Philip Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Philip Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.5.20

Biten Kitaplarım...

Heyoooooooo 💃🏻💃🏻💃🏻💃🏻💃🏻
Nabersiniz? Bizde ve halleri üç aşağı beş yukarı aynı 😎
Balkon ve odalar arası tura katıldık. Henüz iyiyiz...  
Arada evin anası olarak boşluklarda ve geceleri kitaplarıma kaçıyorum. Eğer gündüz okumadıysam, muhakkak gece biraz daha geç yatıp, okuyorum 🙈
Geçtiğimiz hafta biten bir kitap #sinekazabı 
📌Daha önce hiç #eliascanetti okumadım. Başlangıç kitabım deneme türü olan bu kitap oldu.


Daha çok yazarın aforizmaları ve kendi beğendiği,  altını çizdiği cümlelerden, bakış açılarından oluşuyor kitap. Şöyle yapın çay, kahve ister sıralı ister rastgele bir bölümden başlayayın okumaya.....   Tabi genel itibari ile gerçekçi bir bakış açısı varmış anladığım kadarı ile. 
Aslında ben "KÖRLEŞME" kitabını okumak istiyorum. İndirimde idi bu kitabı, hadi başlangıç olsun alayım dedim. :)
Nette biraz bakınınca yazar için şöyle diyor;



Elias Canetti, modernist romancı, oyun yazarı, anı ve kurgusal olmayan düzyazı yazarı. Eserlerini Almanca yazan Canetti, "geniş bir bakış açısı, fikir zenginliği ve sanatsal güç ile işaretlenmiş yazıları için" 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.



Alıntılarımdan bazı cümleler....
📌📌📌📌
İnsan, elinden gelenin en iyisini boşu boşuna yapmış olduğunu hissettiği zaman nefret ettiği kadar bir daha asla nefret etmez kendisinden. İşte o zaman, sadece o zaman gerçekten ölmek ister.
📌📌📌📌📌
"İstediği şey hep oluyor,  ama dört ya da beş yıl sonra,  artık başka bir şey istiyor olduğunda..."


Diğer kitabım ise; ÖFKE / PHİLİP ROTH

Bir yerden başlamak istiyordum yazarın kitaplarına. YKY'ye inip kitap aldığımız dönemler de, orada görevli arkadaş bu kitabı önerdi. Bende bununla başladım. Anlatım dilini çok sevdim. Biraz hayatında da kesitler bulunuyormuş bu kitabında. Sanırım her dönem Yahudi olmak sıkıntılı ....
Okul döneminde sessiz, sakin, hani derler ya "ne etliye ne sütlüye karışır" cinsinden biri Marcus....
Bu durum aslında kendisi için pekde iyi olmuyor. Okul müdürünün dikkatini çekiyor ve asosyal olmakla ilgili görüşleri oluyor. Oysaki çocukcağız...ailesinden, yaşadığı çevreden idmanlı....ama her yerde böyle sanırım.... Biraz mahalle baskısı, aile baskısı, arkadaşlar arası zorbalık derken...birde savaş dönemi..  1951 Kore Savaşının ikinci yılı...
Her ne kadar çalışkan, itaatkâr biri olsada kimseye  yaranamıyor.. .En önemlisi düzenin özellikle gençleri nasılda acımasızca eleştirip, yönlendirdiğini, bazı gruplara mecbur katılması gerektiğini anlatan kitaplardan. Sırada diğer kitapları var.....

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

Bir diğer kitabımda;

"İNSANCIKLAR / DOSTOYEVSKİ"
Canım akadaşım Aylam önerdi. Bende listeme almıştım. Kitap dostluklarını çok seviyorum 😍
Nasılda gözümden kaçmış,  kısa ama dolu olan bu kitap.
Yazarın ilk kitaplarından. Gogol'un "Palto" sundan etkilendiği yazıyor sunuş özetinde. 
Bemzerlikler tabi. Lakin Dostoyevski'nin o insan analizleri ve duygularını aktarımı müthiş....
Acıklı bir hikaye; İnsancıklar....... Özellikle bir babanın dramı çok etkiledi beni, bir de  sırf yoksul oldukları için utanmaları, bir çok hareketi karşı tarafın yoksul insanlara yakıştımamaları...
Gerçekten de öyle değil midir? Parası biraz fazla olan karşısındakinden...davranışları nasılda karşı tarafı küçük düşrücü olabiliyor ya da kendini daha üstün görebiliyor bazı insanlar... Tabi bunda istisnalar meclis dışarı.

Özellikle Makar'ın Varvara'ya olan aşkı... kızın tembelliği ve hep bir şeylere bahane bulması biraz sinir etti beni.....

Arka kapak yazısı şöyle...

Yıl 1846’dır. Genç Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar’ı tamam­lar tamamlamaz ev arkadaşı yazar Grigoroviç’e okutur. Grigoro­viç o kadar heyecanlanır ki birkaç kez kalkıp Fyodor’un boy­nuna sarılmak ister; fakat arkadaşının aşırı duygu gösterilerinden hoşlanmadığını bildiği için yapmaz. Grigoroviç ertesi gün romanı yazar ve yayımcı Nekrasov’a götürür; kitaptan çok etkilenen Nekrasov da eleştirmen Belinski’ye... “Yeni Gogol doğdu!” der, Nekrasov daha kapı ağzında. Aynı günün akşamı, Belinski’ye tekrar uğradığında onu heyecan içinde bulur: “Nerede kaldınız? Nerede bu Dostoyevski’niz? Genç mi? Kaç yaşında? Hemen getirin bana onu!” 

Belinski’nin evine getirilen yirmi üç yaşındaki genç yazar, daha sonra orada olanları şöyle anlatacaktır: “Ve işte... beni onun yanına götürdüler. Belinski’yi birkaç yıl önce heyecanla okumuştum ama bana ürkütücü ve sert gelmişti ve benim İnsancıklar’ımla alay edecek, diye düşünüyordum. Beni çok saygılı ve ağırbaşlı bir şekilde karşıladı; ama daha bir dakika bile geçmeden her şey bambaşka oldu... Ateşli ateşli, alevli gözlerle konuşuyordu. ‘Siz kendiniz anlıyor musunuz?’ diyordu bana tekrar tekrar, alışkanlığı olduğu üzere bağırarak, ‘Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz?.. Bütün bu korkunç gerçeği, bizlere göstermiş olduğunuz bu gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok... Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız.’”

 









23.3.18

Shylock Operasyonu / Philip Roth

Bir ara "İnsan Lekesi" itabını çok görmüş ve okumak istemiştim. Meğersem aynı yazarmış.:)
Shylock Operasyonu anlatım dili olarak akıcı. Sadece yer yer tekrarlar olması biraz yavaşlatıyor biz okuyucuyu.

Onun dışında konusu itibari ile bile sürükleyici.
Özellikle siyasi tarafından bakmayan biri olarak daha çok okurken sırf Yahudi oldukları için sürülen, işkence gören ve gaz odalarına kapatılan insanlara içim çok cız etti/diyor.
Hala aklım almıyor nasıl yapabiliyorlar böyle şeyleri... fazla da anlamak istemiyorum doğrusu...

Kitap yazarın bir ön sözüyle açılıyor. İlk cümle şöyle: “Yasal nedenlerle bu kitaptaki bazı gerçekleri değiştirmek zorunda kaldım.”

Konusuna gelince;

Kitabın baş kahramanı yazar Philip Roth’un kendisi. Philip Roth, Amerikalı bir Yahudi, dünya çapında şöhretli, başarılı bir yazardır. Bir zaman önce sağlık sorunları yaşamış bunu takiben fiziksel ağrılarını azaltmak için kullandığı sakinleştirici ilaç  psikojenik bağımlılık ile birlikte yazarın ruhsal dengesi üzerinde olumsuz etkiler yapmıştır.
Kendisi Amerika’dayken, İsrail’de bir benzerinin, bir Nazi savaş suçlusunun Kudüs’te devam etmekte olan davasında boy gösterdiği bilgisini alır. Bu bilginin ikinci bir kişi tarafından teyit edilmesi üzerine İsrail’de yaşamakta olan bir başka Yahudi yazarla bir gazete adına röportaj yapmak üzere Kudüs’e gider.

Olaylar sonrasında gelişmeye başlar.  
Şöyle bir nette hayatına baktım da... aslında bence kendini toplumsal sorunlara adamış bir yazar..
Eğer tarihi gerçeklerle ilgili romanlar okumayı seviyorsanız bu roman tam size göre diyebilirim. Arka kapak yazısı şöyledir;

Kitap Hakkında

Shylock Operasyonu, aynı zamanda, aynı yerde, aynı kimlikte bir araya gelen iki ayrı Amerikalı Yahudi yazar Philip Roth’un hikâyesini anlatıyor. Ve onların birbirleriyle olan çatışmasını...Romanın ana karakteri Philip Roth gerçekte olduğu gibi başarılı bir yazardır ve yine gerçekte olduğu gibi, 1988 yılında tanınmış yazar Aharon Appelfeld’le görüşmek üzere İsrail’e gider. Aynı tarihlerde Philip Roth adında ve kendisini ünlü bir yazar olarak tanıtan bir başkası da İsrail’de birtakım karanlık ilişkilere girip çıkmaktadır. Yazarın Pipik adını taktığı bu ikinci Philip Roth’a göre, Yahudi sorununun yegâne çözümü, Yahudilerin Arap tehdidinin hiçbir zaman kalkmayacağı İsrail’i terk edip Avrupa’ya dönmesidir. Şayet Yahudiler bunu başarabilirlerse, Avrupalılar sevinç içinde, “Yaşasın, Yahudilerimiz geri döndü!” diye haykırıp onları bağırlarına basacaktır. Yahudi sorununun nihai çözümü de budur! Amerikalı yazar Philip Roth’un romanları içinde Shylock Operasyonu en deneysel olanıdır. PEN/Faulkner Ödülü’nü de alan bu roman beklentileri hızla yükseltiyor ama hemen ardından bizi yine başladığımız noktaya getiriyor. Shylock Operasyonu’nda, gerçek karakterlerle hayali olanlar, gerçek olaylarla yazarın başından geçtiği iddia edilen olaylar iç içe geçmiş bir kurguyla anlatılıyor. Yazarın sürükleyici dili sayesinde kendinizi inanılmaz bir maceranın ortasında buluyor ve aynı zamanda roman boyunca Yahudi diyasporası, Siyonizm, antisemitizm, Filistin hakkında düşünmeye başlıyorsunuz.
 

Philip Milton Roth (doğum 19 Mart 1933, New Jersey, ABD) Amerikalı yazar. Kitaplarında çoğunlukla Yahudi karakterler ve anti-Semitizm konularını işlemesiyle tanınır.
1959 roman Goodbye, Columbus, ona bir Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandı. 1969 yılında tartışmalı Portnoy, Şikayet yayınlanması ile büyük bir şöhret kazanmıştır. Yahudi-Amerikan yaşamının bir saygısız ve esprili bir portre ile ün kazandı mizahi ve cinsellik ile dolu “bir şehvet dolu, anne bağımlısı genç bir Yahudi lisans,” psikanalitik monolog “samimi, utanç verici bir ayrıntı, kaba, küfürlü dil.”
Roth bu yana kendi kuşağının en saygın yazarlarından biri haline gelmiştir: kitabı iki kez Ulusal Kitap Ödülü, iki kez Ulusal Kitap Eleştirmenleri ödülünü, üç kez PEN / Faulkner Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır.
O, onun en iyi bilinen karakter Nathan Zuckerman, Roth’un romanlarının diğer pek çok konu özellikli onun 1997 romanı American Pastoral, Pulitzer Ödülü aldı. Onun 2001 romanı The Human Stain, bir başka Zuckerman roman, İngiltere için yılın en iyi kitap WH Smith Edebiyat Ödülü’nü layık görüldü. Onun kurgusu, Newark, New Jersey, sık sık yoğun otobiyografik karakter için, felsefi ve resmen “, esnek, ustaca tarzı” için, gerçeklik ve kurgu arasındaki ayrım bulanıklık ve Yahudi ve Amerikan kimliğinin kışkırtıcı keşifler için bilinir.
Başlıca Eserleri
  • Güle Güle Columbus (1959)
  • Portnoy’un Feryadı (1969)
  • Bir İnsan Olarak Hayatım (1974)
  • Pastoral Amerika (1997)
  • Herkes (2006)
  • Aldatma
  • Nemesis
  • Bir Komünistle Evlendim
  • Sokaktaki Adam
  • Öfke