gün anne olmak isterse ki istemezse de önemli değil...her kadın doğuracak diye bişey yok....
Kızımın evladı da kızım gibi olsun....


Bunları yazdım çünkü burası günlüğüm...inşallah unutmam ama olurda aklım şaşar unuturum,  defterimde daha detaylı olan, burada özeti olan bloğuma bakarım...hatta kızım da bakıp okur......

Bugün ne güzel bir gün.... Hem 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Spor ve Gençlik Bayramı hem de Kadir Gecesi..... 
Dualarımız kabul olur İnşaAllah...


4.5.20

Günlük....Kitaplığım....

Selammmmmmm. 🎈

İki gün önce ki gök gürültüsü kızçemin ödünü patlattı. Korkmamak mümkün mü gerçi....resmen camlar titredi.......  O gece bizimle yattı Umay. Tabi sabah her yerimiz ağrıyordu kızçe rahst yatsın diye, yatak kenarında düşmemek için mücadele içindeyim 😁
Gece neredeyse sabahladım. Umay yatınca camı açtım, oh mis gibi toprak kokusu...yağmur sesi. Bir kaç bölümde Gilmore Girl kızlarını izledim. Nasıl keyifli geliyor anlatamam. Bayıldım bu kızlara... Hatta kızımla izlemek isterdim ama yaşı için çok erken görüntüler var.
Birde gece yağmuru dinlerken şöyle hayal ettim...ufak bir kasabadayım, evimin verandası var, bahçede salıncak.... Yanımda kitaplarım...fonda yağmur sesi....of be dedim offfff.... Sanıyorum bunda çok fazla kasaba filmi, dizisi de etkili oluyor....😁🤗
Haberler aynı tabi...... Artık kanıksadık.... Yürümeyi unutmazsam iyidir diyorum kendime.

Ramazan ayı geldi....Hoş geldi safa getirdi.  İçim acayip bir huzur ve huşu içinde oluyor, bu ruhani haller iyi geliyor bedenime, ruhuma.... Bu sene 6 sene üstüne oruç tutabildim. Korkuyordum , uzın zaman olmuştu,  birde üstüne alerji hapları içtiğimden.... Ama çok şükür ki korktuğum gibi olmadı... Hatta midem bile ferahladı ruhumun yanında.

Uyanıp hemen yiyemeyenlerden olduğumdan, eşimde bana benzediğinden zaten saat üç buçuk dört gibi uyuduğumuzdan,  yatmadan 2 saat evvel yiyoruz. O da sabah bizi rahatsız etmiyor.hafif bir kahvaltı yeterli oluyor. 

Başlarda Umay pek anlamlandıramıyordu. Alıştı artık ve bize yediği bir şeyden ikram etmeden önce, unutma anne oruçlusun yiyemezsin diyor.... Ve akşam bizimle sofraya oturuyor. Bu çok güzel bir duygu. 
Bugün canımız kakaolu kek istedi...hatta benim canım,  kızı okula bıraktıktan sonra Kadıköy'e inip kahve içmeyi çekti. 🙈
Madem şimdilik evdeyiz bizde kendimiz kendimize ikram ederiz....

Buda şapşilli hallerimiz 😂
 Bu aralar yemek yapmayı öğrenmek istiyor. Anne bana da öğret, artık büyüyorum diyor. Bazen öyle güzel  bakış açıları oluyor ki; evet diyorum kızım büyüyorsun.....
Eylül ayında ilkokul birinci sınıf olacak......öyle garip geliyor ki...sen ne zaman büyüdün diyorum...tabi bunun yanında korkularım da artıyor..... İstiyorum ki okul kapısında yatayım, sonra da saçmalama kızım diyorum....... İyi duyguları çağırıyorum....sonra aklıma; ya ojula gittiğinde Covid19 kaparsa diyorum,  ya şöyle olursa, böyle olursa diyorum....
Sonra yine saçmalama Gülşah diyorum... İçimi iyi duygularla doldurmaya çabalıyorum....birde bunum ileriki seneleri varrr....
Oysa ki anne olmadan önce öyle kuru sıkarmışım ki ben şimdi anlıyorum......
Öyle çok cümlemi yuttum ki... Hiç bir şeye benzemiyormuş "anne olmak"......
Tabi hala, o tipik annelerden değilim hem düşünce hem davranış olarak. Yani, aman elleme, kirlenme,  şunu da ye bunuda iç....öyle yapma, benim çocuğum çok akıllı gibi cümlelerle takılan annelerden bahsediyorum.....

Geçen gün bir film izliyoruz. Umay ile. Animasyon.... Orada ki anne sorumsuz,  sadece kocası ile ilgileniyor,  bağırıyor falan...  Döndü bana dedi ki; anne biliyor musun " sen öyle anne değilsin" dedi...nasıl garip oldum anlatamam. Nasılım dedim? Sen komiksiz, bağırmıyorsun, dökülse kızmıyorsun....
İşte! Bu benim için yeterli......
Tabi kurallarımız, çizgim var ama öyle höt höt değilim...vs...işte.....
Bugün bizli bir yazı oldu.

Geçen hafta bitirdiğim bir kitabımı da anlatayım. Anlarmadan, paylaşmadan olmaz. :))
PAKİZE/ BEHİCE ZİYA KOLLAR 

Tanzimat döneminin ilk kadın yazarlarından ve çevirmenlerindendir diye bahsedilir kendisinden. 
Koç Üniversitesi Yayınları tarafından "Tefrika" yayınları kitaplaştıırılıp basılmış. 
Taksim'de gezerken Yayınevi'ne girmiş ve o zaman almıştım. Sanırım geçen sene idi.....
Aslında Behice Hn. Ailesi ve geçmişi hakkında çoook fazla bilgi yok. Lakin bir döneme tanıklık etmiş, kadın olmasına rağmen yazmış, süreli yayınlarda yazıları çıkmış kadın yazarlarımızdan.
Ne yazık ki o dönemlere ait bir çok kadın yazarlarımız hakkında bilgiler çok eksik. Çünkü erkek egemenliğinin daha hakim olduğu bir dönem....
Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde sadeleştirilmiş Türkçe ile okuyoruz. Roman bitince, bir de orjinal basımı yayınlanmış. Nasıl güzelmiş kelimeler. Şimdi daha az kelime ile ifade ediyoruz duygularımızı, daha çok anlatıyoruz......

Kitap Açıklaması

Evlilik, Batılılaşma, eğitim, kadının özgürleşmesi gibi konuları tartışmasıyla Pakize Tanzimat romanı geleneğine bağlanır. Ancak bu sorunların bir kadının bakış açısı ve duygu dünyası dolayımıyla yansıtılması Pakize’yi “yeni” ve “ayrıksı” kılar.

Gururlu, okuyan, yazan, eleştiren yirmili yaşlarında bir kadındır Pakize. Gazetede okuduğu, “kadınlar ve aşka dair bir makale” Pakize’nin kaderini değiştirir. Yazının sahibine duyduğu hayranlık, beklenmedik bir şekilde platonik bir aşka, ardından saplantılı bir tutkuya dönüşür.

Gazeteci ve çevirmen Behice Ziya Kollar’ın yazdığı, 1895 yılında Maarif dergisinde tefrika edilen Pakize, Türk edebiyatı araştırmaları için yeni imkânlar sunan bir roman.

 

(Tanıtım Bülteninden)


16.5.19

Çocuğa Dini ve Allah'ı Anlatmak...

Selam.
Bu aralar yaş dönemi ile alakalı olarak daha da çok sorular sormaya başladı bizim kız.
Tabi birde arkadaşlarından duydukları da var.
Bir arkadaşı "Allah taaa yukarıda bizi görüyor, " işte skin şöyle yapma ceza verir .... Vs...gibi cümleler ile bşraz korkutmuş. .
Oysa ki korkacak değil sevebileceğini anlatmak daha doğru.. 


🙏 küçüklüğünden beri ağaçlara dokundurup,  sarılmasını, selam vermesini anlattım Umay'a ve konuşmaya başladığından beri ağaçlara dokunur,  selam verir ve büyük keyifle yaparız bunu.
🙏 Geçenler de babası ile konuşurken üstte bahsettiğim mevzuyu açmış ve "Allah nerde? Nasıl bişey?" gibi sorular sormuş.
🙏 sonrasında eşimle kendi aramızda konuşurken "eveeettt dedik artık sorular başladığına göre araştırma yapıp doğru şekilde,  anlayabileceği dilde anlatma zamanı gelmiştir" dedik....
🙏 Hemşiremden bu kitabı aldım dün gece de bizim yaş grubumuza uyan kısımları okudum. #çocuklaraallahınasılanlatalım #mehmeteminay
Kitabın başında öyle güzel içeriği anlatmış ki.  Bu kitabı hazırlaken sadece din bazlı değil hem sosyoloji hem de psikoloji dalından destek alarak hazırlamış. Çünkü üçü bir arada olursa özellikle çocuklarımıza daha iyi anlatabileceğimizi söylemiş.
🙏 Küçük yaş gruplarında asıl önemli olanın " gerçekten neyi sormak "istediğini vurgulamış. Korkutmayalım,  sevdirelim demiş yazar. Ve en önemlisi; uzun uzun cümleler değil kısa ama öz somut olarak anlatmamız gerektiğini yazmış. Doğadan örnekler verebilirsiniz demiş mesela. Çok hoşuma giden cümleler okudum.
Bazı şeyleri ileride anlatmamız gerektiğini,  soruyu sorduğu zamanı baz alıp öğrenmek istediği kadarını anlatalım demiş.
Ve en önemlisi çocukluk yıllarında yapılan yanlış bilgilendir neler kalıcı yanlışlar dönemi olabilir demiş.
O yüzden öncelik aile bağlarımızı ve güven duygumuzu oluşturup yaş dönemine göre bilmesi gerektiği kadarını anlatmak.
Birde yapılan bir araştırma da; çocukların doğuştan dini kabule hazır olduklarını vurgulamış. Bu sebeple de yaşına uygun dönemler de anlatırsak söylenenleri  yadırgamadıklarını anlatmış.

Önereceğiniz başka kitaplar da var mıdır?

16.1.19

Çocuklar için...Dikkat ve Hafıza Seti Kontrol Yayıncılık

Selam.

Bu aralar vakitsizlikten yazamadım. 
Normalde yetmeyen zaman ekstra yetmez oldu ve ben sanıyorum ki zamanımı doğru kullanamıyorum.
Bunda şu akıllı telefonlarda kurulan gruplar da sebep oluyor... yok kızın okulundan mesaj, arkadaşlardan mesaj derken, hadi elime almışken İnstagram'a da bakayım diyorum ve bir bakıyorum epey bir zaman geçmiş.... Aslında okuduğu ve yazmak istediğim çok güzel kitaplarım var. Onlar da artık diğer postta...

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu vardı. 
Aralık ayında Kontrol Yayıncılık'tan mail geldi.


Siteyi inceledim ve bizim kıza en uygun olan set olarak "5 Yaş Dikkat Ve Hafıza Seti"ni istedik.





Daha öncesi siteyi incelediğimiz de 5 yıldız aldığını ve yorumların da hep pozitif yönde okuduk.

Kargo elimize ulaştı lakin biz o ayı hastalık ile geçiricince henüz içeriğinde ki şablonları yapmaya başlamadık kızçemle. :)

Nasıl olsa 15 tatil geliyor evde de etkinlik yapmak gerek. Artık yaptıkça sizinle de bol bol paylaşırız.

Biz anne baba olarak içini inceledik. Hatta Umay'da bakındı biraz. Özellikle farklı olanı bul kısmı ilgisini çekiyor.
Diğer sayfaları da kurcalatmak gerek kıza.

Setin içeriğini siteden alıntıladım :)))

Şimdi ki çocuklar gerçekten de her şeyin çok farkındalar ve daha açık görüşlüler. O yüzden o güzelim boş beyinlerini onlara fayda sağlayacak, gelişimlerini tamamlayacak bilgileri fazlasını ve çocuğu sıkmadan vermek, yönlendirmek gerek...

15 tatilde uygulamalı yaptıktan ve sonra sizinle yine paylaşırım arkadaşlar.


2 Kitap
128 Sayfa

DHS GENEL AÇIKLAMA
Dikkat ve Hafıza Seti 5 Yaş aralığında ki çocuklara uygun olarak hazırlanmıştır. İçerisindeki egzersizler beyindeki algı merkezlerinin aktif olarak çalışmasını sağlar. Kodlama sistemi ile desteklenen bu set, Çocukların hafıza egzersizleri ile kazanılan bilgileri depolayıp kullanabilmelerini sağlar. Egzersizler belli bir sistemle yerleştirilmiştir. Birbirini takip eden hafıza soruları ile çalışmalar pekiştirilir. Egzersizler, gereksiz bir şekilde tekrar edip çoğaltılmadığından, sıkılıp bırakmak yerine merak ederek istekli bir şekilde çözmelerini sağlar.

KAZANIMLAR
· Görsel ve İşitsel Dikkat gibi dikkat alanları aktif şekilde çalışma gösterir.
· Kavramlar, renkler geometrik şekiller gibi kavram bilgilerinde öğrenme gerçekleştirir.
· Okul öncesi ve ilk öğretim çağındaki çocukların öğrenme sistemini aktif bir şekilde çalıştırır.
· Dil-Bilişsel alanın etkili şekilde kullanılması sağlanır.
· Çalışma belleği, kısa süreli belleği, uzun süreli belleği aktif şekilde çalıştırır ve geliştirir.
· Ders başarısında artış görülür.
· Konsantrasyon süresini arttırır.
· Farklı yollardan problem çözebilir.
· Okuduğunu anlar ve yorumlar.
· İnce motor kaslarını güçlendirir.