Ingeborg Bachmann etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ingeborg Bachmann etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.11.21

Biraz biz biraz kitaplarım....

 Ah! O siren sesi nasılda gözümde yaşlara sebep oluyor.....

Kızın okulunda anma töreni vardı. Sabah oradaydık..... Gerçekten de düşününce, kalplerde bu sevgi olunca, başka bir anlamlı bugün....

Allah razı olsun Atatürk ve silah arkadaşlarından, nur içinde uyusunlar....... O kadar çok şey borçluyuz ki şehitlerimize, bu topraklar için savaşan atalarımıza, kadınlarımıza, çocuklarımıza......

Okulumuz önemli gün ve haftaları gününde yapma konusunda çok iyi... Şanslıyız. 

Yine yoğun bir haftayı bitirip, yoğun yeni haftaya başladık ma aile.... 😁 Cumartesi Umay'ın dersi sonrası, ne zamandır aklımda olan Kanlıca'ya gittik. 

Meşhur "Kanlıca Yoğurdu" yedik. Başta biraz değişik geldi Umay Kız'a. 😁 Sonra sevdi tadını. Sokak aralarında dolaştık, sahilde yürüdük. Oradan öğretmenevine geçip yemeğimizi yedik, sonrası hop eve dönüş. :) 
Pazar günü sınıf kahvaltısı programı vardı. Fenerbahce Khalkedon'a gittik. Bence özellikle böyle toplantılar, buluşmalar için mis gibi, temiz, büyük ve uygun bir yer. Geçen sene Pandemi nedeniyle neredeyse kimse kimseyi tanımıyordu. Böyle iyi oldu. Hatta anneler olarak kahve içme planları yaptık 😉

Hafta sonu yoğun geçince pazar akşamı resmen pilimiz bitmişti. Ödevler, banyo yemek sonrası cumburlok yatak.... 😁 Haftaya ara tatil, iple çekiyoruz. Biraz olsun dinlenmiş olacaklar baba kız. Akşamları yine tenis devam edecek ama sabahları erken kalkmak yok en azından. 😁 

Bu ara yine çok güzel kitaplar okudum. 

📍 


Yalnız baştan diyeyim biraz depresif bir kitap o yüzden okurken ruh haliniz eğer biraz içe dönükse bu kitap sizi biraz sıkabilir veya zorlayabilir. Onun dışında konusu itibari ile tespitler, iç konuşmalar bir harika idi.....

🍂 Başlarda biraz kafa karışıklığı olsa da okudukça bazı taşlar yerine oturuyor. En çok etkilendiğim ise; Malina'nın ve anlatıcının kendini tanıması, iç sesi ile yaptığı konuşmalar, yorumlar ve olaylara bakış açısı. Elbet savaşı, zorbalığı görmüş insanların, toplumların bazı açılardan daha içe dönük olması ve kapı tıkırtısından bile ürkemsi çok normal.

🍂 Birde "varoluşsal bir sorgulama" kitabı aynı zamanda.

🍂 " Yaşayacak bir Niçin'i bulunan, hemen hemen tüm Nasıl'lara dayanabilir." der yazar... Çevirmene teşekkürü borç bilirim 🙏🍁 #ahmetcemal

📍 

O kadar uzun zaman olmuştu ki kafka okumayalı.... Yine azıcık kelimelerle dünyaları anlatmış cezasömürgesi ile.... Adı belirtilmeyen bir adada alışılmadık bir karmaşıklıkla tasarlanmış bir ceza aygıtını iş başında incelemekle görevli bir gezginin gözünden aktarılan öykü, savaş yıllarının şiddetini, totaliter rejimlerin irrasyonelliğini ve bireyin otoriter rejimler karşısındaki çaresizliğini anlatan gerçeküstü bir fabl. 

Kızı kurs çıkışları beklerken yanıma genelde ince kitaplarımdan alıyorum ki hem taşıması rahat oluyor hem de o bir buçuk saat içinde bitiyor 🙈😁

#volga kitabı da öyleydi, alın çay ya da kahvenizi ve Bi bakmışsınız kitap bitmiş. Solame'nin en güzel yanlarından biri okurken o tasvirleri size de hissettirmesi 😊

Bu kitapta da gemide başlayan ve gemide biten bir flörtü anlatıyor. 16'sında gencecik bir kız ile doktor bir adamın duyguları....

Daha da anlatmayayım kitap yeni sayılır... Okuyacak olanlarınız vardır. 😉 #louandreassalome

9.1.21

Ev Halleri, Proust, Yaşar Kemal, Bachmann....





 Hepimize iyi seneler. 🌲🌸

Bu sene çekirdek aile olarak kapattık seneyi. Umay Kız sofrayı açmamızı, değişik ve bir sürü yemek yapmamızı istedi. 

Bizde "hayhay" dedik, aslında bize de iyi geldi, yoksa hiç aklımda sofra kurmak, giyinmek yoktu...

Sonra beyceğimizle düşündük; hayat devam ediyor ve bize de moral olur dedik. 

Umay'la beraber önce ne yemekler yapacağımıza karar verdik, listeledik, sonrası alınacaklar listesi yaptık. Kağıdı koyduk cebimize alışverişe gittik. Çok mutlu çok. Onun o gözlerinde ki ışıltıda bize yetti.

O gece geç yattı, o da ayrı bir keyif nedense onun için. Sabahına anlatığ durdu bir önceki gecenin keyfini.... :)

Bu hafta nasıl da bitti.... Uzaktan eğitime devam, alfabeyi bitirdiler, pazartesi günü "sakız partisi" yapacaklar. Bir heyecan bir heyecan anlatamam.. :)

Geçen gün şöyle bir şey düşündüm hatta İg'de de paylaştım.

Umay işlşe birlikte tekrar çocuk kitapları okumaya başlamak çok iyi geldi. Meğersem neler neler kaçırmışım o ara.... çabuk büyüdüğümü, içimde ki çocuğu unutmuşum mesela, mesela düşüncelerim daha çetrefilli olmuş vs.... Şimdi ise okurken o çocukların tepkisi, olaylara bakış açısı...öyle güzel ki....

Gündem malum, evde odalar arası dolaşmacaya devam....

Tatil sonrası okulların açılacağı konuşuluyor. Bir tarafım istiyor bir tarafım istemiyor. Gitgide asosyol olduk tamamda erken mi acaba? diye düşünüyoruz...

Hadi birazda biten kitaplarımı paylaşayım, ruhuma iyi gelenleri.... bu dönemde okumak ekstra daha iyi geldi, iyi ki kitaplar var.

 

📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚

Marcel Proust okumalarına devam.... 5.kitap/ Mahpus bitti.

Artık daha kolay okunuyor. Tabi sayfalar yine her zaman ki gibi ağır ilerliyor ama en azından daha anlaşılır ve akıcı ilerliyor..... Özellikle "ben" dili daha bir  hakim bu kitapta. 

Kendimizi nasılda aşık olunca ya da sevince içimize hapsettiğimizi anlatan( bir nevi), sevgi üzerine, duygular üzerine bir kitap. Bu kitapda daha çok Albertine olan duyguları, karasızlıkları, çelişkilerini anlatmış. Tabi sosyal sınıf farklılıkları olmazsa olmazı Proust'un.

...alıntılarımdan bazıları; 

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

....hepimiz kendi ailemizdeki kusurları başkalarında bulunca sevinmeye ve söz konusu kusurun istisnai ya da yüz kızartıcı bir yanı olmadığını kendi kendimize kanıtlayıp rahatlamaya eğilimli olduğumuz için...

🔺🔺🔺Ama hata imandan daha inatçıdır ve inançlarını sorgulamaz.

🔺🔺Genellikle bize benzeyen şeyden nefret ederiz, kendi kusurlarımız, başkasında gördüğümüzde çileden çıkarır bizi. Hele kusurların safça belli edildiği yaşı geçmiş ve örneğin en kritik anlarda bile buz gibi bir yüz ifadesi takınmayı alışkanlık haline getirmiş biri, kendinden daha genç veya daha saf, daha salak biri aynı kusurları sergilediğinde, iyice lanetler onu. Bazı duyarlı insanlar, kendilerinde bastırdığı gözyaşlarını bir başkasında görmeye tahammül edemezler....

Ailelerde, sevgiye rağmen,  hatta bazen sevgi ne kadar yoğunsa o kadar artan anlaşmazlıkların sürüp gitmesinin sebebi, bu aşırı benzerliktir.

 

📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚

"RÜZGARLI PAZAR MUSTAFA KUTLU"

 

İstanbul'da kenarda kalmış bir nahalle, orada yaşayanlar, yoksulluk, her gğn işe gidip gelmeler... En çokda her gün yanımızdan geçen ama dönüp bakmadığımız hayatlar. O kadar bizden ki ve o kadar samimi anlatmış ki....  Arka kapak yazısı;

Rüzgarlı pazar yazarın önceki dört eserinden farklı olarak halk hikayesinden masala doğru yürüyen bir özellik taşımakta. Bu kitap için "Bir kent masalı" tabiri kullanılsa yerinde olur. Mustafa Kutlu; bu uzun hikayesinde esas itibarı ile "yoksulluk" temasını işliyor. Sevginin, dayanışmanın, merhametin destansı hikayesini sunuyor.

📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚  


"İNCE MEMED 1  YAŞAR KEMAL"

Grup okuması olarak okuduk. Uzun zamandır aklımdaydı ama ertelediğim kitaplardan biri idi...

Anlatımını, anadolu insanını anlatmasını çok seviyorum çok...

Orada yaşananlar... Okurken hep aklıma Kemal Sunal- Şener Şen'in  ağalık sistemi üzerine olan filmleri geldi. Gerçekten de ne zormuş o dönemler, hala var mı bilemiyorum ama.... insanlık ayıbı resmen......

Memed'e hak vermemek elde değildi.....


📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚 

FRANKFURT DERSLERİ INGERBORG BACHMANN  

 


Bir solukta okuyacağınız bir kitap #frankfurtdersleri
Kitapta kimler yok ki; Proust,  Dosteyvski, Gide, Celine vs... Bir çok kült yazarlardan ve yazım dillerinden örnekler vererek, edebiyattaki geçişlerden, dil estetiginden bahsediyor.
Bir tek  YKY Yayınları'nım  bu yeni kapaklarına alışmak zaman istiyor...yazılar çok karışık geliyor...

Arka kapak yazısı;

Dil nedir? Yeni bir yazın dili nasıl kurulur? Yazın ütopyası ne demektir? Ahlak nedir? Ahlak ile yazının bağıntıları nelerdir? Yazan ben kimdir? Tarih boyunca hangi değişimlere uğramıştır? Çağdaş yazında yazarın konumu nedir? Bakir beyaz sayfa neden gelecekte yazılacak olan metinleri de içerir? Çağdaş yazında isimler nasıl kullanılır? Neden isimler yokolma tehlikesiyle karşı karşıyadır? - Bu sorulara yanıt vermek yerine onları irdelemeyi seçen I. Bachmann'ın 1959/60 ders yılında Frankfurt Üniversitesi'nde misafir doçent olarak verdiği derslerin bazı soruları bunlar...
(Arka Kapak)

Aslında bizde " MALİNA" kitabı ile biliniyor. Henüz okumadım ama önce bunu okumak daha iyi oldu. Özellikle edebiyat yazıları seviyorsanız ilginizi çekebilir.

Yazarın hayatıda şöyle;


Ingeborg Bachmann 20. yüzyılın en önemli Avusturyalı kadın yazarlarındandır. Avusturya’nın Klagenfurt kentinde doğdu. 1945-1950 yılları arasında Innsbruck, Graz ve Viyana Üniversitelerinde felsefe, psikoloji ve Alman filolojisi okudu. Çalışmalarında özellikle Heidegger ve Wittgenstein üzerinde yoğunlaştı. Heidegger’in varoluşçuluk felsefesi üzerine yazdığı tezle doktorasını verdi. İlk şiirleri 1948/49 yıllarında yayımlandı. 1959/60 yıllarında doçent unvanıyla Frankfurt Üniversitesi’nde şiir konulu dersler verdi. 1964’te Georg Büchner Ödülü’nü aldı. Aralarında Fransa, İngiltere, İtalya ve A.B.D.’nin de bulunduğu pek çok ülkeye yolculuk etti. 1965’ten itibaren Roma’da yaşamaya başladı. 1973’te çıktığı Polonya yolculuğunda Auschwitz ve Birkenau toplama kamplarını gördü. Aynı yıl Roma’daki evinde çıkan yangında ağır yaralanarak hayatını kaybetti.