Sevgili Deniz Gezgin'i "Ahraz" kitabı ile tanıdım. Bence çok çok iyi bir kitaptı.
Kitap ;
Toynakları kuru yapraklar kadar yüksüz hayvan,
tuza yürü-yor. Gözleri aslında yüzü, güneş bir dağdan doğup diğerinden
batıncaya kadar ışıkla sürmeli, ışığın içi derin bir boşluk, neye baksa
kıpır kıpır, karanlık bir su gibi üzeri yaprak kaplı. Ço-cuklar
kenarlarından tutunup içeri seslenince, yapraklar uçu-şup kaçışır, ses
boşluktan aşağıya yuvarlanıp tortop bir dünya olur döner. İçinde ne var?
Zamanı çıkarınca geriye kalan her şey. Bir hayvanın gözünden yanıt
veren dünya bazı çocukları korkutup kaçırır, bazısı ateşlenip yatağa
düşer, hasta çocuğun derisinde açan çiçekler solar, iz bırakırsa çiçek
bozuğu derler.
Çiçekten kurtulamayanın büyüdükçe çocukluğu geri
teper, il-leti bir tür yanıktır: Karanlıkta uyanan gece yanığı, etini
dişle-yen cehennemin gül kemeri. Geceyi cana batıran bu eski sancı,
vaktidir, der, sırtına yük olduğun hayvanın göz kenarlarına tutunup
içeri seslenmenin."
📌 Diye başlıyor...... Kelimelerine resmen
vurgunum. Bu kitap diğer romanı" Ahraz"a göre biraz daha durağan ve
yavaş okunuyor. Masalsı ve fantastik bir anlatimla, bu sefer insanın
gözünden değilde diğer canlıların gözünden bizi bize anlatıyor..
📍 Üzüldüğüm tek şey reklamının az yapılması ve az tanınması..... 😒

