Charles Dickens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Charles Dickens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.6.22

Biraz Günlük Biraz Kitaplarım :)

 Selammmmmm :)

Tatile hızlı bir giriş yaptık. Okulların kapandığı hafta okulda neredeyse hemen her gün bir etkinlik vardı...En son sınıf pikniği düzenlendi ve çocuklar kadar biz de şendik :))

İp atladık, top oynandı, sofralar kuruldu, çaylar demlendi..... pasta kesildi ve senenin yorgunluğu atıldı. Artık 3.sınıfa hazırız dedik.....

Umay, öğretmenin isteği üzerine Bilsem sınavına girdi. İlk sınavı bir yanlış ile kazandı. Bu hafta başında da ikinci sınava girdi, sonucu henüz açıklanmadı. Eğer kazanırsa ( müzik bölümünden girdi sınava) seneye okul sonrası alanında eğitim görecek..... Bakalım nasıl olacak sınav sonucu?

Onun dışında masa tenisi devam ediyor, hatta okul kapalı olduğu için kamp tarzında full her güne antreman koydular. Şimdilik hiç şikayet etmeden devam ediyor. Antreman olmadığında ya da erken çıkışlarda muhakkak keyif alacağı bir şeyler yapıyoruz ki, çocukluğunu da yaşasın. Akşamları bizim burda ki parka devam ed

ioruz üç arkadaş... termosa kahveleri yapıp, gidiyoruz. Onlar oynarken biz de sohbet ediyoruz... Bu sene Fethiye'ye gidemiycez..... tabi biraz üzülüyor Umay. Gidemiyoruz çünkü masa tenisin de ara belki bir hafta olacakmış, o da tam net değil.... Bide üstüne malum ekonomik şartlar.... her şey ateş pahası. Evet çok şükür geçiniyoruz... ama her şey el yakıyor.......

Onun dışında rutin ev halleri devam ediyor..... Fırsat buldakça okumalara devam.. :)

 bu sefer okunacak çok kitabım birikti elimde... ara ara oluyor böyle ben de... sanıyorum çok üst üste okuyunca aslında; hem ruhen hem zihnen bedenim uyarıyor "es ver gülo" diye :)

 Aynı zaman da bu ay evlilik yıl dönümümüz vardı. 13.yılımıza başladık :) gerçekten de zaman nasıl geçti anlamadım. Ve artık üç kişilik kutlamalar çok hoş.... Evde yemek yiyip, cadde üzeriniz de dondurmalarını çok sevdiğim mekana gittik, dondurmalarımızı yedik. Sonra eve gelip, abur cubur sofrası hazırlayıp sohbet ettik, dans ettik. Umay kızın çok hoşuna gitti :))

Dün "Dr. Strange" son filmini izledik. Resmen hastasıyım Dr'un :) o mimikler , o karaktere uyumu on numara beş yıldız kendi adıma. :)




Tabi öncesin de "Wanda Vision" izledik. O zaman daha net oturdu karakterler kafam da... Ve neyi neden yaptığı... Zati böyle filmleri, dizileri çok severim. Bunlara da bayıldım. Bu aralar ezoterizm de okuduğumdan, çoklu evren, kuantım, başka yaşamlar derken... filmleri de o gözle izlediğimden, anlamlar  kafamda oturuyor......

Uzun zamandır aklım da Faruk Duman okumak vardı. Hatta " Sus Bartabus" okumak istiyordum... Elim de " VE BİR PARS, HÜZÜNLE KAYBOLUR" olunca bununla başladım....

Kısacık kitapta, azcık kelimelerle dünyayı anlatmış resmen Faruk Bey. Özellikle o alt metinde işlenen aile, küçük bir yer de yaşamanın getirileri, götürüleri.... Masal tadında ormanın o en ince detaylarını aktarmış kelimelere ve siz de okurken bunu çok hissediyorsunuz.....
🐯
"Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur'un kahramanı, yüksekokulu yarıda bırakmış, askerliğini yaptıktan sonra, annesinin ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği kasabaya dönmek zorunda kalmış bir genç. Günlerini ormanda gezintiler yaparak, tüm dikkatiyle doğanın sesini dinleyerek geçiriyor. " der ARKA Kapakta....
#gulsahinkitapligi


 Arkadaşlarım bu kitaba başlayınca, hiç ertelemeyeyim dedim ve ben de okudum... Beynim yandı mı? yandı :)

Bir söz nasıl da hayatımızın yönünü değiştirebiliyor... Otelde bagaj taşıyıcısi olan Gustav, müşterisinin bir lafı ile nasıl da işine yön verdiği anlatıldığı kısım.. Çok iyi.

✔️ Olaylar bundan sonra başlıyor kitapta. Çoklu anlatım tekniği ile yazıyor yazar. Günden Kalanlar kitabında da başlarda noluyor demiştim, biraz durağan gidiyor demiştim. Ama sonra olaylar oturunca ilerliyor kitap.
#Avunamayanlar da da
ünlü bir piyanist olan Mr. Ryder'ın dününü ve bugününü okuyoruz aslında... Ve o arada olanları.... Tabi herkesin bir beklentisinin olması, herkesin kendisinden bir ricada bulunması ve Mr. Ryder'ın kırmadan o ricaları yerine getirirken nasıl da kendi hayatından, zamanından çaldığını okuyoruz... Ara ara öfke patlamaları da bundan sanırım....

✔️ İyi bir şeyler yapmaya çalışırken çuvallamak... Resmen kitabı okurken bunu hissettim ana karakter için.... İşinde iyi yerlere gelmek için verdiği mucadele,başarısını anne babasına kanıtlama isteği ve geçişler...
Evet kitap başta sizi zorluyor, noluyor şimdi diyorsunuz... Nerden nereye geçti de diyebilirsin... Ama çok sorgulamadan devam ederseniz o günlük olaylar ile iç yaşamında ki acıları, yaşanmamışlıkları, yarım kalmışliklari... Bir seçim yaparken nelerden vazgeçtiğini daha iyi anlıyorsunuz....

✔️ Bu kitabı okumama vesile olan Can'ım Mine'me teşekkür ederim 🙏🏻 🌸 ❤️ Veeee beraber okuduk; Mine, Zelis, Ümran ve ben... 🙏🏻 ❤️


Veeee Dickens serisinde sona doğru geliyoruz. Bu ay ki #mineilebirlikteokuyoruz etkinliğimizin kitabı "David Copperfield" idi. Kelimelerle umut yazan bir yazar #charlesdickens
David Copperfield ile hem yalnızlığı, hem ayakta kalmayı, hem dostluğu, vefayı hem de hayatta iyi şeyler de oluyor hissini yakalıyorsunuz.....
Her ne kadar hayatının daha başındayken annesiz-babasız kalmanın zorluğunu okurken içiniz üzülseniz de, sonrasında hayatına giren kişilerle, doğru yöne ilerleyen bir yaşam okudum.

✔️ Ve bence "İki Şehrin Hikayesi" nden sonra bu kitap muhteşemdi... Evet hacim olarak çok kalın ama okurken sayfalar nasıl da akıyor anlamıyorsunuz bile....

1.6.22

Antikacı Dükkanı, Zor Zamanlar / Charles Dıckens


 Veee yine bir Charles Dİckens kitabı ile merhaba :) 

Ve sona doğru gidiyorum Dickens külliyatında, türkçeye çevrilmiş kitaplarını okumada. Bu ay da David C. okuyoruz grubumuzla ve geriye "Müşterek Dostumuz" kalıyor onu da okuyacağım ve bitecek. Aslında bir kitabı daha var Alfa Yayınları'ndan basılan lakin çeviri o kadar kötüymüş ki, bu sebeple başka bir yayınevinin çevirisini bekleyeceğim.


"Ölümü izleyen boşluk üzgünlük ve bezginliği, en iradeli insanlara tebelleş olan perişanlığı bilmeyenler; yokluğu her an duyumsanılan, sevilen bir yakın için duyulan kederi; cansız varlıklarla bellekten çıkmayan bu insan arasındaki bağ ve ilintiyi ve her eşyanın bir anıt ve her odanın bir mezar kesildiğini bilip nefsinde denemeyenler; yaşlı bir adamın üzgün ve perişan bir halde aradığını bulamayan bir insan tedirginliğiyle, nasıl vakit geçirdiğini anlayamazlar."
 

📍 Diyor Dickens..... Gece kaç kez okudum bu cümleyi bilmiyorum.. Özellikle bir çok kitabında olduğu gibi yine hayal kırıklıkları ile dolu bir aile... Bir mahalle ve kötü insanlar....
Nell ve Dedesinin yaşadıklarından yola çıkarak bir çok hayati anlatan bir roman #antikacıdükkanı
Okurken elimden bırakmak istemediğim romanlardan oldu.
📚 Nell'in yaşadığı dönem de zor zamanlar sebebi ile çalışmak zorunda kalması, karşılaştığı zorluklar, insanların faydalanmak istemeleri ve kaçışlarını, adalet sistemini elestirmesini okudum.
Bu ayki Dickens kitabımızı Can'ım Mine ve grubumuz ile okuduk 🙏🏻 #mineilebirlikteokuyoruz

📚📚 Son bir söz ; üzülerek belirtmeliyim ki "çeviri" çok ama çok kötüydü, o cümlede ki kelime hataları, yazım yanlışlarını anlatamammm........ hele cümlelerin devrikliği... hangi birini anlatsam size. buna rağmen beğendiğim Dickens kitaplarından oldu.

 Arka kapak der ki;

Ünlü İngiliz yazar Charles Dickens'ın en sevilen ve okunan eserlerinden biri olan Antikacı Dükkânı, ilk olarak 1840-1841 yıllarında bir dergide yayımlanmış, daha sonra da 1841'de kitap olarak basılmıştır. Romanda, küçük Nell ve büyük babasının evlerini terk etmek zorunda kalarak çıktıkları yolculuğun giderek bir macera hâlini alması ve başlarından geçenler sürükleyici bir üslupla dile getirilmiş. Dickens'ın, karakter yaratmadaki başarısı burada da kendini göstermiş, özellikle o yılların İngiltere'sindeki işçilerin durumunu son derece gerçekçi bir şekilde resmetmiştir: Yoksulluk, ağır çalışma şartları.. Romandaki bir diğer göze çarpan unsur, Dickens'ın ana karakterler kadar yan karakterlere de kusursuzca ruh ve beden yani hayat vermesidir. Bu romanı okuyanlar, en az Nell ve büyük babası kadar, Qilp ve karısının da zihinlerinde silinmez izler bıraktığını göreceklerdir.




 Zor Zamanlar Zor Zamanlar kitabını okurken yer yer güldüm yer yer de düşündüm.... Bir çocuğun yüreğine, düşlerine, çocuksuluklarına, korkularına sahip olamadan yaşayan çocuklar... İnsanları, rakamlarla, kurallarla, biçimlerle değerlendiren; her şeyin, yaşamların bile her santiminin parayla alınıp satılan bir mal olduğunu savunan bir yaşam felsefesinin kentsoylu savunucuları ve uygulayıcıları... Bunların boyunduruğunda ve kömür madenleriyle dokuma fabrikalarında yaşamaya çalışan işçiler... Sevme hakkı bile olmayan kadınlar... Coketown kasabasının insanları... Geniş yığınların sanayi devrimi sırasında çektiği acıları ve yoksullukları gerçekçi bir bakışla anlattığı romanlarıyla tanınan 19. yüzyılın en büyük İngiliz yazarı Charles Dickens (1812-1870), Zor Zamanlar adlı bu romanında, Coketown kasabasının insanlarının buruk yaşamını anlatıyor.

26.4.22

Charles Dickens kitapları

 

Bir giriş cümlesi var ki.... Yine konuşturmuş kalemini Dickens. ✌🏻

Bu sene tüm kulliyat bitecek neredeyse.
#mineilebirlikteokuyoruz grubumuzun bu ayki kitabı #büyükumutlar idi.
Çok ama çok güzeldi. Özellikle "Büyük Umutlar" ı o cumlelerin arasına sıkıştırması, aile olmanın, akraba olmanın; insanların para için nelerden vazgeçip, nelere mal olacak şeyler yaptığına şahit olmak.... Sanki okumadım da izledim gibiydi..... Ve hep Bi adalet duygusu Pip'teki.....
Özellikle Dickens en sevdiğim yönlerinden biri de; olayları yorumlarken verdiği örneklendirme ve duygu aktarımı müthişti....
Okumayan az kalmıştır beli de ama hâlâ okumadıysanız ertelemeyin, bir solukta okunup, uzun uzun içinizde izi sürecek bir kitap......
Hele hele "beyefendi konumuna yükselmenin hayatınizda neleri değiştirecegine şahit olmak, sanayilesen toplumdaki sevgisizliği, ikiyüzlülüğü anlatan bir eser. 
Bide kitapta, bireylerin düşkünlükleri, başarısızlıkları resmen bir ayna niteliğinde.


Bu yıl elimde olan ve Türkçe çevirisi olan tüm Dickens kitaplarını okuyacağım 🙈  her okumadan sonra anlıyorum ki Dickens okumak çok keyifli. Kalemini sevdiğim yazarlardan oldu.

#edwindroodungizemi kitabını sonlara doğru başkası tarafından yazılmış bir Dickens romanı..... Zati bazı bölümler de kaleminin yokluğunu hissediyorsunuz. Ne anlatıyor derseniz, biraz yavan kaldı diğer kitaplarının yanında. Her ne kadar kitap ismi Edwin Drood olsa da amcasının entrikaları ve yeğeninin beşik kertmesine duyduğu aşk etrafında dolaşıyor hikâye..... Tabi sonu yarım kaldığı için biraz da sizin hayâl gücünüze kalmış. 😁 Aslında konu güzel... Karakterler de olmuş ama işte maalesef hayatı romanı bitirmeye yetmemiş...... 
Ve bu kitabı bir tek İmge Kitabevi çevirmiş. Çeviri güzeldi. 
Velhasıl bir kitap daha biter... Gelsin yeni kitaplar 📚 📖 👌🏻 ✌🏻 #gulsahinkitapligi

📍 📍 📍 📍 📍  Arka kapak yazısı şöyle ;

Otoriteler tarafından klasik anlamda ilk "gerçek" polisiye roman sayılan Edwin Drood'un Gizemi'nin yarım kalmış olması kitabı gerçek bir gizem haline getirdi. Aradan geçen bir buçuk asır boyunca kitap hakkındaki tartışmalar hiç hız kesmeden

günümüze kadar sürdü. Farklı yazarlar tarafından yazılan "devam" metinlerinin sadece tanınmış olanları bile 150'den fazladır.
İlki Dickens'ın ölümünden hemen sonra, 1870 yılında
T.C. De Leon tarafından ABD'de yayımlanmıştı. Sonuncusu ise Ulrike Leonhardt tarafından 2001 yılında Almanya'da yayımlandı. Bunların hiçbiri meraklıları ve eleştirmenleri tatmin etmedi. Geriye yine eserin aslı, her cümlesinde Charles Dickens'ın parlak dehasını yansıtan Edwin Drood'un Gizemi kaldı.

22.2.22

Kasvetli Ev ve Sessizliğin Yanıtı



 Öyle güzel bir roman okudum ki... İşin garibi nasıl ifade edeceğim. Aslında baktığınızda konu öyle anlatılmayacak bir hikaye değil. Lakin anlatan Charles Dickens olunca, anlatılanlar başka bir hâl alıyordu kendi adıma. #mineilebirlikteokuyoruz grubumuzun bu ayki kitabı #kasvetliev idi. 2 ciltlik bir kitap. Hatta bu kitap için; yazarın da kitaba konu olan, uzun süren bir telif hakkı davası olduğu yazıyor nette.

🏡 Kasvetli Ev'e dönersek.... Bir  miras düşünün, uzun yılardır süren dava.... Hatta ölenler ve sonrası davayı devam ettiren mirasçılar... , Jarndyce ve Jarndyce davasının nesiller boyu sürdüğü ve “yaşayan hiçbir insanın ne anlama geldiğini bilmediği kadar karmaşık hale geldiği” Yüksek Yargıtay'da başlar. Mevcut konu, uzak bir kuzen Bay John Jarndyce ile ikamet almak için izin almak isteyen mahkemenin iki genç koğuşu Ada Clare ve Richard Carstone ile ilgilidir. 

⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️

Tabi yazar o dönemin mahkemelerini, uzun süren davaları da elestirmektedir. Tabi kitabinyazari Dickens olunca, hep bir umut, hep bir mutluluk oluyor karakterlerde. Soluksuz ve merakla okudum diyebilirim.

📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍


"Sessizliğin Yanıtı hayatın sıradanlığına, beyhudeliğine katlanamayan otuz yaşındaki bir adamın varoluşunun sınırlarını zorladığı bir kendini arayış hikâyesi. Max Frisch, kendi yaşamından da ipuçları barındıran bu ilk dönem eserinde, heba edilmiş bir hayatın tek sorumlusunun o hayatın sahibi olduğunu gösteriyor bize."

         📍 Diyor arka kapakta. Aslında yazarın diğer kitaplarını çok merak ediyordum. #1yayınevi1kitap etkinliğin de #kolektifkitap ti bu ay. Ben de yazarın #sessizliginyaniti kitabını seçtim. Sanıyorum ki altını çizmedigim cümle kalmamıştır. Resmen hayran kaldım bakış açısı ve duyguları aktarımına.

          🗻 Kendine hedef koyup, yola çıkan ve aynı zaman da hayatında bir çok şeyi sorgulayan bir dağcının hikâyesi bu....

          "bir şey olsun yapmak zorunda insan; yoksa hayatı boyunca öyle oturup boşluğa bakarak Tanrı'nın nedensiz bir can sıkıntısı içinde insanla kestettiği şeyin ne olduğu üzerine derin düşüncelere mi damalı?" demiş mesela..... Ve son vurgun cümle ile görüşürüz diyeyim 😊📚 ve mutlaka okuyun pişman olmazsınız....

          🗻 🗻🗻🗻

    : Ölü bir yaşayan mı yoksa yaşayan bir ölü mü olacaktır? 

14.10.20

Charles Dickens ....

 3 sene falan evveldi,  İki Şehrin Hikâyesi- Dickens kitabını alalı... Başladım sonra bıraktım. Zorlayarak okumak istemedim. 

Sonra hani size ordan, okuyacağınız kitaplar arasından göz kırpar ya banada öyle oldu işte.....

Sonra diger kitaplara baktım ve sahaf festivalinden de "Oliver Twist" i aldığım gözüme çarptı. Geçtiğimiz ay onları okudum. 

İkiSehrin Hikâyesi çok güzeldi. Dickens'in anlatım diline, olayları anlatımına bayıldım. 

Hayatını okuduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz neden hep iyilerinde olduğunu ve kazandığını....

İnanın fazla söze gerek yok... Okunması gereken klasiklerden....

Rastgele seçilen bir aristokrat,  dostluk, güven bazende güvenin su istimali.... Derken aşk...derken adalet, özgürlük laflari arasında idam edilenler.... 

📍45 bölümlük roman Dickens'ın All the Year Round isimli edebiyat dergisinde 31 haftada yayınlanmış. Daha sonra da önemli iki romanından biri olmuş. 

Şöyle başlıyor;

📍Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana -sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.

Oliver Twist'e gelince ...

.ah Oliver "ne cektin be" dedim okurken.....
Altin Kalem Klasik Romanlar serisi guzel bir seri. Ceviri de çok iyi. Özellikle kitabın başında yazar hakkında epey bir bilgi anlatılıyor.
📍Zor zamanları olmuş Dickens'ın, özellikle cocukluk donemi. Belki de o yuzden her iki romanında da cocuklar başta bir donem zor zamanlar geçiriyor... Sonrada düzlüğe çıkıyor.
Kitapta yoksulluk, zenginlik,  iki yüzlülük,  dönemin zenginleri.. Ne ararsan var.
Ama en güzeli yazarın anlatım dilinin güzelliği....
Fazla soze gerek yok :)
📍📍📍📍📍
Oliver Twist, düşkünler evinde dünyaya gelmiş bir yetimdir. Daha fazla yemek isteme cesareti, kapının önüne konmasına yol açar. Hayatta yapayalnızdır artık. Bir cenaze levazımatçısının yanına girer. Orada da kötü muamele görünce kaçar ancak bu kez de yankesici Fagin ve çetesinin eline düşer. Yeraltı dünyasının acımasız ortamında korkunç Fagin’in pençesinden kurtulmak için akıl almaz serüvenlere atılan Oliver’ı hiç ummadığı bir gelecek beklemektedir...


14.2.18

Günlük/ İki Şehrin Hikayesi

Bu aralar yine daralmış vaziyette dolaşıyorum ortalıkta. Ara da oluyor bana bu haller.....😶
Hem çok şey yapasım var hem de hiçbir şey yapasım yok. Oysa ki kafamda bir sürü düzenlenecek şeylerin listesi dönüp duruyor....
Uzun zamandır o kadar çok şeyi erteliyorum ki; hep bir ara yaparım havasındayım kendimle......Sanıyorum ki daha doğrusu sanmıyorum öyle diye düşünüyorum bu haller, düşünceler de beni daraltıyor.
Bir de özlediğim şeyler var.....
Mesela sabah erkenden kalkmak ve kahve kitap keyfi yapmak, camdan bakmak, havayı koklamak...
"ha deyince hazırlanıp dışarı çıkmak" veya bazı şeyleri düşünmemek vs....

Sonra böyle düşündüğüm için de üzülüyorum, kızıyorum kendime.... havalardan havalardan diyorum kendi kendime.......
Uzun zamandır kendime bakmayı, süslenmeyi bıraktım. Bu tavrıma da kızıyorum....
Falan filan işte.....
Geçecek biliyorum bu haller de.....
🙆🙆🙆🙆🙆🙆🙆






Bu nasıl bir yatıştır yahu 🙀😻😽😸😹😹😹 o boyun hiç mi ağrımaz... :)
Paso uyuyor zaten hayat Bulut'a güzel. :)


Klaisklerden bitirdim bu hafta. Yalnız alamadığım böyle romanları ortaokul öğrencilerine de okutulması.
Sonuçta kitapta, aşk, entrika, savaş, sömürü, devrim ve cinayet var.....
Yazar Moby Dikc'de ayrıntıya önem veriyorsu, bu kitabında da öyle.
Bir çok duygu ve davranışı ayrıntılamayı ve bazen gözden kaçırmamış hissi uyandırıyor.
Filmi de varmış ama izlemedim filmini, artık ne zaman izlerim onu da bilmiyorum.

Bu hafta da böyle bitiyor işte.....

26.6.17

BİR YILBAŞI ÖYKÜSÜ/ CHARLES DİCKENS


Bayramın birinci günü ziyaretler bitti.
Hepi topu iki komşu, kayınvalidemler tamam. Kardeşimgillerde geldi gitti.
Bugün bizim için normal günlerden birgün oldu.
Aslında akraba olarak kalabalığız ama sıkı bir bağ olmadığından, anca düğün dernek, cenaze de görüyoruz birbirimizi...
Üzücü..hemde çok çünkü kalabalık sofralar, kuzen buluşmaları çok keyiflendiriyor beni.

Bu bayram çok da keyfim yok... ilk bayramımız demiştim size diğer yazımda... içim hep daralmış vaziyette.......aklımda hep anılar...

Öyle işte efenim... konuyu dağıtmayayım....

BİR YILBAŞI ÖYKÜSÜ/ CHARLES DİCKENS

daha öncesi animasyon filmini izlemiştim. Hatta her sene sinema kanallarında denk gelirsem yine aynı keyfile izliyorum hatta neredeyse tüm noel filmleri keyiflendiriyor beni.
Orada ki renkli hazırlıklar, yeni bir yılın getirdiği heyecanlar bir umut veriyor....bana göre tabi...

Kitabını da Carrefour'da gezinirken kitap standına bakarken gördüm ve birkaç tane daha böyle kısaltılmamış, çocuk klasikleri dizisi kitabı daha aldım.
Geçenler de canım ara kitap olarak şöyle keyifli, bir çırpıda okuyacağım kitap okumayı isterken bunu aldım ve okudum.
İçimde ki çocuğa ve yetişkine çok iyi geldi...

İŞte böyle blog....