Isabel Allende etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Isabel Allende etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.1.22

Biraz bizden biraz kitaplardan.... :)

 Selam...... :)

Yeni yıl sonrası covid oldum/k. Aslında her şey güzel başlamıştı. :)

 Yeni yıl öncesi perşembe günü üşüttüğümü düşünüp, hafif bir kırgınlıkla yeni yılı karşılamıştık. Fakat 4.günün donunda tat ve koku gidince, bide üstüne hafif bir sırt ağrısı hissedince " ahanda ben covid oldum sanırım" dedim...... sonrası malum test ve pozitif. Koku kaybı sonrası ikinci gün koku ve tat geri geldi lakin beşinci gün test yaptırıp " negatif" sonucunu görene kadar yata odasında takıldım. Vallahi hiç yatağımdan bu kadar sıkılacağım aklıma gelmemişti ;))

Sonrasında Merter'de grip oldu gibi oldu ve o da pozitif cıktı. lakin onun daha uzun sürdü. 5.gün testi de pozitif cıktı, bu sefer onu kapattık odaya.

Nasıl zor geldi Umay'a dokunamamak, öpüp koklayamamak.....😒 neyse geçti bitti diyeyim. Sanırım biz Omicron olduk cünkü üşütme gibi gelip geçti.... 

bi on gün evdeydik ma aile, sonrası okullu okuluna ben de evde kahve kitap keyfime.

Bu sene yei yıl coşkusundan hiç bir şey anlamadım. Oysa ki çok severim yeni bir yılı karşılamayı.... Buna da şükür deyip başladık bakalım. 

Çok uzun zamandır grup okumalarına katılmıyordum. Sonra İnstagram'da severek takıp ettiğim Mine'nin paylaşımına denk geldim. Çok düşündüm ( aslında niye bu kadar düşündüm onu da anlamadım ama neyse) sonra kitaplara baktım ve "hadi bakalım" deyip katıldım. İyi ki de katılmışım. O kadar tatlı arkadaşlıklarım oldu ki... En önemlisi de aynı dili konuştuğum canım kadınlara çok teşekkür ederim. Çünkü ortak paylaşımlar olmadı mı sohbetde keyifli olmuyor.

Mesela bugün Proust toplantısı vardı. O kadar değişik bakış açıları ile dinledim ki Can'ım Proust'u, bir sürü kapılar açıldı zihnimde. Gelelim okuduğum kitaplara;

Caım Isabel Allende'mden okudum yine. "AŞKTAN VE GÖLGEDEN" tabiki çok beğendim yine. Sadece aşk yok... Yaşanan gerçeklerden yola çıkarak kurgulanmış bir hikaye var...Askeri bir diktatörlük ve sonrası yaşananlar, gizlice gömülenler ve sonrası....

AŞK VE POLİTİKA

Allende’nin Aşktan ve Gölgeden romanı ilk bakışta klasik bir aşk romanı gibi görünse de büyülü kurgusu ve yazarın sarsıcı sözcükleriyle ise aslında politikanın insanlara yaşattığı acının anlatıldığı, bıçak gibi keskin bir yapıt.

Roman, gazeteci Irene ile fotoğrafçı Francisco’nun üç bölüme yayılan çarpıcı öyküsünden oluşuyor. Irene gazeteciliğinin yanında annesi ile birlikte bir huzurevinin sahibi. Francisco ise İspanya İç Savaşı’ndan kaçıp bu ülkeye gelen kalabalık bir ailenin üyesi. Savaştan kaçan aile burada da darbeye yakalanıyor ve evi olarak gördükleri bu ülkede kaderin yazgısına razı oluyorlar.

Ayrıca huzurevi sakinleri, sirkte çalışan bir sanatçı, mucizeler gösteren bir kız, askerler, köylüler, hizmetçiler ve din adamlarının yer aldığı geniş karakter skalasıyla bir ülke panoraması sunuyor.

Irene ve Francisco, bir azize olarak görülen Evangelina ile röportaj yapmak üzere onun evine gidiyorlar. Bu sırada evi askerler basıyor. Böylece olay örgüsünün fitili ateşleniyor.

ÜLKEDE MAYALANAN KIZGINLIK

Ülkede siyasi yapı son derece kırılgan, her yerde polis ve asker var. Halk arasında muazzam bir uçurum söz konusu, çok zengin bir kesimin karşısında fiyatların artması ve ortalığı kasıp kavuran kıtlıkla birlikte hep mucize arayan insanlar sarmış dört bir yanı:

“Askerler gerçeğin üzerine sımsıkı bir kapak örtmüşlerdi, şimdi bu ülkede vahşi bir kızgınlık mayalanmaktaydı, kapak patladığı zaman da ortada bunu denetim altına alacak sayıda tank, asker olmayacaktı.”

Evangelina’nın askerlerce götürülüp kendisinden bir daha haber alınamamasıyla Irene ve Francisco için röportaj, bir polisiyeye / araştırmaya dönüşüyor. Ülkede sadece Evangelina değil yüzlerce kayıp olduğu ortaya çıkıyor.


"Erkeklerin ve kadınların errores'i olur-hataları, kabahatleri, günahları, faltas," İnsanoğlu kendi tasalarının tohumlarını eker ve yanıltıcı hayal gücünün yarattığı kayalarda tökezler, hayat zor ve zorludur....." der kitapta....
Yeraltı Edebiyatın da yazan bir yazar #jackkerouac normal de pek okuyamam ama yazarın "Yolda" kitabını çok merak ediyordum. Sonra #1yayınevi1kitap etkinliğinde bu ayın yayinevi Siren Yayınları olunca, başlangıç yapayım dedim.
Seveni olduğu kadar sevmeyeni de var kitabın. Başta anlatım tarzı garip gelmişti. Sonra biraz araştırınca, kitap daha anlamlı gelmeye başladı. Yazar dönemin Beat yazım tekniğini kullanan ve öncü olan yazarlarındanmış, hatta Proust, Joyce gibi yazarlarin da kendisinden etkilendiği yazıyor. 😊 Aşağıda biraz paylaştım. Bunu bilipte okuduğumda kitabın anlatmak istediği daha bir net oldu kafamda. 

🍂 🍁 🍁 🍂 🍁
Beat Kuşağı'nın ortaya çıkışı, sonu gelmeyen yolculuklara ve yer değiştirmelere dayanır.
Beat Kuşağı yazarları ve şairleri, alışıldık edebiyatçıların ötesinde bir kişiliğe sahiptiler. Onlar için edebiyat hareket halindeyken, yolda üretilen bir şeydi. İçlerinde bazıları ise bir şeyler yazmak yerine hayatlarını romanlara yaklaştırmayı tercih ettiler. Bir Beat gibi yaşayan Jim Morrison da 27'sine dek yapılabilecek her türlü çılgınlığı yaparak ölümü kucaklamayı seçer. Peki "yol" neden Beat Kuşağı için böylesine kutsal bir anlam kazanmıştır? Bunun birkaç nedeni vardır. Yol, sonu gelmeyen arayışın simgesidir ve Beat Kuşağının felsefi özü olan Zen, dinamik meditasyon yöntemleriyle bu anlamı bulma üzerine kuruludur. Oysa anlam bir hedef olamaz. Anlam arayışın kendisindedir. Bu coşku onları Kuzey Afrika'ya, Viyana'ya, İstanbul'a, Uzakdoğu'ya, Paris'e ve dünyanın en uç köşelerine dek götürür.


James Joyce'un yarı otobiyografik bu romanı, genç Stephen Dedalus'un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor....
🤴 Eğer daha önce hiç Joyce okumadıysanız "Sürgünler" ya da "Ben Deniz James Joyce" kitabıyla başlayın derim.
Bu kitabında din, aile, kendi yaşamak istediği hayat, şartlar ve sunulunlari çok iyi ifade etmiş Joyce....
Kaldı "Ulyess" bu kitap için çok heyecanlanıyorum ve çok da merak ediyorum... 😁
Fuat Bey'e de çevirisinden ötürü teşekküru borç bilirim 🙏🏻

4.4.21

Günlük Haller, Ruhlar Evi Isabel Allende

 Bir pazar gününü daha evde geçirmenin, bol film izlemenin, kahve içmenin gününden bildiriyorum.

Kızçemiz cuma akşamından babanesinde kaldı ve açıkcası biraz iyi geldi...... hem ona hem bize. Bizde bolcana dizi,film izledik. Kitaplarıma yoğunlaştım. Çünkü ruhuma iyi geliyor.

Yalnız fark ettim ki yine yeniden... Umay bizi hareketli tutuyormuş. Hele bugün neredeyse günüm telefona bakmakla geçti ve kendime sinir oldum. Çünkü Umay olduğunda anca mesaj falan gelirse ya da arada bir bakınıyorum telefona....Sen çok yaşa Umay kız :))))


Bugün #thedig izledik. Dönem filmi idi, gerçek bir yaşam öyküsünden, kitaptan uyarlanmış. Bir bahçe, ömrünü kazı bulmaya adamıi bir adam, dul ve ölmek üzere olan kadının etrafında, durağan ama guzel bir filmdi. Özellikle  "angalakson dönemine ait kazıların" bulunduğu kısım güzeldi.

Anglosakson /özel ad
  1. 1.
    V. yüzyıl ortalarında Britanya adasını ele geçirerek oraya yerleşen Cermen soyundan oymaklara verilen ad.
  2. 2.
    anadili İngilizce olan kimse, İngiliz. 

    Yalnız filmi izlerken şöyle bir duygu ve düşünceye kapıldım. Tabi 1939'larda geçiyor film ve çoğunluğun araç olarak bisiklet kullandığı bir dönem.
    O kadar uzun zaman oldu k bisiklete binmeyeli. En son liseye mi ne gidiyordum, kız bisikleti dediğimiz, ortası yuvarlak bir bisikletim vardı. Sonra ne oldu hiç hatırlamıyorum.
    Evlendiğimiz ilk seneler de eşimle bisiklet alır bineriz diye konuşurduk ama neden bilmiyorum o da öyle kaldı... Tabi bizim buraların yokuş olması da etkili...oysa ki ne güzel olurdu bir çok yere bisiklet ile gitsek, hem spor hem doğaya bir faydamız olurdu. 
    Filmer de sahillere, yeşilliklere bisiklet ile giden sahneleri gördükçe imreniyorum ve hep aynı duygu geliyor içime oturuyor.....
     Bi de artık çok daraldım 7/24 evdeyiz.... biliyorum ki dikkat eden bir kısmımız var ve etmeyen bir kısım da var. ve vaka sayıları da gittikçe artıyor....... Allah sağlık çalışanlarının yardımcı olsun....
    Öyle zor bir döneme denk geldik ki....... 
    Aman neyse daha fazla yazıp daha fazla daralmayayım...............................................................
     
    Okuduğum güzel bir kitaptan bahsedeyim.... 
     
     


     
     
    Çok sevdiğim bir yazar Isabel Allende. Daha önce "Kaderin Kızı" ve "Yüreğimde ki Ülkem" kitaplarını okumuş ve bu kitabını da listeme almıştım. Mart ayında canım kızlarla okuma grubumuzun kitabı idi. Öyle yavaş, sindirerek okudum ki anlatamam. Hatta ilk defa bir kitabı belirtilen tarihe yetistiremedim okumasını. Çünkü aceleye getirip, okuyup geçmek istemedim...
     
     Tabi bunda biraz da o hani kitapta anlatılan, hislere, aktarılan duygulara ve anneden çocuğuna geçen duygusal durumlara inanıyor olmamda etkendi.
    Gerçekten de bir nevi hayatımızın bir döneminde büyüklerimizin iyi ya da kötü yaptıkları davranışların, aldıkları ahların ya da iyi dualarının ceremesini yaşıyor ya da çekiyoruz..... Kuşaktan kuşağa aktarılan bir enerji var. O yüzden de çocuklarımıza bırakacağımız bu enerjiyi doğru kullanmalıyız....
     Özellikle kadınların durumu, Clara ve eşinin yaşadıkları.... adamın davranışlarının sonucunun nasıl da ailesine yansıdığını okudukça..içim acıdı. Tabi öyle acıtasyon olarak düşünmeyin kitabı.
    Bir nevi de yazarın aile hayatından anılarla dolu imiş. Üçleme olarak geçiyor kitap, İnstgram'dan yazara mesaj attım sordum. Çünkü aslında net bir bilgi bulamadım bu konuda. 
    Şimdi sırada diğer kitapları var....
     
    Clara del Valle neden dokuz yıl konuşmadı ve öldüğü zaman nasıl oldu da annesinin kesik başıyla birlikte gömüldü? Şili'nin seçimle gelen ve askeri darbeyle yıkılan solcu Başkanının son saatleri nasıl geçti? Nobel ödüllü büyük Şair Pablo Neruda'nın cenaze töreni nasıl bir gösteriye dönüştü? Bunlar, Isabel Allende'nin bu ilk romanında yer alan ilginç olaylardan bazıları. Şilili yazar Isabel Allende, Latin Amerika edebiyatının şu son yirmi yıl içinde yarattığı en büyük romancılardan biri. Ruhlar Evi adlı bu romanında yazar, bir ailenin üç kuşağını, yetmiş yıllık bir süreç içinde, Gabriel Garcia Marquez'inkine yaklaşan bir ustalıkla anlatıyor. Romanda, yaşayan kişilerle geçmişin ruhları iç içe. Latin Amerika edebiyatlarında görülen `büyülü gerçeklik' bu romanda da tüm görkemiyle işleniyor. Sınırsız bir düş gücü ve anlatım ustalıkları, Isabel Allende'yi çağımızın en başarılı romancılarından biri yapmaya yetiyor.
     
    diyor arka sayfasında....
     
     
     

26.9.19

Güncem....


Geçen  haftasonu"Çocuk  Maratonu"etkinliği vardı, jimnastik öğretmeni "gelir misiniz?" diyince bizde gittik. Umay benle koşmak istedi. Keyifli bir pazar günü geçirdik. Koştul, güldük, çocuklar kendileri için hazırlanan etkinliklere katıldılar.  Çok kalabalıktı.

Haftaya başladık bitirdik bile neredeyse....
Hava öyle güzel ki...ayrı severim sonbaharı..... Hem renkleri bakımından hem de havanın o hafif içimi titreten,  üşüten tavrına hastayım... 😊

Tek içimi üzen, içimi dağlayan bir şey var o da annemi bu ay da hastaneye yatırmıştık............... İnşallah şimdi uyuduğu yerde rahattır anneciğim......... Her geçen gün daha da zor oluyormuş.......bazen fotoğraflara bakıyorum da.... Daha erkendi bu bakmalar diyorum... Sonra kendimi teselli ediyorum.........


Bu aralar kızı okula  bırakıp dönünce kitaplarıma sarılıyorum. Özlemişim oturup kitap okumayı.


Bitirdiğim kitaplardan biride...
Isabel Allende/ Yüreğimdeki Ülkem....

Yazar ile okuma grubumuz vesilesi ile tanışmıştım. Kaderin Kızı kitabını okumuş ve sevmiştim. Sonra listeme diğer kitaplarını ekledin fakat bir türlü sıra gelemedi kendisine 🙄
İndirimde de bu anlatı kitabını görünce aldım. İyi ki önce bunu okumuşum. Çok derin detaylara girmeden ailesini, yaşadıklarını, ülkesini ve kitaplarında ki bazı karakterlerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor Sevgili İsabel Allende.

Özellikle büyük büyük babası ile diğer aile üyelerinin yaşamları... Yaşam mücadelesi,  ülkesi ve ülke sorunları,  politikası...yaşadığı göç ve hissettirdikleri...... Artık daha farklı bir gözşe okuyacağım kitaplarını,  özellikle Ruhlar Evi'ni.

Biten bir diğer kitabım da; Nihan Kaya/ Bütün Çocuklar İyidir


Benim aldığım kitap 68 sayfalık daha çok gençler,  çocuklar ve yetişkinler içşn olan kısa kısa anlatılardan oluşuyor. Üçlemenin son kitabı olur kendileri. 😊
Her ne kadar içinde ki bazı bilgileri biliyor gibi olsak da önemli olan davranışlarımıza yansıtmak.... Yoksa kimle konuşsak,  herkes her şeyi çok biliyor....

Kitapta anne babalara da sesleniyor yazar ve siz diyor içinizde ki çocukla barışır, konuşur,  dinlersenşz çocuğunuzla da iletişiminiz iyi olur. Zaren en büyğk sorunumuz büyüdükçe içimizde ki sesi susturmak olmadı mı?
Nederler?, ayıp,  şimdi öyle yapmayayım ayıp olur, gülerler... Cümleleri bitirmiyor mu?bizi......












2.4.16

Kitap klubü ve izlenen filmler... Derken Nisan gelmiş hoş gelmiş.

Hoş geldin Nisan... Umarım ağaçların yeşilliği,  baharın tazeliği gibi bir açık hava gelir tüm dünyaya....
İnsanlığın buna ihtiyacı var....
Mart ayı okuma açısından pek verimli geçmedi benim açımdan, ama bir güzelliği oldu. Lale Ablanın evet evet sevgili laleninbahcesi bloğunda yazarı Lale Ablanın daveti üzerine "Kazım Karabekir Kültür Evi Kitap Klubü" ne katıldım ve bu ayın kitabı olan "Kaderin Kızı Isabel Allende" kitabını okuduk ve yorumladık. 
Sevgili Macerakitabım bloğunun yazarı Özlem de oradaydı ve uzun zamandan sonra kitap dışında sohbet edemesek de görmek çok iyi geldi. 
Lale Abla vasıtası ile hayatımda ki güzel insanlara yenilerini  ekliyorum ve teşekkür ediyorum bu yüzden hem evrene hem Lale Ablacıma. :))
Kitap türü Roman ve yazarımızın kült kitaplarından biri. En çok tanınan ve sevilen bir diğer kitabı da "Ruhlar Evi"  ve benim de en çok okumak istediğim kitaplarından.
Bu kitabında yazarın tasvirleri ve zaman sıçramaları çok iyiydi,  başlarda kitabın içine giremiyorsunuz gibi hissediyorsunuz ama ilerleyen sayfalardan sonra bir bakmışsınız kitap ortasına gelmişsiniz. 
Özellikle kadınların yaşamları ve o dönemler de erkek egemen toplumların fazla olmasından sanırım kitabın kahramanı  Elize gayet cesur adım atarak sevdiğini aramaya Şili'den kalkan gemiye binerek tamam California'ya gider, tabi başına gelenleri yazmayacağım beni bilen bilir kitap özetini detaylı vermeyi sevmiyorum okuyacak olanlarınız olabilir çünkü.  :)
Bir de biz kitap kulübü kadınları olarak yazarın dönemin sorunlarını,  ırkçılığı ve siyaseti; doğunun şifacılığını okuru rahatsız etmeden anlatmasını ve betimlemesini çok iyi bulduk....
Kitaptan bir alıntı ; Bir Çin Atasözü der ki ; çocukluğunda parlak bir kişi olman,  büyüyünce bir işe yarayacağın anlamına gelmez... "
Özetle efenim kitabı okunacaklar arasına ekleyiniz.
Bu hafta bir de iki film izledik.
Batman Ve Süperman  ile Kung Fu Panda 3. İkisini de keyifle izledim/k.  Seviyorum böyle fantastik filmleri. 
Tabi dostlarla buluşma, Sohbet etme ve kahve keyfi de  Mart ayından yanıma kalan karlar. :)