Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.8.17

Gittim geldim...Bide Kaplumbağa tarafından Isırıldım :)

Ay sonu döndük evimize.....

İlk birkaç gün elimi hiçbir şeye süremedim. 
Ama en zor sınavımı geçtim sayılır. Kapıdan girerken ve babamla oturup annemden konuşurken "ağlamadım"... tabi bu gözyaşımı içime akıtmadığım anlamına gelmez...............................

Sonra "kalk Gülşah babana da yazıki toparlan ve annenin eşyalaını hazırla" dedim ve hurçlara doldurdum....
Dalaman'da ihtiyacı olan birine verdik herşeyini... hepi topu bu kadarmış dedim.... aslında yaşadıklarımızmış yanımıza kar kalan.
Annem o kadar çok şeyi "bir gün zamanı gelince kullanırım" " misafir gelince çıkartırız" diye saklardı ki... 

Nolur böyle yapanınız varsa yapmayın.... o zaman şimdi ki zaman. Bizim yaşadığımız her dakika değerli ve anlamlı. Ki bizde özeliz. İlla ki misafire gerek yok eşyalarımızı kullanmak için.


Tabi sonraki günler denize gittik. Malum bizim kız hergün istiyor denize gitmeyi...bizde istemez yan cebimize koy drumları... :)



 Son 4-5 senedir babamlara gidiyoruz, yazlık yerde yaşadıkları için uğramadan olmaz :)
Babamda bizi sağolsun tekne ile İzTuzu plajına götürüyor ve akşama kadar orada yüzüyoruz.
Biz genel olarak plajın arka tarafında yüzüyoruz. Çünkü İzTuzu plajı çok dalgalı ve sığ. Ama güneşlenmek ve uzanmak için plajı bir harika. Dünyanın sayılı plajlarından biri. 7 Km uzunluğunda kumsala sahip.

Tabi birde Carettaa Caretta'ları ile meşhur.


Bu sene Twitter'da okumuş ve gülmüştüm "kaplumbağalar ısırıyor dikkat" diye ...
Ve bendenizin de  başına geldi bu olay.
Dönmemize iki gün kala kuzenlerle yine gittik. Bu sefer 400-500 metre geride girdik denize. Daha sakin diye... yan tekneden de balık vs gibi yemekler attıkları için karaya yakın mesafeye gelmişler.
Ki birçok tur teknesi yemek atıyor ki yanaşsın kaplumbağalar ve turistler fotoğraf çeksinler diye.
 Bilgilendirme yapılıyor plajda "tekneden yemek atmayın, onlar sadece yengeç ve balık ile besleniyorlar" diye ama nafile...

Neyse efenim.... Bende biraz açılmış denizde yatıyordum. Ayağımı bişey "kart" diye ısırdı, önce yengeç sandım... bağırdım ve ayağımı salladım gitsin diye... sonra baktım ikinci kez daha ısırdı...
Tabi bende ki korkuyu sormayın denizden nasıl karaya çıktım anlatamam.
Babam yengeçtir diyor yan tekneden başka bir adam kaplumbağa o beni de ısırdı az önce dedi...

Velhasıl ayağımın üstü sağlama ezildi. Şimdi daha iyiym tabi. Allah'tan dişleri yokmuş bide olsa halim nice olurdu.
Gerçi kaplumbağa çenesi bilmem kaç ton basıyormuş, eğer insan etinin tadını biliyor olsa o ayağı hayatta kurtaramazsın dediler.
Aslın da beyaz tenlileri ısırıyorlarmış genelde..aslında hayvanlar da ne yapsın yemek atıyorlar ve ayaklarımızı yemek sanıyorlar. Yalnız beni ısıran kaplumbağa tavuk karası idi sanırım... bu kadar kara bi ayağıda beyaz et sanıp ısırdığına göre.. :)))))

Tabi uzun bir süre ayakta fazla kalınca ayağım şişiyor, ayakkabı giyemedim ve ağrıdı. Şimdi daha iyiyim... az kaldı tamamen geçmesine...

Sağolsun eşim günde iki kere kas gevşeticiler sürdü de ağrısı azaldı.

Tabi tatil dönüşü beni bekleyen bir badana sonrası temilik ve ev yerleştirme vardı.
O da bir sonra ki blog yazısında.

Azıcık da sizleri okuyayım, ben kaçar.





6.7.17

En zor sınavım...

Sanıyorum yaşamım boyunca vereceğim büyük sınavlardan biri benim için ana ocağına gitmek......

Salı akşamı Ortaca'ya uçuyoruz ana kız, Merter evin badanası bittikten ve ev toparlandıktan sonra  gelecek....

Bir tarafım kabul ediyor artık anacığımın en güzel yere gittiğini ama bir tarafım var ki fena kanıyor....
Fark ettim ki kendimde; annemin arkadaşları ile fazla konuşamıyorum... sanki onlara konuşmak, eskiyi yad etmek herşeyin sonu gibi geliyor...
Oysa ki daha ne kadar herşeyin sonu olabilir ki...

Her ne kadar kabul etsemde bazı şeyleri henüz hazır mıyım bilmiyorum....

Sonuçta annemin yokluğundan beri babamın yanına gitmedik, babam hem mevlüde hemde daha sonra bizi ziyarete geldi...
Babam bizim karşımız da güçlü durmaya çalışıyor bizde babamın karşısında...
Oysa ne zormuş güçlü durmak/olmak....

Mesela devamlı kafamın içinde kurup duruyorum kapıdan giriş sahnemi... ve için için ağlarken buluyorum kendimi.
Aslında gitmek iyi gelecek bana ve babama. O kapının kapanmadığının bir nevi göstergesi gibi olacak bizim için.

ama nasıl anneciğimin eşyalarını toplayıp vereceğimi inanın bilmiyorum.
Zormuş o kadar zormuş ki kabullenmek, kabul  etmek ve yola devam etmek...
Birkaç gün evde annemin en yakın komşularının ziyareti ile geçer diye düşünüyorum, sonrasıda biz denize gideriz.
Annemin burada İstanbul'da olduğu kadar Ortaca'da çok fazla arkadaşı ve sevdiği komşuları var.
Onlar gelmek isteyecekler... Gelsinler elbet...

Gitmek lazım, devam etmek lazım/mış ki... Yaşama tutunalım.....









22.7.15

Bizden haberler

Selam blog.  Son bir haftadır tatildeydik aileck.
Bir senenin yorgunluğuna o kadar iyi geldi ki deniz, kum, güneş ve aile ziyareti.
 Umay'da da keyifler pek bi yerindeydi. Başta hep kıyıda oynadı ve akşam üstü denize girdi. O da eğer etrafında denizde oynayan çocuklar varsa hemen denize girmek istedi. Gelmemize birkaç gün kala da sabahtan başladı denize girmeye ve çıkmak istemedi. Demek ki dedik biraz daha kalsak kesin su kuşu olup çıkacaktı yavrum.
Biz gittiğimizde kuzen de vardı annemlerde ve hep beraber gittik denize. Özellikle İz Tuzu Plajını tavsiye ediyorum. Bide biz tekne ile plajın arka tarafında denize girdik, su bir harikaydı. Caretta Caretta'larla yüzdük. Plaj fazla kalabalık olmadığında teknenin yanına kadar geliyorlardı Deniz Kaplumbağları.


 Onun dışında pek bi değişiklik yok bizde.


Ülke olarak yaşadığımız sıkıntılı dönem çok can sıkıntısı. Bir anne olarak yavrunu, doğur, büyüt, okut sonra gelsin bir terör saldırısı alsın hayatını elinden................

Oysaki ......... İçimden geçenleri başka bir yazıda anlatmak istiyorum...


Böyle işte blog ses vereyim istedim.