Sadık Hidayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sadık Hidayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.3.15

Biten kitaplar.....var.....

  Herkese iyi haftalar. Bu hafta "Su, Ormancılık ve Down Sendromu"haftası. Kutlu olsun, inşallah daha duyarlı farkında bir nesil oluruz. Elimizden geleni yapar, eğer hiçbir şey yapamazsak doğaya zarar vermesek, pisletmesek de olur. En azından bunu yapalım.
 Havalardan mıdır nedir üzerimde bir ağırlık, isteksizlik var anlatamam. Böyle sanki devamlı bunalımlardayım gibi hissediyorum kendimi. Sanırım diyorum kendime hava geçişlerinden Gülşah geçecek. Bu kelimeyi de ne çok kullanmaya başladım hayatımda; "geçecek" gerçektende geçecek mi? bilmem...zamana bırakalım dimi... herşeyi uzun uzadıya düşünmekte üstüme yok bari bunu zamana bırakayım...



Bitirdiğim kitaplardan bahsetmek istiyorum size. Bu sefer okuduğum üç kitap da YKY serisinden. YapıKredi Yayınlarını seviyorum özellikle de kapak tasarımlarını ve siyah oluşları beni çok etkiliyor. Tabi bunda siyah rengini sevmemde etkili. Can Yayınlarının çok beyaz oluşu örneğin bana itici geliyor. O yüzden YKY ve İş Bankası Yayınları daha sıcak geliyor, belki diyeceksiniz ki kitabın içeriği önemli.  Elbet içerik önemli ama kitabı alırken tasarımı, rengide önemli bence.

 Gelelim kitaplara. Kör Baykuş kitabından sonra İran Edebiyatını ve Sadık Hidayet'i okumaya karar verdim.
Yazarın hayatını okurken fark ettim ki, toplumlarla sorunu olan, adaletsizliği, eşitsiliği yediremeyen yazarlar genelde hayatlarına kendileri son veriyor. Oysaki kalemi güçlü yazarların intihar etmeleri ne kötü. Hacı Aga kitabını okuduğumda (ve sizde okursanız) sanki yıllar yıllar öncesine ait değil de günümüzden bahsediyor sandım. Hiç mi değişmez işler Ortadoğu'da Dünya'da. Özellikel küçük yerlerde ki kişiye duyulan saygı, peşinden gitme, ne derse yapma ve en büyük düşmanın "Cehalet"  olması.... Kitapta da anlatılan olay, köyün hacısı ki bu hacı aslında gerçekten hacı değil, babası hacı ve kendisi de bundan faydalanıp insanları din adı altında iman adı altında kandırarak geçiniyor. İnsanları nasıl kandırdığını, düzenini, para karşılığı neler yapabileceğini bir insanın anlatan güzel bir kitap. Okuyun derim.
Zati kitabı okerken fark edeceksiniz; kişiler, toplumlar en güzel Allah ile, din adına, inanç adına aldatılıyor. Kimse sorgulamadığından, okumadığından birinin size anlatması ve sizinde onu kabul etmeniz daha kolay.........

Diğer kitabı "Diri Gömülen" Bu bir öykü kitabı, pek akıcı gelmedi bana, sanırım ben fazla öykü kitapları sevmiyorum. Ana tema ölüm, toplum vs... kitabında yazarın. Bakış açısını sevdiğimden bu kitabını da okumak istedim. Diğer kitaplarında sıra.


İlk defa bir Demir Özlü kitabı okudum. Tezer Özlü ile bir bağlantısı var mı bilmiyorum blog yazımdan sonra bakayım en iyisi ben.  :)

Bir anlatı kitabı. Yazarın kendi hayatını 3.bir kişinin ağzından anlatıyor gibi yazması ilginç geldi bana. Ve güzel anlatmış. Sürgününü, özlemlerini, mahallesini anlatmış. Tabi bu mahalleler İstanbul sokakları olunca daha bir iyi geliyor insana.






22.9.14

Meydan Okumada 8.soru ve Biten Kitap; Kör Baykuş

 8. gün: En abartılmış bulduğun kitap ("Nesi bu kadar meşhur bu kitabın, anlamıyorum?" gibilerinden)


Okuma grubumuzun o ayki okuma kitabıydı bu kitap. Araştırırken birde baktım ki; kitap çok okunanlar, beğenenler listesindeymiş. Neyse bizim okuma sebebimiz çok satması değil, sıradakiarkadaşımızın seçimiydi bu kitap



Okuduktan sonra nette biraz bakındım yorumlara. Aman Allah'ım herkes yere göğe sığdıramıyordu kitabı. 
Bense zor bitirdim kitabı ve abartıldığı kadar da iyi, edebi değeri yüksek bulmadım. Tabi bu benim görüşüm. Evet bazı cümleler çok iyi ama uzatılmış cümleler çok fazlaydı. 

Bence YKY Yayınları çok iyi reklamanı yapmıştı kitabın ve "çok satanlar" deyince daha çok satıyor sanırım bazı kitaplar.



 

 Ve kitap biter. Bu kitabı genelde geceleri okudum. Ama anladım ki bu kitap geceleri okunabilecek bir kitap değil. Öyle cümleler var ki vurgun gibi. Giriş cümlesi çok paylaşılmıştı. Bir kezde burda paylaşayım;

"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.

Kimseye anlatılamaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Tek ilaç şarap yardımıyla unutmaktır; afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devalarında da etkileri geçicidir, acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirirler.

....
Kör Baykuş kitabından....

Birde ölüme bakışş açısını, yorumunu çok sevdim ben. Yazdığı dönemi düşündüğümde ve hayat hikayesini okuduğumda şaşırdım. Birçok yazar, sanatçı gibi Sadık Hidayet'te intihar etmiş. Bıraktığı eserler muhteşem olan kişilerin erken ayrılması ne üzücü. Diğer kitaplarını da okumak istediğim bir yazar oldu benim için. 

Okuyun derim ama dediğim gibi gündüz ve sakin bir kafayla okuyun ve hissedin kelimeleri.