Ramazan Ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan Ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.6.17
İftar Sofarsı... J.J. Rosseau Söylev Kitabı Hak...
Bizim evde orucu bir ben birde bir ara kardeşim ile tutardık.
Annem hem tansiyon hastası olduğundan hem astımından dolayı tutmazdı. Biz öyle bilirdik en azından.
Ama yine de nedense ezan vakti soframız kurulur, babam muhakkak her akşam tatlı ile gelirdi eve.
Birde tabi iftarda ağırlanan misafirler olurdu.
Oldum olası çok severim kalabalık sofraları ve sofra hazırlamayı.
Ama öyle aceleye gelmeyecek eğer ben kuracaksam sofrayı. Yavaş yavaş herşey tam olarak hazırlamayı seviyorum.
Her ne kadar bazı günler hızlı olsa da kurduğum sofralar, nisafirim geleceği zaman hazırlanmayı sevenlerdenim.
Öyle mutfakta hamarat değilimdir, bildiğim yemeklerden kurarım soframı. Bu aralar değişik şeyler denemeyi istiyorum o ayrı :)
Bu ramazan ayı hep biz dışardaydık daha kısmet olmadı misafir ağırlamak.
Ama öyle keyifli oluyor ki sevdiklerinle masanın etrafında oturmak, yediğini paylaşmak, sohbet etmek....
Sofralarınız hep kalabalık olur İnşAllah daha doğrusu sevdiklerinizle kalabalık olsun...
Gelelim kitabıma; bu hafta bitirdiğim kitaplardan biri de;
Jean-Jacques Rousseau ait olan Bilimler Ve Sanatlar Üzerine Söylev
Tabi yazarın başka hiçbir kitabını okumadım o yüzden bu kitap ile başlangıç oldu.
Şöyle bir Geçmiş yaşamını okuyunca yoksul bir hayatı olmuş ve o yaşamı bilen biri olarak yazmış kitaplarını.
Hem hayatın da hem yazılarında "ahlak ve erdem" en önem verdiği bireysel özellikler.
O yüzdende bu kitabında da sanatın, ihtişamın, lüksün arttığı toplumlar da ahlaksızlık ve erdemsizliğin de artacağını bu yüzden de sorulan soruya cevabının "Hayır" olduğunu söylüyor.
6.6.16
Zorlu Digital Revolution sergisinden yansıyanlar...
Hoşgeldi şeref verdi Ramazan Ayı... Allah inanan, orucunu tutan, tutamayan, tutmak istemeyen, herkesin cümlemizin dualarını kabul eylesin...
Ben uzun yıllardır tutamayanlardanım... gebelikdi, doğumdu, emziriyorum derken... zaman geçiyor...
Ki maneviyatını, bana hissettirdiği enerjiyi çok seviyorum....
Evet hergün kendine özeldir ama gerçekten de öyle anlar vardır ki enerjileri başkadır... işte o enerjiden, ruhaniyetten faydalanmayı, nasiplenmeyi bilirsen "ne mutlu sana"....
Efenim dün Zorlu Digital Revolution Sergisine gittik... 1970'lerden başlayarak günümüze kadar olan teknolojinin kısa bir tarihçesi, sergisi vs.. diyebiliriz.... Gerçekten de çok şşırdığım bir iki şey oldu. Onun dışında ilk ataririyi, bilgisayarı, PC'yi, oyun kasalarını, giysileri ve ses efektlerini görmeniz mümkün.
Sergi de en çok dikkatimi çeken ve beni etkileyen iki oda ve 3D yazıcı ile yapılan objelerdi... Vallahi bazı teknolojik şeylere kafam basmıyor, yani ne bileyim "nasıl yapıyorlar, nasıl oluyor, u ne demek" diye diye eşimin kafasını şişiriyorum. Sağolsun oda bana örnekler vererek anlatıyor. :))))
Beni etkileyen odaya gelince de Bir karanlık oda var; içinde dev ekran, yan yana üç ayrı bölüm ve önünde
bir mürekkep havuzu. Birincisi "doğum", ikincisi " ölüm" ve üçüncü perde de " Yeniden Doğum" şeklinde adlandırılmış. Ekranın önüne geçip ellerinizi simetrik olarak
kaldırdığınız her seferde başka bir şey oluyor. Birinde vücudunuz
kuşlara dönüşerek yok oluyor, diğerinde kuşlar sizi yiyor, bir diğerinde
ise kanatlarınız oluyor. Kanatlanıp uçuyorsunuz. Üçü de -evet kuşların
yemesi dahil- o kadar güzel bir his ki; böyle teknolojik ve sanal bir
şeyin sizi o derece doğaya yakın hissettirmesine şaşabilirsiniz.Avrupa'nın
en değerli sanat merkezlerinden Barbican Centre'ın küratörü olduğu
sergi Londra, Stokholm ve Atina'nın ardından 12 Haziran'a kadar
İstanbul'da. Eğer fırsatınız olursa gidin....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















