James Joyce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
James Joyce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.3.24

Merhaba... Ulyssee ile

 Selam.... 

Uzun çok uzun bir aradan sonra "merhaba" demek de zormuş.  Hayatımızda çok şey oldu bu süreçte. Bizi üzen olaylar yanında sevindiren haberlerde oldu. Hayat böyle işte diyorum kendime. Bir sınavdayız ve her şey mümkün....

Ara ara girip sizleri okudum. 😊 Kendi okuduğum kitaolarj rutin bir şekilde Instagram'da paylaşınca burası biraz atıl kaldı sanki 🥺 oysa ki seviyorum bloğumu, yorumlarınızı, sizlerin paylaşımlarını. Sanırım bir döngüye girdim. Kırmak gerek... O zaman son okuduğum kitaplardan birini paylaşarak selam demiş olayım. 





Çooooooooooooook uzun zamandır #ulyesses okumak istiyor ama bir türlü kendime güvenmiyordum. 🙈 Ki çok seviyorum #jamesjoye 🤗

Özellikle kelimeler ile oyunlarını, ince esprilerini, hafiften laf dokundurmalari falan hep çok zekadan bence😊😉 

Neyse efenim, Ferda dedi ki; Gulsaaahhhh Serkan Hoca ve grubu "Ulyess" okuyacak gelsene. ( Tabiki arkadaşım biliyordu ne kadar çok okumayı istediğimi 🙈) Hadi dedim kacmaaaz bu fırsat, gruba katıldım. 


Öncesi "İlyada ve Odeyssa" okuduk. Joyce'un diğer kitaplarını okuduğum için yeterli idi benim için.  

Alt metni çok fazla olan bir kitap. Grupta ki arkadaşlarımı takdir ediyorum öyle detaylar yakalıyorlar ki.... Bizimlede paylaşıyorlar 🙏🏻 

Lakin yapı olarak bir kitabı öyle didik didik okuyunca yani ders kitabı gibi okuyunca keyif alamıyorum. O yüzden roman okur gibi didiklemeden okudum. Ve daha çok keyif aldım. 

Tabi bunda #fuatsevimay çevirisinin de etkisi var. Çünkü daha günümüze uygun çevirmiş. 

Ahhhh! Bazı yerleri okurken gülmeden edemedim. O ince zekâsı ile ince espriler, söylediği alttan alttan lafları bitirdi beni ya🙈😀

En çok hayran kaldığım şey ise; bir günü anlatıyor romanında ve o nasıl detaylar... Gerçekten de kendinizden pay biçin, bir günde karşılaştıklarınızla konuşmalarınız, evde bekleyen durumlar derken öyle oluyor ama bunu yazıya dökmek, arada geri dönüşlerle anlatmak, sonrası derken bir kez bir kez daha hayran kaldım zekâsına. Çünkü o dönemi düşünürsek, hz.google yok🙈 bu kadar ulaşım kolay değil bir çok şeye... Ve Joyce öyle bir sembol dili kullanmış ki. 

Açıkçası başlarken hızlı başlayıp sonra durağanlasıyor kitap, ama lütfen pes edip bırakmayın. O kelimelerin büyüsü ile devam edin. Evet sıkılabiliyorsunuz çünkü o anlatım üstünlüğünün gizemi bazen yoruyor ama değiyor da.


Not: Nette çok fazla kitap ile ilgili açıklama var. O yüzden ben kendi hissettiklerimi paylaşmak istedim.

İyi ki kitaplar

 var...✌🏻





19.1.22

Biraz bizden biraz kitaplardan.... :)

 Selam...... :)

Yeni yıl sonrası covid oldum/k. Aslında her şey güzel başlamıştı. :)

 Yeni yıl öncesi perşembe günü üşüttüğümü düşünüp, hafif bir kırgınlıkla yeni yılı karşılamıştık. Fakat 4.günün donunda tat ve koku gidince, bide üstüne hafif bir sırt ağrısı hissedince " ahanda ben covid oldum sanırım" dedim...... sonrası malum test ve pozitif. Koku kaybı sonrası ikinci gün koku ve tat geri geldi lakin beşinci gün test yaptırıp " negatif" sonucunu görene kadar yata odasında takıldım. Vallahi hiç yatağımdan bu kadar sıkılacağım aklıma gelmemişti ;))

Sonrasında Merter'de grip oldu gibi oldu ve o da pozitif cıktı. lakin onun daha uzun sürdü. 5.gün testi de pozitif cıktı, bu sefer onu kapattık odaya.

Nasıl zor geldi Umay'a dokunamamak, öpüp koklayamamak.....😒 neyse geçti bitti diyeyim. Sanırım biz Omicron olduk cünkü üşütme gibi gelip geçti.... 

bi on gün evdeydik ma aile, sonrası okullu okuluna ben de evde kahve kitap keyfime.

Bu sene yei yıl coşkusundan hiç bir şey anlamadım. Oysa ki çok severim yeni bir yılı karşılamayı.... Buna da şükür deyip başladık bakalım. 

Çok uzun zamandır grup okumalarına katılmıyordum. Sonra İnstagram'da severek takıp ettiğim Mine'nin paylaşımına denk geldim. Çok düşündüm ( aslında niye bu kadar düşündüm onu da anlamadım ama neyse) sonra kitaplara baktım ve "hadi bakalım" deyip katıldım. İyi ki de katılmışım. O kadar tatlı arkadaşlıklarım oldu ki... En önemlisi de aynı dili konuştuğum canım kadınlara çok teşekkür ederim. Çünkü ortak paylaşımlar olmadı mı sohbetde keyifli olmuyor.

Mesela bugün Proust toplantısı vardı. O kadar değişik bakış açıları ile dinledim ki Can'ım Proust'u, bir sürü kapılar açıldı zihnimde. Gelelim okuduğum kitaplara;

Caım Isabel Allende'mden okudum yine. "AŞKTAN VE GÖLGEDEN" tabiki çok beğendim yine. Sadece aşk yok... Yaşanan gerçeklerden yola çıkarak kurgulanmış bir hikaye var...Askeri bir diktatörlük ve sonrası yaşananlar, gizlice gömülenler ve sonrası....

AŞK VE POLİTİKA

Allende’nin Aşktan ve Gölgeden romanı ilk bakışta klasik bir aşk romanı gibi görünse de büyülü kurgusu ve yazarın sarsıcı sözcükleriyle ise aslında politikanın insanlara yaşattığı acının anlatıldığı, bıçak gibi keskin bir yapıt.

Roman, gazeteci Irene ile fotoğrafçı Francisco’nun üç bölüme yayılan çarpıcı öyküsünden oluşuyor. Irene gazeteciliğinin yanında annesi ile birlikte bir huzurevinin sahibi. Francisco ise İspanya İç Savaşı’ndan kaçıp bu ülkeye gelen kalabalık bir ailenin üyesi. Savaştan kaçan aile burada da darbeye yakalanıyor ve evi olarak gördükleri bu ülkede kaderin yazgısına razı oluyorlar.

Ayrıca huzurevi sakinleri, sirkte çalışan bir sanatçı, mucizeler gösteren bir kız, askerler, köylüler, hizmetçiler ve din adamlarının yer aldığı geniş karakter skalasıyla bir ülke panoraması sunuyor.

Irene ve Francisco, bir azize olarak görülen Evangelina ile röportaj yapmak üzere onun evine gidiyorlar. Bu sırada evi askerler basıyor. Böylece olay örgüsünün fitili ateşleniyor.

ÜLKEDE MAYALANAN KIZGINLIK

Ülkede siyasi yapı son derece kırılgan, her yerde polis ve asker var. Halk arasında muazzam bir uçurum söz konusu, çok zengin bir kesimin karşısında fiyatların artması ve ortalığı kasıp kavuran kıtlıkla birlikte hep mucize arayan insanlar sarmış dört bir yanı:

“Askerler gerçeğin üzerine sımsıkı bir kapak örtmüşlerdi, şimdi bu ülkede vahşi bir kızgınlık mayalanmaktaydı, kapak patladığı zaman da ortada bunu denetim altına alacak sayıda tank, asker olmayacaktı.”

Evangelina’nın askerlerce götürülüp kendisinden bir daha haber alınamamasıyla Irene ve Francisco için röportaj, bir polisiyeye / araştırmaya dönüşüyor. Ülkede sadece Evangelina değil yüzlerce kayıp olduğu ortaya çıkıyor.


"Erkeklerin ve kadınların errores'i olur-hataları, kabahatleri, günahları, faltas," İnsanoğlu kendi tasalarının tohumlarını eker ve yanıltıcı hayal gücünün yarattığı kayalarda tökezler, hayat zor ve zorludur....." der kitapta....
Yeraltı Edebiyatın da yazan bir yazar #jackkerouac normal de pek okuyamam ama yazarın "Yolda" kitabını çok merak ediyordum. Sonra #1yayınevi1kitap etkinliğinde bu ayın yayinevi Siren Yayınları olunca, başlangıç yapayım dedim.
Seveni olduğu kadar sevmeyeni de var kitabın. Başta anlatım tarzı garip gelmişti. Sonra biraz araştırınca, kitap daha anlamlı gelmeye başladı. Yazar dönemin Beat yazım tekniğini kullanan ve öncü olan yazarlarındanmış, hatta Proust, Joyce gibi yazarlarin da kendisinden etkilendiği yazıyor. 😊 Aşağıda biraz paylaştım. Bunu bilipte okuduğumda kitabın anlatmak istediği daha bir net oldu kafamda. 

🍂 🍁 🍁 🍂 🍁
Beat Kuşağı'nın ortaya çıkışı, sonu gelmeyen yolculuklara ve yer değiştirmelere dayanır.
Beat Kuşağı yazarları ve şairleri, alışıldık edebiyatçıların ötesinde bir kişiliğe sahiptiler. Onlar için edebiyat hareket halindeyken, yolda üretilen bir şeydi. İçlerinde bazıları ise bir şeyler yazmak yerine hayatlarını romanlara yaklaştırmayı tercih ettiler. Bir Beat gibi yaşayan Jim Morrison da 27'sine dek yapılabilecek her türlü çılgınlığı yaparak ölümü kucaklamayı seçer. Peki "yol" neden Beat Kuşağı için böylesine kutsal bir anlam kazanmıştır? Bunun birkaç nedeni vardır. Yol, sonu gelmeyen arayışın simgesidir ve Beat Kuşağının felsefi özü olan Zen, dinamik meditasyon yöntemleriyle bu anlamı bulma üzerine kuruludur. Oysa anlam bir hedef olamaz. Anlam arayışın kendisindedir. Bu coşku onları Kuzey Afrika'ya, Viyana'ya, İstanbul'a, Uzakdoğu'ya, Paris'e ve dünyanın en uç köşelerine dek götürür.


James Joyce'un yarı otobiyografik bu romanı, genç Stephen Dedalus'un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor....
🤴 Eğer daha önce hiç Joyce okumadıysanız "Sürgünler" ya da "Ben Deniz James Joyce" kitabıyla başlayın derim.
Bu kitabında din, aile, kendi yaşamak istediği hayat, şartlar ve sunulunlari çok iyi ifade etmiş Joyce....
Kaldı "Ulyess" bu kitap için çok heyecanlanıyorum ve çok da merak ediyorum... 😁
Fuat Bey'e de çevirisinden ötürü teşekküru borç bilirim 🙏🏻

10.7.20

Biraz Günlük Biraz Biten Kitaplar....

Yavaş yavaş normallesmeye başladık. Hala kapalı yerlerde tedirginligim devam ediyor. Eğer bir şey alacaksam hemen hedef odaklı gidip alıp,  çıkıyorum.....
Sanıyorum artık normalimiz bu.....
Yakın arkadaşlarımızla ufak ufak evde veya açık alanda, mesafemizi koruyarak buluşmaya başladık bir iki kez... Ama devamlı elimizi dezenfekte ettiğimizi fark etmek... İronik....
Zati iki laftan biri "aman sağlık olsunda, yine görüşürüz".... Dilimize plesenk oldu artık.......

Sıcaklar bastırdı,  birde günlük işler,  haller derken zor kitap okuyorum...birde üstüne gece erken uykum geliyor...bir dönem sabaha karşı yatan Gülo gitti,  erken yatan Gülo geldi. 😁




Okuduğum kitaplara gelirsek de....
Aslında" Dublinliler" kitabını 2018 yılında alıp okuyamayip, yarım bıraktığım bir kitap idi. Lakin James Joyce ile ilgili kitaplar okuyunca, hakkını vererek okumak farz oldu. :)
Öykülerden oluşan bir kitap. Ama sanki roman öykü gibi....
Yine yer yer sıkıldım. Tabi öykü severler sevecektir bence. 
Ammaaaa kullandığı terimler, cumleler ve bakış açısı ile Joyce beyni müthişmiş.... Verdiği örnekler bence o döneme göre cesurca... 
Özellikle anladığım kadarı ile duygular ve davranışlar çok önemli Joyce için.... Birde sürgün olduğu Dublin......
Bu kitap sonrası birde tek şiir kitabı olan "Oda Müziği" kitabını okudum. Şiirleri hem lirik hem düz yazı şeklinde. Sanki masal ya da destan anlatıyor...


Bir diğer kitabım okuma grubumuz ile okuduğumuz "Katalin Sokağı".....
Naptın be abla diyesim geliyor yazarın kitaplarını okuyunca, o kadar iyiler ki....herkes okusun istiyorum.... Bazı kitapların uzu  cümlelere ihtiyacı yoktur. Bu yazarın kitapları da öyle. Okumadığım tek bir kitabı kaldı....
Katalin Sokağında yaşananlara şahit oluyoruz.... Acıya,  birliğe,  yıkıma ve tekrar hayatta kalma mücadelesine... Bu arada unutulması diye devam.ettirilen geleneklere... Aşka...daha ne diyeyim alın okuyun.....

Yine uyku bastırdı... Yatayım ben...sabaha yolcuyuz Fethiye'ye.....

İyi geceler 😊


22.6.20

James Joyce ve Dante ve R. Gary...



Joyce'un Kızı'ndan sonra elimde olan yine James Joyce ait "SÜRGÜNLER" kitabını okudum.
Yazarın ilk ve tek tiyatro oyunu kitabı. Hatta bu kitabını,  Ulyess yazarken,  ara kitap olarak yazmış. Bu kitapla iyice anladım ki; Joyce kelimeleri ve kelimelerle oyunu seviyor. En büyük yetenekkerinden biride bu.
Bu oyun eserinde konu; bor süre kendini sürgüne gönderen yazarımız tekrar memleketi Dublin'e döner. Evli ve bir çocuğu vardır.
Yalnız aile ilişkileri biraz çarpıktır. Toplumsal ahlakı,  kişisel ahlakı sorguladığı analizler vardır kitapta. Ve hem karısının hem kendisinin aşığı vardır. Karı koca haberdardır bunlardan. Sonrası rahatsızlanmalari başlar bu durumdan.....
Kitabın arka kapağında bu eserin aynı zamanda otobiyografik özelliği de yapmaktadır... Özellikle Dublin'den gitmesi, bu yöreyi ara ara eleştirmesi sanırım.....
Birde iki  sene önce "Dublinler" kitabını okumuştum ama fark ettim ki sadece okumuşum. Şimdi ki aklımla daha bir farklı gözle okuyorum Joyce'u.... Sonrasında da "Ulyess" var
 Bu kitabını okumayı çoooook istiyorum. Hatta yazarın Türkçe'ye çevrilmiş tüm eserlerini okumak istiyorum.

📍📍📍

Sonrasında kitaplığımda olan ama zorlandığım için bıraktığım, Dante'ye ait olan "YENİ HAYAT" kitabını okudum.

Kısacık anlatı kitabı Yeni Hayat. Lirik şiir tadında,  aşkına dair anlatı. Ön sözü epey uzun. Hatta iyi ki öyle,  yoksa kitap havada kalırdı...
Kitap başlangıcında şöyle diyor;

Dante, büyük yapıtı “İlahi Komedya”yı hazırlayan kitabı “Yeni Hayat”ı 1292’de yazmaya başlamıştı. Beatrice ile tutkulu serüveninin izlerini taşıyan kitap, yazılış özellikleri nedeniyle modernlere de öncülük etmiş bir yapıya dayanır. İlk kez dilimize çevrilen “Yeni Hayat” klasik Avrupa edebiyatının temel metinleri arasında yer alıyor.

Ve ben Dante'nin tüm eserlerini okumak istiyorum.
Dante olsun,  Joyce olsun,  Yaşar Kemal olsun...bunlar başka gözle bakan beyinler...gerçekten de ön görüleri olduğuna inanıyorum....... Ve kıymetleri bilinmeli......
                   
                                  📍📍📍📍📍📍📍📍

Bu kitabı geçen seneden eklemiştim listeme... Sonra pdf olarak karşıma çıkınca okuyayım dedim.
Yüreğe dokunan bir hikayesi vardı.
10 yaşında ki Momo'nun ağzından anlatılıyor hikaye.... 
Hayat kadınlarının işlerine devam edebilmesi için,  çocuklarını Fransa'nın arka sokaklarında emanet ettikleri evlere dair yaşananlar....o çocukların yaşam mücadelesi....
Okurken içim darlandı, hayat neden adil değilsin diye çokca kendime sordum ❓ ❓ ❓
Madam Rose ve Arap kökenli Momo arasında ki ilişkiyi,  dostluğu ve çileyi...okumak acı versede...gerçekler bunlar......
Hatta yazar kendinden, olanlardan o akdar sıkılmışki başka bor isimle çıkartmış kitabını......

25.2.18

Dublinliler/ James Joyce ...


Kadıköy'e ödemeleri yapmak için indiğimde muhakkak kitapçıları da bi dolanıyorum. Sokaklarında da gezmek  rahatlatıyor beni. Kadıköy'ün değişik bir ruhaniyeti var....

Yapı Kredi Yayınları'na uğradım. O kadar uzun zamandır uğramıyordum ki... Kararlıyım önce elimde ki kitapları okuyup bitireceğim ondan sonra da dağınık bir şekilde değil, listemden okumak istediğim kitapları seçip okuyacağım...
Yalnız bu kitabı görünce dayanamayıp aldım.😸
Daha önce Macera Kitabım Bloğu yazarı Özlem'in tavsiyesi ile Moskava'da Yanlış Anlama kitabını almış, okumuş ve kalemine hayran kalmıştım.
Uzun zamandır da çevirisi yoktu yazarın. Bu kitabı görünce aldım hemen. İnce kitaplardan da ... elimde ki kitaba ara verip sakin bir kafa ile okuyacağım.

Yine geçen sene fuardan James Joyce'ın Dublinliler kitabını almıştım. Uzuznz amandır aklımdaydı okumak. Başladım ve.... biraz sıkılarak bitirdim kitabı.
Konusuna gelince;

 ↬↬↬↬ İrlanda'da geçen yaşam, doğum, dini yaşam biçim, yaşam mücadelesi... yarın kalemi güçlü ve okunması zor, durağan ilerleyen yer yer sıkan  bir kitaptı benim için.

Açıkcası beklediğimi tam olarak bulamadım kitapta.
Hemen karar vermemek için diğer kitaplarına da bakacağım.
Ki yorumlarda da epey yıldız toplamış bir kitap. Benim için doğru zaman değildi.
Ulysses'i okumayı çok istiyorum.
İntrnette biraz araştırma yaptım ve son sözü olarak "

"Ölmeden önce son sözü: “Kimse mi anlamadı?” olmuştur.

Bu hafta iki güzel film izledik evde, onları da bir sonra ki blog yazımda anlatayım.

İyi pazarlar. :)))