Hayat Akarken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat Akarken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.12.23

Yıl Biterken!

 Yine günnnlerrrrr  geçmiş ve ben yazmamışım. Tabi  bunda biraz İg'in de suçu var.🙈

Kasım ayı biraz hüzünlü geçti... hem annemin vefat ettiği ay olması sebebi hem de ailevi bazı durumlardan dolayı tam bir hüzün ayı oldu.......

Aralık ayınada hızlı bir giriş yaptık. kayınpederim rahatsızdı, doktor kontrolleri sonrası tedavisi önce kemo, sonra ışın ve sonra da ameliyat ile devam edilecek diyerek tedaviye başlanıldı.

Üstünede önce Umay grip oldu, üç gün ateşlendi, sonrası burun tıkanıklığı, öksürük... ve kaçınılmaz son...ben de hasta oldum. 3.günün sonunda sesimde kısıldı.... resmen grip evrim geçirmiş bambaşka bir şey olmuş. agrılarımızı ve tedavi yöntemi olarak parol çok iyi geldi... tabi bizde böyle. Hatta bu hafta sınıfta 14 çocuk aynı şikayetlerden dolayı gelmemiş........öğretmenimizde cuma günü rahatsızlanmış ve son ders çıkmak zorunda kalmış... diyeceğim o fena salgın var....

Bu hastalık sürecinde hızır giibi canım arkadaşım yetişti, tarhana çorbası yapmış. sonraki gün sınıf veli arkadaşım Umay'ın sevdiği kurabiyelerden yapmış, getirdi, cuma günü de yine sevdiğim başka bir arkadaşım hasta çorbası yamış şifa niyetine hemen kapıdan bıraktı..... nasıl dua ettim anlatamam...  hani hep diyoruz ya "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" diye... çok şükür yolum hep iyi arkadaşlıklarla dolu.... o kapının çalması, sizi arayan soranın olması öyle kıymetli ki....🙏

Bir sürü kitap okudum, bazen hiç okuyamadım... derken bu yıl çok az dizi ve film izlemişim... seneye daha çok izlemek istiyorum... daha çok gezmek ve sokaklarda olmak istiyorum..elimde biriken kitapları bitirmek istiyorum o yüzden yeni kitap almıyorum. Kütüphaneye üye oldum, çok okumak istediğim ama bende olmayan bir kitapsa, kitüphaneye bakıyorum. Varsa alıp okuyorum yoksa bekliyorum. 

Bu hafta "Blue Eye Samuraı" yetişkin anime diziyi bitirdim. Ve çok beğendim..... Konusu; Edo dönemi Japonyası'nda dışlanmasına yol açanlardan intikam almaya yeminli genç bir savaşçı kendine kanlı bir yol çizer.


Bu haftayı böyle bitirdim....... 

Bir selam vermek ve özet gibi bir yazı yazmak istedim......

iyi geceler...


29.3.23

Günlük Haller....

 Bu aralar bı gerginlik var üstümde.... Aşırı kahve tüketimine bağlıyorum.... Bir de degerlerim düştüyse.. birbirine domino taşı gibi bağlı.....bu aralar haber izlemeyi de bıraktım. Artık depremden çok siyaset konuşuluyor... Güncel olayları takip etmek için. Oldum olası televizyon bana göre olmadı. Biraz izleyeceğimi izleyip kapatırım. Ruhum daha çok müzikten yana.. son üç dört yıldır Radyo Voyage dinliyorum... onların çaldığı dingin liste iyi geliyor ruhuma.... İnsan yaş aldıkça nasıl da değişiyormuş, kendim de bunları gözlemliyorum bu ara ...

(Hoş ruhen daha genç hissediyorum ama bazen yaşımın da getirdiği duyguları fark ediyorum.)..


Ramazan geldi hoş geldi...📿 Ruhumuzu da beslememiz gerektiğini düşünüyorum ve böyle anlar bir vesile oluyor, daha bir enerji foliyir içimiz. Haftasonu tekne orucu tutmak istedi Umay Kız'da, tabi birnsuee sonra o klasik soruyu kızçemde sordu 🤭 anne sakız çiğnesem orucum bozulur mu? ... Demek böyle geliyrmus sorular dedim🤭😄

Bu ara arkadaslarim ile ortak kitap okuyoruz. 

"Kelebekler Zamanı", " Havuzlu Yazlık" ve " Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi" hepsini de elimden bırakmadan okuyorum.....



26.2.23

Ruha İyi gelenler...

 Bu aralar TV'yi kapattım... Hatta Twitter açtım haberleri takip etmek için... İçimde ki yangın, acı soğumadı... Yüzüm ara ara gülüyor, bazen gerçekten de gülüyorum, hayat devam ediyor...bazen kızçeyle kuduruyoruz.... Normal tabi bunlar... Ama hep arkasından, içimde bir yer acıyor.... Her iki duyguyu da yaşıyorum... Özellikle Umay'ın yanında daha güçlü duruyoruz... Çünkü henüz bazı şeyleri tam anlamlandıramıyor., Haklı da.... Şu küçücük yaşına bir pandemi bir deprem sığdırdı diğer çocuklar gibi....

Neredeyse son bir haftadır kitaplarıma döndüm... İyi geliyor çünkü başka türlüsü depresyona çıkartır.... Oysa ki ayağa kalkmak için aklıma da ihtiyacım var... 


BALIKÇILAR/ DMİTRİ VASİLYEVİÇ GRİGOROVİÇ 

Nobel ödüllü bir yazardan klasik bir  Rus Edebiyatı klasiği... Güzel yanlarından biri Rus isimleri ile sizi yormuyor....

On dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatının altın çağının en parlak isimlerinden biri kabul edilen ve Rusya’nın ilk köy edebiyatı yazarlarından olan Dmitri Grigoroviç, Balıkçılar adlı romanıyla Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından çevrilmiş. Özellikle anlatım dili çok yalın ve akıcı.... O dönem de geçimini balıkçılık ile geçiren aileler ile sanayileşmeye başlayan devletin arasında ki yaşananları anlatmış. 

"Çok paranın olduğu yerde çok günah olur....." 



Karakterleri ve hikâyeyi çok sevdim. O dönemin kırsal yaşamını daha güzel nasıl anlatırdı bilemiyorum. Özellikle yerel halk ile sanayileşmeye yardım eden halk arasında ki detaylar, yaşananlar, o fabrika çıkışı erkeklerin içmeye gitmesi... Kadınların ev ile hamhâl olması, duyguların anlatımı... Çalışırken ki tutumları...iyi ile kötünün dengesi ... İki güne bitecek bir eser.

Lakin biraz yavandi kitap. Evet her karakterden parçalar vardı ama hep eksik gibiydi. Özellikle sonu sanki devamı varmış gibi bitti ya da yarım kalmış gibiydi... 

Ve çeviri için #leventözübek çok teşekkürler 🙏🏻


#gulsahinkitapligi

#balıkçılar




Gerçek bir hikâyeden uyarlanan bir kitap #eseklikutuphaneci 


Köy köy kitap taşıyan biri Mustafa Güzelgöz... Önce eşeği ile taşır. İster ki kadını, çocuğu, erkeği okusun öğrensin. Yılmadan, yorulmadan taşır, liste tutar, büyük şehirlere gider yardım ister.... 

Hikâyeye bakınca gerçekten de Ürgüp'te heykeli olan biri "Eşekli Kütüphaneci"

Öyle güzel anlatıyor ki Fakir Bayburt, kesinlikle hikâye anlatıcısı da olmalıymış.... Hüznü de sevincide içimize dokunarak anlatıyor..... 


🫏📚 Mübadele döneminde Ürgüp'ten Yunanistan'a göçe zorlanan ailesinin izini sürmek için gelen D.Katsikas Aziz ile tanışır ve hikâye ondan sonra başlar..... 

“Düşündüm: Ama ben ilçede kitaplık memuruyum; köylüye nasıl hizmet götürebilirim? Köylülere hizmet götürebilmem için köye dönük bir görevimin olması gerekir. Düşündüm: Var mı öyle bir görevim? Yoksa, yok mu? Belki vardır; iyi düşün bakalım. Düşündüm: Ben de kitap götüreyim! Ama nasıl götüreyim kitabı?(sy.46)”

 Der sayfa 46'da.... İşte başlıyor hikâye...

Geçen sene mıydı tam hatırlamıyorum ama Sevgili KitapSemasj ve grupları okumuştu. O zamandan eklemiştim listeme .... Bu zor günlerde, içimin içimi yediği günlerde çok iyi geldi kitap. 

Veeee sevgili Tuğba vesilesi ile de öne çekip okuduk kitabı... 🙏🏻✌🏻🪷

Mutlaka ama mutlaka listenize ekleyin diyeceğim kitaplardan bir oldu....





23.1.23

Haftaya Dair.... biten kitaplar.

 Selammmmm 🪷

Moda Parkından gökyüzü 


Yeni yıla bu senede hasta girdim 😬

Yeni yıl haftası öncesi babam geldi. Dönecekti ki Umay kız " dedoş, nolur gitme beraber girelim yeni yıla" deyince .. eee torunlarda baldan tatlı olunca 🤭 beraber girdik yeni bir seneye.... Önce babam,.sonra ben sonra da beyim hasta oldu. Allah'tan iki güne toparladım da, soframizi kurup kayınvalidemleri de çağırıp, güzel bir akşam yemegi ile yeni yıla "merhaba" dedik .... 

Sonrasında arkadaşı ile döneceğinden, bir hafta daha kaldı babam ve giderken görmeniz lazımdı.... Nasıl mutluydu İstanbul'dan gideceği için... Canım benim yaaa; kızım siz beni anlamıyorsunuz daralıyorum İstanbul'da diye diye gitti.... Haklı tabi, burada eve kapanıp kalıyor, oysa ki Ortaca'da olsa, sabahtan kahveye ,ordan çarşıya ordan Dalyan'a, hafta da bir gün pazarını yaparken hafta bitiyor... En azından arkadaslari ile çay içip sohbet ediyorlardı. Evet burası da evladinin evi ama onu çok iyi anliy.... Hepimize iyi geldi bu buluşma diyerek vakit geçti bitti.☺️💫

Yarı yıl tatiline de hızlı giriş yaptık... Onuda artık başka sefere anlatırım ☺️



Bu sene okuma grubumuzla tekrardan Kurtlarla Koşan Kadınlar okuyoruz.  Diğer arkadaş grubumuz ile Tanrılar Okulu okuyoruz. Ben artık 3.ye dönüyorum ama bazı kitaplar belirli aralıklarla tekrar okunmalı ve bu kitaplar da o kitaplardan .📖



"Daha önce , dedim, yolunu bulmanın, ilerlemeye duyulan inanca ve geride bıraktıklarınızın yerinin değişmeyeceği varsayımına ne ölçüde dayandığını fark etmemiştim."

🎤 Övgü ile üçleme; erkeklerin açık ve gizli güç gösterileri içinde kadınların nefes alma çabasının giderek daha çok belirginlik fark ediliyor....Faye, çeşitli karakterlerle karşılaştığında onlarla konuştuklarını anlatan kurnaz bir hikâye paylaşımcısıydı. Uçaklarda ve konferanslarda, insanlarla yaptığı konuşmalarla onların hayat hikâyelerini ve sırlarını ortaya döküyor, ancak kendisi hakkında çok az şey anlatıyor. Üçlemenin son kitabı #övgü
🎤 Üçleme hakkında şunu da belirtmek isterim ki; çok sesli koro gibi kitap. Ve anlatılanlardan ara ara kopabiliyorsunuz, o yüzden ara vermeden okumak gerekir. Ve umarım yanlış anlaşılmam söyleyeceğim şey konusunda; bu kitap her okuyucuya hitap etmeyebilir... Tamamen okuma tarzınıza ilgili.....çünkü kim, kimdi olabiliyorsunuz bu incecik kitapta ve bazen konulardan bağımsız başka bir hikaye okuyabilirsiniz....
 Bir kaç alıntı daha paylaşmak isterim:

🎤🎤🎤Fark ettim ki çocukları en çok sevenler onlara genellikle en az saygıyı gösteriyor.....
🎤🎤🎤"İnsanlar hakkında söylenebilecek bir şey varsa," dedi Ryan , "o da, özgürleşmeyi ancak özgürlük kendi çıkarlarına olduğunda tercih edeceklerdir."
🎤🎤🎤 
#gulsahinkitapligi #satirarasiokumalar2023



Jack London tarafından 1910 yılında yazılır #kızılveba 1912 yılında London Magazin’de “tefrika” edilir ve 1915 yılında Macmillan Yayınları tarafından yayımlanır.
Ve kitapta geçen veba salgınının yılı "2073" böyle hayal güçlerine bayılıyorum..... Vebadan kurtulan dedeciğin torunlarına veba öncesi yaşamı ve sonrasını anlattığı hikayemiz, distopya...... 
Kısa ama öz çok şey anlatan kitabı içim ürpererek okudum... 
Arka kapakta şöyle der;
Yıl 2073. Kızıl Veba’nın, dünya nüfusunun neredeyse tamamını yok etmesinin üzerinden altmış yıl geçmiştir. Geçmişe dair tüm yaşanılanlar büyük ölçüde unutulmuş, insanlığın binlerce yıldır sürdürdüğü gelişmeler tarih olmuştur. O günleri sadece bir kişi hatırlar: İhtiyar James Howard Smith. Batıl inançlarla dolu bu vahşi gelecekte, torunları ondan salgından önceki hayatı anlatmasını ister… anlattıklarına her ne kadar inanmasalar da.
 
Bu edisyonda “Kızıl Veba” ile birlikte Çin’in süpergüç, biyolojik savaşın tek çözüm olduğu başka bir gelecek tahayyülü sunan bilimkurgu öyküsü “Görülmemiş İstila” da kendine yer buluyor.



12.10.22

Neler okudum ?

Selam.😊

en son 23 Eylül'de yazmışım.... Aslında hep aklımda sayfama yazılar eklemek lakin bi denk düşürüp yazamadım... Süreklilik konusunda kendimi geliştirmem gerek :)

Zamanı verimli konusunda da çalışmalar yapmam gerek...😬

Okul- masa tenisi-ev arasında ki gidip gelmelerimiz devam ediyor. Bu sene 3.sınıf olması sebeiyle yeni ders olarak Fen Bilgisi eklendi ve ödevler de biraz daha fazlalaştı. Allah'tan öğretmenimizin çok ödevdense, derste öğrenmeleri ve sonrası pekiştirmelerine inanıyor... yavaş ama sağlam adımlarla ilerliyorlar. Öğretmen konusunda şanslıyız.... 

Arada arkadaşlarla çay kahve muhabbeti derken akşam oluyor.... 


 

Uzun zamandır bu kitap aklımdaydı. Yazarı İnstagram'dan severek takip ediyorum. Paylaşımları, anlatımları içime çok iyi geliyor..

"İnsanlar, giderler!" dedi
Ustam, "Bunu unutmayın ".
Aslında doğumdan başlayan bir büyüme sürecindeyiz. Ve bu süreçte yol aldığımız kadınlar, özellikle kadınlar neredeyse dönüm noktamız oluyor....
Kelimelerinden dökülen, kendi hayat yolundan yola çıkarak farkındalığı anlatıyor bir nevi Sevgili #damlaçeliktaban
İçimde ki, içinizde ki bir çok yaraya, söze dökülemeyen yaşanmışlıklara kapı açıyor, nasıl barıştığını, kabullendigini ve yola devam ettiği bir nevide var kitapta......
Oturup bir kaç saate okursunuz kitabı... ama öyle okumayın emi... sindire sindire, içinizde ki çocuğu dinleye dinleye ,yüzleşerek okuyun. Okuyun ki kendi yolunuz da yalnız olmadığınızı hissedin.......
Teşekkürler, 🙏🏻✨️✌🏻

diye yazmışım.... ara ara açıp okunacak kitaplardan...


Peşinden #bağlar kitabını okudum.  uzun süredir aklımda olan bir kitaptı. Veeee ruhumda hissederek okuduğum kitaplardan biri oldu.
Bir karı koca düşünün, gençliğin başında evlenmişler, iki de çocuk. Adam üniversitede de hoca. Ve evde dile getirmediği, rahatsız olduğu davranışlar, ailevi beklentiler var.
🔗 kitap kadının kocasına yazdığı mektuplarını başlıyor, ( adamın kendinden küçük bir sevgilisi vardır ve tüm zamanını onunla geçirir) bir nevi günlük şeklinde mektuplar. Özellikle baştaki o "unuttuysanız beyefendi hatırlatırım, eşinim ben senin eşin..." cümlesi ve kadının da aslında kocası ve çocukları için nasıl da kendinden vazgeçmesi, yüzleşmesini anlatan duygu durumları çok etkileyici idi.
🔗🔗 okurken etkilendiğim bir diğer anlatım ise kadın tarafından algılanan, hissedilen ile koca tarafından anlatılanlar , bide çocukların hem annesiyle hem babasıyla karşı karşıya kaldıkları, bazen bazı bildiklerini içlerinde tutmaları, anıları farklı hatırlamaları durumu ve bunların birbirine bağlaması.... hele o son bölüm çok iyiydi. Daha fazla yazamıyorum hem spoiler olsun istemiyorum hem de benim gibi hâlâ okumayan varsa okusun diye...

 

Bir kaç arkadaşımızla beraber okuduk. lakin kitap bende akmadı.. Aslında yazarın anlatım dili çok akıcı ama ben bu tarz konularda ki kitapları okuyamıyorum... O yuzden yer yer atlayarak okuduğum bir kitap oldu......


 

Hayatı anlaman gerekmiyor, yaşaman yeterli!" Diyor kitabın bir çok yerinde.
📖📖📖
Bayadır okumak istediğim merak ettiğim kitaplardan biri idi #geceyarısıkütüphanesi konusu çok çok iyiydi. Hayata dair amacını kaybetmiş Nora ve yaşamına dair gelişmeleri, yaşama tutunma çabalarını okuduk. Özellikle "keşkeleri " çok olan biri Nora. Babasının yüzücü olmasını istemesi, abisinin grupta ilerlemek istemesi, annesinin depresyonda olması aslında yük olmuş Nora'nın sırtına.... çünkü sevginin de önüne geçiyor ailesinde kimlikler.... Ve okuldayken kütüphaneye sığınması, orada öğretmeni ile satranç oynayıp sohbet etmesi bir nevi umut oluyor....
Sonrası ağır bir depresyon ve yaşama dair sorgulamalar başlıyor.
Kitapta işlenen konular çok iyiydi, özellikle paralel evren, kuantım ve yaşama dair anlatılanlar, orneklendirmeler iyiydi... lakin bisey eksikti... çok klişe cümleler vardı...Hani çok okuduk böyle kitaplar, isterdim ki böyle güzel bir konunun klişe cümleler ile değil de daha özgün bir anlatımla hikâyeleşseydi.....
Velhasıl okudum, iyi ki okudum ama arada kaldığım bir kitap oldu....



"Başarısızlıkların peşini hiç bırakmaz, ama başarıların konusunda kendini sürekli yeni baştan ikna etmen gerekir..."

"... rahatımız için bazı rahatsızlıklara katlanmalıydık, tıpkı sevdiklerimizin eksikliklerine katlanmak zorunda olduğumuz gibi: hiçbir şey mükemmel değil, dedi."

"Beklenmedik şeyler bazen kaderin cilvesi gibi görünür."

"Paranın kendisi başlı başına bir ülkedir...."

"Evlilik, başka şeylerin yanında, bir inanç sistemidir, bir öyküdür de, ve kendini son derece gerçek şeylerde göstermesine rağmen, yürümesini sağlayan şey eninde sonunda gizemlidir."

🔲🔲

Merak ettiğim bir üçleme kitap idi.
Yalnız kitap durağan ilerliyor o yüzden okurken biraz sıkılabilirsiniz....
Yaratıcılık dersi vermeye Atina'ya giden kahramanımızın çeşitli karşılaşmalarını okuyoruz... Yalnız yer yer nerede şimdi, bu kim, kimden bahsediyor derken kendimizi bulabiliriz... Eğer bırakmayıp devam ederseniz ,sonlara doğru taşlar yerine oturuyor....
Özellikle evlilik ve kadının çocuk ile olan bağı, ilişkisi üzerine bazı cümleler değişik ve etkileyici idi. Yer yer katılmadığım bakış açısı olsa da düşündürücü idi.
İmgeler çok fazlaydı...neresi konuşma neresi iç konuşma gibi gidip gelmelerim oldu. Okurken en çok hissettiğim; sınırlanma duygusu, yaş ilerledikçe farkındalığın artması oldu.....

29.8.22

yeni yaşım...biten kitaplarım...

 Yorgun bir sabahtan tunaydın....

Bu ay yoğun bir doğum günleri ile geçti... ve çok seviyorum doğum günlerini... :)

Çünkü en çok sevdıkleriniz hatırlar bu özel günü. Kendi doğum günüm de bu ay idi. 42 bitirip 43'den gün almanın heyecanı ve şaşkınlığı içindeyim... Ne zaman bu yaşa geldim diye düşünerek geçirdim bir zaman....


Öyle güzel dostluklarım, arkadaşlıklarım olmuş ki... şükür ile geçirdim o günü..... 

Onun dışında bu sene gerçektende nasıl bitti yaz hiç anlamadım. Masa Tenisi epey zamanımızı aldı. Hoş Umay için çok iyi oldu. 6 gün gidiyor ve ilerleme kaydetti..... Tabi biraz yorucu oluyor. Bir çok gezmeyi ya akşam ya da pazar günleri yapıyoruz ve o günlerde de dinlenmek istiyoruz ma aile.....

Kalan zamanlarda önceliğimizi Umay'a göre planlıyoruz. Ve bugünlerin ileri ki yaşamı için basamak olacağını bilmek bu yorgunlukları alıyor açıkcası.  

Onun dışında cumartesi akşamı Kadıköy Dorockxl'da  Feridun Düzağaç konserine gittik.  Sahnesi çok güzeldi..... Duruşu, tarzı çok klastı.... (Çok seviyorum konseri, kültürel etkinlikleri.... aşırı motıve ediyor.....) Bu aralar eski cdlerimi çıkartıp dinliyorum.... en sevdiğim şarkılarda da sesi açıyorum, eşlik ediyorum.... özlemişim müzik dinlemeyi son ses 😏😉 kitap okurken de çoğunluk Radyo Voyage dinliyorum.... Hele geceleri balkonda, o gecenin sessizliğin de müziğişn tınısına hayranım...

Ve yeni yaşımla 21 günlük meditasyona başladım/k arkadaşlarımla.... dün 1.günümdü. Başak Sayan'nın başlattığı ve Youtube sitesinde ki çalışmadan faydalanıyoruz..... bu sefer sonunu getirmeye kararlıyım.  Daha sonrası için de planlar yaptım ama şimdilik bana kalsın. biraz sabır isteyen ilerlemeler ve daha yolun başındayım.

Hadi okuduğum kitaplardan bahsedeyim.... çünkü en sevdiğim şey kitaplardan yazmak, konuşmak..... :)))

 


Canterbury Hikâyeleri, 14. yüzyılda Geoffrey Chaucer tarafından yazılan eserdir. İngilizce'nin yazılı ilk eserlerinden biri olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Hatta Ingilizce'ye bu kitap ve yazar sayesinde kelimeler eklendiği bile yazıyor bazı yerlerde....

☑️Ortaçağ dönemin de bir grup hac yolculuğuna çıkarlar ve bu yolculuk esnasında anlatılan hikâyelerden oluşur kitap. İçerisinde her çeşit anlatı vardır ; ve tüm hikayelerin özeti "erdemli, iyi, ahlaklı insan olma" temaları idi.

⚖️ ⚖️ Şiir tarzında, belirli kafiyelerle, orijinal ceviri ile basmış YKY Yayınları... Can Yayınları'da düz yazı şeklinde basmış. Benim elimde olan YKY' dendi ve çok da keyifli idi... Bol bol laf söyleme ve atasözlerini kullanmış yazar ve öyle bir yer de kullanmış ki cuk yerine oturmuş. Ara ara gülümseyerek okudum/k. 🤭
📍 Güzel, kıymetli bir eseri #mineilebirlikteokuyoruz canım grubumuzla okumak da ayrı bir keyifti....
Veee tabi ki bu kitabı orjinal dilinden ceviren ve akıcılığı bozmadan, dilimize ceviren Sayin Nazmi Ağıl'a teşekkürü bir borç bilirim 🙏🏻 

 


 Kitap dört kuşağı birbirine bağlayarak anlatmış. Başlarda biraz sıkılır gibi olmuştum fakat sonra sonra elimden bırakmadan okudum.
Hitler dönemi kaçırılan açık tenli mavi gözlü çocukların dramı ve arayışını anlatıyor... o arada da aslında nasılda genlerimizde yoluyla bazı davranışlarınıza aktarıldığını okudum...
Mesela başta anlatılan torunun yeme sorunu,Mode bulantısı sorunu, olaylara tavrı...sonra sonra büyüklerinin hikayesini okuyunca daha bir oturdu kafamda.
❗️ tek rahatsız olduğum durum, 5 yaşında ki çocuğun tahrik olup, odasına kapanmak istemesi. Evet o yaşta çocuklar vücutlarının ve bazı duygularının farkına varmaya başlıyor. Ama yazarın yazdığı kadar olduğunu düşünmüyorum.....
#gulsahinkitapligi
#satirarasiblogger

Arka kapak

 Fay Hatları, bir ailenin dört kuşağı üzerinden, etkisi günümüze kadar uzanan karanlık bir sırrı anlatıyor. Altı yaşında çocukların gözünden 2004'ten geriye doğru 1982'ye, 1962'ye ve 1944'e gidiyoruz kitap boyunca. İlk anlatıcımız Amerikalı olmanın gururunu taşıyan, annesinin titiz denetimine rağmen internetin tüm vahşi sitelerinde gezinen, dünyaya bir armağan olduğundan kuşkusu olmayan Sol. Onun aile içinde sezdiği tuhaflıklara dair ipuçlarını, ikinci anlatıcı olan babası Randall'ın çocukluk öyküsünde bulmaya başlıyoruz. Roman Sol'un babaannesi Sadie ve büyük büyükannesi Kristina'nın anlatılarıyla sürdükçe, kirli sırlar gitgide aydınlanıyor. Amansız bir kötülüğe karşı aşkla, müzikle, inançla hayata tutunmaya çalışanların direnişini de izliyoruz.


 🕯 "kulağını kalbine yakın tut..."

🕯 Sonuçta insanı uzun vadede mutsuz eden şeyler kelimeler değillerdi. İnsanı mutsuz eden anılardı, sormak bilmeyen,yerinden oynamayan karanlık anlar.....

🕯 kimlik, aidiyet, bellek ve göç konuları, “insan geçmişini gerçekten de geride bırakabilir mi?” sorusuyla anlatımları iç içe geçmiş gibidir kitapta... asıl okurken düşündüren şey beni; sığınmacı \ mülteci olmak, bildiğin yerleri, sokakları, komşularını bırakıp başka bir ülkede yaşamak...eminim çok ama çok zordur..... konusu itibari ile sessizleşen anne - baba... cevapsız bırakılan sorular..yaşananlar.. hikâye çok iç burkan bir hikâye...tabi bunları okurken o dönemin Zinzabar'da ki yönetim biçimini, toplumsal ve siyasal durumlarınıda okuyorsunuz ....
Öyle bir yönetim şeklinde yaşarken, köşeye sinmek mi dik durmak mı daha iyi oluyordu??? Diye kendime yer yer çok sordum...

❗️ "Dünyada bazı insanlara ihtiyaç var, bir kalabalığa girip başını sallaması kadar küçük bir ihtiyaç bile olsa. Bazı insanlaraysa yok." Diye bitiyor kitap...........

4.4.22

Zamanımızın Kahramanı / günlük

 


Hoş geldi sefa getirdi Ramazan Ayı. Bilinçlendikce, okudukça daha farklı bir gözle bakmaya başladım oruca ve Ramazan ayına... Hep derim, hep de diyeceğim sanırım ; ruhu beslemek önemli. Eğer boşlukta kalırsa, vesvese, daralma, devamlı negatif düşünceler daha ön planda olabiliyor....

Bu aralar havalar güzel gitti, bizde kızın sınıfından arkadaşlarla çocukları okul çıkışı alıp pikniğe veya yemek yemeğe götürdük. Sınıftan iki arkadaş ile çok uyuştuk ve neredeyse haftada bir görüşür olduk. Kafa dengi olmak çok önemli hele bu saatten sonra daha da önemli.... Oturup konuşmaktan keyif  almak, zamanının nasıl geçtiğini anlamamak... Ne kadar önemli....biz de dört arkadaş yakaladık bu enerjiyi. Hoş kızımın şansına cocuklari erkek ama buda Umay'ın şansı ;))

Perşembeden bu perşembeye kadar antrenmanı olmayınca bizde değerlendirelim dedik. Öbür türlü bir çok şeye katılamıyor tabi kızçem. Arada onların maçı olması bize yarıyor. Hem dinlenmiş oluyor hem de okulda tam zamanlı etütde kalıyor. Çıkışta da parka götürüyorum... İstediği şey de bu. 😁

Onun dışında bir iki kitap okudum, onları da paylaşayım dimi... Paylaşayım paylaşayım :))



Uzun zamandır elimde olan bir kitabı, bir solukta okudum. 

🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿


"İnsanoğlu işte! Hepsi böyledir. Bir eylemin bütün kötü yönlerini önceden bilirler, yardım ederler, akıl verirler ve hatta başka çıkış yolu kalmadığını görünce eylemi onaylarlar bile. Sonra ellerini yıkar ve öfkeyle, olayın bütün sorumluluğunu ve yükünü üstlenme cesareti gösteren kişiye sırtlarını çevirirler. Hepsi böyledir, hatta en iyi yüreklileri, en zekileri bile!.. 

der kitabın bir yerinde ❗ 


#zamanımızınkahramanı

⚔ Sevgili Mihail Lermontov, döneminde ve sonrasında bir çok yazara ilham olmuş bir yazar. Çok genç yaşta vefat etmiş.... Kitabın sonunda Sevgili çevirmen Nuri Yıldırım detaylı bir şekilde yazarın dönemini, yazı akımını ve hayatını da anlatmış.

Lermontov bu kitabında bir kaç akımı birden kullanarak yazmış. Her ne kadar bölüm sonunda ve sonrasında başka bir hikâye gibi başlasa da bölüm.

Hepsi birbirini takip ediyor ve taşlar yerine oturuyor. Bu kitapta da "psikolojik, ruhsal, toplumsal, sosyol ve aşka dair" konuları bütünleştirmis.

Özellikle kahramanımızın kendine dair analizleri ve davranışlarının aktarımı müthişti..... Ayna niteliğin de, anti-kahraman Peçorin ve onun hikayesini okudum.....

⚔️ Aynı zamanda Rus Edebiyatında psikolojik roman tütününün ilk örneği olarak da yazari ve kahramanını ölümsüz kılmıştır...





31.1.22

Biraz Günlük Biraz Kitapalarım :)

Cuma karneleri aldı çocuklar ve hop tatil başladı :)

 


Cuma gecesi babam ile Toprak Cem geldiler bir haftalığına, evde bir bayram havası... İlk bir kaç gün evden çıkmak istemediler. Zaten hava da soğuktu, bide üstüne kar yağdı.... çok güzel oldu... gece açtık tülü, lapa lapa yağan karı izledik. Oynadık, güldük, gece geç yattık derken zaman nasıl geçti anlamadık.

Bir Kadıköy turu yaptık, yemek yedik, alışveriş yaptık. Canım oğlumda benim gibi kitap kurdu :) halasının kuzusu sonuçta. :)

İlk durak Penguen Kitapevi, sonra Tudem Kitapevi'ne götürdüm. Bayıldı oraya, "hala bundan sonra benim mekanım burası" deyip durdu. Eee haklı tabi, çocuk kitapları üzerine ben de tek geçerim Tudem'i. Orada çalışan bayan da çok güler yüzlü ve çok yardımcı oluyor. 

Sonrası Gazhane'ye gittik, müzeleri gezdik. Skooterle kaydılar, kek yedik, Kalamış'a "Buzz Festivaline" gittik... derken.... sayılı günü bitirdik...

Dün yolcu ettik, gece Umay başladı ağlamaya ben Toprak Abimi özledim diye, sabah babamla konuştum, gece Toprak'da ağlamış; halamı ve Umay'ı özledim diye. ben de her ikisine dedim ki; hiç gelememektense bir haftalığına da olsa geldiniz ve vakit geçirdik kuzucuklarım. İyi tarafından bakın dedim....

Tabi gönül daha fazla gezdirmek isterdi lakin covid vakalarının artışı ve havanın soğuk olması biraz bizi engelledi....

Gece geç yatıp, sabah erken kalkmanın dinlenmesi bu haftaya kaldı.

Bu ay merak ettiğim kitapları okumaya çalıştım. Onlardan bir tanesi de; ZÜRAFANIN BOYNU/ jUDİTH SCHALANSKY


 

Zürafanın Boynu" çok enteresan bir kitaptı.... Bir kere evet içinde biyoloji, hayvan bilimi, oluşumu hakkında kısa bilgiler de var ama alt metin öyle değildi.
🚸 Kapanmak üzere olan bir okul. Dönemin solcu diye anılan öğretmenleri, okul kapanmasın diye verilen mücadele....
🚸 küçük bir kasabada öğretmen olan Lohmark'ın iç konuşmalarına ve olaylara daha çok içinden verdiği sesleri, konuşmaları okuyoruz kitapta.... Kısa bir kitap lakin sağlam bir dikkat ve sessizlik istiyor. Öyle çok ara vermeyede gelemeyecek kitaplardan. 😁
Özellikle duygu durumlarını ve olayları birbiri ile baglamasını çok beğendim. Ara ara zorlasada, ki bir nevi beyin jimnastigi de yaptırmış oluyor bence böyle kitaplar.... Olay örgülerine bakış açısını çok sevdim yazarın. Fazla detay yazmak istemiyorum yoksa kitabı anlatmış olurum 🙈
📍 📍📍📍📍📍📍📍📍"İnanılmaz derecede öğreneceği çok şey olduğundan o kadar uzun yaşar İnsan....."
📍 Diğerlerinin ölümünde yaşam bulmak aslında tüm yaratıkların yaptığı şeydir. Ne denli gelişmiş olurlarsa olsunlar, yaşayan tüm varlıklarda temel prensiptir. Ama tabudur. Kimse kabullenmek istemez.

 

Bir diğer kitabım ise İmge Kitapevi'nden çıkan; KADIN VE KUKLA/  PİERRE LOYUS



yer yer vay be dediğim, yer yer gülümsediğim bir kitap oldu #kadınvekukla
🤭
Bir kadın düşünün ki kendisini izlemeye gelen erkekleri parmağında oynatıyor. Tabi okurken o dönemin bakış açısı ile de okumayı ihmal etmeyin derim. Gerçekten de kadınlar çok akıllı. İstedikleri anda, akıllarına koydukları anda yapamayacaklari bir şey yoktur. 😁 Kısa ve öz olarak bir kaçan kovalanıra benzer lakin edebi olarak da estetik bir hikaye "Kadın Ve Kukla" İmge Yayınevinden çıkmış ve çeviriyi de #tahsinyucel yapmış.

📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍 📍
Pierre Louÿs (1870-1925), hem romanları, hem şiirleriyle büyük ilgi uyandırmış bir yazın adamıdır. Afrodit'le (1896) ünlü olmuş, genellikle başyapıtı olarak nitelenen Kadın ve Kukla'yla (1898) bu ünü doruğuna çıkarmıştır. Ünlü yazar burada bir yandan İspanya'nın kendine özgü havasını yansıtırken, bir yandan da bedensel güzelliği dışında pek bir üstünlüğü bulunmayan sıradan bir kadının, bir adamı nasıl bir oyuncağa dönüştürüp aşağılayabileceğini gösterir. Buna bir de Pierre Louÿs'in kendine özgü anlatımı eklenince Conchita'yla Mateo'nun öyküsü bir başyapıta dönüşür.

Ve son kitabım; BİR KIŞ GECESİ EĞER BİR YOLCU/ İTALO CALVİNO


 

Biraz araştırdığımda zor bir kitaptı. Aslında zorluğu hikayelerini on farklı teknikle yazmış olması. Her bir hikaye farklı bir teknikle yazmış ve döneminin ve sonrasının bir çok yazarına örnek olmuş. Post Modern bir anlatım tekniği olduğu için pek bana hitap etmedi. Anladım ki ben kurgusu olan, olay örgüsü devam eden romanları daha da çok seviyorum. Lakin sizi yanıltmasın kitap okunmayı hak ediyor. İyi ki okudum dedim ama iyi ki tek okumadım da dedim 🙈
İkinci bir okunmayı istiyor kitap. Çünkü okurken sanki hiç bir şey anlatmıyormus hissine kapılıyorsunuz ve bu his gelince de yarım bırakmayın kitabı. Kapağını kapatınca, her bir öykü birbirinin hem devamı gibi hem değilmiş gibi geliyor ve taşlar yerine oturuyor.
Veeee bu güzel çeviri için Eren Hn. Sonsuz teşekkürler 🙏🏻 🌸
📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”

“Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin” cümlesiyle başlayan, Calvino’nun yazarlık dehasını konuşturduğu, Calvino’nun Calvino’yu okuduğu, okurluk ve yazarlık üzerine bir başyapıt olan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, ilk kez özgün dilinden apılan çevirisiyle Türkçede…

22.8.21

Biraz Günlük Biraz Kitaplarım..

 Uzun çok uzun zamandır yataktan kolum, bacağım ağrıyarak kalkıyorum. Aslında nedenini de biliyorum. Hareketsizlik. Son neredeyse 2 yıldır yaşadıklarımız iyicene hareketsizliğe itti beni. Tabi yapı olarak, kahvemi yapıp elime kitabımı alıp saatlerce oturmaya müsaitim. Evet dışarı çıkıyoruz ama onda da sandalyelerimizi alıp oturuyoruz 😬

Artık vücudum sesleniyor ve ben daha ne kadar erteleyeceğim bilmiyorum. İşin kötü yanı her şeyi bilip harekete geçmemem... Kendime kızıyorum hem de çokkk … Kendime söz verdim, harekete geçeceğim..

Bu yazı havuza giderek değerlendirdik ve çok iyi geldi. Hele suyun o müthiş sesi sabahın dinginliğinle birleşince müthişti.  O sıcaklarda evde olmak zordu, tatile de gitmedik, ortam malum.... 

Bu arada Hasanpaşa'da Gazhane müzeye çevrildi... çok geniş bir alan ve içerisini de çok güzel yapmışlar. Bilim Müzesi, Karikatür Müzesi, etkinlik alanları, tiyatro sahnesi veeeeeee en güzeli kendi adımıza "kütüphane" olması ve akşam 21:00'e kadar açık.

Hemen Umay'la üye olduk, kitap aldık :) Umay çok mutlu oldu.

İşin güzel yanı kütüphanede ki kitapların hem yeni hem de çok çeşit olması idi. Okumak istediğim bir çok kitabı gördüm, elimdeki kitaplar bitsin soluğu orada alacağım. :))

Atiye dizisini bitirdim. Aslında çok fazla göze batan şey vardı lakin sırf kurgu ve konusundan dolayı izledim. Yoksa daha çok fırın ekmek yememiz lazım diye düşünüyorum...

Grace And Frankie'nin yeni sezonu başladı henüz başlamasam da izlemeye, reklamını görmek bile heyecanıma yetti... İzlerken gülmek ve keyif almak ayrı bir keyif.....

Bu ay doğum günümdü. Severim doğum günlerini, genelde sevdikleriniz hatırlar sizi ve o mesajlar, kutlamalar mutlu eder beni :)

Yalnız bu sene ki hediyem beni bam telimden vurdu.... Kardeşimgiller hediye düşünürken Toprak Cem; fazla düşünmeyin ben ne alacağınızı biliyorum demiş...... yanımızdayken dizilerden sohbet etmiştik. Bende Anne Whit An E dizisini çok sevdiğimi söylemiştim. "Neden"diye sormuştu, bende kızın karakterini ve hayata bakışını kendime yakın buluyorum demiştim.

Veee bana Yeşilin Kızı Anne kutulu setini hediye gönderdiler..... Nasıl mutlu oldum anlatamam. Gözlerimden yaşlar pıt pıt aktı....Keşke dünyayı iyi kalpli çocuklar yönetse...

Bu aralar ince kitaplar okudum... Bir iki öykü kitabını yarım bırakmak zorunda kaldım....




Bu aralar sıcaklardan yeşillik alana kaçtığımız günler de okuduğum kısacık bir novella #ölmek
📌 Öleceğini bilmek, bence insana yapılabilecek en büyük korku tohumu ekmek..... Çünkü "ölümsüz" müşüz gibi yaşadığımızı düşünürsek...
#dedaluskitap genel de novella tarzında ve kült kitaplar çeviri konusunda sevdiğim yayınevlerinden Diğer yayınevinden çıkan kitaplar da hep içi dokunan, sizi sorgulatan kitaplardandı.



O kadar naif ve güzeldi ki hikaye.... Evet sonu hüzünlü idi lakin Sevgili Cengiz Aytmatov'un o kendine has kelimeleri ve anlatımı ile hikaye sizi alıp götürüyor..... #birkutukitap ile gelen bu kitabı bir solukta okudum.....




Sevdiğim yazarlardan biri de #yukiomişima dır. Özellikle kişinin derinlerde hissettiği duyguyu, dışa vurumu ve psikolojiyi iyi aktarır biz okuyucuya.
📌 Bu deneme kitabını ekitap olarak okudum. Lakin ilk bu kitapla mı başlamak gerekir "Mişima" ya emin olamadım. Çünkü hayatından, yazdığı kitaplardan, karakterlerden yola çıkarak yazılmış bir Mişima kitabı..
📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
24 Kasım 1970, Mişima titizlikle ölümüne hazırlanıyor. Yaşı kırk beş. Çok sayıda eseri var. Ünü dünyaya yayılmış. İntiharının, yaşamayı seçtiği dini, toplumsal, edebi ve siyasi ortamın, yani ülkesi Japonya’nın yüzyıllara dayanan geleneklerine ve dayattığı ayinsel gerekliliklere harfiyen uymasını istiyor. Bir arkadaşı kafasını kesmeden önce kendi elleriyle karnını deşiyor. Korkunç bir ölüm, ancak yazarın gençliğinden beri büyülendiği metafizik boşlukla kavuşması aynı zamanda.
Marguerite Yourcenar ise keskin zekâsıyla, hem yakın hem de yabancı olduğunu hissettiği bu kişisel maceranın peşine düşüyor. Batılı büyük bir yazarın, Doğulu bir başka büyük yazarın hem eserine hem de yaşamının belirli anlarına ışık tutarak, tutkularını, zaferlerini, zayıflıklarını, içsel çöküşlerini ve cesaretini gözler önüne serdiği bir tür saygı duruşu. Diye yazıyor tanıtım bülteninde.....



Pek şiir kültürüm olmadığından bazı şairleri geç tanıyorum. Daha doğrusu kendimde fark ettim ki; ben şiir okumaktan çok dinlemeyi seviyorum... Hele de güzel okuyorsa okuyan 😊
Hemşirem vesilesi ile Trt1'de geçmiş dönem oynayan diziye başlamıştım. #yedigüzeladam
Dizisini nasıl kaçırmışım bilmiyorum.... Müzikleri, konusu, Maraş olayları.... İzlemediyseniz tavsiye ederim.
Sonra bu nehir söyleşi kitabını okudum.... Bu tarz, nehir söyleşi kitapları arada okumak iyi oluyor.... Ketebe Yayınları'da sessiz ama sağlam ilerliyor sanki ne dersiniz? 😉

📌 📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Eğitimci, yayıncı, dergi yönetmeni ve editör, siyasetçi gibi sıfatların yanında Erdem Bayazıt’ı

bugün aramızda yaşatan en önemli vasıfları hiç şüphesiz şairliği ve bir nesle ağabeylik

yapmış olmasıdır. Lise yıllarından başlayarak şiiri, edebiyatı gündelik hayatlarında yaşatan

Yedi Güzel Adam’ın gür seslilerinden biri. Büyük Doğu’dan Diriliş’e, Edebiyat’tan Mavera’ya kadar

son 60-70 yıllık İslamî edebiyat ortamında yer almış, bu dergilerde yazıp çizmiş, gençlere yol

göstermiş, onlara okuma aşısı yapmış bir ağabey. Erdem Bayazıt’ın dünya görüşünü, şiir ve deneme yazılarının yanında gazete ve dergilere verdiği röportajlarda da görüyoruz. Görüş ve düşüncelerini sadece şiir ve düzyazı ile ifade etmemiş, söyleyecek sözü olan bir kimse olarak aynı zamanda konuşarak ve anlatarak dile getirmiştir. Ünlü şiirinden mülhem “Sana Bana Vatanıma Dair Konuşmalar” adı ile yayımlanan elinizdeki kitap, ömrünün son 25 yılında kendisiyle yapılmış röportajlardan meydana gelmektedir.



Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Çünkü bazı genetik geçişler var ve fark ettikçe anlamlandirmaya çalışıyoruz.... Bu kitap ile biraz daha netleşti kafamdakiler. Bazı duygu geçişlerini elimizde olmadan hissediyoruz, bazen biz bile şaşırıyoruz verdiğimiz tepkiye... İşte ❗ diyor kitap 3 nesil aktarılıyor bazı genler ve özellikle "stres, travma, yaşanılan duygular" vb gibi duygu geçişlerinde çok net hissettiriyor kendisini bu akış....
📌 Hani eskiler derdi ya; aman öyle konuşma ya da şöyle davranma, ya da haram yeme senden değil çoluk çocuğundan çıkar " diye... İşte onun bilimsel açıklaması...... Bir iki alıntımi paylaşayim. ✨

📌Ailemizin hikayesi, bizim hikayemizdir. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, bu bizim içimizdedir, bize aittir.

📌 Hayat bizi geçmişte çözümlenmemişbir şeyle geleceğe gönderir...
📌

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Seninle Başlamadı geleneksel psikoterapinin, ilaçların ve diğer müdahale yöntemlerinin uzun süredir çözemediği zorlukların ortadan kaldırılmasında dönüştürücü bir yaklaşım sunmaktadır.

*Seninle Başlamadı travma terapileri alanında, farkındalık uygulamaları konusunda insanı anlamak için ileriye doğru güçlü bir adım atmanızı sağlıyor. Cesur, yaratıcı ve şevkat dolu bir çalışma.*

-Sharon Salzberg, Yazar Lovingkindness and Real Happiness

*Mark Wolynn, bilemediğimiz ve acı çekmemize sebep olan çözülmemiş travmalarla bizi atalarımıza derinden bağlayan yolları aydınlatma konusunda muhteşem bir iş başarıyor. Bize derinden anlayışı, diyalog görselleştirmelerini ve şefkatle yeniden bağlanmayı sağlayacak teknikler ve beceriler sunuyor.*




Uzun zamandır listemde olan bir kitabı daha okumanın keyfindeyim. 🤗 Pdf olarak okudum..... Leyla Erbil sever misin? Okusanız seversiniz..... Çok ince detayları bile alamayan, öyle cümleler kuruyor ki sizin bam telinize dokunuyor..........
📌 #leylimleylim kitabı Sevgili #ahmedarif in mektuplarından oluşuyor.... Bu yayın için yazar epey uğraşmış Leyla Hn. mı ikna için.. Bir yandan haklıda.... Şahsına yazılmış mektuplar. Lakin sanatçı, edebiyatçı olunca biz okurlar da Bi merakla okuyoruz... Bizde haklıyız 🙈 Şair ruhlu olunca mektuplarda ki duygular da öyle... Ama en çok o serseri ruhunu sevdim Ahmed Arif'in.... Ah o bekleyişler, hasret, gelecek bir cevap mektubunu beklemedeki sabır.... Şimdi bizde var mı emin olamıyorum... Bir mesaj bile yazınca eğer geç cevap gelirse takındığımız tavırlar....... 😬😒
İşte benden böyle 🤗




#adahikâyeleri yazarı itibari ile Ülkesinde büyük öneme sahip bir yazar.

Kitabın kapağını ve ismini çok sevdim ama içindeki hikayeleri bir türlü ilerletemedim... Okudum ama çok sevdim mi derseniz "hayır".... Bazen oluyor böyle, hikayenin içine giremiyorum olmuyor bir türlü... Bu kitapta da böyle oldu....
📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌
Aleksandros Papadiamandis; Yunan tarihine, kutsal kitaplara ve yerel halkın inanışlarına göndermeler yapan masalsı bir öykü dünyasının kapılarını Ada Hikâyeleri ile aralıyor. Aslı Çete'nin Yunancadan çevirisi ve ön sözüyle...

3.8.21

Hayat Akarken

 Günlerdir yazmak istiyorum sonra istemiyorum.... Haberleri izleyince ağlıyorum, izlemeyince de meraktan ölüyorum..... "noldu, söndü mü, başka bir yere sıçradı mı?" diye diye kendimi yiyorum.... Lakin şu  an elimden dua etmekten başka bir şey gelmediğinden fazla da yazmıyorum...

Sonra gencecik bir kızın daha öldürüldüğünü okuyorum Twitter'da..... İçimden lanetler okuyorum ve içimdeki öfkemi yine içime atmanın ağırlığını yaşıyorum....  Kızın annesi aklımdan çıkmıyor....

Bazen diyorum, fazla mı farkında yaşıyorum... Keşke huysuz, umursamaz olsaydım diyorum... Bir gözüm kör, bir kulağım sağır olsaydı.... Sonra öyle yaşayanlar geliyor aklıma "amaniiiin" diyorum.... İyi ki farkındayım diyorum.  Bu ikilemlerle yaşamak yorucu..... Çünkü bu sefer de Allah bana verdiği aklı, gözü, duyarlılığı herkese verdi niye görmüyor, kullanmıyorlar diye sinir oluyorum...... Anlayacağınız böyle yaşamak da yorucu....

Böyle işte, sizlerin de yazılarını okudum lakin yazacak gücü bulamadım.....

Okuyan arkadaşım selam ederim sana. 🌸

19.7.21

Kısa Kısa haberler :)))

İyi bayramlar arkadaşlarrrrrrr :)))))))))))
 

 

2.doz aşımı da oldum. lakin ertesi gün tüm gün ve gece pert olmuş bir şekilde uyudum,  uyumaya çalıştım..... Kolumu kaldıramama meselesini hiç demiyorum bile....Bütüm kemiklerim ağrıdı. Dedim ki; bide covid geçirseymişim kim bilir nasıl atlatırdım?"

Aşı ile böyle ağrı çektiysem, hastalığın kendisini düşünemiyorum bile.....Allah şifa versin tüm hastlara... Yalnız dışarı çıktığımızda fark ediyorum ki; herkes sanki pandemi bitmiş gibi davranıyorlar...bu da can sıkıcı tabi. Sonuçta evet hepimiz bunaldık, bizde maskesiz dolaşmak istiyoruz, cocuğuma " yaklaşma, dokunma, park olmaz" demekten yoruldum...... neredeyse koskoca 1 yılı gitti eğitim hayatında..... 


Bu arada 16.Temmuz bloğumun 10.yılı idi. İyi ki açmışım bu sayfayı ve sizlerle tanışmışım. Acı-tatlı bir çok güncemi paylaştığım sayfamı çok seviyorum. 🎉🎊🎂


Tabi yaz olunca okumalarımda da düşüsler oluyor....Bu arada Netflix'de oynayan "Lupen" dizisini bitirdik. 2.sezonda gayet basarılı idi. Bir de "Friends" dizisine başladım. Oynadığı dönemi hiç hatırlamıyorum. Ve şuan çok severek izliyorum, çok gülüyorum esprilerine, ve çok özlem duyuyorum öyle samimi arkadaşlıklarına....... 

Geçen sene Don Quite kitabını almıştım. Aslında yıllar evvel okumuduğumu sandığım, oysa ki kısaltılmış metinmiş o..... :(((

Hikayesini çok bildiğim kitapları okumayı sevmiyorum. lakin bu kitap hiç de öyle değildi. O kadar  çok sizi gülümseten hikayeler vardı ki anlatamam :)

Tabi absürd anlatımlar, biraz dalga geçmeler de yok değil. Ve anladım ki boşuna değilmiş en çok  okunan ve basılan kitaplardan biri olması.....dönemine göre anlatım tekniği, hikayelerin geçişi, sizi sıkmayan merak uyandıran anlatımı ile muhteşem bir kitaptı..... geç kalmış okumalarımdan biri daha....

Bir de çevirmenin müthiş aktarımı, ön sözde anlatılanlar sizi kitaba hazırlıyordu. Bir teşekkür de çevirmen Roza Hakmen'e.

ARKA KAPAK YAZISI;

124 Kısım Tekmili Birden “Don Quijote” Yapı Kredi Yayınları Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi’nin yeni kitabı, İspanyol yazar Cervantes’in ünlü romanı Don Quijote, tam adıyla La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote. Kitabın sunuş yazısını yazan Prof. Jale Parla’nın sözleriyle: “Birinci kısmının basıldığı 1605 yılından beri en çok okunan, en çok sevilen, en çok yorumlanan ve yeniden en çok yazılan La Mancha’lı Şövalye Don Quijote ve silahtarı Sancho Panza’nın serüvenleri”, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilgiyle karşılanmış, ancak dilimize daha çok İngilizce ve Fransızca gibi ikinci dillerde çocuklar için hazırlanmış baskılarından yapılan çevirileriyle girmişti. Yine de, ancak bir iki tane ve ikinci dillerden de olsa, tam metin çevirileri de yapıldı. Şimdi ise, Jale Parla’nın yerinde saptamalarıyla: “Shakespeare’le birlikte belki de ilk kez modern okuru düşleyen” ve sadece “şövalye romanları”nın değil, “Rönesans’ta kullanılan bütün (yazınsal) türlerin otoritesini dyıkan” bu önce yazarın belki postmodern anlatıyı bile nerdeyse dört yüzyıl önceden haber veren bu öncü romanı ilk kez tam anlamıyla Türkçeye kazandırılmış oluyor. La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote, Roza Hakmen’in İspanyolca aslından yaptığı tam metin çeviriyle ve Ahmet Güntan’ın şiir çevirileriyle nihayet dilimizde.

TANRILAR OKULU
"Tanrılar Okulu" 2009 yılında epey bir reklamla satışlar rekoru kırdı. Hatta sanıyorum ki hala iyi satıyor.... Ben de o sene okumayı çok istemiştim ve eşim hediye almıştı. 😊
Sonra başladım, yarım bıraktım. Çünkü o ara "Ferrarisini Satan Bilge ve Osho" kitaplarını okumuştum. Bir kaç tane de Türk Yazarlarından okumuştum. Hal böyle olunca ilerlemedi kitap.   Sonra geçtiğimiz bir kaç aydır kitaplıktan bana göz kırpıyordu 😁
Tekrardan başladım okumaya..... Evet altını çizdiğim çok cümle oldu lakin belirli bir okuma seviyesine gelince kitap biraz tekrar geldi... Lakin daha önce bu tarz kitaplar okumadıysanız ilgiyle okuyacağınız bir kitap.
📍 Tabi kitapta öncelik sizsiniz ve her şeyin sebebi de, yaratanı da sizsiniz olarak anlatılıyor. Bu kısımlara katılmasamda bütün olarak içsel yolculuğunuza yardımcı bir kitap.....
📍 Şunu da belirtmeliyim ki roman gibi okunacak kitaplardan değil. Zaman isteyen, dinginlik isteyen bir kitap. O yüzden ya bölümlere bölüp okuyabilirsiniz ya da okuma grubu ile okuyup daha kolay ilerleyebilirsiniz.... 
 
ARKA KAPAK YAZISI;

İtalyan asıllı yazar ve modern çağ filozofu Prof. Stefano D’Anna, Tanrılar Okulu kitabı ile insanın kendi yaşamına dair devrim niteliğinde bir bakış açısı ortaya koyuyor. Eserinde bireyin hayata bir edilgen değil, tüm iyi ve kötü etkenlerin faili olarak bakması gerektiğini vurgulayan yazar, hikayeleştirme tekniği ile bunu oldukça etkileyici bir şekilde aktarıyor.

Okurlarıyla ilk kez buluştuğu 2002 yılından günümüze dünya çapında büyük bir beğeni toplayan kitap, felsefi öğretisinin yanı sıra kişisel gelişim alanında da eşsiz bir rehber niteliği taşıyor. Bu kitabı okurken sadece yazarın yaşamında değil, kendi iç dünyanızda da el değmemiş derinliklere doğru bir yolculuk yapacaksınız.

Tek Çıkış Yolu, İnsanın Kendisidir

İnsanın hayatında olup biten her şeyin asıl sorumlusu kendisidir. Kişiyi bugüne koşullar değil, kişinin kendi kararları getirmiştir. Ve karşısına çıkan tüm aksilikler; korkularının, karamsarlığının ve kendisine olan özgüvensizliğinizin somut bir yansımasıdır.

Tanrılar Okulu kitabında Prof. Stefano D’Anna, bu gerçekleri kendi yaşamından ve düşünsel tecrübelerinden yola çıkarak güçlü bir şekilde ifade ediyor. Kitapta gerçekleşen olaylarda düş ve gerçek kavramını iç içe geçiren yazar, böylece okurlarına tam olarak şu mesajı veriyor: Gerçeklerin düşlere yön vermesi kadar, kurulan bütün düşler de gerçekleri inşa ediyor.

Geçmişin Gerçekliğinden Gelen Bir Hayal

Hayatı tüm hızıyla yokuş aşağı giden bir adam… Başarısız bir sosyal yaşam, gelgitli ilişkiler, unutulmayan pişmanlıklar… Ve bir gün bu adam zavallılığının son sınırına kadar dayanmışken, birden karşısında baştan sona gerçeğe bürünmüş bir hayal görüyor. Bu hayal, onun gerçekleri düş penceresinden görmesini sağlayarak kişisel devrimine ön ayak oluyor.

Kendisine Dreamer adını veren bu hayali varlık, aslında adamın kanserliyken yüzüstü bıraktığı ve tek başına ölmesine göz yumduğu eski eşinden başkası değil. Ancak onun aksine Dreamer, somut varlığından sıyrılmış olsa dahi adama yardım eli uzatıyor. Artık bir eski eşten çok adamın yaşamında ulvi bir öğretmen olarak yer alan Dreamer, hayattaki çeşitli olgulara dair kurduğu diyaloglarla, kahramanın yaşam yolculuğunda ilerleyeceği çizgiyi kendisinin belirlemesini sağlıyor.