Yukio Mişima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yukio Mişima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.6.15

Biten kitap, Buluşma ve biz... :)

Biz geçtiğimiz hafta  Lale Abla ( bir tık) ve Hayatİzlerim Bloğunun yazanı Özlem ile Kadıköy'de buluştuk.

Özlem ile buluşmamız ilk defa idi. Ama sanki daha önceden tanışıyormuşuz gibiydik. Bloğun bunda etkisi o kadar çok büyük ki. programı doluydu Özlem'in ve birkaç saat oturabildik. Çok şeyi konuşmak istedik en çok da kitaplar hakkında ama zaman su gibi aktı ve konuşacak şeylerde yarım kalır gibi oldu. O yüzden Özlem bir sonraki İstanbul çıkartması yaptığında görüşmek üzere ayrıldık. Tabi bu süre zarfında eğer bizim yolumuz düşerse Antalya'ya haberleşicez. Lale Abla ile de ikinci kez buluşuyorduk ama keza onunla da sanki sık sık görüşüyor gibiydik. Sohbeti çok şekerdir Lale Ablanın herşeyden bilgisi vardır bence. :)
Takip etmiyorsanız sayfasına bakın derim, kendisi de tam bir kitap kurdu aynı zamanda yemek kurdu. :) Verdiği tarifler daha hiç şaşmadı deneyen biri olarak gönül rahatlığı ile önerebilirim.

Aaa bir de bu hafta sonu minik kuzumun halasının bir tanesinin yılsonu gözterisi vardı. Geçen sene gidemediğimden bu sene çok heyecanlı olarak gittim ve onu dans ederken görmek vs.. diğer etkinliklerini izlemek nasıl duygulandırdı anlatamam. Büyümüş benim kuzum yaa.....


























Bu arada Yukio Mişima'nın Bir Maskenin İtirafları Kitabını bitirdim blog. Biraz zor ilerledi bu sefer kitap. Bir çocuğun hayatına tanıklık ediyorsunuz romanda. Düşünün ki bu çocuk zayıf, çelimsiz ve devamlı maske takarak davranan hayata ve çevresine... Hatta eşcinselliğini saklamak zorunda kalan biri. Yazarda en sevdiğim şey duyguları ve davranışları çok güzel tasvir ediyor.
Böyle işte blog, ben kaçar herkese iyi geceler.

 Alıntı:

Mişima İkinci Dünya Savaşının kaotik ortamında geçen yarı-otobiyografik çarpıcı romanı "Bir Maskenin İtirafları" nda  ölüm, şiddet, vahşet ve çarpık seks dürtüleri ile kanlı fanteziler içinde yalpalayan  kitap kahramanının, sosyal baskılardan kendisini korumak amacıyla bir "maske" arkasına saklanmasını anlatır.  Mişima'ya göre toplumun kendisi hastalıklıdır ve herkes sanki bir maskeli balodadır...


6.4.15

İyi haftalar Blog.

İyi geceler blog.

Geçtiğimiz hafta ne kadar da sıkıcı ve üzüntülüydü. Elektrik kesintisi çok fena bir olaydı ülkemiz için. Hele bide akşama kadar gelmediği düşünülürse....olay...
Ki olayları gördük; bir savcımız öldürüldü..............

Kayahan'ın ölmesi de çok üzücüydü. Allah ailsine sabır versin.  Bir döenmin, gençliğimin en güzel hem hareketli ama romantik şarkıların kralıydı... Mekanı cennet olsun.

Biz sonunda Ayın 1'i Kilisesine gittik Sevdoş, ben, kızçem ve iki komşumla. Duamızı ettik, anahtarımızı aldık. Tabi içerde iki tane de Papaz vardı, kutsayıp, dua ediyordu kendi inananlarına. Biz inancımız gereği içeriyi gezip duamızı edip çıktık.
 Eski ve geçmişi olan yapıları gezmeyi seviyorum. Çok istiyorum İstanbul'u karış karış gezmeyi. Ama bilen biriyle yada kitapla. Tarihi bilgim çok eksik ve kendime bu konuda hep sitemim var.....

Ordan da Taksim'e geçelim dedik ama Kartal'da AKP binasına silahlı saldırı olduğunu duyduk ve belki başka olaylar da patlak verir diye vazgeçtik. Allah korusun bisey olsa çoukla nasıl kaçarım.

Bizde döndük Eminönü'ne, karnımızı doyurup ver elini memleketimiz KAdıköy.

Sonra da kuzenlerle toplaşmaca, yemece içmece sohbet kahkaha derken geldik bugüne. :))))

Bugün hava güzel kızı doşarı çıkarttık, Moda Parkına götürdük. Kumla ilk tanışması harikaydı. O kadar şaşırdı ki, alıp alıp atıyor hatta yiyor. Bi enteresan geldi nedense kum kızıma. Tabi o mutlu biz mutlu. :)

Kafka Dergimi aldım, Moda'dan aşağı inerken Tedi'nin sırasında Sahafçı vardır, haftasonu pasaj kapısı önünde tezgahını açar. Göz atmadan geçmek olmazdı. Veeee sevdiğim yazarlardan olan Y. Mişima kitabı buldum ve hemen aldım. Bu pazar keyifliydi anlayacağınız.  Ee Kahlo hayranı olunca dergide de buayki konu Kahlo olunca kaçırmamak gerek dostlar.



Haydin ben kaçar biraz da kitap okuyayım.
İyi haftalar herkeseeeee. :)

14.7.14

Meleğin Çürüyüşü / Yukio Mişima

Serinin son kitabı Meleğin Çürüyüşü / Yukio Mişima bitmiştir. Aslında anlatım dilinin sadeliği ile çabuk biten bir seri ama malumunuz 4 aylık tatlı kız annesi olarak okumam bir haftayı buldu. Bazen kitabımı birkaç gün elime alamadığım oluyor. Aslında geceleri aynı saatte yatıyor ve bize de zaman kalıyor. Bizde ya balkonda oluyoruz, ya film izliyoruz. Yazın balkonun tadını çıkartmak gerek.
Neyse, ben bu seriye bittim diyebilirim.
Yazarı ilk Dalgaların Sesi kitabı ile tanıdım ve hayal gücüne, betimlemesine hayran kalmıştım. Sonra biraz araştırdım ve bayağı ünlü bir yazarmış kendisi.
Kitaplarında gelenekçi yapısının izlerine rastlarken Japonya'nın, Tokyo'nun nasıl batılılaştığına da tanıklık ediyorsunuz.
Mişima; genç ölmekten yana olduğundan Bereket Denizi serisini tamamladıktan sonra 1970'lerde sanırım intihar ederek yaşamına son veriyor.
Biyografisini okurken düşündüm de; nasıl bir duygudur genç ölmek istediğine karar vermek ve bunu gerçekleştirmek. Hele de böyle bir iyi yazarsanız. Zordur sanırım......

Kitaba gelirsek eğer her bir kitapta anlatılanlar ve kişi analizleri çok iyiydi. Özellikle her karakterinin özelliklerini anlatırken sanki sizde ordaymışsınız ve o duyguyu yaşıyormuşsunuz gibi oluyor.
Özellikle bu seride yazar; dini ritüllere, inanışlara ve yaşam biçimlerine değinmiş karakterlerimizin. Okurken düşünüyorsunuz sorguluyorsunuz duygularınızı.
Çok fazla detay yazmayacağım çünkü iyi bir yazar ve iyi seri; okuyun derim.

Kitap Özeti: "Meleğin Çürüyüşü" ile birlikte "Yukio Mişima"nın dünyaca ünlü "Bereket Denizi" dörtlemesi tamamlanıyor. Japonya'nın yirminci yüzyıl deneyiminin bir özeti olarak nitelenen dörtlemenin, eleştirmenler, bir epik, toplumsal bir belge, bir sızlanma, bir ağıt olduğu kanısındalar. "Bahar Karları"ndaki genç öğrenci, "Kaçak Atlar"ın saygın hakimi, "Şafak Tapınağı"ndaki filozof Honda, son roman olan "Meleğin Çürüyüşü"nde 1960'lı yıllarda yaşamının sonuna yaklaşmış yaşlı ve zengin bir adamdır. Dörtlemeyi noktalayan son sahnede Honda, Geşu Tapınağına tırmanırken "Bereket Denizi" dörtlemesi de son eğretilemesel anlatımını bulur: Yalnızca Honda'nın ölümünü değil Mişima'nın kendisinin intiharını haber veren çırılçıplak güneş ışığı seli bir boşluğu aydınlatmaktadır. Bütün düşüncelerini, duygularını bu dörtlemeye aktardıktan sonra kendini bomboş hissettiğini dostlarına söyleyen Mişima, dörtlünün son sözcüğünü yazdığı 25 Kasım 1970 sabahı intihar etmişti.



Not: Can Yayınları'nın çevirileri hep mi kötü ve eksik olur. En iyi çevirileri bence YapıKredi Yayınları ve İş Bankası Yayınları yapıyor. Kitapta oldukça hata vardı.....



8.7.14

Kitap, biz, film, gezi...

Son yazımdan buyana nerdeyse iki hafta geçmiş. Ve ben bu arada " bloga yazı yazmak istiyorum"la geçirdim bazı zamanları.
Ama ya biz dışardaydık, ya gelen oldu yada bizim kızla zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
Ki Umay iyi huylu bebek olmasına rağmen evdeki koşturmacalardan; yatağa girdiğimde yorulduğumu anlıyorum.
Geçen hafta 4.ay karma aşılarınının 2.oldu. Çok şükür ki ateş yapmadı ve gece uyudu. Gerçi ateş olmadı ama huysuz ve huzursuzdu.
Birde demir ilacına başlamıştık ki o da kendisini huzursuz etti. Hiç keyfi yok gibi devamlı durgunlaştı. Bende birkaç gündür bırakmıştım ki bugün ki doktor muayenemizde sorduğumuz da doktorumuza " ara vererek kullanmamız gerekiyor." dedi. Bakalım bizde o şekilde yapıcaz. İnternette eşim araştırma yapmış ve genelde ek gıdaya geçtikten sonra vermiş bazı dr.lar kan ilacını. 
İnsanın aklı karışıyor valla...  Bizde kendi dr.muzu dinleyeceğiz. :)
Onun dışında Umay 4.aylık oldu. Artık uyku aralıkları değişti. Bir değişmeyen gece uyumaları oldu. Onun dışın da artık gündüzleri 3-4 saat uyumuyor. 
Ana kucağında oturduğunda kendini dikeltiyor ve kalkmak istiyor. Kendi dilinde konuşmalara devam :) Öyle hızlı büyüyor ve gelişiyor ki baktıkça nasıl bir mucizedir doğum ve büyümek, gelişmek diyorum kendime.

28/06/2014 Cumartesi günü evliliğimizin 5.yılını doldurduk. Ne çok şey sığdırdık evliliğimize. Sıkıntılarımız da oldu, keyifli zamanlarımızda ama birbirimizin elini hiç bırakmadık ve hep elele, yanyana yürüdük/yürüyoruz.
Birbirimizden o kadar keyif alıyoruz ki hem arkadaş, hem dost, hem sevgili, hem karı-kocayız yaşamımızda.
Ruhen de anlaşan bir çiftiz inşallah kızımızda bizim gibi keyif alacağı biri ile birlikte olur.
Biz bu arada evlilik yıldönümümüz de Bursa'ya gittik. Arkadaşlar davet etti ve çok keyifli 3 gün geçirdik.
Valla orda iskender yiyince dedim ki;
--- Orda yediği iskenderse, burda yediğim ne? Burda yediğim iskenderse orda yediğim ne? :)
O kadar güzeldi iskender.
Biliyor musunuz Bursa'da iskender denilmiyor; et kebap deniyor ve bu şekilde isim hakkı alınmış. Biz  http://kebapcitamer.com/ burda yedik ve enfesti. Yolunuz düşerse muhakkak Tamer Bey'in yerinde yiyin derim. Birde kendilerine özel tatlısı var ki anlatamam. Yemeniz lazım....
Malum fotoğraf kotam dolduğundan ekleme yapamıyorum.
Eşcağzım bakacak bu soruna. :)))

Bu arada birçok film de izledik. İçlerinden en çok mutlaka ama mutlaka izlemelisiniz diyeceğim film;



bu film. :)
 Hem konusu hem işleyiş biçimi hemde film müzikleri bir harika.  Seçimlerimizi, sonuçlarını ve yaşama dair iyi kareler var.
Konusunu yazmıyorum izleyecek olanlarınız olabilir.

Kitaplardan da Mişima'nın Bereket Denizi serisinin 3.kitabı olan Şafak Tapınağını bitirdim.
Bu kitapta yazar daha çok birey psikolojisine ve ruhaniyete, dini ritüllere değinmiş. Beğendiğim bir seri oldu.

Şafak Tapınağı


Şimdi ise Meleğin Çürüyüşü'nü( serinin son kitabını) okuyorum. Bu ara daha çok film izliyoruz, malum okullar tatil olunca eşcağzımda evde olunca. :)))

Bizden böyle.... :)

İyi geceler....

22.6.14

Ev hali, kitap, film, aşı vs... biz..

Yağmurlu günlerden sonra güneşli bir sabaha uyanmak.
Gerçi yağmurdan da şikayetçi değildim. Balkondan içeri süzülen yağmur sesi ve toprak kokusu.... ayrı bir huzur.
Aslında ne zamandır aklımdaydın blogcum yazmak ama bir türlü ne kafamı ne kendimi toparlayamadım yazmak için.
Zaman nasıl hızlı geçiyor anlayamıyorum bile. " bugün yazayım diyorum" bi bakıyorum ya bizim kız uyanmış oluyor ya mutfakta oluyorum yada ütü yapıyorum. Yada bizim kızın uzun uyku aralarında da balkonda kitap/kahve keyfimi yapıyorum.
Bizim kızı soracak olursanız; hali vakti yerinde. 3.ay kontrolü de tamam. Doktorcuğumuz herşeyin iyi gittiğini söyledi ve bizi yolladı.
Aa bu arada biz bu ay yapılamsı gereken Rota Virüsü aşısını da yaptırdık. Ağız yolu ile 2 doz şeklinde yapılan bir aşı. Birde 5.ay da yaptıracağız. Çocuklar da sonbaharda görülen kanlı ishale karşı koruyormuş. Daha hafif atlatırmış...mış... inşallah aynen öyle olur.
Bir de neden aşı fiyatlarını bu kadar yüksek tutarlar anlamam. Tabi konu çocuk olunca biz ebeveynler hemen önlem alacağımızdan firmalar da akıllı bence. Bizim Aile Hekimliğimizde ki doktorumuz;
"Aşıyı dışardan al burda vururuz" dedi. Bizde öyle yaptık. Eczacımıza getirttik ( fiyatı 142.00TL) ve aşımızı yaptırdık.
Geçtiğimiz hafta kardeşimgiller yeni cici bir eve taşındılar. Bizim kızın yazısı için Sevdamın bloğu buraya tıktık... :) Yeni evlerinde hayırla otursunlar ballarım.
Bizde çocuk olduğundan Toprak Cem'e baktım/k eşimle. Onlarda evi yerleştirdiler. Bizim kız dedikçe aklıma kuzumun bana;
"hala bizimki uanmış" demesi geliyor. :))) Aslında Umay ile Toprak Cem'in harika bir fotoğrafları var ama bloğumda fotoğraflar gözükmediğinden yayınlayamıyorum.
Bileniniz var mı ne yapmam gerektiğini?
 Bu karede benim canlarımmmmmdan bir kare. Toprak Cem büyüyor ve her defasında beni çok şaşırtıyor laflarıyla, kurduğu cümlelerle ve yorumlarıyla. Akıl küpüm benimmmmm.









Sıra geldi tariflereeee :)))

Lale Abladan ilk tarif: Soğuk Çay diğer adı ile Buzlu Çay :) Tarifi için soğuk çay tarifi :) bi tıktık. Bu tarifi bir saat önceden yada birgün önceden yaparsanız aynı IceTea gibi tadı oluyor. Bizim bu yaz için favori içeceğimiz oldu. Teşekkürler Lale Abla, iyi ki paylaşıyorsun bizlerleeee. 

Biz artık fındık ezmesi/fıstık ezmesi ve nutellamızı evde yapıyoruz. Hemde öyle güzel oluyor ki. Yapımı da çok kolay öyle sizi uğraştırmıyor. Eşim tarifleri Kevser'in Mutfağı ve Cahide'nin Sofrasından alıyor. Herşey birebir tutuyor haberiniz ola. 
Bir Leblebi Helvası yaptı ki anlatamam. Muhakkak deneyin. Tarifi içinde yine buraya bi tıktık Leblebi Helvası
 




 Mişima serisine başladım ve Kaçak Atlar bitti. Eğer yazarın daha önce hiç kitabını okumadıysanız muhakkak okuyun derim.  
Özellikle gelenekçi yapısı, olaylara bakış açısı ve ülkesinde ki siyasi olaylara, Japonya'nın batılılaşma yolunda ki serüveni ve uygulamasına dair yorumlarını okuyucuya öyle güzel anlatıyor ki anlatamam. 
Ve genç yaşta ölmek istediğinden; Bereket Denizi Dörtlemesini bitirdikten sonra intihar etmiş. Böyle iyi yazarların erken ölümü ne acı....
Yalnız Can Yayınlarının çevirisi kötü oluyor. Bu kitapta bir sürü çeviri ve yazım hatası var..








Odd Thomas Bu filmi izlemeseniz de olur. Psişik güçleri ola kahramanımızın kasabasında ki yaşadığı dramı anlatıyor.

 Frankenstein: Ölümsüzlerin Savasi (2014)
Tamam konusu güzel ama işlenişi vasat bir film Frankenstian.  Bu filmde izlemeseniz olurlardan.


  İşte bu film izleneceklerden.  Otomatik Portakal 
Özellikle baş oyuncuya bayıldım.
Konusu hala geçerliliğini koruyor bana göre. Henüz kitabını okumadım ama filmi böyle etkileyici ise kitabı kimbilir nasıldır.


İŞte böyle blogcum. Uzun zamandır yazmayınca birikiyor paylaşılacaklar.

Bir sonraki yazıda görüşürüz.
Herkese iyi pazarlar. :)

11.6.12

Dalgaların Sesi / Yukio Mişima


Aslında yazarın kitaplarını merak ediyordum. Öğretmen bir bayan taşınınca Sevda'ya bir koli kitap vermiş. ( sevda gelinimiz :))) ) Kitapları sevdiğimden hemen benimle de paylaştı ve bende 2 kitap aldım okumak için. Biri bu kitap. Çok eski basımdı elimizdeki. 
Çook beğendim yazarın anlatım dilini, aşkı anlatışını ve insan profilini aktarışını. Ödül almayı haketmiş bir yazar. Konu ufak bir kasaba da geçiyor. Bİrbirine aşık olan çiftin yaşadıkları, hayat mücadeleleri ve yılmayışları anlatılıyor....

ARKA KAPAK:

Bu bir roman değil, insan ilişkileri denen hazineleri bize bağışlayan yüce bir yapıt. Peri masallarını andıran modern bir aşk öyküsü... Dalga seslerine karışan ilk aşkın umutsuz çırpınışları... Çağımızın Daphnis ve Chloe'si... Basit bir konu, basit bir aşk ve mükemmel bir roman... Duyarlılık dünyasının gelmiş geçmiş en büyük ustaları Japonların en ünlü yazarının en sevilen, en beğenilen, en sıcak kitabı... Shinji, basit bir balıkçı köyünde Hatsue gibi bir inciyi bulmakla ne kadar mutluydu...
"Hiç Kuşku Yok, Dalgaların Sesi", bugüne kadar yabancı dillere çevrilen Japon romanlarının en iyisi."
-Saturday Review-
(Arka Kapak)