Melisa Kesmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melisa Kesmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.2.20

Talebe Ve Nohut Oda.....

Grup ile okuduğumuz bir kitap "Nohut Oda / Melisa Kesmez"
Daha önce "Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz" öykü kitabını okumuştum. Biraz içim daralmıştı.
Bu kitap da ki öyküler de daha içe dönük. Aslında ben öykü okuyamayan tarafım. Grup okuması olunca iyi oldu en azından ikinci bir kitabını okuyarak fikrim netleşti. :))
Biraz "Mine Söğüt" tarzına benzettim.  İki üç öykü dışında da sevemedim. Tabi bunda dediğim gibi ben roman seven biriyim,  öykü okurken keyif alamıyorum ve yorumlarımda bu da etkili oluyor sanırım.....
Arka kapak yazısı şöyle...

Mekânın hunharca talan edildiği, bir yere ait olmanın zorlaştığı, hususi ya da kolektif belleğimizin sıfırlandığı zamanlarda, yerleşmenin, kendine bir ev icat etmenin ve kök salmanın insaniyeti üzerine öyküler...

Melisa Kesmez üçüncü kitabı Nohut Oda'da insanın bitmek bilmeyen yuva arayışına bir güzelleme yaparken, içimizde büyüttüğümüz, bazen kadim bir yara gibi sürekli sızlayan, bazen de eski şiddetini yitiren öfke ve hesaplaşmaların hemen yanı başında aşkın ve inceliklerin filizlendiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Her şeye rağmen kendi kozasını örmekten vazgeçmeyenlere...


Diğer kitabım ise;
TALEBE/ Tara Westover
    
Uzun zamandır okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri oldu "Talebe"
Yazarın anlatım dili,  yaşadıkları ve bunları aktarımı...

Okurken çok düşündüm... Ailen ile kendi aranda, kendi hayatın hakkında seçim yapmak çok zor... Çünkü ailemiz bizi yetiştirirken kendi doğrularını öğretiyorlar ve bizler büyüdükçe öğrendiğimiz doğru, yanlış bilgiyi değiştirmek,  sorgulamak zorlaşıyor..... İg'de şöyle yorumlamıştım.....
  Ne desem nasıl desem....bu kadar içime dokunacağını, etkileneceğimi tahmin etmiyordum.
🖋 Sevgili Özlem( macerakitabım) önermişti,  listeme almıştım. Sonra Sevgili Hazan(boşdefter) bende var dedi ve ilk  buluşmada getirmiş. 🤗 🖋🖋 Hiç elimden bırakmak istemedim. Hatta son 200 sayfayı soluksuz okudum....
Özellikle konusu ve aile içi yaşananlar.... Aslında çok da uzak değil bize....
🖋 kitapta da vurgulanan "vazgeçmemek" ve "aile ile hayatın arasında seçim yapmak" duyguları...zor bir süreç...
Özellikle dini açıdan eğitilmiş ama burada kast ettiğim zorla dini eğitim... Çocuğun seçim yapması ve bu yükü taşıması...
Sevgili yazar #tarawestover büyük bir şeyi başarmış...
🖋🖋 tabi etkisi sonsuz...çünkü küçüklükten öğretilen "öğrenilmiş çaresizlik" durumunu ileri yaşlarda atlatmak zor. 
Çokda anlatmak istemiyorum çünkü okuyun istiyorum..... Arka kapak yazısı şöyle;
2018 Goodreads Okur Ödülü

Çocukluğunda Mormon babasının bağnazlığa, erkek kardeşinin  şiddete teslim oluşunu izledi. Ve on altı yaşına geldiğinde Tara kendi kendini eğitmeye karar verdi. Bilgiye duyduğu açlık onu Idaho’nun dağlarından çok uzaklara, okyanusların ötesine, bir kıtadan diğerine, Harvard’dan Cambridge'e taşıdı. Neden sonra aklına şu soru düştü: “Acaba fazla mı uzağa gittim?”, “Eve dönmenin hâlâ bir yolu var mı?” Çıktığı günden itibaren dünya çapında büyük övgü toplayan, pek çok yayın organı tarafından yılın kitabı seçilen ve şu ana dek 40 dile çevrilen Talebe bir kendini inşa öyküsü. Tara Westover, hiddetli bir sadakatle bağlandığı ailesinin, eğitim sayesinde yaşadığı değişimin ve ayrılık kederinin hikâyesini bizzat kendi hayat hikâyesini büyük yazarlara özgü bir içgörüyle anlatıyor. Yürek burkan ve umut saçan bir hikâye bu. “Sarsıcı. . . Tara Westover’ın hayat hikâyesi sıra dışı ama kitabın merkezindeki sorular hepimize dair: Sevdiklerimiz için kendimizden ne kadar ödün verebiliriz? Büyüyebilmek için onlara ne kadar ihanet edebiliriz?” - Vogue          




1.10.18

Eylül Ayı biten kitaplar... 📚

Veeeee Ekim ayına giriş yaptık. Günler ne çabuk geçiyor
Dün kasırga gelecek diye neredeyse eve kapanacaktım ki can arkadaşım sayesinde soluğu Akasya AVM'de aldık. Kahve eşliğinde de bol bol sohbetimizi de ettik. Haftaya iyi bir başlangıç oldu benim için. 😊




Eylül son haftasını dört kitap ile bitirdim. Tabi bunda ince kitaplar olmasının da etkisi var. 
Bu aralar İş Kültür Yayınları Klasiklerine takmış durumdayım  😊 
Okuduğum kitaplara gelirsek;

✅ MELİSA KESMEZ/ ATLARI BAĞLAYIN

Cesaretimiz var mı her şeyi bir anda öylece bırakıp gitmeye? İnsan her nereye giderse gitsin kendini de beraberinde götürmez mi? Varlığından güç aldığımız arkadaşlar ne zaman yük haline geldi? Hepimiz başarılı olmak zorunda mıyız bu hayatta? Her seferinde duvara tosladığımız halde hâlâ yeni ilişkiler kurmaya, var olanı kurtarmaya çalışmak hayal kırıklıklarına bağımlı hale gelmemizle açıklanabilir mi? Melisa Kesmez, heyecanlı ve mütevazı sesinin her satırda hissedildiği kısa öykülerinde soruları müzikle, dramla, şiirle yoğuruyor, cevapları ise nüktedanlığı da elden bırakmayarak veriyor.
Tanıtımında böyle yazıyor. Yazarı İnstagram'da çokça görüyor ve yorumları da çok iyi oyluyordu.
Benim gibi öykü okuyamayan iri için zor bir tercih olduysa da çok severek okudum.
Tabi kitap da hüzün, acı ve kederliydi.
Kelimelerini ve bakış açısını sevdim. Öykülerinde ki karakterler çoğunlukla "kadın" ve şehirli idi.


✅LEYLA ERBİL / ÜÇ BAŞLI EJDERHA



Bu kadının bakış açısını, kelimelerini ve yazım dilini çok seviyorum. Hayranım olayları kısa ve öz olarak bazen tek kelime ile anlatmasına.
Yalnız daha önce hiç Leyla Erbil okumadı iseniz bu kitapla başlamayın.
Örneğin "KALAN" kitabı daha iyi olur başlangıç için.
Bu kitabında hem mitoloji hem bir annenin acısı hem Maral Katliamı hem de keder var..... Öyle bir harmanlanmış ki her kelime cuk diye yerine oturmuş.....
Arka kapak yazısında şöyle der...

...)'Siyasal' bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdi... 
Ahmet Oktay

▶️BİR KEDİ, BİR ADAM, İKİ KADIN/J. TANİZAKİ


Jaguar Yayınları'ndan bu okuduğum dördüncü kitap ve şimdilik hiç yanılmadım keyifle okudum yayınlarını.

Bu kitapta da yazar öyle sıradan bir konuyu öyle inceden işlemiş ki...
Her şey bir kedinşn etrafında dönüyoe gibi gözükse de bir ailenin yaşadıklarını .. Kedisi olan ailelerin yaşadıkları...
Okırken düşünmeden edemedim  Belki de evde kedi beslememiş olsak bazı detaylar yavan kalırdı. Ama şimdi herşey başka...
Evli bir çift boşanıyor. Boşanma da erkeğin annesinin parmağı vardır ve oğlunu akrabası olan, zengin bir kızla evlendirir tekrardan
Diğer kadın intikam almak için adamın bağlı olduğu kediyi ister ve olaylar burdan itibaren başlar... Kitap da sapkın düşüncelerin neler yaptırabileceğine de tanık oluyorsunuz. 😊
Arka kapak uazoso der ki;
Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden “kedi sevgisi”nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki. Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.


▶️ W. SOMERSET MAUGHAM/ BOYALI PEÇE 


1920’li yıllarda Londra ve Hong Kong’da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong’da bakteriyolog olarak görev yapan Walter’la evlenir. Walter’ın Kitty’nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlamıştır.
Okuduğum güzel romanlardan biriydi.
Anlatım dili akıcı ve sanki film izliyormuş gibi okudum  Belki de seneler seneler evvel böyle bir film izlediğimden olabilir.

İşte böyle.
Eylül ayının son haftası okuduğum kitapların hepsini de beğendim. 😊 
İyi haftalar arkadaşlar. 🙋🏻‍♀️