Tolkien etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tolkien etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.12.18

Günlük Haller/ Biten Kitaplar...

Selam. İyi haftalar hepimize.

Geçtiğimiz hafta kız.grip olmuş üç güne atlatmıştı. Sonrası malum ben oldum.
Bu sefer kemik ağrısı yanında "sesimi kaybettim hükümsüzdür" modundayım
Hatta hâlâ da öyleyim. Dün akşam babamın doğum günü vesilesi ile kardeşime gittik. Az bişey viski içirdiler zorla 😬😊 "iç bak iyi gelecek dedi ma aile"



Bende azcık içtim  içim ve boğazım yandı lakin yarım sonrası sesim geldi.... Valla şaştım. Dedim bileydim önceden içerdim 😁
Bugün daha iyitm en azından az da olsa sesim çıkıyor derdimi anlatıyorum

Ve Aralık ayının da sonuna geldik  Her sene liste yapardım ama bu sene dırt çıktım  Liste falan yapmadım hâlâ
 🎄 Yeni yıl kartları yazdım postalanacak
🎄 Elimde ki kitapları bitirdim ve resmen kitabım kalmadı. Ay ben bi mutlu bi mutlu  Artık listelediğim kitapları alabileceğim  😊


Bitirdiğim kitaplara gelirsem; bu ay güzel kitaplar okudum.

📚


 KÖRLÜK/JOSE SARAMAGO

Daha önce yazarın "Kabil" kitabını okumuş ve hayal gücüne, betimlemelerini beğenmiş fakat dini konuları ti-ye alması beni biraz rahatsız etmişti.
Evet Habil Ve Kabil'i anlatırken verdiği örnekler vs. çok iyiydi. Bu biraz da inancıma ilgi.
Bu kitabın da yazar birden kör olan insanların yaşamlarından yola çıkarak anlatıyor  Başta saçma gibi gelse de okudukça, bakış açısı  kurduğu cümleler ve verdiği örneklerle sizi içine alıyor kitap
Özellikle insanların toplu haldeyken nasıl sürü psikolojisine dahil olduğunu,  bir olay başımıza gelince nasıl da değiştiğimizi vs anlatmış. Tabi etkileşimler, toplumsal kaygılar  devlet politikası derken sizde sorgulamaya başlıyorsunuz.
🖋
Kitap da tek rahatsız eden ve yorucu olan; düz yazı ile yazılması ve hiç bir noktalama işaretinin olmaması. Bir de yazar hiç karakterine isim vermeden anlatıyorum  Bu onun tarzı ne diyelim 😊

 Diğer kitabım; SADAKO/ Eleanor Coerr 

Arka kapak yazısı öyle güzel özetlemiş ki..... Kısacık 72 sayfalık bir kitap ama size öyle çok şey anlatıyor ki.... 

Sadako Sasaki... Hiroşimalı binlerce küçük kızdan biri. 1945'te iki yaşındaymış. Yaralanmamış, hastalanmamış. Okuluna gidiyormuş güzel güzel. Yıllar geçmiş. Sadako, kentinin her gün biraz daha düzeldiğini, yeni yapılar yapıldığını görmüş. On iki yaşındayken birden hastalanmış. Radyasyonun vücutta yarattığı onulmaz bir hastalıkmış bu. Doktorlar, uzmanlar incelemişler, kurtuluş olmadığını anlamışlar. On ikisindeki Sadako ölecek!.. Kendi de biliyor bunu! Ama Japon geleneğine göre kağıttan bir turna kuşu yapan kişinin dileği muhakkak gerçekleşir. Sadako'ya oyalanması için bu inancı veriyor çevresi. Mektuplar alıyor bu konuda. Sadako, hasta yatağında başlıyor kağıttan turnalar yapmaya. Çok uğraştım ben, yapamadım o kuşları. Bir, iki, üç kez katlıyorsun, kıvırıyorsun, derken bir turna çıkıyor ortaya. Sadako günlerce uğraşmış, yüz, iki yüz, beş yüz, altı yüz, tam altı yüz kırk dört ağıt turna yapmış. Onlar birbirine bağlanıyor ince ipliklerle, metrelerce uzayan bir kuş dizisi çıkıyor ortaya. Sadako Sasaki bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını umut ederek, gece gündüz kağıttan kuşlar yapması geliyor gözümün önüne, 644'üncünün bitişi 645'inciye başlayamamak ve çekip gitmek şu hem güzel, hem çirkin, hem yüce, hem aşağılık dünyadan... (OKTAY AKBAL)


📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚



  ŞEYTAN'NIN GÜNLÜĞÜ/ LEONİD ANDREYEV

Kadıköy'e inince muhakkak İşKültür Yayınları'na uğrarım  😊 Özellikle orada ki çalışanlar da iyi bir okur olunca sohbet de keyifli oluyor.
Bu kitabı da onların önerisi ile aldım.
👿 Aslında eski bir yazar fakat Türkçe' ye Ekim 2018 tarihinde çevrilmiş. Rus Edebiyatının iyilerinden diye geçiyormuş..
Konusuna gelince de...
Şeytan bir gün sıkılır ve insan kılığında yeryüzüne iner.
Öyle insanlarla karşılaşır ki kendi bile şaşırır ve gaflete düşer.
Baktığımızda da öyle değil midir!

Macera ve eğlence peşinde koşarken insanda içkin özelliklerle; açgözlülük, gaddarlık, kurnazlık ve ikiyüzlülükle tanışır. İnsanın Şeytan’a “pabucunu ters giydiren” türlü hile ve düzeniyle kandırılır, aşağılanır, alaylara maruz kalır ve servetinden olur. Şeytan’ın bile saf ve temiz kaldığı bu karanlık dünya tasavvurunun barındırdığı keskin yergiden Batı uygarlığı ve Katolik Kilisesi’nin temsil ettiği ruhban sınıfı da nasibini alır.
Ve insa oğlu şeytana bile pabucunu ters giydirir ...... 😬😁😁
Evet biraz ironik ama doğru değil mi? Hepimiz tanımışızdır böyle kişikliker .... 
Anlatım dilini beğendiğim yazarlardan oldular kendileri  😊


Son olarak TOLKİEN MİRASI BİLEMEZSİN kitabını okudum 
Kitaplar yazarın anısına yeniden aslına sadık kalarak ve bayağı bir geniş ön yazıları ile basılmış ve özel set olarak satışa sunulmuş.
Eşim aslında hayranı ve o almıştı.
Bem Yüzüklerin Efendisi filminin hayranıyım ve defalarca seyredebilirim.

Kitaplarını da daha doğrusu masal hikayelerini de sevdim. Aynı zamanda ilizyonlarla da anlatılmış 
Yazar aslında çocuklarına önce anlattığı masallardan yola çıkmış..
Okırken bşr kez daha hayal gücüne hayran kaldım  Gerçekten de herkese mahsus değildir böyle düşler ayrı bir kafa istiyor bence. 😊

Ve o kafa da yazar da ileri seviye. Okurken bunları hissettim..
Masal diyorum ama masaldan da öte... Büyüklere masallar tarzında. Yüzüklerin Efendisinin ön kitapları diyebiliriz bu seriye.... Şimdi bazı sahneler ve kişilikler daha bir oturdu kafam da.


İşte böyle. Şimdi de Sineklerin Tanrısı kitabına başladım.
Si nasılsınız?

15.1.14

33.hafta geride kalırken.... Filmler, kitaplar, ben... :)

Veee 33.haftaya başladık kızımızla. Artık göbüş büyüdü. Yavaş yavaş bel ağrılarım da oluyor. Fazla ayakta kalırsam yada çook uzun yürürsem sırtım ve belim ağrıyor.
Onun dışında iyiyim ama. Gezmeden geri kalmıyorum :)))
Kızımınhareketleri dışardan da gözüküyor. Bazen öyle bir vuruyor ki; noluyoruz diyorum. Tabi tahmin edersiniz ki bana ve babamıza harika geliyor bu tekmeler. Hep oynasın, kendini belli etsin istiyoruz.
En büyük duam kızımızın gelmesi gerektiği zamanda doğması; birde normal doğum yapmak.

Bu arada eksiklerimiz tamamlandı. Odası artık hazır kızımızın. Yatağını aldık, gardıropunu yaptırdık, lambası, lambederi tamam. Hediye olarak sallanan sandalyem de yapılıyor. Yere halı almayı düşünmüyorum. Çünkü direk toz yuvası oluyor halılar. En azından yaşına kadar bazı şeylere çok dikkat etmek gerekir. Genel düşüncem olarak çok pimpirikli olmak istemiyorum. Her şey sade ve basit olsun istiyorum.
Çamaşırları yıkandı, geriye ütü işi kaldı. Birde hastane çantası hazırlıycam/z. 

Bu durumun dışanda havalar güzel olunca hep dıaşrılara atıyoruz kendimizi. Arada film izlemeyi de ihmal etmiyoruz tabikisi de:)





 Yılın biten ilk kitabı "Hobbit Ve Felsefe". Dalında uzman 3 yazarın Tolkien'in yaşamından, öğretim hayatından ve kitaplarından yola çıkarak hazırladıkları bir kitap. Bu kitap sayesinde aslında Yüzüklerin Efendisinde bolcana geçen yürümenin, dağların, altının, yüzüğün ve diğer birçok karakterin neye dayandırılarak yaratıldığına ve hangi felsefeyi benimsediğine şayit oluyorsunuz. Tabi aynı zamanda diğer felsefe akımına öncülük etmiş filozofların da düşüncelerine ve yorumlarına yer verilmiş. Eğer yazarı ve felsefeyi seviyorsanız okuyun derim.
 Geçen sene gösterimde olan filmi bu sene izledik. :)
Görsellik güzeldi. Birde bir insanın aşkı uğruna, hırsı ve zenginlik uğruna neler yapabileceğini gördük.
Fena değildi bence. Çoook iyiydi diyemeyeceğim.
Bu film enteresandı. Hiç ünlü oyuncusu olmadan konusu olarak harikaydı.  2012 yapımı ve IMBD den 6.4 puan almış.
20'li yaşlarında evli ama parasız, mutlu bir çift vardır. Kızın antikacı dükkanında bulduğu ve hayran kaldığı çaydanlığı çalması ile olaylar başlar. Bu çaydanlık sihirlidir ve kendinize zarar verdikçe içinden para çıkar.
Para hırsının kişilere neler yaptırabileceğini anlatan sıkmayan bir filmdi.


Bizde böyle blogdaşlar. Hayat bu aralar benim için tekdüze geçmekte. Yaklaşık 46 gün sonra hareketlenecek :)))))

Hepinize keyifli günler olsunnnnn :)