Bu hafta sonu konusu "Çocuklarımız Neden Mutsuz?"
Bu çok önemli bir mesele bence... çünkü herşeye sahip ama kişilikleri gitgide geride kalan, odaklanmada ve sosyalleşmede sorun yaşayan çocuklar yetişiyor....
Tabi en başta eğitim var ve ilk eğitim evde başlıyor.
Konuklarının arasında eğitimci, öğretmen, teknoliji yazarı, psikolog vardı...
programı izlemek isterseniz tıktık...
Genel olarak varılan kanıda "mutluluk kadar mutsuzlukda normaldir ve kişiyi ehlileştirir" dediler.
Evet eğitim sistemi bizde çok yanlış...
Ama en önemlisi çocuklarımızı şartsız, koşulsuz sevmeliyiz ve başarıyı illa ki yüksek mevki iş olarak baz alıp karşılaştırma yapmamalıyız.
Çünkü gerçketen de yaşam demek yüksek mevkili bir iş demek değildir.
Elbet kimini mutlu eder bu kimini de biyerden sonra sıkar.
Ama kriter bu olmamalı.
Ayrıca konuştukları konulardan biride; çocuğun eğer başarısız olursa hem ailesi tarafından hemde çevresi tarafından utanç duyulacağı, eleştirileceğini düşünüyor ve devamında da "kaygı" geliyor. Böylece hayatı hep kaygılı "elalem ne der" le yaşamyı öğreniyorlar.....
Elbet hayatta kaygı, endişe önemli duygular çünkü bizi korurlar ve kendimizi korumayı, zihnimizi ehlileştirmeyi öğreniriz bu duygularla... jerşeyin fazlası nasıl zararsa bu duygularında fazlası ve herşeye karşı hissetmesi bize zarar.
Zamanla içe kapanıl yada "beni sevsinler" diye bişeyler yapan, başaran nesillere dönüyor çocuklar.
Anladığımı anlatmak ve yazmak isterim dostlar... bu konuda uzman değilim ama iyi bir gözlemleyici ve dinleyiciyimdir. Öğrendiğim şeyi "ben biliyorum zaten" deyip kenara da atmam. Muhakkak kendi içimde muakeme eder, hayatıma uygularım.
Öğrendiğim birşey varsa "her çocuk özel ve mükemmel"
evet bazı genetik faktörler bazı çocuklarda öne çıkıyor bunlar istisna...
Ama çocuklarımızı yetiştirirken yaptığımız en büyük hata bana göre; bir davranışı yapmalarını beklerken ödüllendirmek.
Örneğin; kızım şunları toplarsan sana çikolata veya neyse işte ondan vericem yada alıcam..
Neden efendim.. eğer dağıttıysa ve toplaması gerekiyorsa toplamalı. Herşeyin karşılığı olmamalı...
Kızımı yetiştirirken en büyük öğüdüm; her zaman başarılı olamayacağı veya zaman zaman düşebileceği de ama önemli olanın ayağa kalkması ve devam etmesi.
O yüzden bazen düşünce yada birşeyi yapamadığında "anne normal bişey dimi yeniden deneyeyim" diyor...
Çünkü hayatı boyunca hep başarılı olamaz, yer yer düşmeyide öğrenmeli ki zoru başarsın, bazen istediği herşeyi elde edemeyeceğini öğrensin..
Ve en önemlisi ona olan sevgimizin karşılığının olmadığını bilsin.
Neyse efenim konu biz değiliz tabi ama parkta veya sokakta karşılaşıyorum ve öyle üzülüyorum ki...
O annelerin çocuklarına davranışları, konuşmaları, kimi çocuk düşünce yada elindekini düşürünce hemen çocuğuna "oğlum/kızım gerizekalı mısın bi sahip çıkamıyorsun elindekine" falan diyorlar nasıl sinir oluyorum anlatamam....
Onlar bize emanet... En güzel anlatımı Halil Cibran yamış ve günümüze kadar da gelmiş. Herşeyin özeti var bu şiirde...
Ara ara okumak ve hatırlamak gerek....
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
Kaynak: http://www.estanbul.com/halil-cibran-cocuklar-91090.html#.WQhTLGyhlaQ
Kaynak: http://www.estanbul.com/halil-cibran-cocuklar-91090.html#.WQhTLGyhlaQ





