Mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.3.22

Biraz bizden biraz kitaplarımdan....Hayata Dair..

 Bu sene kar-a iyicene doyduk sanıyorum.....Hele geceleri o pencereden, sokak lambasından görünen manzara; muhteşemdi.

O kadar özlemişiz ki karda oynamayı, gece çıkıp kaydık, kaynımlarla kar savaşı oynadık, Yoğurtçu parkına yürüdük.... içimizde ki o çocukça sevinci hissetmek çok iyi geldi. :))

Mart ayına yoğun başladık, ne zaman bugüne geldik anlayamadım.... Artık masa tenisini de haftada altı güne çıkardılar. Bize kaldı bir pazar günü........😳 

Gün be gün büyüdüğüne şahit olmak çok enteresan bir duygu..... mesela artık esprileri daha bir değişti, büyüdü, her şeyin daha da bir farkında.... yorumları, bazen verdiği fikirler derken....zaman akıyor...

Bu hafta haberlere hiç bakmadım, çevremden ve İg'de gördüğüm kadarıyla savaş devam ediyor...... can sıkıcı bir durum..... Allah Yar Ve Yardımcıları Olsun...keşke diyorum elimden bir fazlası gelse....

Okuma grubu arkadaşlarımızla "KURTLARLA KOŞAN KADINLAR" kitabını bitirdik. Bölüm bölüm okuyup, konuştuk. Bazı kitaplar beraber okununca daha bir anlaşılır ve içe dokunur oluyor. Bu kitapta böyle..... Her ne kadar masal ve mitolojiden alınan hikayeler olsa da...öyle yerlerinize dokunuyor ki... hele bir de içselleştirirseniz; ruhunuza şifa oluyor...🙏

Aldığım notlardan bir bölüm;

Dün akşam ki KKK toplantımızın konusu; Özel araziyi belirlemek: Öfkenin ve bağışlamanın sınırları idi.
Hepimiz için çok önemli bir konu. Çünkü içimizde, kızdığımız, kırıldığımız, öfke duyduğumuz, anlamlandıramadığımız bir çok duygu oluyor. Ve bunlar hepsi de bir yük aslında..... Bağışlamak karşı tarafla ilgili bir durum değil aslında, kendimizle ilgili bir durum. Eğer bunun mantığını anlar ve hissedersek, işte o zaman ruhumuz hem bedenen hem zihnen özgür kalır....
Kitabın bu bölümünde çok çok güzel anlatmış Clarissa P. Estess.. Tabi bursa şu yanlış anlaşılmasın; her şeye tahammül etmek anlamında değildir; bağışlamak ve öfke kontrolü.... Sınırları belirlemek ve kontrol etmek...
Mesela demiş ki;
📍 Duyguların dengeli bir şekilde değerlendirilmesi kesinlikle bir kendine - saygı duyma işidir.
⚖️ Düşüncesiz ve denetimsiz öfkenin ötesinde bir hayat vardır.
📍Bağışlamanın esas önemli kısmı başlamak ve devam etmektir. Gerçekten her şeyi anlayabilseydik, her şey daha bağışlanabilirdi.
📍Ancak, gerçekten iyileşmek için kendi gercegimizi söylemeliyiz; sadece pişmanlığımızı ve acımızı değil, bize zarar veren, bizde kızgınlıklar, nefretler doğuran ve kendimizi - cezalandırma ya da intikam arzusunu uyandıran şeyleri de hesaba katmalıyız. Bağışlama bir yaratma eylemidir. Bunu yapmak için zamanla değerini kanıtlamış birçok yoldan birini seçebilirsiniz.
📍Bir bakımdan, hayatı eziyetler içinde geçen ve bunu beynine iyice kazıyan bir kadın, kesinlikle tahmin edilemez bir derinliğe sahiptir.
📍Hayatlarımızda, genellikle de orta yaşlarda, ister acı verici olsun, ister olmasın, karar vermemiz gereken bir an gelir ve bu karar, gelecekteki hayatımızın muhtemelen en önemli psişik kararıdır. Kadınlar bu noktaya çoğu zaman otuzlarının sonun da ya da kırklarının başında ulaşırlar. Kulaklarına kadar her şeyle dolu oldukları bir noktadadırlar ve artık " bıkmış" lardır, "Son damla bardağı taşırmış" tır ve "bitip tükenmiş"lerdir....
📍Saygısızlığa, tehdide, incinmelere karşı derin tepkiler göstermek, sağlıklı içgüdüsel psişenin görevidir. Yürekten tepkiler, ruhun ve psişenin ortak  noktasıdır.

 

Ve Regaib Kandili'nde de "MESNEVİ" ye başladık. Her gece yarım saat ne kadar okuyabilirsek okuyoruz ve sonra kendi içimizde düşünüp, nefsimize sorular soruyoruz. Telegram üzerinden yazışıyoruz ve her kitap bitiminde de sohbet açalım dedik.

Benim 3.okuyuşum ama sanki ilk kez okuyor gibiyim. Her seferinde içimde bir yerlere dokunuyor ve şifa oluyor. İlk okumam da hızlıca okumuştum sadece kelimelere hakim olmak için. Çünkü öyle roman gibi hızlıca okuyayım, bitsin diyebileceğiniz bir kitap değil... Ve her okuyanda da farklı kapılar açan bir öğreti. Evet Mevlana hakkında bir sürü spekülasyonlar ve söylemler var... Bana göre sizin olaya nerden ve nasıl baktığınızla ilgili.... Sonuçta hiç bir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir ve her söylenen de doğru olmuyor....

Hadi biraz da bitirdiğim kitaplarımdan bahsedeyim. :)


 

Prospero Kitaplığı/8.kitap #semenderlerlesavaş

Semender Savaşları olarak da tercüme edilen Newts ile Savaş, Çek yazar Karel Čapek tarafından 1936 hiciv bilim kurgu romanıdır. Pasifik'te, başlangıçta köleleştirilmiş ve sömürülen akıllı bir semender türü olan denizde yaşayan bir ırkın keşfiyle ilgilidir. Wikipedia (İngilizce)
📍 1936 yılında yayınlanmış bir kitabı okurken... Sanki bir kaç sene sonra biz yaşayacağız hissi uyandırması hem ürkünç hem de inanılmaz..... 🦎 Biraz yazarın hayatını okuyunca şöyle diyir; 20. yüzyılın önemli Çekoslovak yazarıdır. Adı Karel Çapek olarak okunur. Yaygın kullanımı ile robot kavramını ortaya atan kişi olarak bilinir.
🦎🦎🦎🦎🦎🦎
Yükselen Nazizm’in ayak seslerinin gölgesinde yazılmış olan Semenderlerle Savaş, insan ırkının kendi yarattığı “öteki” ile olan kavgasını, şiddeti ele alırken, açgözlülük, para hırsı, ticaret kaygısı nedeniyle “akılcılık”tan akıldışına nasıl kolayca savrulabildiğini gösteriyor.
🦎 Aklıma kitabı okurken, "Ben, Robot" kitabı da geldi. Gün geliyor ve insan elinden çıkan bir çok robot veya semender bize savaş açıyor..... Kitapta son bölüm var ki... Of diyorum... Her şeyi çok iyi anlatmış aslında.....
Bir grup Canım kız arkadaşlarımla okuduk, sohbetini yapicaz.... Bakalım daha neleri konusucaz. Alt metni fazla olan bir kitaptı çünkü.... 📖 👌🏻  



Mis gibi kar eşliğinde, ruhuma o kadar iyi gelen bir kitap okudum ki....
Okuduğum Sufizm üzerine kitaplar arasında bu kitap başı çekiyor. Özellikle anlatıcının sade anlatımı ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaşımları içiniz de bir yerlere dokunuyor ve sizde de kapılar açıyor. Çünkü bu yola baş koyduğunuzda süreklilik, azim ve istek çok önemli 🙏🏻
Bir önemli detay da içinize dönerken hayattan, yaşamdan vazgeçmeniz gerekmiyor, bunu bilmek, uygulayan birinden okumak da iyi geliyor ✌🏻
Hani hep denir ya; öğrenci hazırda öğretmen onu bulur diye... İşte! Bu kitap tam da bunu anlatıyor bir nevi..... Ve mutlaka okuyun diyeceğim bir yol gösterici kitaplardan....
📍 Kitapda ki anlatıma gelirsek, anlatıcı da bazı yaşadığı olaylar sonrası ve içinden gelen bir dürtü ile arayışa giriyor ve sonrası karşılaşmalar, meditasyon, dersler derken bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor.
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️
Suflzm, İslam'ın mistik kalbidir ve batini yüzünü ifade eder. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve daha niceleri bu ekolün I temsilcileridir. Her biri eserleriyle ve yaşam biçimlerimle insanlığa | ışık tutmuş kişilerdir. Elinizdeki kitabın amacı, işte bu kapıyı aralayan bir kişinin gördüklerini |sizlerle paylaşmasından ibarettir. Ancak kitabın belki de en Önemli tarafı, konuyu teorik olarak ele almaktan çok, pratik uygulamaları aktarıyor olmasıdır.
#sufizm #ogreti #ruhaiyigelenkitaplar

 
 

 
Bu kitap "erken dönem yazılan yazılar" dır bir nevi. Hatta sunuş kısmında şöyle bir cümle okudum :
"Metinler, yüksek sesle okudukları veya müzik eşliğinde terennüm edildikleri için tekrar ve kalıplar içermektedir. Metin içeriğine zor uyum sağlayan ve günümüz okuyucusu tarafından tam anlaşılmayacak kalıplar sıkça kullanılmaktadır. Bu destanlar, okunmak için değil dinlenmeleri amacıyla yazılmıştır... "
📍 Nacizane fikrim eğer bu tarz okumalar seviyorsaniz, tek kitap ile kalmayın bir çok bu tarz kitap okuyun, masallar dinleyin veya okuyun. Çünkü tek başına hadi bu kitabı da okuyayım derseniz havada kalabilir. Bir çok söylem aklınıza yatmayabilir. Zati çevirmenlerin de dediği gibi okurken tekrar kısımları aklınıza hep anlatım olarak gelsin.....
Bir de okurken anladım ki, doğamız da hep Bi korku var... Hangi zamanı anlatırsa anlatsın destanlar insan olarak yakınma, korku, büyüklüğüne göre davranma... Savaş isteği, sahip olma isteği vs... Hep var!
📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍

MÖ 22.-17. Aşağıdakia tarihlenen pek çok nüshaya göre, Mezopotamya'da destanlarıyla öne çıkan üç büyük Uruk küçük Enmerkar, Lugalbanda ve Gılgamış'tır. Elinizdeki eser, Sümer Kral'nde Uruk kentini kurduğu ve 420 yıl boyunca devam eden saldırı projesi Enmerkar ile Ur kentinin hakimiyetine girmeden önce 36 yıl boyunca devam eden oğul kral Lugalbanda'nın destanlarını oluşturun. Enmerkar'ı konu alan “Enmerkar ve Aratta Kralı” ile “Enmerkar ile Ensuḫkešdana”; Luganbanda'yı konu alan “Lugalbanda Dağ Mağarasında” ve “Lugalbanda ile Anzud Kuşu” destanları Sümerceden çevrildi ve Türkçede ilk kez Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi'nde okurla buluşuyor 


 
Nerede kalmıştık? 🤔🙄
Bâbil... Her dönem esprilere, hikayelere konu olan destan..
Arka kapak yazısı özetlemiş demek isteyeceklerimi... üstüne diyeceğim tek şey.... Dünya ve Yaratılış bir mucize... Görmek isteyene, duymak isteyene ve farkında yaşayana... Gerisi teferruat 🙃😉


Evrenin, dünyanın, kozmik bölgelerin ve insanın yaratılışı, ardından da tüm bunları yaratan Bâbil tanrısı Marduk’un diğer tanrılar tarafından zikredilişini içeren bu destan, Gılgamış Destanı ve Bâbil Hemeroloji Serisi’nden sonra en iyi bilinen Mezopotamya eserleri arasında yer alır. Bu destan okullarda, tapınaklarda, yılın belli günlerinde belli ayinlerde okutulan kutsal bir kitap, edebi bir yapıt aynı zamanda da bir kültür hazinesi olarak Bâbil’de, Bâbil Devleti’nin Tanrı Marduk’u temel alan dini, kültürel ve siyasi mirası sayesinde de tüm Mezopotamya’da büyük saygı görmüştür. 
 

 bu kitabı Bi Mukaddes Kitap olarak değil de yol gösterici olarak okursak daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü ye yer kitapta bazı cümleler biraz kutsal kitaplara yakın cümleler....
İnce bir çizgide aslında anlatılanlar... Sizin nasıl okuyup, anlamak istediğinize bağlı bence. O yüzden bu düşüncemi de yazmak istedim.
Kitaba dönersek, kendi ruhsal düşüncelerimize bir nevi yoldaş oluyor.....insanız, beşeriz elbet oluyor kaygılarımız, korkularımız, hırslarımız... Ve bizi hayat yolunda aslında bu duygular tökezletiyor ve kitap da bunu öyle cümlelerle anlatıyor ki.... Seviyorsanız bu tarz okumaları bu kitabı da seversiniz.
Daha önce hiç görmemiştim. Bu kitabı okumama vesile olan arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim. 🙏🏻❤️🌸

Bu kitap, "MİRDAD’IN KİTABI"dır; derman arayanlar için
bir deniz feneri, sığınmak isteyenlere bir limandır.
Mirdad’ın Kitabı, sayısız okuyucunun yüreğine dokunmuş bu muhteşem hikâye, bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini yeni nesillere de gösteriyor.
Kitap, temelde Mirdad ile öğrencileri arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu diyaloglar, Sunak Tepesi’ndeki Nuh’un Gemisi’nde göreve hizmetkâr olarak başladığı sırada geçmektedir. Diyaloglar, Mirdad’ın baş öğrencisi Naronda’nın anlatımıyla, daha çok soru cevap şeklindedir.
Bu kitap dünyanın en büyük spiritüel edebiyat klasiğidir #mirdadınkitabı

25.1.20

Biten Kitaplar.....

Geçen sene İnstagram'da epey görmüştüm "Ben, Kirke" romanını. Sonra yıl sonu İg'de arkadaş "Kitap Etkinliği" yaptı ve bana da bu kitap geldi. Hayatta hiç bir şey tesadüf değil....

Heyecanla başladım kitaba. Mitolojiyi liseden sonra çok okuyordum. Sanırım bir dönem ilgi odağı oluyor Yunan Mitoloji'si 😊
Kirke ismini hiç duymamıştım ya da hatırlamıyordum.
Başlarda fena değildi ama sonrası umduğumu bulamadım. Aslında sorun; Kirke karakterinin çok sönük, geride kalması idi. Yoksa yazarın anlatımı akıcı,  hikaye merak uyandırıcı. Hele arka kapak yazısını okuyunca açıkçası beklenti yüksek oluyor.  Arada kaldığım bir kitap oldu.... Arka kapak yazısı;

Bu dikkat çekici hikâye sizi, Kirke'nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak.”

- Mary Doria Russell, Serçe'nin yazarı

“Tek kelimeyle büyüleyici ve zarif anlatımıyla Ben, Kirke, kadın yaşamının sıradan ve de sıradışı bir hikâyesi.”

- Eimear McBride, Kız Natamam Bir Şeydir ‘ in yazarı

Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.

Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.

Ben, Helios'un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.

Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.

Diğer kitabım; Resimli Dünya / Nedim Gürsel.


Kesinlikle kelime ustası ve anlatma ustası Nedim Gürsel. Öyle bir anlatıyor ki hikâyeyi sanki o an bende oradayım ve görüyorum. Her okuduğumda böyle hissediyorum. 
Tabi Resimli Dünya kitabında bolcana Venedik, sanat, rewiresimm, tablo ve klasik müzik ismi var. Okurken kendi adıma yorucu oldu. Biraz bunda ilgi alanının farklılığı da etkili oluyor. 
Benim favori kitabım " Allah'ın Kızları"şimdilik 😎

Diğer biten kitabım; "Mutlak Mutluluk Bakanlığı/ Arunthati Roy"
Arka kapak yazısı aslında duygularımın bazılarını çok güzel anlatmış;  "Parçalanmış bir hikâye nasıl anlatılır?
Yavaş yavaş hikâyedeki herkese,
Hayır,
hikâyedeki her şeye dönüştürerek."

Bazı kitaplar vardır.... Hissetiğiniz duyguyu anlatması zor olur...iyi bir kitaptı, okuyun demek yetmez... İşte! Bu kitap benim için öyleydi....
Yazarın ilk "Küçük Şeylerin Tanrısı" kitabı ile tanıdım. Biraz karışık gelmişti hikâye lakin anlatımını çok sevmiştim.
bu kitabında ise tam bir hikâye anlatıcı niteliğinde anlatmış gerçekleri... Kurgu ile tarihi iç içe geçirmiş. Arka kapak yazısında soruyor;
Parçalanmış bir hikâye nasıl anlatılır?
Yavaş yavaş hikâyedeki herkese,
Hayır,
hikâyedeki her şeye dönüşerek....

#mutlakmutlulukbakanlığı Eski Delhi, Hindistan, Pakistan arasınsa yaşananları, bir aşkı, kimlik savaşını, mahalle baskısını, umutları, umutla yeşeren, hayata tutunma çabasını anlatıyor.....
Böyle yorumlamıştım sitede...

Diğer kitabım ise; 
Altın Ev/ Salman Rushide

Yazarın aslında "Gece Yarısı Çocukları" kitabını okumak istiyordum. Kampanyada bu kitaba denk gelince aldım. Ama kendi adıma diyebilirim ki yanlış kitap seçimi ile başlamışım.... 
Anlatıcı tarafından anlatılan olaylar zinciri ..film karesi gibi anlatımlar....
İçeriğinde ki devamlı olarak  yabancı kelimeler, filmlerden veya kitaplardan, ana karakterlerden verdiği örnek, benzetmeler yorucu oldu.

Diğer kitabım ise;
Çin Sarayında Bir Bakire/ Pearl S.Buck
İg'de kurulan grup ile okuduk. #1nobel1klasik etkinliği adında.
Sahaflarda yazarın başka kitaplarına denk geliyordum lakin hiç okumamıştım. Güzel denk geldi.
Konusu tam bir bizde ki Hürrem Sultan filmi gibi...inanın ne eksik ne fazla. Tabi yazıldığı dönem düşünülürse  cesaret isteyen konular. Bu devirde ki gibi her bilgiye de ulaşılamıyor. Tek sıkıntı yayınevi.   Kitap da ki yazım hatalarından,  devrik cümlelere ne ararsanız vardı. Bu da ister istemez okuma kalitenizi düşürüyor ....
 Hatta grubumuzdan bir arkadaş Bulgaristan'da ve oradaki basımını almış ve bizimki bildiğini kısaltılmış kitap imiş....🤔
Tabi burada önemli olan yazarın kalemi ve tarzı. 
O yüzden olurda bu kitabı okumak isterseniz bu yayınevinden okumayın....

8.1.20

Günlük Haller...Biten Kitaplar.....

Yeni yıla hızlı giriş yaptık 🌿

Kimle konuşsam hasta, havalar da malum. O yüzden bu hafta bizim kızı okula götürmüyorum. Hafiften öksürüğü var. İlerlemesin diye götürmemiştim; sonra öğretmenimiz de "okulda 2-3 çocukta domuz gribi çıktı dikkat edin" deyince hepten götürmüyorum. Nasıl olsa bu son senesi, sefasını sürelim. Seneye 1.sınıfta böyle gitmeme gibi lükslerimiz olmayacak 😁

Şimdi asıl mesele 15 tatil geliyor,  bir şeyler yapmak gerek. Yoksa televizyon izlemek istiyor. Evet izliyor ama sabahtan açıp akşama kadar olmasın yani. O yüzden bir grup arkadaş ,  ara ara toplaşalım dedik. Çocuklar bir araya gelip oyun oynasın. Ara ara da dışarı etkinlik yaparız kızçemle. Ee bide üstüne sinema, patladı gitti 😁

Böyle zamanlar da "acaba annemler napıyomuş?" diye düşünmeden edemiyorum. Bazen çıkmaza giriyorum resmen.... Bide diyorum 2, 3 çocuğu olanlar nasıl idare ediyor? Ben tek çocukla bu kadar detay düşünüyorsam.....

Biten kitaplarımı da anlatayım 🤗🍀

Resmen hayranım Virginia Woolf'a💜🌼

Okumadığım bir iki kitabı kaldı. "LONDRA MANZARALARI" deneme,  anlatı kitabı. Bu kitabında anlattıklarını dergide de yayınlanmış. Yazarımız hem Londra'da yaşıyor, hem bu şehri seviyor ve kendi gözünden şehri,  yaşamı, günleri anlatıyor. Tabi yine kendine has anlatımı ile 6 deneme yazısından oluşuyor. Açıkçası yer yer sıkıldım,  sanırım bunda hiç yurt dışı gezisi yapmamamda etkili diye düşündüm.

Geçen sene listemde olan, okumak istediğim bir kitaptı "BEN, KİRKE / Madeline Miller"
Henüz almamıştım kitabı. Sonra aralık ayında İnstagram'da Sevgili Kübra "kitaplaşma etkinliği" düzenledi ve bana bu etkinlikte bu kitabı gönderdi.  Ne güzel bir tesadüf dedim. Demek ki öne çekip okumam gerek diye düşündüm. Bir  solukta da  okudum. Tek sıkıntı Kirke geride kalmıştı bana göre. Yoksa mitoloji seven biri olarak ilgi, merakla okudum.
Nette biraz araştırınca şöyle yazıyor alıntı yaptığım sitede;
kirke - yunan mitolojisinde büyücü kadın. helios (güneş) ile okeanos'un kızı olan deniz perisi perseis'in kızı. aeetes, pasiphae'in kardeşi. homeros'un odysseus destanında, güzel kirke, odysseus'un arkadaşlarına şarap içirerek domuza çevirir. tanrı hermes, odysseus'un yardımına koşar ve ona bir ot vererek domuz olmasını engeller.

Kitaba dönersek, Kirke babasına karşı geliyor ve sürgün ediliyor. İçinde ki iyi yön ve ölümlere olan yakınlığı da hat safhada. Büyülerini genelde iyilikten,  aşktan yana kullanıyor.  Yazar bizi mitolojik bilgilere boğmadan anlatıyor ve buda kitabı daha çekici kılıyor. 
Arka kapak yazısı şöyle;


NPR, Washington Post, Buzzfeed, People, Time, Amazon, Entertainment Weekly, Bustle ve Newsweek’e göre Yılın En İyi Kitabı
 
Goodreads okurlarına göre 2018’in En İyi Fantastik Kitabı
 
“Bu dikkat çekici hikâye sizi, Kirke’nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak.” –Mary Doria Russell, Serçe’nin yazarı
 
“Tek kelimeyle büyüleyici ve zarif anlatımıyla Ben, Kirke, kadın yaşamının sıradan ve de sıradışı bir hikâyesi.” Eimear McBride, Kız Natamam Bir Şeydir ‘ in yazarı
 
Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.
Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.
 
Ben, Helios’un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.
Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
Ben, Kirke’de Madeline Miller; Odysseus, İkaros, Minotauros, Prometheus ve Zeus gibi mitolojik karakterlerin binlerce yıldır anlatılagelen hikâyesini farklı bir bakış açısından sunmakla kalmayıp Olymposlu tanrıların dünyasını Homeros’un destansılığında aktarmayı başarıyor.

10.11.18

İskandinav mitolojisi

Selam. 😊

Daha önce hiç Neil Gaiman kitabı okumadım lakin şöyle bir nete bakınca seveni fazla.
Eşimin beklediği bir kitaptı ve çıktığında hemen aldığımız.

İskandinav Mitolojisi tam bir  hikaye/mitoloji kitabı idi. İçinde neler yoktu ki. 😊
Thor, Thor'un babası Oden kardeşi Loki derken hanımları ...

Tabi okurken birbirine benziyor hikayeler... Lakin hikaye anlatmak da kolay iş değildir bence.


Tanıtım yazısı şöyle der;

“BAŞLANGIÇTAN ÖNCE HİÇBİR ŞEY YOKTU: NE TOPRAK VARDI NE GÖKKUBBE, NE YILDIZLAR VARDI NE DE GÖKYÜZÜ. ŞEKİLSİZ VE ŞEMALSİZ, SİSTEN BİR ÂLEM İLE DURMADAN YANAN ATEŞTEN BİR ÂLEMDİ VAR OLAN.”
 
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
 
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
 
Gaiman, eski çağa ait bu hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…



9.5.17

Üsküdar'da Cafe ve M.H. Kan Umay Kitabı

 Geçen hafta alerjimin yine başlamsı sebebi ile Üsküdar'da ki bir doktora gittim. Hadi gitmişken arkadaşıma uğrayıp kahvemi içtim.
Ordan çıktıktan sonra Üsküdar'da biraz yürüdüm.
Daha önce belki çok bahsetmişimdir; seviyorum bu ilçeyi. İçime huzur veriyor...
Daha önce birkez gittiğim kafenin diğer şubesine gideyim dedim.
Burası hemen Mihrimah Cami'sinin arka tarafında kalıyor.
Merdivenlerin başında hemen, eski köşkü kafe yapmışlar. İŞletenlerden çok kibar ve tam bir esnaflar.
İçini çok hoş döşemişler, alttan hafifte müzik geliyor.
Hava sıcak olduğundan Demirhinba Şurubu söyledim ve kitabımı okudum.
Elbet arada manzarının da tadını çıkarttım.
Yolunuz düşerse uğrayın keyifli bir yer.


 Bu kitabı eşim DR'da gezinirken görmüş ve hem kapağı hemd e isminden dolayı hemen almak istedik.
Ve başladım okumaya. Aslında Umay'ın tarihçesinden yola çıkarak yazılan bir kitap değil. İçinde mitoloji, Şamanizm'e dair notlar var ama daha çok seven ve lanetlenen bir kadın ve saf aşk anlatılıyor.
Kitabın ilginç yanı ise merak ve heyecanınız okurken hiç bitmiyor.
Şaman geleneklerine göre astral gezintilere geçerken Kemal aynı zamanda sınavlardan da geçiyor.. derken aşkını kurtarıyor.
İlginç ve güzel bi  kitaptı.



23.1.16

Hepsi Alev Selim İleri ve bende ki zamanaızlıktan haberler.

Yok yok ben bu zamanı bir türlü etkin,  programlı kullanamıyorum.... Bir kaç gündür kız erken uyuyor. Ben de o erken saatleri değerlendirmek istiyorum ama bir türlü beceremiyorum...
Mesela bugün de erken yattı,  aldım elime tabletimi; dedim ki kendime,  önce blogda ki yeni yazıları oku sonra da kendim yazayım... Ama bu saat oldu ben anca yazabiliyorum.
Evet evet okudum yeni yazıları  ama bu aralar tableti yada telefonumu hangi amaç için alıyorsam ben tam tersini yaparken buluyorum kendimi....
Ya İnstagram'a bakıyorum ya Facebook'a  fotoğraf ekliyorum ya kitaplara bakıyorum. Yapacağım şeyi en son yapıyorum ve o arada ya kız memeye uyanmış oluyor yada benim enerjim tükenmiş oluyor. Çünkü bide kitap okumayı istiyorum ve kitabıma kalan zaman bu aralar çok az oluyor.....
Bide akşamları belirli saatten sonra başlayan ve takip ettiğim tartışma programları var,  onları da etkin dinleyemiyorum çünkü aklımın bir köşesi sessizlikte de oturmak istiyor..
Yani anlayacağınız bu aralar aynı zaman diliminde birçok şeyi aynı anda yapmak istiyorum ve hiçbirini tam yapamıyorum.................
...........
Bu da geçici bir süreç diye düşünüyorum ve kendimi avutuyorum...
Tabi bu arada bir kitap bitirmişliğim ve bir film izlemişliğim var a dostlar.
Kitap "Selim İleri / Hepsi Alev"  romanı. Yazarın hayata bakışını,  tavrını, duruşunu ve cümlelerini hayranlıkla takip ettiğim biri. Ama nedense bugüne kadar hiç kitabını okumamıştım. Hep almak için yine bilmediğim bir nedenden ötürü ertelemiştim...
Bu sene Üsküdar Sahaflar Gününden iki kitabını almıştım.  Bunlardan biriydi bu kitap da..
Yalnız yanlış kitapla başladım sanırım yada yanlış zamanda başladım. Konu olarak mitolojik bir roman. Ama ben bir türlü okurken adapte olamadım. Sırf yazara saygımdan yarım bırakmak istemedim ama tam olarak kavrayamadım da. Sorsanız içeriğini, konuyu anladım ama nasıl desem eksik kaldı bende birşeyler.
Ki yazar siyaseti,  toplumu, bencilliği ve kadınsal gücü iktarda nasıl kullanıldığını çok güzel aktarmış....
Bir daha okunmak üzere ki bu sefer doğru zamanda)  rafa kaldırdım.....
Filmlerden de "Yetenekli Eller: Ben  Carson" du. Film 2009 yılı Amerikan yapımı.
Konusu gerçek hayattan alınma ve konusu geçen doktor hala işini yapmamtaymış.
Konu olarak da bir annenin tek başına çocuklarını  okutması, onlara ne olursa olsun destek olması ve yüreklendirmesi çok güzel işlenmiş.
Küçükken kendine çok inanmasa da DR.Ben Carson annesinin ona olan inancı, desteği ile nasıl Beyin cerrahı olduğu ve neleri başardığını anlatıyor. Ki kendisi zamanında ilk yapışık ikiz olarak doğan kardeşleri ayırması ve ilklere imza atan doktor ünvanı ile meşhurmuş.
İzleyin diyebileceğim filmlerden.....
Haydin bana müsaade... İlgiyle izlediğim Önce Söz Vardı / NTV programı başladı.  :)
İyi geceler  blog.

12.6.15

Kurtlarla Koşan kadınlar kitabına dair....

Bu kitabın tanıtımını ilk Gülben Ergen'in İnstagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafta gördüm.
Sonra biraz araştırdım ve enteresan bir kitap olduğunu fark ettim. Biraz daha araştırınca almaya karar verdim.

Gerçekten de kitapta çok ilginç, enteresan ve detaylı kadınlara, kadınların psikolojisine ve psişesine dair mitolojik öykülerle anlatımlar bulunuyordu. Yazar bu kitabını yazmak için 20 sene araştırma yapmış, öyü ve mitolijik öyküler dinlemiş, kendi ailesinden de öykülerle birleştirmiş. Tabi bu kitabı yazarken önce kendi içindeki kadına ulaşmış bence yazar. Kurtlarla kadınların benzer özelliklerinden de dem vuruyor yer yer. Çok alıntı yaptım kitaptan ve altını çok çizdim cümlelerin. Masallarla öyle güzel betimlemiş ki kadına dair özellikleri.
Kesinlikle kadınların okuması gereken bir kitap. Hele hele farkındala başladıysanız yaşamınıza dair, psikolojinize dair okumalısınız. Kitap biraz ağır. Konuları öyle okuyup geçemiyorsunuz. Roman gibi değil de başlıklar altında sindirerek okumak gerek.
Her konu başlığı altında bir öykü/masal anlatılıyor ve sonrasında yorumlara geçiliyor. Tabi bu masallar yer yer mitolojiden de alınıyor. Ama tasvirler, bakış açıları çok iyi. Zaten düşündüğünüzde ve özellikle dişi kurtlara baktığınız da kadınlarla benzer özellikleri çok fazla.  Çok fazla yazmak isterdim detay ama hangi birini yazacağımı şaşırdım.
En iyisi mi okuyun derim bu kitabı; yavaş yavaş, sindire sindire....


***********************
Ece Temelkuran çok güzel özetlemiş kitabı;



   
Yağmurlar, gemiler, düşler

       
Clarissa P. Estes'in yazdığı "Kurtlarla Koşan Kadınlar"ı, özellikle geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara şiddetle tavsiye ediyorum
    ---
   
    Kimi kadınlar, düşlerinde kendilerini yalnız görürler; bir başlarına. 16 yaşındayken mesela, henüz hayata yeni başlarken, sonradan fark edersiniz ki, o günlerde geleceğe ilişkin kurduğunuz düşlerde yalnızsınızdır. Çok kadın tanıdım böyle. İlk gençlik yıllarında gelecek hayalleri kurarken tek başına Kızıldeniz'e dalarken görmüştü kendini; bir evde bir sürü kediyle tek başına yaşadığını görmüştü; bir yük gemisine binip, siyah bir gocuk giyip tam güvertenin ucunda filtresiz sigara içerken görmüştü kendini. Kendilerini böyle hayal eden kadınlar sonra adamları ve çocukları nereye koyarlar? Neyse...
    Belki sonra unuturlar, rüyalarını "düzeltirler" ama aklı ve kalbi olan kadınlar gelecek düşlerinde kendilerini hep tek başına bir maceraya atılırken görürler. Sonra olaylar gelişir, belki bütün bunların pek de iyi bir fikir olmadığına kanaat getirirler. Ya da "bir gün mutlaka"dır işte, bilirsiniz...
    Siz o ilk düşünüzde, kendinizi yalnız başınıza hayal ettiğinizde nasıl görmüştünüz kendinizi? Sizin maceranız nasıldı? Ne zaman unuttunuz o hayali resmi?
   
    Kurtlarla Koşan Kadınlar
    Bütün tanıdığım kadınlara aynı kitabı öneriyorum iki haftadır. Israrla, neredeyse bıktırırcasına tavsiye ediyorum. "Sevgilim şöyle böyle bir adam. Ama onu terk edemiyorum. Suçlu hissediyorum" kendimi diyene... "Herif bana kazık attı. Şimdi duyarsız görünmem lazım değil mi? Öyle yaparsam çok gülünç görünürüm, değil mi?" diye çaresizce bir yanlışın içinde debelenene... "Şu işi çok yapmak istiyorum. Ama kesin tökezleyeceğim bir yerinde. Başlamasam daha mı iyi acaba?" diye sorana... "Hayatım kusursuz ama yine de mutlu hissetmiyorum kendimi. Bende bir yanlışlık mı var acaba?" diye düşünene... "Çocuk yapmak istiyorum ama beceremem diye düşünüyorum. Yani ya iyi bir anne olamazsam?" diye kuruntular üretene...
    Bu soruların hepsine iyi gelecek bu kitap, biliyorum. Bütün bu kadınlar, kendilerinde olan ama var olduğunu unuttukları, unutmaya zorlandıkları bir gücü anımsayacaklar "Kurtlarla Koşan Kadınlar" kitabını okuduklarında.
   
    Gizli bir kadın dayanışma örgütü
    Kitaplardan öğrenilmiş bir feminist manifestodan, katır kutur bir feminist jargondan bahsetmiyorum. Anneannelerimizden, onların anneannelerinden beri biriken bir kadınlık bilgisinden ve sezgisinden söz ediyorum. Elleriyle bu dünyayı yapan; çocukları, yemekleri ve işleri yapan kadınların biriktirdikleri bilgelikten ve kudretten... Bize unutturulmuş hayat/ölüm/hayat döngüsünden... Kendisine uzaklaştırılmış, ne kadar güçlü olduğu unutturulmuş ve birbiriyle dayanışması türlü yalanlarla engellenmiş bir cinsiz biz. Öyle güçlüyüz ki hatta çok korkutabiliriz herkesi. Zaten belki korktukları için en başlarda sakatlamışlardı bizi. Kitabın meselesi sakatlayanlardan intikam almak değil, en önemli yanı bu. Kitabın meselesi yeniden nasıl ayağa kalkıp, tamamlanmış bir kadın olarak nasıl yaşayacağımız ve nasıl kendimizi güçlü hissedeceğimiz.
   
    Jung, masallar ve kızlar
    Psikiyatri okuyup, Jung üzerine doktora yapıp sonra bütün dünyayı kadın masalları arayarak dolaşmış bir kadın, Clarissa P. Estes tarafından yazılmış kitap. Ayrıntı Yayınları'ndan çıktı. Biraz pahalı ama en kötü ihtimalle birkaç arkadaş birleşerek alabilirsiniz, almalısınız. Estes eski masalları yeniden okuyarak kadınların yazılmamış tarihine ve bu tarihten öğrenilmesi gereken hasletlere dikkat çekiyor. Yaralarınızı kendi kendinize nasıl saracağınızı söylüyor ve bunu yapmak için sizde yeterinden fazla gücün zaten bulunduğunu anlatıyor.
   
    Erkekler neden okumalı?
    Ortalıkta "kadın dünyasını yazan erkek yazar" furyası var ve hakikaten kadınların bunlara içtenlikle inandığını sanmıyorum. Sadece biraz çekici buluyorlar belki, belki biraz da erkeklerin kadınları nasıl gördüğünü, nasıl gördüğünü sandığını anlamak için okuyor olabilirler. Oysa kadınlarda anlaşılması gereken bir şey olmadığını, sadece onlarla birlikte "akılması" gerektiğini daha henüz hiçbir erkek yeterince anlayabilmiş gibi gelmiyor bana. Yaptıkları bir nehri durdurup debisini ölçmeye çalışmaya benziyor; nehirle birlikte akmak ise çok daha büyük bir güç gerektiriyor. Erkeklerin de işte, bu kitabı ne tür bir nehirle birlikte akabileceklerini anlamak için okumaları gerekiyor.
    Kendi içinizde şefkatli ve ılık bir yolculuğa çıkmak için bulunmaz bir fırsat! Şiddetle tavsiye ediyorum... Bilhassa geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara! Her yaştan kadına...


Kitap Hakkında

İnsanlık tarihi boyunca bastırılmış ve örselenmiş kadınların durumunu sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele alan çok sayıda inceleme yapıldı. Her inceleme, kadınları ''tanımlama ve çözme'' açısından çok farklı yöntemler önerdi. Bu önermelerin ne ölçüde kadınların doğasını ilişkin isabetli ve farklı alternatifler olduğu ise tartışmalı.Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor, kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. XIX. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna, bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor: Masallar! İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığı ile kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler uyguluyor.Estes’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri, zerafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar. Estes’in ilginç örneklerle betimlediği bu arketip, doğayla bağını kopartmamış ve seçimlerini yaparken duygularını temel alan kadınları içeriyor.Kitaptaki farklı kültürlerden derlenen masallar, kadınların ilişkileri, kişisel imgeleri ve hatta bağımlılık gibi temalar çevresinde gelişiyor. Örneğin Afrika kökenli bir öykü, kadının ikili doğasını yansıtıyor. Ortadoğu’ya ait bir masal, sıradan bir kilim gibi görünen büyülü bir halının toplumun önyargılarını ve görünüşe ne kadar kolay aldandığını ortaya koyuyor.Yayımlandığında büyük övgüler almış bu sıra dışı kitap, kadınları vahşi derinliklerine doğru heyecanlı bir yolculuğa çağırırken, kadın psişesinin bugüne dek hazırlanmış en büyük sözlüğü olarak da okunabilir. Kurtlarla Koşan Kadınlar, kadınlarla vahşi bir noktada buluşmak isteyen erkekler için de vazgeçilmez bir rehber özelliği taşıyor. “Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır; fizikseldir, temeldir, tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yasayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir çünkü heyecan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir, çünkü gülme, insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir. ” Clarissa P. Estés“İnsanlar binlerce yıldan bu yana, zor öğrenilen bilgileri edinmek ve sınırsız olasılıklar içeren düşler kurmak için büyük ateşlerin çevresinde oturmuşlardır. Günümüz dünyasında bu bilgelik yalnızca ‘gerçekler’le sınırlanmıştır. Estés, kitabında bu bilgelik ateşini yeniden yakıyor, hepimiz için.” Gloria Steinem