İmge Kitapevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmge Kitapevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.3.22

Biraz biz Biraz Kitaplar....

 Selam :)

Bugün "Dünya Kadınlar Günü" , kutlu olsun günümüz....

Böyle günleri kutlamayı sevdiğim söylenemez.... sınıflandırma gibi geliyor bana. Anneler, babalar, sevgililer günü de öyle...😬 ( aman yanlış anlaşılmasın; kutlayan kişilere saygım sonsuz)

03 Mart kızımın doğum günüydü. Perşembe günü babanesi, dedesi ile aile içi ufak bi pasta kestik. Sonrası en yakın arkadaşı Umay'a "Zülfü Livaneli/ Sevdalım Hayat" konseri hediye etti. Anneler ve kızları olarak konsere gittik. Tek kelime ile coook güzeldi.

Sonrası da cumartesi de üç yakın arkadaşı ile evde kutlama yaptık. Havalar ısınıca da, parkta tüm sınıfı çağırdığı bi kutlama yapacağız... Anam şimdiki çocuklar da çok şanslı... :)

Tabi henüz kendisini ve müziğini bilmiyordu, güzel bir tanışma oldu. Ufak tefek komikliklerimiz de oldu.


Mesela;

Umay Kız; anne anlattıklarından bir şey anlamıyorum ama herkes alkışladığı için alkışlıyorum :)  ( anlattığı anıları için diyor)😄

Ben de " evet annecim şuan sana uzak geliyor bazı şeyler ama ileride, biraz daha büyüdüğünde anlayacaksın" dedim... 

Bazı sanatçıları sahnede izlemek çok büyüleyici ve bence Livaneli'de öyle...... 


Onun dışında hayat aynı devam ediyor bizim için. Haberler de olan olaylar dışında..... düşündürücü ve iç sıkıcı haller içinde oluyorum zaman zaman. Sonrada.... enseyi karatma Gülo diyorum.....

Dün markete gittim.... napsın kadınlar, ellerinde yağ şişeleri.... 4-5 Lt bitmiş 2 lt alıyorlar........İçimden dedim ki; stoklamak da nereye kadar.....bunun sonu ve çözümü bu değil ki...........

Dün Kadıköy'e indim sabahtan, nasıl sessiz sakin idi... en güzl anlarıydı bence :) üstüste binmeden dolaşabilmek, rahat rahat bakınabilmek dükkanlara..

Klasik uğrak yerim Penguen Kitap Evi'ne uğradım. Kitaplara doyasıya baktım.... kahvemi alıp, kitaplar arasında " Semenderlerle Savaş/ Karel Çapek" kitabımı okudum. Prospero Serisinden 8.kitap olur kendileri. Biraz fantastik, biraz hayal gücü ve kurgu ile anlatılan; ayaklanma, silahlanma, distopya tarzı bi kitap.......

Bitirdiğim kitaplara gelirsek de;


Çok sevdiğim bi yazar olan #aminmaalouf ve uzun zamandır da okumayı bekletiyordum #empedoklesindostları kitabını. 😔 Açıkçası, yani yazarken be üzülüyorum ama gerçekten de... Hiç Amin Maalouf kitabı gibi değildi. Tabii illaki hep aynı tarz, tür de yazacak diye bir şey söz konusu değil. Lakin..... Biraz nette "Empedokles" kimdir, felsefesi nedir diye araştırdım. Konu çok güzel ama işleyiş fenaydı. Sanki yazarın ilk kitabı gibiydi 😬🙈 Velhasıl... Öyle işte... Siz okumuş muydunuz?
📍 📍 📍 📍 📍 📍
Empedokles M.Ö. 490-430 yılları arasında yaşamış antik Yunan filozofudur. Kendisinden önceki arkhe tartışmalarına katılmış ancak onlardan farklı olarak çoğulcu bir anlayışortaya koymuştur. Nesnelerin özünde dört unsur olduğunu ileri sürmüştür. “Dört unsur teorisi” içerisinde yer alan hava, su ve ateş kendisinden önceki filozoflar tarafından tekil arkhe olarak savunulurken, Empedokles bu ilkelere toprağı da ekleyerek çoğulcu yaklaşım ortaya koymuştur. Empedokles’e göre evrendeki herşey dört unsurun farklı oranlardaki karışımlarından oluşmaktadır. Evrendeki oluş ve bozuluş, budört unsurun birleşmesi ve dağılmasından kaynaklanmaktadır.Empedokles’e göre bu unsurları bir arada tutan sevgi, ayrılmasını sağlayan ise nefrettir. Empedokles’in sevgi ve nefret kavramlarını kullanım şekli yaşam içerisindeki karşılıklarıyla metaforik bir bağ taşımalarına rağmen,anlamı kavramı aşan niteliktedir. Empedokles’e göre bu evrene sadece sevgi veya nefret hâkim olduğunda değişim durmaktadır. Değişimin varlığı bu iki gücün temel unsurlar üzerinde etkili olmasına bağlıdır. Nefret gücü, evren ve evrendeki bütün nesneleri dağılma ve yok oluşa sürüklemektedir.
📍 📍 📍 📍 📍

Empedokles, bilgisinin doğal güçleri denetlemek için anahtar olduğunu, bilgisiyle insanların rüzgarları durdurabileceğini, yağmur yağdırabileceğini ve hatta ölüleri Hades ülkesinden geri getirebileceğini ileri sürmüştür. Bu düşünceleri nedeniyle kendisinin büyücü olduğu söylentisi ortaya çıkmıştır.

Diğer kitabım ise;

Öyle içten ve yaralayıcı bir kitaptı ki... #gölgelerisahiplenenkadın
Yerli kabileleri ve halkların çektiği sıkıntıları yer yer rüyaları ile, yer yer büyüklerden anlatılan masallarla aktarılan yaşanmışlıklar.... Ve hepsi de "size daha iyi bir yaşam surmeniz için" başlığı altında sunulan, yargılanan ve dışlanan halk....... Arka kapak yazısı da bir çok şeyi anlatıyor..
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ 🏕

Gölgeleri Sahiplenen Kadın Amerikan yerlisi bir kadın tarafından bir Kızılderili kadın hakkında son elli yılda yazılmış ilk kitaptır. Kitap tüm dünyanın Kızılderilileri bıraktığı yerde, yani ölümün kıyısında başlar. Ephanie Atencio, içinden zorlukla çıkabileceği bir bunalım içindedir. Kocası tarafından terk edilmiştir ve çocuklarına bakacak halde değildir. Yaralarını sarmak için el yordamıyla da olsa geleceğini aramak zorundadır. New Meksiko'dan ayrılıp San Francisco'ya gider. Orada anımsama ve kendi parçalarını doğru yere koyma süreci başlar. Bir Nisei olan Thomas Yoshuri ile evlenir. Thomas ona, gereksinim duyarsa kendisinin de arzu ettiği yapıya kavuşacağını düşünür. Kocasını hem tanır hem de tanımaz. Ve onun aracılığıyla kendini tanıyamaz. Giderek beyaz kadın arkadaşı Teresa ile daha fazla zaman geçirmeye başlar. Teresa ile bile bir yere kadar konuşabildiklerinin farkına varır. Daha sonra bir yazı tek başına geçirir ve orada son anımsamaya ve geleceğe giden yola ulaşır. Kendini erkeklerin içinde aramaktan vazgeçer. Artık en önemli bağlantısının kendi halkından olan kadınların ruhları ve kendi dünyasının kadınları ile olduğunu keşfetmiştir.
#gulsahinkitapligi #imgekitabevi

Bir diğeri de;



 Kısacık ama dolu dolu bir romandı #mtsenskliladymacbeth
Öyle fazla detaylarla, uzatmalara sizi boğmayan, ara ara güldüren ara ara "yok artık" dedirten bir roman. Kocasını çeşitli entrikalarla aldatan bir kadındır Katerina. Kitabın ismide Shakespeare'in Macbeth kitabında ilerleyen entrikalardan dolayı almaktadır....
👩🏻 Arzu, günah ve bu duyguların sizi yönlendirmesi... Evli bir kadının arzularının peşinden günaha girmesi.... İnce detaylarla işlenmiş. #birkutukitap sayesinde kitap ile tanıştım. Kendilerine de teşekkürler.
Bir de kitabı Rusça aslından çeviren #uğurbüke ye de teşekkürler 🙏🏻

📍 "Leskov, kökleri en derin biçimde... halkın içinde olan, bütün yabancı etkilerinden uzak kalan yazardır.”
Maksim Gorki

11.10.21

Simon De Beauvoir ve Simon Van Booy Kitapları..

Simone de Beauvoir ile ilk "Moskava'da Yanlış Anlama" kitabı ile tanıdım. Ve tanışmama vesile olan Macera Kitabım Özlem'e teşekkür ederim 🙏🏻🌺
Sonrasında tüm kitaplarını okumak istedim. Biliyorum ki biraz sakinlik istiyor Simon.... O yüzden ertelemistim...artık tamamlama zamanı benim için.😊
❗Bu kitaba gelirsek; biraz hüzünlü idi..... Annesinin son dönemlerini, geri dönüşlerle anlatan bir kitap #sessizbirölüm
Özellikle annesinin kanser olması ve o süreçte ailece yaşadıkları süreçleri o kadar hissederek okudum ki....annem geldi aklıma...o sürecimiz geldi....😔
❗ Bildiğim bir şey varsa mutlaka Simone de Beauvoir okumalısınız, okumalısınız.... Neden kadınlarin güçlü olması gerektiğini çok iyi anlatıyor....öyle size ders verir gibi anlatmıyor. Arka kapak derki;
‼️Burada, hemşirelerin “sessiz bir ölüm” dedikleri şey anlatılıyor. Sessiz Bir Ölüm’de Simone de Beauvoir, kendi annesinin ölümünü bütün ayrıntılarıyla betimlerken unutulmaz bir edebi eser yaratıyor. Yetmiş yedi yaşındaki annenin geçirdiği küçük kazayla başlayan öykü, hastanede fark edilen ilerlemiş kanser teşhisiyle dramatik bir hal alıyor ve olayın kahramanları acılı bir süreç yaşıyor. Yazar, bu süreç içinde yaşadığı karmaşık ve yoğun duygulanımları anlatırken, bir annenin ölümünü olanca soğukkanlılığıyla betimlemeyi de başarıyor. Böylece eser, anne ile kızın arasındaki yabancılaşmayı iyiden iyiye açığa çıkardığı gibi, annenin bütün yaşamını da anlatarak bir ölümün betimlenmesinin çok ötesine geçiyor. Yapıt bize insani ilişkilerin bir belgesini sunarken, yazara da kendi yaşamıyla yüzleşme olanağı sağlıyor.

Simone de Beauvoir, Sessiz Bir Ölüm’de bu trajik öyküyü anlatırken bir yandan da yaşam ve ölüme ilişkin kendi düşünceleri ve duygularıyla hesaplaşmayı ihmal etmiyor. Sessiz Bir Ölüm, sarsıcı bir edebiyat deneyimi.

..








#yanılsamalaratlası kitabını başta biraz karışık bulsam da elimden bırakamadan okudum. Ortalara doğru her şey yerine oturmuştu kafamda. Özellikle savaşın bıraktığı izler, sonrası aile hayatınıza etkileri öyle ince işlenmiş ki....
❗ Arka kapak şöyle;
Açlığın kıyısında bir çocuk, ışığı arayan kör bir genç kız, zulme bilenmiş hançerinin gölgesinde bir Alman piyadesi, bir huzurevinin alçakgönüllü hademesi, gökyüzünden düşerken aşktan harflere tutunan bir ABD askeri... Savaşın yıkımıyla harabeye dönen İngiltere'den Nazi işgali altındaki Fransa'ya, 1940'ların New York'undan günümüz Los Angeles'ına uzanan bir hikâye.

Bir adam... Tek bir adam ve onun gösterdiği merhamet, farklı zamanlarda ve farklı yerlerde, yokluk, yalnızlık ve acımasızlık üçgeninde sıkışıp kalmış bir grup insanın yaşamını değiştirebilir mi? Eserleri on dört dilde yayımlanan ödüllü yazar Simon Van Booy, insan ruhunun en çetin sınavlarından birini verdiği İkinci Dünya Savaşı yıllarına dair, gerçek olaylardan ve kişilerden esinlenen sarsıcı bir hikâye anlatıyor Yanılsamalar Atlası'nda.

Sevginin ve merhametin gücünü kelimelere yükleyen Van Booy, insanlığı birbirine bağlayan hayati zinciri, sınırların ve hırsların ötesine uzanan unutulmaz bir romanla görünür kılıyor.


Hem güldüm hem vay be böyle gerçekten diyerek izledim.... Sanal gerçeklik nedense biraz ürkütüyor beni...hele yapay zekâ...ufffd diyorum başka bir şey demiyorum 😬🥴
Çok detay yazmak istemiyorum....uzun zamandan sonra güzel ve kaliteli bir film izlemenin keyfi başkaydı...siz de varın bu keyfe 😁
Şunuda belirtmeden edemeyeceğim #ryanreynolds mimiklerine kadar harikaydı... 👍🏻


 

25.8.19

Yaşam Kullanma Kılavuzu / Perec

Havalar mis gibi....hele akşamları balkon enfes.....😊
Bu aralar okuduğum en ilginç ve müthiş kitaplardan biri oldu #yaşamkullanmakılavuzu
Daha önce hiç #georgesperec okumamıştım. Geçen ayki Notos Dergisi'nin de konuğu kendisi idi.
📕 Bayağı enteresan biri imiş Perec.
Mesela bu kitabını 10 yılda tasarlayıp 2 yılda yazmış. Öyle enteresan detaylar var ki kitapta. Lakin okurken sizi rahatsız etmiyor.
Mesela artık merdivenlere daha bir dikkat edicem.
Bir de hiç " E" harfi kullanmadan 300 sayfalık bir romanı varmış kendisinin. Tabi bunlar biraz yetenek, biraz da zeka, akıl işi. Gerçekten de bazı beyinler başka çalışıyor. Ve iyi ki yazıyorlar bizde okuyoruz.
📕 Yapboz parçaları gibi tüm detaylar. Tanıtım bülteni şöyle der:
Paris'te kuşaklara yayılan kiracıları ve sahipleriyle bir bina…Bunların parça parça, kat kat yaşamları, kimi zaman ayrıntılarla, bir yığın gereksiz şeyle birlikte ve de gerçek öyküleriyle anlatılıyor. Bu romanda bir servis merdiveninin, bir asansörün bile tarihi vardır. Bunların tümü bir yapboz oluşturur ama bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan unsurların tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve parçaların tümü yapbozun nihai amacı konusunda bir fikir vermez.
Çok sevdim çok.......