Virginia Woolf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Virginia Woolf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.1.20

Günlük Haller...Biten Kitaplar.....

Yeni yıla hızlı giriş yaptık 🌿

Kimle konuşsam hasta, havalar da malum. O yüzden bu hafta bizim kızı okula götürmüyorum. Hafiften öksürüğü var. İlerlemesin diye götürmemiştim; sonra öğretmenimiz de "okulda 2-3 çocukta domuz gribi çıktı dikkat edin" deyince hepten götürmüyorum. Nasıl olsa bu son senesi, sefasını sürelim. Seneye 1.sınıfta böyle gitmeme gibi lükslerimiz olmayacak 😁

Şimdi asıl mesele 15 tatil geliyor,  bir şeyler yapmak gerek. Yoksa televizyon izlemek istiyor. Evet izliyor ama sabahtan açıp akşama kadar olmasın yani. O yüzden bir grup arkadaş ,  ara ara toplaşalım dedik. Çocuklar bir araya gelip oyun oynasın. Ara ara da dışarı etkinlik yaparız kızçemle. Ee bide üstüne sinema, patladı gitti 😁

Böyle zamanlar da "acaba annemler napıyomuş?" diye düşünmeden edemiyorum. Bazen çıkmaza giriyorum resmen.... Bide diyorum 2, 3 çocuğu olanlar nasıl idare ediyor? Ben tek çocukla bu kadar detay düşünüyorsam.....

Biten kitaplarımı da anlatayım 🤗🍀

Resmen hayranım Virginia Woolf'a💜🌼

Okumadığım bir iki kitabı kaldı. "LONDRA MANZARALARI" deneme,  anlatı kitabı. Bu kitabında anlattıklarını dergide de yayınlanmış. Yazarımız hem Londra'da yaşıyor, hem bu şehri seviyor ve kendi gözünden şehri,  yaşamı, günleri anlatıyor. Tabi yine kendine has anlatımı ile 6 deneme yazısından oluşuyor. Açıkçası yer yer sıkıldım,  sanırım bunda hiç yurt dışı gezisi yapmamamda etkili diye düşündüm.

Geçen sene listemde olan, okumak istediğim bir kitaptı "BEN, KİRKE / Madeline Miller"
Henüz almamıştım kitabı. Sonra aralık ayında İnstagram'da Sevgili Kübra "kitaplaşma etkinliği" düzenledi ve bana bu etkinlikte bu kitabı gönderdi.  Ne güzel bir tesadüf dedim. Demek ki öne çekip okumam gerek diye düşündüm. Bir  solukta da  okudum. Tek sıkıntı Kirke geride kalmıştı bana göre. Yoksa mitoloji seven biri olarak ilgi, merakla okudum.
Nette biraz araştırınca şöyle yazıyor alıntı yaptığım sitede;
kirke - yunan mitolojisinde büyücü kadın. helios (güneş) ile okeanos'un kızı olan deniz perisi perseis'in kızı. aeetes, pasiphae'in kardeşi. homeros'un odysseus destanında, güzel kirke, odysseus'un arkadaşlarına şarap içirerek domuza çevirir. tanrı hermes, odysseus'un yardımına koşar ve ona bir ot vererek domuz olmasını engeller.

Kitaba dönersek, Kirke babasına karşı geliyor ve sürgün ediliyor. İçinde ki iyi yön ve ölümlere olan yakınlığı da hat safhada. Büyülerini genelde iyilikten,  aşktan yana kullanıyor.  Yazar bizi mitolojik bilgilere boğmadan anlatıyor ve buda kitabı daha çekici kılıyor. 
Arka kapak yazısı şöyle;


NPR, Washington Post, Buzzfeed, People, Time, Amazon, Entertainment Weekly, Bustle ve Newsweek’e göre Yılın En İyi Kitabı
 
Goodreads okurlarına göre 2018’in En İyi Fantastik Kitabı
 
“Bu dikkat çekici hikâye sizi, Kirke’nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak.” –Mary Doria Russell, Serçe’nin yazarı
 
“Tek kelimeyle büyüleyici ve zarif anlatımıyla Ben, Kirke, kadın yaşamının sıradan ve de sıradışı bir hikâyesi.” Eimear McBride, Kız Natamam Bir Şeydir ‘ in yazarı
 
Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.
Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.
 
Ben, Helios’un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.
Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
Ben, Kirke’de Madeline Miller; Odysseus, İkaros, Minotauros, Prometheus ve Zeus gibi mitolojik karakterlerin binlerce yıldır anlatılagelen hikâyesini farklı bir bakış açısından sunmakla kalmayıp Olymposlu tanrıların dünyasını Homeros’un destansılığında aktarmayı başarıyor.

27.7.19

Son Virginia Woolf Kitaplarım...

Selam.
İkinci #virginiawoolf kitabımla da vedalaşmamıza çok az kaldı. Ne desem az kalacak #dalgalar için.
〰 Bildiğim bir şey varsa hiç de kolay bir kitap olmadığı. Hatta şöyle bir nette dolandım da...yalnız değilmişim. En hoşuma giden yorumu Sevgili Selim İleri yazmış. Bir kaç kez okuması kitaplardan.
〰Okurken başlarda çok zorlandım.  6 kardeş var üç kız üç erkek. Zamanlar karıştı başlarda. Sonra anladım ki bilinç akışı tavan bu kitapta. Sıkıntı mı asla! 😊
〰 Ki severim duyguları anlatan kitapları,  biraz da puslu şiirsel roman bu kitap. Okurken lirik bir şiir gibi akıyor kelimeler. Ah hele o kelimeler.... Nasıl anlatsam ki...
Virginia Woolf ‘Dalgalar’a 1929’da başlamış, eserini 1931’de bitirebilmiş.
Hele o güneşin,  denizin ve dalgaların tasvirinin yanın da içsel konuşmaların tasviri  var ki; takdire şayan........

Velhasıl demem o ki; bu kitabı bir kaç V.Woolf kitabı okuduktan sonra okuyun ve derinlerine inin...sonra da birkaç gün bu kitapla yaşayın.... Ne demek istediğimi anlayacaksınız....


Deniz feneri kitabı:




Günaydınnnnn.🌼
🌊 #deniz feneri kitabı Virginia Woolf kitapları arasında en en etkilendiğim kitap oldu. Hoş ben bu kadının kendisine hayranım, kitaplarına da....
Bence okullar da klasikler okuturken hep Anna Karanina okutuyorlar ya hani.. Ki yanlış anlaşılmasın Anna K. Kişi psikolojileri  hakkında analizleri iyi ama özellikle kız çocuklarımız için  öncelikle "KENDİNE AİT BİR ODA" okutulmalı. İsmi bile ne güzel değil mi?
🌊  Kitaba gelirsek otobiyografik bir roman. Özellikle baba figürü kendi babasına çok benzer;otoriter,  sinirli, çocuklarını fazla takdir etmeyen ama takdir ve saygı bekleyen bir baba....
🌊 anne ise..... Mrs.Ramsay...kendimle o kadar özleştirdim ki..... Sizi hiç unutmayacağım Mrs.Ramsay........
🌊 Mrs.Ramsay ile kadının toplumdaki yerini,  evliliğini ve sosyal ağını daha iyi anlıyorsunuz o dönemin. Kadınların fazla akıllı olmadığı,  bir çok şeye hakkı olmadığı,  evlenmezsen başka bir hayat sürmeye de hakkı olmadığı savunulan bir İngiltere dönemi ....
🌊Tabi bunda gelenekler de işin içine giriyor. Özellikle anne karakterinin duygularını davranışları ile belirlemesi,  içinden geçenleri fazla dile getirmemesi ve beklenen davranışları sergilemesi de iyi yansıtılmış.
Asıl beni etkileyen o iç konuşmalarda ki bakış açısı....bazı cümleleri tekrar tekrar okudum.....  İç monologlar bir ileri öngörülü cümlelerdi.










Veeeeee son #virginiawoolf kitabımı da bitirdim.... #varolmaanları yazarın yaşamından kesitlerle dolu. Bir nevi anı,  otobiyografik bir kitap.
🐌 bazı duygular ve hisler vardır ve bazı acıları yaşamadan o duyguları bilemezsiniz... İşte o hislere dair duyguları çok iyi tercüme ediyor yazar....
🍃 Şunu demeliyim ki...özellikle kız çocuklarına  Anna Karanina'dan önce "Kendine Ait Bir Oda" okutulmalı....
Yazdığı dönemi düşünürsek,  bir kadın olarak değer görmek istemesi,  saygı görmek,  yazmak istemesi ve hep sırf kadın olduğu için eleştirilmesi ve kayda değer görülmemesi... Hâlâ günümüzde de olan bakış açıları değil mi?......
🍃 Varolma Anıları'nda bir tık daha ileri gidiyor ve içinde ki duyguları da anlatıyor. Ve şimdi daha iyi anlıyorum; Mrs.Dallawoy,  Deniz Feneri'nde ki Mrs. Ramsay'in o içe dönüş hallerini,  yer yer sessizliklerini ve kendi içlerinde konuşmalarını..
Haddimce demem o ki Virginia Woolf boşuna Virginia Woolf olmamış.. 
Her ne kadar "edebi kitap" yoktur diyenler olsa da...bazı kitaplar edebi ve değerlidir,  eşsizdir..


9.7.19

Orlando Virgina Woolf

Yanlış hatırlamıyorsam ilk "Kendine Ait Bir Oda" ile tanıdım Sevgili Virginia Woolf'u...
Kalemine hayran kaldığım bu kadını; geç tanıdığım için üzgünüm...
Tabi bayağıdır İnsatgram'da sağ olsun.... popüler kitaplar arasına giriyor kitapları...


Hayatını tekrar okuduğumda kendisi için ilk yorum, döneminin ilk feminizmi savunan kadın yazarlardan. Zaten Kendine Ait Bir Oda'da bundan çokça bahsediyor. Şimdi ki zamanla değil de kendi bulunduğu dönemle düşününce kitabı...o kadar cesurca yazmış ki kitaplarını.
Zor bir hayatın yanında  psikolojik olarak da dönem dönem krizler geçirmiş lakin çabuk toparlamış. Sonrası savaş dönemi ve içinde bulunduğu toplumsal olayları belirli bir yaş döneminde daha fazla kaldıramamış , eşine ve kardeşine mektup bırakarak hayatına son vermiş bir yazar...


📚 İndirim zamanı dört kitabını daha aldım.
"ORLANDO" ile başladım. Başlarda biraz durağan gibi gelse de....ilerleyen sayfalar da o kelime ahenklerine,  fantastik anlatımlara lakin bunu çok da hissettirmemesine bir kez daha hayran kaldım. Evet uzun süreler oluyor ama siz okurken fantastik kitapmış gibi düşünmüyorsunuz.

📕Kitaba gelirsek özellikle o dönem de cinsel kimliği ile ilgili kitaplar yazmak bence cesaret işi. Ve bu kitabında Sevgili V.Woolf'un hayran olduğu  komşusunda esinlenerek yazmıştır.
Belirli bir yaşa kadar erkek olarak yaşar Orlando; ailesinden iyi bir miras kalmıştır,. Tektir.
Şiire meraklıdır. Yazmaya çalışır... Hayatı öyle güzel mizahi bir dille anlatmış ki yazar... Özellikle betimeler ve ara ara araya girip kısa açıklamaları nefes gibi..   Kendisi de kitabın bir çok yerinde , biyografi kitabı olduğunu,  bazı detayları es geçtiğini falan yazıyor. Siz de okur olarak bazı yerlerin zaten çok detaylanmasına gerek olmadığını biliyorsunuz. Çünkü okur olarak merak ettiğimiz başka bir şey oluyor..  Bir döneme tanıklık ediyor Orlando....


Sonra bir sabah uyanıyor kadın olmuş.... Sonrası olanlar da çok ilginç. Özellikle duygu anlatımları ve bunları Orlando'ya anlatması,  ondan dinlemek.... Yazılacak çok detay var ve  okumayanlarınız olabilir o yüzden çok da özetini vermek istemem. Aşağıya kitaptan bir kaç alıntı bırakayım,  bir de "bilinç akımı" yöntemini açıklayayım. Çok sonra öğrendim  bende ve sevdim bu yöntemi 😊

"Önemsiz ayrıntılar gibi görünseler de,  giysilerin bizi sıcak tutmak dışında daha önemli görevleri olduğu söylenir.
Bizim dünya görüşümüzü de dünyanın bize bakışını da değiştirirler."


"Gürültüden sonraki sessizliğin daha derin olması henüz bilimsel olarak doğrulanmamıştır. Ama sevişmenin hemen arkasından gelen yalnızlığın kendini çok daha fazla hissettirdiğine çoğu kadın yemin edebilir."

Arka kapak yazısı der ki;

Virginia Woolf’un, yakın arkadaşı, karizmatik, biseksüel yazar Vita Sackville-West için yazdığı Orlando, eğlenceli, fantastik bir ‘sahte biyografi’. Canı istediğinde bukalemun gibi biçim, daha doğrusu cinsiyet ve kimlik değiştiren tarihi bir karakterdir Orlando. Erkek olarak başladığı hayatını kadın olarak sürdürür, on altıncı yüzyılda soylu bir aileye doğar, birkaç yüzyılı hızla yaşar, bir gecede cinsiyet değiştirir, yirminci yüzyılın ilk yarısına bir kadın yazar kimliğiyle ulaşır. Delikanlılığında Kraliçe’nin sevgilisi olur, İngiltere Kralı tarafından İstanbul’a büyükelçi olarak gönderilir; Çingenelerin arasında da yaşar, saraylarda da; edebiyat sevdalısı, melankolik bir şairdir; çeşitli kimliklerde çıkar karşımıza Orlando ve değişken ruh halleriyle, yaptıklarıyla hep şaşırtır. Viktorya Dönemi değerlerini eleştiren ve cinsiyet, özgüven, hakikat, kimlik, kişinin toplumdaki yeri, edebiyat gibi konulara şiirsel bir üslupla dokunan Woolf’un kendi deyişiyle Orlando, yazarlık yaşamında tasasız bir tatil; kafaları karıştırıyor, ne yana döneceği belli olmuyor ve bu yüzden de keyifli. 
“Kuşkusuz Woolf’un en yoğun eseri, çağımızın da en olağandışı romanlarından biri.” 
Jorge Luis Borges

Bilinç Akımı/Akışı Tekniği Ve Özellikleri

Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılmasıdır. Bu teknikle yazar; kahramanın, hayatı, nesneleri, etrafında gördüğü şeyleri nasıl algıladığını, bir bilinç yansıması eşliğinde aktarır. Derin, soyut ifadelerden meydana gelir.
Bilinç akışı tekniği, genellikle iç çözümleme ve iç konuşma tekniği ile karıştırılmaktadır. İç çözümleme anlatıcı-yazarın araya girerek kahramanın duygularını, düşüncelerini okura aktarmasıdır. İç konuşmada ise yazar aradan çekilir, aktarma görevini bırakır; okura roman kişisinin zihnini bir sinema gibi seyrettirir.
İç konuşma ve bilinç akışı tekniği neredeyse aynıymış gibi görünür, ancak iç konuşma gramer bakımından düzgün, sentaks kurallarına uygun cümlelerle yapılan sessiz bir konuşmadır ve düşünceler arasında mantıksal bir bağ vardır. Bilinç akımında ise karakterin zihninden akıp giden düşüncelerde mantıksal bir bağ yoktur. Daha çok çağrışım ilkesine göre akarlar. Ayrıca gramer kuralları da gözetilmez. Bilinç akımında yalnız düşünceler değil, duyumlar, imgeler de yer alabilir.

29.6.18

Aslında Hayal Ve Virginia İle Vita Kitapları Hak...

Selam.
Dün kız babanesinde kalınca bana da iki kitabı bitirmek düştü. :)

Bir tanesi;

"ASLINDA HAYAL/KÜRŞAT BAŞAR"

DR'ın internet sitesinden alıntıdır.
Bu kitabı Sevgili Natali'nin İnstagram sayfasında görmüş ve aklıma not etmiştim.
Geçen gün Migros'da  indirim de görünce aklıma geldi ve aldım. :)
Daha önce "Başucumda Müzik" albümünü okumuş sevmiştim. Daha sonra da televizyon programını severek takip ediyordum. Her ne kadar programında azıcık konuşsa da. :)))


Anı-Biyografi kitabı. Çocukluğundan başlayıp hayatına dair notlar, anılar ve anlatılar var. Ama okurken sayfalar nasıl akıp gitmiş anlamıyorsunuz bile.
Yazdığı kitapları nasıl duygular eşliğinde yazdığı veya yazmaya nasıl başladığına dair notlar var.
Eğer daha önce hiç bir kitabını okumadıysanız bununla başlayabilirsiniz.

Mesela küçüklüğünden beri yemek yemeği sevmez, yeterince yer ve kalkarmış sofradan. Küçükken büyükleri çok uğraşmış sıska halinden kurtulması için. Oysa ki sadece yaşayacağı kadar yemeği severmiş ve hala da öyle olduğunu yazmış.
Hayal kurmayı ve okumayı çok severmiş. Devamlı okurmuş. Bir de müzik aşığı bir adammış.
Gerçekten de iyi bir entelektüel olduğunu anlıyorsunuz kitabı okuyunca.
Bana hep Kürşat Bey'in enteresan bir enerjisi varmış gibime geliyor. İyi anlamda elbet. :)

Bir diğer kitabım ise;


fotoğraflar internetten alıntıdır.
 "VİRGİNİA İLE VİTA/ CHRİSTİNE ORBAN"


Virginia Woolf'a hayran olmamak elde değil. Döneminin cesur kadın yazarlarından biri bana göre.
Tabi ben bu kitaba kadar kendisinin aynı zaman da kadınlardan da hoşlandığını bilmiyordum. Şaşırdım mı? evet şaşırdım.
Çünkü hayata dair bakışı, yaşama biçimi ve devamlı depresif halleri bu ihtimali hiç getirmiyordu aklıma...

Kitaba dönecek olursak;
yazım dili çok yavan ve kitap ilerlemiyormuş geldi bana. Okudum ama çok zorlanarak okudum. Sırf konunun hatrına okudum diyebilirim.
Ki nette biraz bakındığım da; okumanız gereken kitaplar listesine girmiş.
Karar size kalmış artık.

İyi geceler. :)
Selamlar.

5.2.17

Virginia Woolf üzerine... Kendine Ait Bir Oda ve Mrs. Dalloway

1 Şubat günü Kazım Karabekir Kitap Kulübümüz'ün birinci yılını kutladık. Aralarına geç dahil oldum ama sanki daha önceden varmışım gibi hisettim hep. Hala da öyle.

O kadar keyifle ve istekle gidiyorum ki her ayın çarşamba gecesi... Ve o kadar çok şey öğreniyor ve bilgiyle dönüyorum ki eve.
Yeni yazarlar, yeni kitaplar, filmler not ediyorum/uz. 
Bide yanın da bir o kadar keyifli sohbetlerimiz oluyor... Değmeyin keyfimize.
Şubat ayı kitabımız "Virgina Woolf / Kendine Ait Bir Oda" idi. 

Ben bu kitabı ve Mrs.Dalloway kitabını geçen sene DR kampanyasından almış fakat henüz okumaya başlamamıştım.
İyi de oldu. Her iki kitabı da peşpeşe okudum.
Kesinlikle Kendine Ait Bir Oda ile başlayan yazarın kitaplarına okumaya.
Erkek egemen bir dünya da kadın yazar olarak çok iyi bir kaleme sahip.
Hayatını okuduğumda ki bu kitabında da bahsediyor yer yer; kadınlar küçük yaşlar da evlendiriliyor ve ev işleri ile meşgul oluyorlar. Okumak, yazmak hak getire...
Feminist yazarların arasında önemli bir yere de sahiptır yazar.
Bence yaşadığı döneme bakılırsa öyle olması normal.
Bir kere hayat ile derdi var, kadınların ikinci sınıf görülmesi ile derdi var.. erklerin iyi yazar olabilecekleri düşüncesi ile derdi var..vs.. Bu kitap için bir araştırma yapıyor ve bir döneme kadar kadın yazarların olmadığını görüyor. Hep erkek yazarlar var.
İyi ki de varmış ki biz kendisini kitaplarından tanıyor olduk.
Tabi sonu hüzün dolu çünkü hayatının bir döneminde daha fazla dayanamıyor ve intihar ediyor....

(Çok fazla alıntı yapmak istemiyorum çünkü nete bakınca o kadar çok sayfa var ki...  )

virginia woolf
Kitapta ki en anlamlı cümlelerden biri de:  Ve şöyle sesleniyor kadınlara: "Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!

Düşündüğünüz de evin için de kendize ait bir odanın olması çok önemli. Kadın olarak görevimiz sadece ev işleri, yemek yapmak, çocuk doğurup bakmak değil. Aile ise hepimizin görevi... 

Mrs.Dalloway kitabını gelirsek. Başlar da biraz zor ilerledi kitap. Ama sonra bir açıldı kitap...
Elbet yine bir kadının aşkı, hayatı, evliliği, sorguları, soruları, duyguları, yaşamı var. Ve bu kadını yazarken de öyle güçsüz göstermiyor. Tersine güçlü bir kadın portresi var karşımız da.

Bir de bilinç akışı yöntemi ile yazıyor kitaplarını. Bu biraz zorlayıcı oluyor biz okuyucu için. Ama sizi korkutmasın diline alışınca çok akıcı oluyor kitap.

Bilinç akışı karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi tekniktir. Yapıtlarda iç diyalog şeklinde göze çarpar. Bilinç akışı tekniğini kullanan yazarlara örnek olarak James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf gösterilebilir. Bilinç akışsal yazın modernist hareketle yakından ilişkilidir. Psikolojiden edebiyata girişi May Sinclair sayesinde olmuştur.

Bilinç akışsal yazın genellikle bir iç monolog halindedir ve metnin takibini zorlaştıran, karakterin parça parça olan düşüncelerini veya anlık duygularını yansıtan çeşitli anlam ve noktalama hatalarıyla biçimlenir. Bilinç akışı ve iç diyalog, konuşmacının bir dinleyici veya 3. şahsa hitap ettiği ve genelde şiir veya dramalarda görülen dramatik monologlardan ayrılmaktadır. Bilinç akışında, konuşmacının düşünce süreci kişinin kendisine yönelmiştir ve biz buna sadece kulak misafiri oluruz. Bu iç monologlar, öncelikli olarak kurgusal bir araçtır.

not: Wikipedia'dan alıntıdır.

bu linkten daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kesinlikle bu kadını okuyun, okutun ve kendizie ait bir oda yapın evin bir köşesine...