Bilgi Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilgi Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.12.19

Biten Kitaplar....

Selam.
Nabersiniz?

Bizim bu hafta epey yoğun geçiyor.... Hatta sonraki haftalar da öyle olacak sanırım.

Bu arada okumalara devam tabi.

Elimde ki dört kitaptan üçünü bitirdim. Bi kaldı Proust 😬

Bunlardan biri okuma gurubu olarak okuduğumuz "ÇANLAR KİMİN ÇALIYOR/ ERNEST HEMİNGWAY" 
( Bu arada Macera Kitabım Özlem kulaklarını çınlattım. Kendisinin en sevdiği yazarlardandı 😉)

Daha önce hikaye kitaplarını okumuştum. Anlatım dili biraz yavan geliyor ama bana öyle geliyor.
Romanlarını da okumayı istiyordum ve bu kitap ile başlamış oldum. Aslında konusu itibari ile ara ara içim çekildi hele bir savaş sahnesi vardı ki... tabi burda yazmayayım okumayanlar için hoş olmaz.

İç savaşı anlatıyor ve gazeteliğinin izlerini fazlasıyla görüyoruz. Elbet edebi tarafını tartışmak bana düşmez. Ben sadece kendi adıma hissettiklerimi yazıyorum okurken. Ve bu kitapda konu her ne kadar gerçek, acımasız ols da yazarken bazı detaylar uzamış bazıları ise geride kalmıştı......

Örneğin ön sözünü yazan  Ataol Behramoğlu kitabın bir savaş, devrim, felsefe, aşk ya da serüven romanı gibi okunabileceğini söyledikten sonra ekliyor: “'Çanlar Kimin İçin Çalıyor', sanıyorum ki bütün bunların toplamıdır”. Aşkı, ölümü, savaşı ve direnişi olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yazar Hemingway. Aşk sözcükleri kalbinize işler, direnişçiler dürbünün ucunda bir düşman askeri görünce sizin de içiniz ürperir ve savaşın nasıl bir cinayet olduğunu okurken mideniz ağzınıza gelir.

Bazı cümleler çok uzatılmış geldi kendi adıma. Lakin okumasaydım da üzülürdüm dediğim kitaplardan oldu. Şimdi de Yaşlı Adam'ı okuyorum.

Diğer kitabım;
 Pdf olarak okuduğum bir kitap "KÜÇÜK KARA BALIK /  SAMED BEHRENGİ" 

yazarın diğer kitaplarına da bakmaya karar verdim. Öyle sıcacık bir öyküydü ki. Evet çocuk kitabı ama bizim de içimizde küçük bir çocuk yok mudur?..... Hatta okurken aklıma Kayık Balık Nemo geldi. :)))


 
Samed Behrengi (1939-1968), İranlı bir yazar. On bir yıl İran’ın Azerbaycan kesiminde köy köy dolaşarak öğretmenlik yaptı. Öğretmenken bile öğrenciliği bırakmadı: Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bu arada Tebriz Üniversitesinde İngilizce öğrenimi gördü. 1968 yılının Eylül ayında, daha 29 yaşındayken, Aras Irmağı kışısında ölüsü bulundu. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayıldıysa da buna kimse inanmadı. Çünkü Samed Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açık açık eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Küçük Kara Balık, onun yalnızca İran’da değil, dünyanın pek çok ülkesine tanınıp sevilmesine yol açmış bir ölümsüz kitaptır. Bu küçük kitap, Bratislava ve Bolonga Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almış.
  Diğer kitabım ise; "BİR BAŞVEKİL SEVDİM/ MELİKE İLGÜN" 

Sevgili Melike Hn.ile  ilk Gamze'm http://yasamizi.blogspot.com/ 


sayesinde tanıştım. Bana "Kemale Eren Kadınlar" kitabını hediye etmişti. Yazarın kalemini, olayları anlatımını öyle sevdim ki... sırayla diğer kitaplarını da okumaya başladım. Sonra son kitabı "PARAMPARÇA" yı okudum.
Ve uzun zamandır da okuduğum kitabını arıyordum. Ve yine Gamzem bildiğinden buluşmamamızda bu kitabı hediye etti.  💓 

Hayatım boyunca siyaset anlatan programları izlemedim. Aslında hem iyi hem kötü benim için. Bazen bir şey konuşuluyor ve ben o dönemleri okumamış ya da takip etmediğimden anlayamıyorum.
Bu kitap da Başvekil Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'nın aşkı, o dönem yaşanalar var. Ama en çok da Sevgili Soprano Ayhan Hn. yaşadıkları, hissettikleri anlatılmaya çalışmış.
Okurken yer üzüldüm, kızdım.... Ama sevince de kalbe, akla söz geçirmek bazılarımız için çok zor oluyor diye düşündüm. Özellikle kitabın sonunda ki fotoğraflar da gördüklerim çok üzdü. ÖZellikle idam fotoğrafları...
En çok Başvekil olarak değil de erkek olarak Adnan Bey'e kızdım. Neden neden deyip durdum. Kendimi hep Ayhan Hn.yerine koydum. Ara da Ayhan Hn. da kızdım...Keşke hayır deseydini dedim....sonra da ben o değilim ki dedim. Kendi kararları idi ve sevgiyi yaşamak istemişlerdi.
Tabi kadın olarak çok acılar çekmiş. En sonda oğlunu kaybetmesi......

Velhasıl yine kalemine sağlık diyerek bitirdim kitabımı ve Melike Hn. teşekkür ettim kendimce yazımları için.
Arka kapak yazısı şöyle der;


Bir Başvekil Sevdim



Bir başvekil, bir soprano, bir büyük aşk…
Adnan Menderes… Öldürülüşünden onca yıl sonra bile politikalarıyla hâlâ tartışılan, eleştirilen, özlenen, çok partili dönemin seçilmiş ilk başvekili…
Ayhan Aydan… Dinleyenin lirik sesini hiç unutamadığı, operanın genç ve güzel sopranosu…
Bir büyük aşk… Her ikisinin de evli olmasına rağmen filizlenen, her türlü engele rağmen boy veren, onca dedikoduya, yasağa, mesafelere, hasrete rağmen vazgeçilmeyen, vazgeçilemeyen…
Bir kahraman kadın… İhanetlerin en ağırına rağmen, kararını çoktan vermiş bir mahkeme heyetinin önünde “Ben onu çok sevdim!” diyebilerek tarihe geçen…
Gazeteci, yazar Melike İlgün’ün Kemal’e Eren Kadınlar ve Enver Paşa’nın Sultanı adlı kitaplarından sonra yeni romanı Bir Başvekil Sevdim Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Yasak aşkı ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan’ın gözünden Menderes, Demokrat Parti ve 27 Mayıs İhtilali...
Yazar Melike İlgün bu kitabında, Türkiye siyasi tarihinde önemli rol oynamış ve derin izler bırakmış Başvekil Adnan Menderes’in 10 sene devam eden iktidarına ve idamına aşkın penceresinden bakıyor.
İlgün kitabında Ayhan Aydan’ın yaşadığı onca acıya, kaybettiği bebeğine, uğradığı ihanete rağmen aşkına nasıl sahip çıktığını anlatıyor.





<>

5.3.18

Günlük, Ernest Hemingway Kitapları.... hafta biterken...

Cumartesi Umay'ın 4 yaş doğum günü idi. Pazar günü de sınıf arkadaşları ile kutlama yapacaktık.
Tam ben iyileşir gibi olmuşken, perşembe günü Umay ateşlendi ve grip oldu. İki gün ateşini kendimiz düşürdük ve doğal bitki çayları ile takviyeler yaptık. İlk defa grip oluyordu, atlatır dedim ama olmadı. Üç gecedir sabahlıyoruz, en son gece karnım ağrıyor, boğazım da acıyor deyince doktora gittik; grip enfeksiyonu var ama antibiyotiklik değil deyince rahatladık.
Bugün daha iyi ateş olmadı, gece de uyudu.
Tabi tüm programlar iptal ettik, daha sonra kutlamak üzere...
Aklıma " hayat , sen planlar yaparken başına gelenlerdir" sözü geldi.
Yeni yaşın kutlu olsun kızım, keyifli, bol oyunlu geçsin dedim....tabi yanında da bir sürü dilek, temmeni, şükür... içimden geçen dualar bir sürü, bir sürü oldu.
O kadar çok şey değişti bu dört yıl da.... Vazgeçtiğim çok şey oldu, bazen daraldım, bazen " ben ne zaman ha deyince çıkıcammmm" deyişlerim oldu.... vs.... uzar bu anlamışsınızdır beni😉
ve hep " iyi kilerim" ağır bastı.....
Ortalıkta "ben büyüdüm anne" diye dolaşan bir tip var. Ve şimdilik en büyük taleplerinden biri "tek başına bir şeyler yapmak, evde kalmak"... hani bu kadar erken gelen bir talep ... acaba ilerde bizi neler bekliyor düşüncesini de getiriyor aklıma :))
Öğrendiğim bir şey var ki; çocuk demek sabır ve özveri demekmiş.... daha da ne olsun ama dimi :)







Sonbahar başı indirimden Hemingway'e ait 3 kitap almıştım. Üçü de öykü kitapları idi. Hafta başı bitirdim öykü kitaplarını, zaten sonrası hastalık girince araya kitap almadım elime.
Yalnız bir yanlışlık yapmışım,Kilimanjaro'nun Karları kitabını okumasam olurmuş. Çünkü diğer iki kitapta yer alan öyküler bu kitapta da var.
Bende okurken " Allah Allah bende gariplik var herhalde sanki okudum ben bunu" diye düşünürken nete girip bir baktım ki... dediğim gibiymiş.




Öykülerin de bolcana kendi yaşamına dair yazılara rastlıyorsunuz, mesela bir öyküsünde gazeteci, bir öyküsünde ava gidiyor, deniz kenarında,  boğa güreşi yarışçısı .....
Yalnız anladım ki "öykü" kitapları bana göre değil. Çok nadir sevdiğim vardır öykü ve hikaye kitabı. Onun dışında sıkılıyorum. Bana roman olacak.
Ve bende yazarın anlatım ve yazım dilini çook sevsem de romanlarını tercih ederim.

Bu haftayı böyle bitirdim işte...
Bakalım bu hafta neler bekliyor beni/bizi...

İyi geceler, iyi haftalar arkadaşlar.

7.2.18

Tarihi Yeldeğirmeni, Biten Kitaplar ve Günlük Haller...

 Kızı dün okula bıraktıktan sonra Yeldeğirmeni sokaklarında dolaştım biraz. Değişik bir ruhu var bu sokağın. Sanıyorum evlerinden ötürü. Tarihi bir geçmişi de var.
Aslında restore edilse ve yaşam dolsa içine binaların ne güzel olurdu değil mi? Elbet böyle durmalarının bir sebebi vardır, prosedürü bilemiyorum...
"Adını Osmanlı sarayının un ihtiyacını karşılayan değirmenlerden almış. Bizansın da Osmanlının da orduları bu semtin etrafındaki çayırlarda toplanıp doğuya sefere çıkmış. Adile Sultanın düğün eğlencelerinde  İtalyan Komaski balonuyla burdan havalanmış bir daha geri  dönmemiş . Hacca ve askere gidenler onun Ayrılık Çeşmesi'nde yakınlarıyla vedalaşmış. Anadolu yakasının ilk çok katlı apartmanları da bu semtte yapılmış.

İsimleri değişmiş olanlar  varsa da Kehribardjı, Menase, Celal Muhtar, Demirciyan, Sünget ve Valpreda Apartmanları İstanbul'un konut olarak yapılan ilk  apartmanlarından."
Not: Kendingez sitesinden alınmıştır alıntı. Web adresi http://kendingez.com/unutulan-semt-yeldegirmeni-gezi-yazisi


Gezerken tarihi dokuyu ve ruhu hissetmemeniz mümkün olmuyor. Hala hizmet veren bakkalları, yufkacıları ve terzilerin dükkanlarının eskiye dair olması sizi bakarken gülümsetiyor.
Yolunuz düşerse gezin sokaklarını...

Dünden evi derleyip toplayınca bugün yemek dışında yapacağım bir şey yoktu. Sokağa da çıkmayınca evde evin tadını çıkarttım. Birde hava mis gibi olunca kahvemi balkonda içtim.
İkinde bir " ne yemek yapsam bugün" diye kendim sormaktan bazen o kadar yoruluyorum ki...
Bazı kadınlar nasıl liste hazırlıyor bilmek isterdim. Bazen tıkanıp kalıyorum, nette geziniyorum. Canım hep aynı şeyleri yemek de istemiyor ama kısır döngü gibi dönüp dolaşıp aynı şeylere dönüyorum yani......😕😳

Bugün daha önce aldığım Ayla Kutlu kitaplarımı okudum. Bu arada çok istikrarlıyım elimde ki kitaplardan bitmeden kitap almayacağım demiştim ve gerçekten de almıyorum. 25-30 tane kadar kaldı evdeki kitaplarım, bitsin ondan sonra listemde ki kitapları almaya başlıyıcam. Benim için zor bir durum çünkü kitap alışverişi beni o kadar çok mutlu ediyor ki anlatamam size....... o kitap poşetini taşımak, alma hissi... nasıl bazı kadınlar kıyafet alışverişimi çok severse bende kitapta öyleyim. :)

Hoşça Kal Umut; biraz sıktı beni. Sanıyorum dönem kitabı olmasından dolayı. Çünkü 12 Eylül öncesini anlatıyor ve benim hiçbir bilgim yok. Evet kulaktan dolma yada tvden bildiğim bazı şeyler var ama onun dışında merakımda olmadığından siyasete bazı şeyler hava da kalıyor.
Ama onun dışında gencecik yaşında hapse giren bir gencin psikolojisi, dışarı hayata uyum sağlamaya çalışması, sürü psikoloji vs... iyi anlatılmış.

Diğer kitabı da Sende Gitme Triyandafilis; kitap 9 öyküden oluşuyor. Beni en çok etkileyen kitaba ismini veren hikaye ile Altın oldu.....
Bu kitap aynı zaman da 1990 Sait Faik Hikaye Ödülü'nü almış. Tiyatro'da da oynanmış bir hikaye.
Anlatımı ve bakışı çok farklı yazarın. Toplumsal olayalrı, hissedişi, örgüsü ve kurgusu ile sizi adeta hikayelerine bağlıyor. Ama ben en çok kadınların olduğu hikayelerini seiyorum. Onların çektiği acıları o kadar sahici anlatıyor ki....

Kitaplar ince olunca ikisi su gibi akıp gitti.
Sonra Kudüs/Başıboş Kentler 1 Stratis Tsirkas kitabına başlayayım dedim. Epeydir kitaplıkta gözüm takılıyordu.İnternette bakındım yorumlar bayağı iyi. Konusu tarihi aslında ama anlatım akıcı olmayınca olmuyor işte...
Fakat hiç düşündüğüm gibi olmadı ve yarım bıraktım. Anlatım dili çok sıkıcı idi. Kitap sanki ilerlemiyordu.
Eskiden olsa başladım diye bitirirdim, zorla okurdum. Artık geride kaldı o günler :)
Baktım gitmiyor ve kitabın içine giremiyor muyum? hemen bırakıyorum.
Yeni kitaba başlıyorum. 
Eğer oumak isteyeniniz olursa göndermek isterim.

Böyle işte sevgili blog.
Yarın ola hayr'ola....


13.11.17

Günlük; İki Film Bir Kitap; Romantika

Hafta sonu tembellik yapınca birçok şey bugüne kaldı.
Tabi bunların başında üç sepet ütü 😬
Sabahtan kahvaltı faslını bitirip daldım evin içine.... Artık Umay'da kendi başına oynuyor yada televizyona bakıyor işim bitene kadar. Beni durdurmadığı için daha çabuk bitiyor işim.
Sonra bir baktım okul saati gelmiş. Onu okula bıraktım, eve gelir gelmez de çayı attım ocağa, biber dolmalarımı da doldurdum, akşama pişecekler...
Bende o ara oturdum bilgisayarın başına.. önce sizin yazdıklarınızı okudum, şimdi sıra bende :))))
Geçen hafta arakadaşlarla "Ayla" filmini izledik.

Çok beğenerek izledim/k. Türk Yapımı olarak çekimler vs iyiydi...
Biraz ağladık tabi ama öyle anlatıldığı kadarda çoooook ağlamıyorsunuz yahu...
Tabi konusunun gerçek bir hikayeden alınması, savaş görüntüleri ve o bomba sesleri çok etkiliyor duygularınızı....



 Cumartesi Yol Ayrımı filmine gidelim diye çıktık evden, kendimizi DOĞU EKSPRESİNDE  CİNAYET filminde bulduk. Johnny Deep' hayranım. Özellikle o mimiklerini kullanmasına ifadeyi vermesine bayılıyorum...
Elbet diğer oyuncular da çok iyiydi. Agatha Christie'nin bir kaç romanını okumuştum, kurgusu ve şaşırtmasını seviyorum.
Film de kısa , uzatmalar olmadan çekilmiş. Beğenerek izledim/k.





Daha önce Şu Çılgın Türkler kitabını okumuştum. Hemde bir solukta. Turgut Özakman'ın yalın bir anlatım dili var ve siz daha yeni başladım derken kitaba bir bakıyorsunuz kitap bitmiş.
ROMANTİKA  kitabını İnsatgram'da çok görmüştüm, sonra kitap kulubü tolantımız da Sema Abla da "alın okuyun çok güzel" deyince aldım ve elimde ki kitap biter bitmez bu kitaba başladım.
Yine bizi yalın ama içi dolu bir dil bekliyordu.
Bu yazarın ikinci romanı imiş. Aslında çok önceleri yazılmış ama sanıyorum ki yeni yeni reklamı yapılmış. Malum reklamı hangi firma daha çok yaparsa çok satanlar da o kitap yer alabiliyor. Ne kadar içler acısı ama maalesef çark böyle işliyor.

Konu olarak; aşk, aile, hüzün, huzursuzluk, sevinç, romantiklik, ahlak, saygı, ilişki; baba-kız ve ailevi ilişkiler vb... her şeyi buluyorsunuz okurken.
Özellikle Doğan Hoca ve Azure'nin ilişkisini nasıl samimi ve içten yazmış yazar anlatamam.
Şöyle ara bir kitap okuyayım diyorsanız bu kitabı es geçmeyin....

Dün Kabuk kitabına başladım bakalım beni nler bekliyor.
Ben kaçtım, iyi haftalar arakadaşlar. 😊



28.2.17

Şirin Devrim ve bir dönem anı kitabı...

 Cuma günleri Tarihi Salı Pazarı kuruluyor. Bu sefer yiyecekten çok ikinci el eşya, giysi, elektronik ve kitaplar vs.. oluyor. Benim önceliğim eski kitaplara ulaşmak. :))
Ve kendime de epey kitap bulup alıyorum. Çoğu zaman satan kişi kitabın değerini bilmediğinden, kalın veya ince kitaba göre fiyat veriyor. Ve bu fiyatlar da genel de 1 ,2,3 veya 5 Tl oluyor ki 5 Tl olan kitap çok  çok çok az...

Şakir Paşa Ailesi/ Şirin Devrim kitabını bu şekilde pazardan almıştım.
2003 yılında da Şirin kitabını almış ve okumuştum. İkinci kitap ile daha bir pekişti bilgilerim.
 Bir aile düşünün. II.Abdülhamit döneminde sadrazamlık ve paşalık yapmış amca; yine yüksek askeri rütbelere ulaşmış olan baba; Atatürk'ün yakın silah arkadaşları olan damatları; Türkiye'nin ilk kadın sanatçılarından olan kızları: yine sanat dünyasının ünlü isimlerinden olan torunlar; resim, gravür, heykel, tiyatro,edebiyatla dolu hayatlar ve bol bol skandal...cinayet, keder, hüzün...çocukluk anıları ve bitiş...

Tabi okurken şaşırdığım yerler de oldu... Nasıl bir aile dediğim de...
Ama bir gerçek varki sanat dünyasına ilkler kazandırmış bir aile. Kızların o dönemde cesurça yaşayışları ve verdikleri kararlar...

Hem hüzün hem merakla okudum. 
Eğer anı kitabı okumayı seviyorsanız okuyun...



Anılar Akın Akın kitabını da eş zamanlı okudum. Bu kitabı bana Twitter'dan tanıştığım; yaklaşık bi 4 yıl olmuştur tanışıklığımız ama yüzyüze sohbet bu seneye nasip oldu; Canan'ın hediyesi.. Bu kadar mı denk gelir dedim kendi kendime..
Çünkü Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Cevat Bey'da Şakir Paşa Ailesinden.....

Babasını öldürmesi sebebi ile hapis yatan sonrası Bodrum'a sürgün edilen ve aileinde ki birkaç kızkardeşi tarafından red edilen, annesi tarafından hiçbir zaman terk edilmeyen biri... ve doğa, deniz, balık ve insan tutkunu biri... kitapları da bu şekilde hayat buluyor.
Kızı da yaşadıkları hayatı anılar kitabı ile ölümsüzleştiriyor...

Anlatım dili biraz ilerlemiyordu, okudum ama ... okuyacak olanlarınız vardır fazlasını yazmayayım...



15.3.16

Erendiz Atasü üzerine....

 Geçen yıl Üsküdar Sahaf Festivalinden almıştım "Dağın Öteki Yüzü/ Erendiz Atasü" kitabını. Tamamen tesadüf eseri, kitabın arka kapak yazısını okumuş ve almıştım. Oysa ki okuyana kadar hiç bir yerde kitabını görmemiştim. Çevremden de ismini diyen olmadı. Oysa ki nasıl müthiş bir yaşanmışlık, birikim ve anlatımla dolu bir kadınmış... Ödülü bolcana hak etmiş kitapları  (naçizane) bence....
Ailesi özellikle annesi Ulu Önder Atatürk ile tanışmış, konuşmuş bir kişiymiş. Aynı zamanda o zamanlar Atatürk'ün öncülüğü ile yurtdışında okumuş gençlerimizden biriymiş. Nasıl güzel ve önemli bir anı değil mi? Ne çok isterdim Atatürk ile tanışmayı yada uzaktan da olsa görmeyi...
Bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun....
Kitabın başlangıcın da yazarımız sunuş bölümü hazırlamış ve orada bu kitabın nasıl ortaya çıktığının detayını anlatmış. Annesinin mektuplarından yola çıkarak, isimleri değiştirerek bir dönem kitabı yazmış.
Kitapta, üç kuşak kadının yaşamından kesitlerle Cumhuriyet Tarihi, çok farklı bir açıdan aktarılıyor. Kemalist ideolojiye ve Cumhuriyet ilkelerine son derece bağlı olan Erendiz Atasü, Cumhuriyet'in kurulması öncesi, dönemi ve sonrasını anlatırken bireylerin yaptıkları özverilerden, büyük bir aşkla Cumhuriyet’e sahip çıkılmaya çalışıldığından, her şeyin aslında vatan için olduğundan bahsederken konuyu hiç ucuzlatmıyor. Popüler kültüre alet etmediği gibi, vicdan muhasebesi yaparken de hiçbir şekilde duygu sömürüsüne yer bırakmıyor. Ortalıkta onlarcası çok satanlar listesinde yer alan benzer konulu kitaplarla hiç ilgisi olmayacak bir şekilde, incelikli ve sıra dışı bir gerçek/kurmaca roman olarak, geçen yüzyıla işaret ediyor. Nelere katlanıldığına ve elde nelerin kaldığına…
Kitaptan bir kaç alıntı ile bitireyim keza okuyacak olanlarınız olabilir...

Sıradan bir ailenin kızı olan annem gerçekten de 1936 yılında Dolmabahçe Sarayı’na çağrılmış, “Reis-i Cumhur’la uzunca bir süre görüşmüştür. Atatürk’ün Cihan siyaseti üzerine görüşlerini annem kendisi, Gazi’nin bizzat kullandığı – ve doğal ki, annemin unutamadığı- sözcüklerle, bana nakletmişti. Kitapta, Vicdan’ın Gazi ile ilgili izlenimi, annemin gerçeklikteki izlenimidir… Annem, kitapta anlatılan biçimde Gazi tarafından görevlendirilmiş, BBC’de “Türk İnkılâbı ve Kadın Hakları” konusunda bir konuşma yapmak üzere aynı yıl İngiltere’ye bir daha gitmiş ve bu konuşmayı gerçekleştirmiştir. (sy.6)

 Bu romanda beni büyüleyen ne var? Biliyor musun Raik, kitaptaki bütün şahsiyetlerin Virginia Woolf'un karakterinin farklı yönleri olduğu söylenir. Biz hepimiz aslında birden fazla kişiyiz Raik, biliyor musun? Sen ben hepimiz... Bende kaç Vicdan var ve sende kaç Raik... Sen bendeki Vicdan'ların kimisini dehşetle seviyorsun, ama bazısından pek de hoşlanmıyorsun belki de. Veya onların farkında değilsin. Şimdi, senin, sende bir tek ve mütecanis bir Raik'in mevcudiyetini ve bu adamın da bana sevdalı olduğunu şiddetle savunduğunu görür gibiyim. Ama ne malum?  (257).

Sonra sevgili Hayat İzlerim bloğunun yazarı Özlem'cim birkaç kitap yollamıştı bana veee ne göreyim içinden bir Erendiz Atasü kitabı daha çıkmaz mı?
Nasıl sevindim anlatamam. Çünkü şimdi ki hedefim yazarın diğer tüm kitaplarını okumak...
Bu kitap da bir dönem kitabı. Ve diğer kitapların da olduğu üzere kadınlar , kadın-erkek ilişkileri, sorular, ve farklı cümle kalıpları ile yazılmış bir roman.
İtiraf etmek gerekirse dili öyle çook sade değil. Yabancı kelime fazla kullanıyor diye düşünmeyin, tersine öz türkçe ile yazmış kitaplarını... Ama ağır ilerliyebiliyor....

Bu hafta bu iki kitabı bitirdim...
Sıra da Lale Ablanın vasıtası ile katılacağım kitap klubünün kitabı var. Kitap sayfa sayısı epey bir var, başlasam iyi olacak... Anca okur ve yorumlarım....


ERENDİZ ATASÜ

1947'de Ankara'da doğdu. 1968'de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Ayni fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997'de Farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı.
Feminist bilinçle kaleme aldığı öyküleri 1981'den bu yana, Sanat Edebiyat'81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde; edebiyat sorunları, kitaplar, kadın özgürlüğü, laik toplum ve Cumhuriyet devrimleri üzerine deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Papirüs gibi dergilerde, Cumhuriyet, Aydınlık gibi gazetelerde yayımlanmaktadır.
Atasü'nün dört romanı, altı öykü ve dört deneme kitabı ve çeşitli ödülleri vardır. Kimi öyküleri başka dillere çevrilmiş, İngiltere, ABD, Fransa, Almanya ve Hollanda'da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır.
DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ adlı romanı İngilizceye çevrilmiş ve İngiltere'de yayımlanmıştır. LANETLİLER Almancaya, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI Yunancaya çevrilip bu ülkelerde yayımlanmıştır.
Atasü'nün yapıtları içerdikleri kadınların öznel tarihi, Cumhuriyet devrimlerinin kadın bireyin gözüyle irdelenmesi, kadın erkek ilişkilerinin ve kadın cinselliğinin kadınlar tarafından kavramlaştırılması gibi izlekler ve sorunsallar açısından olduğu kadar, biçim özellikleri, dil ve imge örgüleri bakımından da çeşitli edebiyatçılar ve edebiyat bilimciler tarafından incelenmiştir.(*)

(*)http://www.erendizatasu.com

9.3.16

Julie&Julia Filmi, Erendiz Atasü ye dair....

 Dün gece Umay uyuyunca önce kitap okuyayım dedim, sonra film bakayım derken... Sinema kanallarını gezdim. Aaaa birde baktım ki Merly Streep'in filmi var. Hem yeni de başlamış... Kaçırmak olmazdı bu güzel filmi. Gece gece nasıl iyi geldi anlatamam.

Film Özeti

İki gerçek hikayeden yola çıkan film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan ve kendi zaman dilimlerinde benzer mücadeler vermiş olan iki kadının hikayesini merkez alıyor. Zaman ve mekan olarak ayrı olsalarda hayatları iç içe geçen bu iki kadın, bizlere tutku ve cesaretle herşeyin başarılabileceğini gösteriyor. Başrollerinde sinemanın yaşayan efsanelerinden Meryl Streep ve başarılı oyuncu Amy Adams'ın yer aldığı filmde komedi, dram, romantizm gibi farklı türler bir arada kullanılmış...
Oyunculuğu harika bir kadın.... Bazı insanlar özeldir ya işte bu kadında o özel insanlardan. :)
Filmin konusuna gelince; diplomat bir eşin karısıdır Julia. Ve birçok uğraş denedikten sonra kendini Fransız Mutfğı yemeklerine adar ve eşinin de desteği ile kitap çıkartmaya karar verir.
Valla filmi izlediktan sonra içimde ki yemek yapma özellikle de değişik tarifler deneme aşkı ortaya çıktı. Ne kadar sürer bu aşk ve ben ne kadarını uygularım bilemiyorum blog. :)
Konuyu dağıtmayayım efem; Julie kızımız da blog yazarıdır. Ve kendisinden yıllar önce yazılmış bu kitpatan yola çıkarak her gün bir tarif dener. Ve birebir tutar tarifler. Zati başka bir alana kaymak ister blog yazarımız. Hergün denediği yemekleri ve yaşadıklarını da bloğunda anlatır.
Aslında blog yazmak ne kadar önemliymiş değil mi a dostlar? Gerçekten de hiç tanımadığınız birinin hayatına dokunabiliyorsunuz yada siz başka bir blogda kendinize dair birşeyler buluyorsunuz.

Veee sonunda kızımız da ünlü bir yazar olur. Veee film gerçek bir hayat hikayesinden, kitaptan uyarlamadır.
İzlemeyeniniz varsa izleyin, çok keyif alacaksınız...

Bizim kız olur kendileri tanıştırayım. :)) Bütün kış kafasına şapka, eline eldiven takmışlığımız yoktur Allah sizi inandırsın :))) ama nedense çocukların genelinde olan bir şey sanırım; evin içinde böyle dolaştı bugün ve parka giderken de böyle gidicekmiş hanfendü... tabi ki annesi galip geldi efendim :))))
Sabah erken başladık biz güne; saat 06:30 da "anne kalk" diyerek başladık güne. 11:00 de uyuyunca da bana balkonda kahve kitap keyfi yapmak düştü tabi.... deymeyin keyfime böyle anlarda....

 Uaynıp da yemeğini de yiyince doğru parka gittik ve akşam üzeri 16:00 ya kadar parktaydık. Uzun zamandır gidemiyorduk parka. İyi ki gitmişiz dedim çünkü yavrum bir eğlendi bir eğlendi. Neydi sloganımız; çocuklar mutlu biz mutlu.
Eve gelipte yemeğimizi yiyip ta, banyomuzu da yapınca hoppp saat 19:15 gibi uyudu bizim kız. Hala da uyuyor; bana yaradı bu uyku da. Hem diğer blogları okudum hem de şuan kendi bloğumu yazıyorum. Sonrasında da çook severek okuduğum kitabıma dönücem. :)
Üsküdar Sahaf Festivalinden ikinci el olarak tamamen tesadüf eseri olarak aldığım ama reklamının iyi yapılmadığına üzüldüğüm bir kitap okuduğum.
 Aslında bir dönem kitabı. Ki yazarımız bol ödüllü kitaplar yazmış. Bir kadın olarak çok gurur duyduğum yazarlardan oldu artık kendisi.
Kitabımın bitmesine az kaldı. Detayları paylaşıcam sizinle. Burda satır arasında kalsın istemiyorum çünkü...
Hatta şöyle bir şey de oldu. Özlem'cim kitap gönderdi bana ve onların arasında yine Erendiz Atasü'ye ait bir kitap da var. Nasıl mutlu oldum anlatamam.
Bu arada Özlem'im tekrar teşekkür ederim kitapların için. Öpüyorum kocaman, mucks. :)
Böyle işte blog... bu gece benim için uzun. Gece bir de Gündem Ötesi programı var severek, ilgiyle takip ettiğim. Onun öncesi gidip yoğurdu mayalayıp, kitabıma gömüleyim ben.
Haydin kalın sağlıcakla.....