Jack London etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jack London etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.1.23

Haftaya Dair.... biten kitaplar.

 Selammmmm 🪷

Moda Parkından gökyüzü 


Yeni yıla bu senede hasta girdim 😬

Yeni yıl haftası öncesi babam geldi. Dönecekti ki Umay kız " dedoş, nolur gitme beraber girelim yeni yıla" deyince .. eee torunlarda baldan tatlı olunca 🤭 beraber girdik yeni bir seneye.... Önce babam,.sonra ben sonra da beyim hasta oldu. Allah'tan iki güne toparladım da, soframizi kurup kayınvalidemleri de çağırıp, güzel bir akşam yemegi ile yeni yıla "merhaba" dedik .... 

Sonrasında arkadaşı ile döneceğinden, bir hafta daha kaldı babam ve giderken görmeniz lazımdı.... Nasıl mutluydu İstanbul'dan gideceği için... Canım benim yaaa; kızım siz beni anlamıyorsunuz daralıyorum İstanbul'da diye diye gitti.... Haklı tabi, burada eve kapanıp kalıyor, oysa ki Ortaca'da olsa, sabahtan kahveye ,ordan çarşıya ordan Dalyan'a, hafta da bir gün pazarını yaparken hafta bitiyor... En azından arkadaslari ile çay içip sohbet ediyorlardı. Evet burası da evladinin evi ama onu çok iyi anliy.... Hepimize iyi geldi bu buluşma diyerek vakit geçti bitti.☺️💫

Yarı yıl tatiline de hızlı giriş yaptık... Onuda artık başka sefere anlatırım ☺️



Bu sene okuma grubumuzla tekrardan Kurtlarla Koşan Kadınlar okuyoruz.  Diğer arkadaş grubumuz ile Tanrılar Okulu okuyoruz. Ben artık 3.ye dönüyorum ama bazı kitaplar belirli aralıklarla tekrar okunmalı ve bu kitaplar da o kitaplardan .📖



"Daha önce , dedim, yolunu bulmanın, ilerlemeye duyulan inanca ve geride bıraktıklarınızın yerinin değişmeyeceği varsayımına ne ölçüde dayandığını fark etmemiştim."

🎤 Övgü ile üçleme; erkeklerin açık ve gizli güç gösterileri içinde kadınların nefes alma çabasının giderek daha çok belirginlik fark ediliyor....Faye, çeşitli karakterlerle karşılaştığında onlarla konuştuklarını anlatan kurnaz bir hikâye paylaşımcısıydı. Uçaklarda ve konferanslarda, insanlarla yaptığı konuşmalarla onların hayat hikâyelerini ve sırlarını ortaya döküyor, ancak kendisi hakkında çok az şey anlatıyor. Üçlemenin son kitabı #övgü
🎤 Üçleme hakkında şunu da belirtmek isterim ki; çok sesli koro gibi kitap. Ve anlatılanlardan ara ara kopabiliyorsunuz, o yüzden ara vermeden okumak gerekir. Ve umarım yanlış anlaşılmam söyleyeceğim şey konusunda; bu kitap her okuyucuya hitap etmeyebilir... Tamamen okuma tarzınıza ilgili.....çünkü kim, kimdi olabiliyorsunuz bu incecik kitapta ve bazen konulardan bağımsız başka bir hikaye okuyabilirsiniz....
 Bir kaç alıntı daha paylaşmak isterim:

🎤🎤🎤Fark ettim ki çocukları en çok sevenler onlara genellikle en az saygıyı gösteriyor.....
🎤🎤🎤"İnsanlar hakkında söylenebilecek bir şey varsa," dedi Ryan , "o da, özgürleşmeyi ancak özgürlük kendi çıkarlarına olduğunda tercih edeceklerdir."
🎤🎤🎤 
#gulsahinkitapligi #satirarasiokumalar2023



Jack London tarafından 1910 yılında yazılır #kızılveba 1912 yılında London Magazin’de “tefrika” edilir ve 1915 yılında Macmillan Yayınları tarafından yayımlanır.
Ve kitapta geçen veba salgınının yılı "2073" böyle hayal güçlerine bayılıyorum..... Vebadan kurtulan dedeciğin torunlarına veba öncesi yaşamı ve sonrasını anlattığı hikayemiz, distopya...... 
Kısa ama öz çok şey anlatan kitabı içim ürpererek okudum... 
Arka kapakta şöyle der;
Yıl 2073. Kızıl Veba’nın, dünya nüfusunun neredeyse tamamını yok etmesinin üzerinden altmış yıl geçmiştir. Geçmişe dair tüm yaşanılanlar büyük ölçüde unutulmuş, insanlığın binlerce yıldır sürdürdüğü gelişmeler tarih olmuştur. O günleri sadece bir kişi hatırlar: İhtiyar James Howard Smith. Batıl inançlarla dolu bu vahşi gelecekte, torunları ondan salgından önceki hayatı anlatmasını ister… anlattıklarına her ne kadar inanmasalar da.
 
Bu edisyonda “Kızıl Veba” ile birlikte Çin’in süpergüç, biyolojik savaşın tek çözüm olduğu başka bir gelecek tahayyülü sunan bilimkurgu öyküsü “Görülmemiş İstila” da kendine yer buluyor.



17.1.16

Ev Hali, Vahşetin Çağrısı Jack London

 Yine uzun bir ara vermişim yazmaya.Bu hafta  sakin, evde geçti sayılır. Zaten Umay ile zaman nasıl geçiyor bende anlamıyorum. Birde artık havalardan mıdır yoksa ruhumdan mıdır; daralmış vaziyetteyim. Birçok şeye zaman yetiremiyorum....
Kafam da bir sürü şey dolanıyor ama yaptıklarıma baktığınız da elle tutulur çok az şey var.
Tek tesellim ve huzurum kızım.
Bu aralar 2 yaş sendromu yaşıyoruz. Her şeye "anne ben yaaa" diyip el atmalar mı dersiniz, daha yaklaşmadan bakışırken bile çığlık atmalar mı dersiniz.... Anam ne çok yaş sendromları varmış çocukların da biz bilmiyormuşuz.  Hatta ara ara durup dururken gözlerimin içine bakıp ufak bir çığlık atıp sonra da gülüyor. Tabi bende çoğunlukla sessizce gözlerinin çine bakıp izliyorum. Eee tabi arada kızdığım, " bağırmana gerek yok Umay" dediğim durumlar da yok değil. Evet sabırlıyım ama insanım da aynı zamanda. :)
Yine bu aralar çekirdeğe sarmış durumdayım, oturuyoruz ana kız çekirdek çitlediyoruz. Umay'da ufaktan öğrendi çekirdek açmayı... çabuk öğreniyor inşallah ilerde de böyle devam eder.

Altta gördüğünüz kek, kurabiye kabını aslında ben kızım çoraplarını içine koysun ve dolaştırsın diye almıştım biliyor musunuz? :))))))) Öyle keyif alıyor ki bunları yaparken, gözlerinin içi gülüyor ve hep dediğim gibi; o mutluysa...ben de mutluyum.


Umay gel fotoğraf çekilelim dedim ve ortaya bu pozumuz çıktı. :)
Geçtiğimiz sene DR'dan E-Kitap almıştım. Onlar da birkaç kitap da ücretsiz yüklemişler. Onlardan biri de Jack London'ın kalemine ait olan Vahşetin Çağrısı.
Kesinlikle harika bir yazar, özellike bir köpeğin gözünden konuyu işlemesi, onlarında duyguları var demeyi farklı şekilde yazması ve okuyucu etkilemesi çok iyi. Ki Beyaz Diş kitabı da bir o kadar iyidir.
Sadakat, insan hırsı ve hayatta kalma mücadelesini aktarımını okuyorsunuz bu kitapta.

Kendi Gecesinde/İnci Aral kitabımın bitmesine çok az kaldı. Bu aralar çok sık okuyamıyorum. Bugün yarın biter ama.


İŞte böyle blog.

İyi geceler iyi pazarlar herkese.