Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.8.16

kaygılı ama umutlu günler geçerken.

Adnan binyazar/ Kızıl Saçlı Kontes
 Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Ama bir türlü yazacaklarımı, hangilerini paylaşmam gerektiğini bir türlü toparlayamadım.
Malum gündemimiz hep aynı...
Tek duam Rabbim ülkemize zeval vermesin...
Bu topraklar kolay kazanılmadı.....

Tabi yazmadığım zamanlarda günlük hayatımızı akışına kavuştu... Her ne kadar devamlı haber kanallarını izlesek de bir nebze rahatladık...
O arada arkadaşlarla bir Avşa Adası tatili yaptık.. Tatil yaptık ama devamlı konuşmalar da sosyal medyadan gündeme bakıp, yorumlar yaptık.
Deniz ve kumsal çok iyi geldi hepimize... Sabahtan akşama devamlı denizdeydik....

Temmuz Ayında Can Yayınları 5 TL kampanyası düzenledi ve haberdar olunca birkaç kitap da ben aldım... Benim baktığım DR'larda hep öykü kitapları vardı. Romanlar azdı. İyicene anladım ki öykü kitapları fazla okuyamıyorum... Çok sık okursam sıkılıyorum. Ara kitap olarak okumalıyım.
Örneğin Kızıl Saçlı Kontes/ Adnan Binyazar
 Belki kalemi kuvvetli bir yazardır ama ben bu öykü kitabında bir türlü ilerleyemedim ve yarım bıraktım... Başka bir kitabını daha okuyup karar vermekte yarar vardır değil mi? Ya da sizden okuyanınız varsa ne dersiniz?

Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu
 Kitap Kulübü kitabımız olan Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu/ Laura Esquivel 
Bu kitaba tek kelime ile bayıldım. Hele her cümlenin başı " Lupita .... seviyordu" diyerek giriş yapması, yaşadıklarını günlük bir dille aktarması bir okuyucu olarak çok keyifliydi... Bu kitabı okuyun derim. Gerçekten de Latin Amerika Edebiyatı sizi sıkmıyor ve konuları genelde sürükleyici oluyor. Bu kitapta da yazar biraz günlük hayata biraz da Ülkenin Politik olaylarına değinmiş...

Thomas Mann Aldanan Kadın bu kitap resmen içimi baydı... Aslında listemde yazarın Büyülü Dağ kitabı vardı fakat bu kitabı da tanışmak için aldım yazar ile... sanırım yanlış bir seçim oldu... Ki yazarın bu kitap ölmeden önce yazdığı ve hayatında ki gerçeklere dayanan bir kitapmış.
Bir kadının genç bir öğretmene aşkı ve çocukları ile yaşadığı diyaloglar anlatılıyor... bakış açısı, ölüm vurgusu çok iyi ama konu işleyişi zor ilerliyor....

aldanan kadın
Mother's Day filmi gayet renkli bir izlenimlik akıcı bir filmdi. Şöyle sıkılmadan, fazla düşünmeden keyifle kahvaltı sofrasında yada oturuken izleyeyim derseniz iyi bir seçim. Öyle aman aman bir konusu yok tek güzelliği aydınlık ve iyi oyuncuları oynatmış olmaları...
mother's day
cumhuriyet çocuğu


















Nihal Yeğinobalı CUmhuriyet Çocuğu tek kelime ile enfes bir kitaptı. Özellikle bir döneme tanıklık etmek ve onu okuyucu sıkmadan anlatmak kolay değil. Ki yazarımızın kalemi de çok kuvvetli.
Bu kitabı ikinci el olarak tamamen arka kapak yazısına bakarak almıştım. Meğersem diğer kitapları da çok iyiymiş. Hatta dilimize Genç Kızlar olarak yabancı isimle basılmış kitabından sahibiymiş.
O dönemde kitabını kendi ismi ile bastıramadığı için rumuz kullanmış ve kitap yıllarca best seller olarak anılmakta...

Yeni yazıda görüşmek üzere  :))

23.2.16

Anne, Baba Ve Diğer Ölümcül Şeyler Yalçın Tosun, Emine Uşaklıgil Bir Şehri Yok Etmek

 Geçen gün Umay ile televizyon da sinema  kanallarını karıştırırken bu filme denk geldik. Casper Ve Emma'nın Arkadaşları filmin ismi. Fena olmayan, özellikle çocuklar için; arkadaşlığın ve oyuncakların çocuklar üzerinde ki etkisini anlatan bir izlenimlik filmlerdendi. :)


Cumartesi günü Can'ım geldi kızıyla. Uzun zamandır görüşemiyorduk; karşıda oturuyor olamsı, çalışıyor olması bide çocuklu olmak olunca işin içinde; öyle ha deyince çıkamıyoruz tabi dışarı. Havalar da şansına ne zaman gelmeye kalkışsa hep yağmurlu oldu.
Neyse ki bu hafta kavuştuk, dertleştik, güldük, sohbet ettik derken akşam oldu....ve arayı bu sefer çok açmamak üzere sözleştik.
Hani sık görüşemezsiniz, daha çok telefonlaşırsınız ve bir araya geldiğinizde de sanki her hafta görüşüyormuşsunuz hissi olurya aranızda... İŞte bizimki de öyel bir dostluk Zerrin'imle..
Seviyorum böyle arkadaşlıkları, dostlukları....Kızlarımız da oynadılar, koşturdular. İnşallah ilerde de büyüdüklerinde iyi bir dost olurlar bizim gibi..
 Bunların dışında size belki bildiğiniz belki de benim gibi yeni tanıdığınız bir yazardan bahsedeceğim.
Özellikle genç bir yazar ve ilk kitabı "Anne, Baba Ve Diğer Ölümcül Şeyler" kitabı ve ödül almış bir kitap ki hak etmiş bence de... Birbirinden bağımısz gibi olsa da sanki iç içe olan bir hikaye okuyorsunuz bu kitap da.
İnsana, dünyaya, çevresine, dahası kendi içine eğilip bakma gözü pekliğini gösterirken dostluğu, sevgiyi, mutluluk arayışını da hüzünle dillendiriyor. Dile gelmeyen, onun kaleminde incelikli bir kurguyla, alttan alta duyuruluyor...

Hep diyorum benim aram hikaye ve öykü kitapları ile daha yeni yeni barışmaya başladı, daha çok roman seviyorum...
Ama böyle harika, duyguları ve derinlik psikolojisini ön planda tutanikaye kitabıysa çok seviyorum. :)))
Diğer kitaplarını da listeme ekledim. Artık elimde ki kitaplar azalsınd a alayım bende :) yoksa dağ gibi bir kulem olacak. Ki o görüntüyü de çok seviyorum :))))


Ara ara bildiğiniz üzere D&R'da özellikle Can Yayınları kitaplarında kampanyalar oluyor. Hiç kaçırmam bu fırsatı laf aramızda. ;)
Bu kitabı da öyle bir kampanya zamanı almıştım. Şehir üzerine detaylı bir inceleme kitabı. Mahalle kavramının yok edilmesini özellikle çok güzel vurgulamış. Eee tabi birde Kentsel Dönüşüm adı altında bir şehrin nasıl yok edildiğini belgelerle anlatmaya çalışmış Emine Hanım.
Hani ben şimdi böyle yazıyorum ya sakın sanmayın "yazar şehirlerin, hele de İstanbul gibi bir kozmopolit bir şehrin" değişimine karşı değil. Ama bazı değerlerimizin, yapıların ve sokakların hatta mahallelerin değiştirilmesine, yok edilmesine karşı....

İnceleme olarak iyi bir kitaptı. Varsa elinizin altında göz atın derim.

Bu haftaya başladık. Havalar da güzel, her ne kadar gündem kötü ve acımasız olsa da....

Bizi yoğun bir hafta bekliyor, ara ara girip yine bloğumu yazacağım ama... İhmal etmeye gelmemeli blog...

Hepimize iyi haftalar... :)

26.10.15

Biten kitaplar... Derviş Evi , Ayın En Çıplak Günü, Sizin Hiç Maviniz Var mı? Ve yeni kitap..

 Yine sık sık yazmak istesem bile ara vermeye başladım... günler nasıl akşama bağlanıyor anlayamıyorum gündüzleri... işler bitip, Umay ile oynayıp sonra da öğlen uykusuna yatırınca ya yemek yapıyorum ki yemeğimi geceden yapmak daha işime geliyor; eğer yemeğim varsa sessizlikte oturuyorum.. bazen de kitap okuyorum, blogları okuyorum...

Tabi yazmadığım zamanlar da yine birkaç kitap bitirdim ve bir filmi de çoook beğenerek izledim.
Zorba/  Nikos Kazancakis kitabından uyarlanan filmi izledim. Ki film bu kadar güzel, keyifli ve anlamlı ise deidm kitabı nasıldır!? Alınacak kitaplar listeme ekledim bile...
Siz de benim gibi hala izlemediyseniz mutlaka izleyin... Arada Zorba gibi bakmak gerek hayata... Film 1964 yapımı ve özeti de;

Film Özeti

Hayattan fazlaca bir beklentisi olmayan mutsuz İngiliz yazar, Yunan asıllı Basil'e (Alan Bates) Yunan adalarından biri olan Girit'te bir maden ocağı miras kalmıştır. Hayatına yeniden bir çeki düzen verme umudunu taşıyarak adaya gelen Basil burada aşırı davranışları olan, kaba saba ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunanlı olan Alexis Zorba (Anthony Quinn) ile tanışır. Kendisini adeta himayesine alan Zorba'nın kendisine kabul ettirmeye çalıştığı hayat tarzının bir parçası da yenilgileri umursamamaktır. Zorba'ya göre yenilgiler hayatın kaçınılmaz parçalarıdır ve ancak yenilginin sürekli olarak tadılması ile hayatın zaferlerinin tadına varılabilir. Zorba sayesinde Yunanlıların dünyevi zevklerini keşfettikçe Basil'in hayata bakış açısı git gide değişmeye başlar.
 budur...

 Bu aralar ikinci el kitaplarda aradıklarımı buluyorum ve buda beni çok mutlu ediyor. Yine kitapları karıştırırken Buket Uzuner'in 1988 yılında ilk basımı olan, ikinci kitabına denk geldim. Bende ki 8.basımdı. İçinde ki hikayeler çok iyiydi, biraz da hayata dairdi hikayeler. Sanırım yazar yer yer kendi hayatından da örnekler vermiş.
"
Herkesin yaşamında çıplak günler vardır; savunmasız, iddiasız, direnmesiz, gösterişsiz, öylece…
Yalın ve kendi halinde.
İçine kimsenin kabul edilmediği, alınmadığı, hani o ‘en yakınlar’ın bile..
Bu kitaptaki öyküler benim en çıplak günlerimde yazıldılar." cümlesi kitabın arka kapağından...
Eğer seviyorsanız yazarı bu hikaye kitabını da çok seveceksiniz.


 Üsküdar Sahaf Festivaline son güne bir gün kala yakaladım ve istediğim birkaç kitabı aldım. Bunlardan biri Derviş Evi" idi ama okuyamadım, yarım bıraktım... Başlarda dedim ki şans ver Gülşah ilerleyen sayfalar da sarar seni ama cık, yokkk olmadı okuyamadım ve yarım bıraktım. Eğer okumak isteyeniniz varsa gönderebilirim bu kitabı...
Sonra dün gece bir de netten kitap hakkında yorumlara bakayı dedim... inanın yalnız değilmişim, o kadar çok kişi yarım bırakmış ki....

Bende okumak istediğim, listemde alınacaklar arasında olan ve sahaf festivalinde denk geldiğim Özge Uzun kitabına başladım. Ve bitirdim...  Bildiğiniz üere oğlu ile yaşadıklarını, içinde kopan fırtınaları, herşeyin ilkini oğlunun başına gelmesini, aradığı çözümleri.... okurken içim burkuldu, uykum kaçtı.
Tabi konu böyle ama kitapta acıtasyon yok, siz okurkenhüzünleniyorsunuz. Neler yaşamış ya.... düşünüyorum da ne zordur özel bir çocukla yaşamak, teşhis konulamaması, tedavi yönteminin bilinememesi vs...

Veeee sevgili Hayattanizler bloğunun( blog sayfası için tıktık ) sahibi Özlem'imin hediye ettiği Kapı kitabına başladım.. Bakalım beni neler bekliyor. Filmi de varmış, kitap bitsin filmi izleyeyim diyorum.

Böyle işte blog....
İyi haftalar herkese.
Muharrem Ayımız mübarek olsun, yapılan aşureler kabul olsun...

16.10.15

Üç Aynalı Kırk Oda Murathan Mungan...

Bu ara çok ama çok yorgunum çünkü Umay'ın diş çıkarma dönemi. Gece çok sık ağrı ve ağlamakla uyanıyor ve sabah da erkenden kalktığımızdan hiç dinlenemiyorum .  Tabi diş ağrısı olduğundan devamlı emmek istiyor,  yemeklerini çook az yiyor.
Bu arada bende tabi ruh gibiyim biraz. Olduğumdan daha çok sabır gösteriyorum çünkü ağrısı oluyor bebeğimin... Birkaç güne toparlar diye düşünüyorum. Bide bu arada diş çıkarttığı için öksürük ve hafif bir burun akıntısı var.  İnternette araştırmıştım ki tecrübeli anneler de bilir bu durumu ; takip etmek gerekiyor. Çünkü tam hastalık havası ve diş öksürüğümü yoksa hastalık belirtisi mi çok iyi takip etmek gerekiyor...
Çok şükür şimdilik diş çıkartma belirtileri.
Böyle böyle büyüyecek sanırım.... ☺
Bu arada gece okumalara devam.., gündüz daha çok film izleyebiliyorum ama kitap okuyamıyorum. (sorun değil buda geçecek geçecek geçecek)
Üç Aynalı Kırk Oda /Murathan Mungan kitabını büyük bir hayranlıkla okuyarak bitirdim. Hani bazı yazarlar vardır hep yazmalı ama hep. İşte Murathan Mungan'da benim için o yazarlardandır. Örneğin Şairin Romanı kitabını da hiç unutmayacağım ve şiddetle tavsiye edebileceğim bir romanıdır. Okumadıysanız edinin ve okuyun.
Bu kitabının türü hikaye. Ama Roman tadında hikayeler.
Olaylara bakış açısı ve örneklendirmesi çok şaşırtıyor. Öyle örneklerle anlatıyor ki; aaa evet aynen de böyle,  böyle hissetmiştim. "diyorsunuz.
Beni en çok vuran,  etkileyen ve düşündüren hikayeleri sonda yer alan ve ayna ile olan ilişkilerimizi örneklendirmesi, hikayelendirmesi ve doğru tespitler yapması......
Hikayeler biraz iç burkucu ama sıkıcı değil. Ben bir tek ilk Hikayesi olan Alice Star'ı beğenmedim, sıkıldım biraz ama sonrası... İyiydi...
Okuyun mutlaka okuyun derim.  

17.9.15

Kısas-ı Enbiya / Hazırlayan: Orhan Duru

Üşümeyi özlemişim blog. Bloğumu takip edenler bilir; severim ben sonbaharı, Ruhum da hüzne yakın olduğundan bu mevsimi kendime yakın hissederim. :)
( bu arada gündemi, Suriyelileri, yaşadıklarını unutmuş değilim. Tv den takip etmesemde hep aklımda ve dualarımda ....)

Kitaplardan Ahmet Ümit'in Patasana kitabına devam. Akıcı mı evet akıcı ama sanki hep aynı gibi geldi bana kitapları yazarın. O yüzden biraz elimde sürünüyor gibi oldu kitap...

Bende araya diğer kitaplardan ekleme yaparak devam ediyorum bu kitaba... Gerçi bir tek Kavim kitabı kaldı bende olupta okumadığım sanırım onuda okuyup uzunnn bir süre ara vereceğim Ahmet Ümit kitaplarına...

Bu arada bitirdiğim diğer bir kitap ise

Kısas-ı Enbiya/ Hazırlayan Orhan Duru

YKY Yayınları

Orhan Duru, "Türkçe hikâye"nin kaynaklarına tutkun bir yazarımızdı. 1979 yılında, kutsal kitaplarla geleneksel halk anlatılarında peygamber kıssalarının aldığı biçimlerin ve aktarıldığı Türkçenin günümüz öykücülüğüne esinler getireceği inancıyla, bu güldesteyi hazırlamış, yine bir başka öykücümüz Cihat Burak ona desenlerle eşlik etmişti.

"Hep duyup da adını koyamadığımız kaynağı burada bir ucundan yakalıyoruz. Yaradan, yaratı, yaratılış, yaratıklar, yedikat yeryüzü ve gökyüzü, devinen yıldızlar, insanın ortaya çıkışı, yalvaçlar, Babil kulesi, Nemrut, Süleyman ve Belkıs, Anka ve Hüdhüd kuşları, Yedi Uyuyanlar, hepsi bir arada. Neredeyse büyülü bir kurgu evrenindeyiz."
(Tanıtım Bülteninden)


Özellikle kullanılan dönemin öz türkçesine hayran kalmamak mümkün değil. Tabi fazla reklamı yapılmadığından kitap biraz gölge de geride kalmış...

Güzel ve akıcıydı kitap. Mesela kitapta ki ilk öykü olan Yaratlış'ı okurken aklıma bir hikaye geldi.

İlk depremi ilkokula giderken tanıdım. Öyle büyük bir deprem değildi ama hissedilir cinstendi.
Neyse, arkadaşlar arasında şöyle bir hurafe vardı.
Güye toprağın altında yaşayan bir öküz vardı hemde kocaman. O döndüğünde yada hareket ettiğinde deprem oluyordu.
Nerden duymuştuk yada bize kim söyledi hiç hatırlamıyorum ama bu hikaye beynimde iyi bir yere sahip. Baksanıza hiç unutmamışım. :)

Lokman Hekim'in kıssası ve öğüdü çok hoşuma gitti sizinle de paylaşmak istedim.

Kitapta tek sevmediğim şey minyatür çizimlerin çok karanlık olması... Onun dışında kitabı ve anlatım dilini hayranlıkla okudum diyebilirim. Zati bu kitabı da sanırım YKY de dolaşırken raf arasında görüpte alınıp okunuyordur diye düşünüyorum..

İyi geceler blog....