Kitaplığım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplığım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.2.26

Okuduğum Kitaplar... Ocak ayı özeti

 Selâmlar. Yoğun, gri, yağmurlu bir haftayı sokaklarda geçirmiş biri olarak diyorum ki; böyle havalarda evde oturmayı özledim yahu ☺️

Bu hafta eşimin okulunda toplantılar olunca kızçeyi almak bana düştü. Bir bakıyorum sabah, bir bakıyorum okul çıkış saati. O arada okula gitmişken arkadaslarla kahve içiyoruz, eve dön yemek derken akşam olmuş. Bu sene listeler yazmadım ama aklıma mottolar, manifestler yazmıştım. Onlardan  biride daha çok hareket ve sokağa çıkmaktı. Bıraksanız bütün haftayı evde, kahve, kitap, müzik üçlüsü ile geçirebilirim ☺️ bu yüzden en ufak bir şeyde sokağa atıyorum kendimi. Canım çıkmak istemese bile çıkıyorum. Sonrada; iyi ki çıkmışım diyorum :)


yeni bir diziye sardım izlemesi keyifli. Netflix dizisi " Younger" 


40'lı yaşlarında olan kızımız iş arar fakat bukamaz. Yaşını 26 olarak söyler ve yayınevinde çalışmaya başlar. Olaylar da bundan sonra başlıyor.komik, eğlenceli ve düşündürücü bir dizi. Bölümler de 20'şer dakikalık.

Okuduğum kitaplara gelince de;



Kitap bitince insanın içinde tuhaf bir sakinlik bırakıyor...

Benim için kitap; ustalık, ölçülülük ve gösterişsiz güç üzerineydi. Kahramanlık bağırmıyor, felsefe nutuk atmıyor; her şey “olması gerektiği kadar”. Doğu estetiğiyle Batı aksiyonu arasındaki o soğuk denge çok etkileyici. Bir de şu fikir hoşuma gider: En zor şey, zirvede sakin kalabilmek.


. Kahramanlık bir poz değil, bir hâl. Okurken hızdan çok dengeye, sonuçtan çok duruşa odaklanıyor insan. Bitirdiğimde kalan şey aksiyon değil; sakinlikti.


Şibumi’nin felsefesi çok derindi. Tam anladım mı emin değilim. Sindirmek, durmak ve belki bir gün tekrar okumak gerek. Bazı kitaplar hemen açılmaz; bekler.

Felsefesi derin, hatta biraz ketum. Şibumi’yi okudum ama bitti diyemem. Kitapta geçen tanımı;  

Şibumi, gösterişten tamamen arınmış bir mükemmellik hâlidir.

Çaba görünmez, ustalık bağırmaz. Etkilemek gibi bir derdi yoktur ama yine de derinden etkiler. Basit, sade, doğal ve sessizdir; tam da bu yüzden güçlüdür. Fazlalık yoktur, iddia yoktur. Sadece olması gerektiği gibi olmak vardır.

"Şibumi; gösterişsiz bir ustalık, sessiz bir derinliktir." 


Aslında böyle okuyunca ne kadar sade, basit gibi okunuyor ama öyle değilmiş..... Okudukça,. okudukça fark ediliyor...




"Bir çocuğun babası olduğunuzda, o çocuğu büyüttüğünüzde-yani büyüdükleri sırada orada bulunmanız anlamında söylüyorum bunu çünkü ben onları büyüten şeyin daha çok hayat olduğuna inandım - bunun onları anlamanızı sağlayacağını, aranızda kendiliğinden bir bağlantı kurulacağını düşünürsünüz.......
....." ( Sayfa: 29)


Çok uzun zamandır seri kitap almıyordum. Bunu Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları değiştirdi ☺️ #çağdaşdünyaedebiyatıdizisi her çıkan kitabını okumaya başlamadan bile almaya başladım:)) 
Yılın son ayi Ferda ile konuşurken, onda da bu seriden vardı ve bu sene başlayalım dedik. Veee Ocak ayında serinin ilk kitabı ile bizi kalbimizden vurdu. #bilinmeyenülkedeyolculuk bir anlatı bir nevi. İçsel huzurluklar, aile içi acının ruhumuzu nasılda üzdüğünü, bazen konuşmanın iyi geldiği bazende sessizliklerin.... Ve o içeride olan sırlar... Kimselere anlatılamayan duygular.... Bir babanın oğluna bir nevi ağıtı gibiydi.... 
İyileşme sürecinde yaşanacakları çok iyi anlatmış yazar 👏🏻 epeydir İrlanda Edebiyatı'nq denk geliyorum ve onların olaylara bakış açıları ile bizimkilerin çok yakın hissediyorum... 
Kitaptaki hayal kırıklığı çok üzücüydü. Baba olarak baba-cocuk ilişkisini ele alışı, yorumlaması, anne baba arasındaki ilişkiyi de çok iyi anlatmış. Öyle cümleler vardi ki... Kitap sakin ve derinden akan bir kitap oldu. Hâlâ okumadıysanız ekleyin diyeceğim bir kitap oldu... 






Okurken böyle böyle notlar almışım. Kitabı çok sevdim. Aslında yazarın her kitabı bu kadar kolay ve akıcı okunmuyor, o yüzden bu kitap harika bir tanışma kitabı. 


Kaydetmeyi unutmayın. Sizde hangi kapılar açılacak okurken? 


Yazarın güçlü bir entelektüel arka planı var ama asıl mesele bilgi göstermek değil. Kitap, bilginin insanı özgürleştirip özgürleştirmediğini sorguluyor. Çok bilmek mi önemli, yoksa anlamak mı? Bu ayrım metnin alt katmanında sürekli dolaşıyor.


İnsan tek başına olgunlaşmıyor. Tekâmül, karşılaşmalarla oluyor. Bazen bir insanla, bazen bir fikirle, bazen bir kitapla… Ve her karşılaşma aslında bir eşik. Ya büyüyorsun ya direniyorsun.

Felsefi olarak bu, biraz kader–irade dengesine dokunuyor.

Karşımıza çıkan insanlar tesadüf mü, yoksa içsel ihtiyacımızın bir yansıması mı? Tekâmül sürecinde karşımıza çıkan kişiler çoğu zaman bizi rahatlatan değil, sarsan kişiler oluyor. Çünkü dönüşüm konforla değil, yüzleşmeyle geliyor.Tekâmül doğrusal bir ilerleme değil. Düşüşler de sürecin parçası. Yazarın bunu sezdirme biçimi çok kıymetli. Olgunlaşma bazen kayıpla, bazen hayal kırıklığıyla, bazen yalnızlıkla mümkün oluyor.


 kitap bana şu soruyu bıraktı:

“Benim hayatımdaki karşılaşmalar beni nereye doğru dönüştürüyor?”



Bazı karşılaşmalar tesadüf değildir.

Ruhun, ihtiyacı olan dersi çağırır.

Bir insan çıkar karşına;

sarsar, aynanı tutar, kaçtığın yerleri gösterir.

O an anlarsın ki tekâmül, huzurlu sularda değil,

dalgaların içinde olur.

Her yüzleşme bir eşiktir.

Ya eski hâlinde kalırsın

ya da kendinin bir üst versiyonuna doğru yürürsün.

‘Kitap’ın Yolcuları’ bana şunu fısıldadı:

Olgunlaşmak, başımıza gelenleri değil,

onlarla kim olduğumuzu seçmektir.”


.... Doğru sıralama yapılmazsa bu bir çözüm değildi. Mağdurun ümitsizliği, üzüntüsü ve öfkesi kabul görmeden önce ihanet eden kişi suçu kabulü yüzünden övülmemeliydi. Bu kabulün yokluğunda pişmanlık yere bir taş gibi düşerdi. 


Bir aile portesi... İçeride yaşanan travmalar, susmalar, gözden gelmeler ve olayı yaşayan çocuğa yapılan sessiz baskı.... Bu kadar iyi anlatılırdı.... Konu #miras olunca, çok da kardeş olunca ve iletişimde olmayınca zor bir süreç sanıyorum "miras" 

Aslında konu burada paradan çok bir kızın yaşadığı olaylar... Ne yazık ki ailemizi seçemiyoruz, ne yazık ki her kadın, her kardeş güçlü olamıyor... Herkes gerçeklerle yüzleşmek istemiyor.... 

Hikaye, anlatılanlar çok ağır... Eğer hâlâ benim gibi okumadiysaniz listeye ekleyin derim.... 

Bu kitabı Sevgili Zelişim ve Tuba ile okuduk. İyi ki kitaplar var✌🏻☑️📖


Böyle işte. Ocak ayının özeti böyle.☺️ 



 






16.1.26

Çocuk ve Seiobo, Orada, Aşağıdaydı

 

Günaydın. Yarı yıl tatili geldi çattı. İyi dinlenmeler çocuklara ve bizlere ☺️🪷


"O hatırlamadığımız çocukluk yıllarımızı anne babalarımız da hatırlamıyor, doğa neden böyle yapmış, ilk yılları neden gizli kılmış? Çocuk başkaları için bir giz, çocuk kendisi için bile bir giz " 



Yazardan okuduğum üçüncü kitap bu. Diğer kitabı gibi bu kitap da biraz melankolik, depresif ve ara ara da Ümit vaat eden cümlelerle anlatılan bir hayat.... Ve çok gerçekçi... Kimseye söylemediğimiz, ama yer yer içimizden, aklımızdan geçirdiğimiz, fark ettiğimiz, düştüğümüz, kalktığımız, tanıklık ettiğimiz yaşama dair bir novella....


Özellikle anneliğe dair öyle cümleleri vardı ki...bazı yerlerde hak.vermemek imkânsız..ki böyle düşününce o zamanlar üzüldüğünüz, rahatsız olduğunuz duyguları yaşayan başka birinden dinlemek, okumak rahatlatıcı....

Eğer bu tarz seviyorsanız, listeye ekleyin derim.

Jaguar Yayınlarını seviyorum, yine güzel ve akıcı bir çeviri ile bizi buluşturdular. 

#gulsahinkitapligi #kjerstiskomsvold 



Seiobo Orada Aşağıdaydı – László Krasznahorkai

“Postmodern yazara göre hayat bir oyundur.

Roman da bu oyunun ta kendisidir.”

Bu metin bana şunu düşündürdü: Seiobo, okuru güvenli bir anlatının içine almıyor. Zaman akmıyor; dağınık, kırık ve parçalı bir şekilde duruyor. Olaydan çok algıya, sonuçtan çok bakışa odaklanan bir metinle karşı karşıyayız.

Postmodern dünyada tek bir anlam yok.

Okur sayısı kadar yorum, bakış açısı kadar gerçeklik var. Krasznahorkai de bunu bilerek yazıyor; hedef kitleyi daraltmıyor ama metni “kolay” da kılmıyor.

“Kurtuluş vaat etmez roman;

ama dibine çekerek rahatlatır.”

Bu cümle benim için kitabın özeti gibi. Karanlığın içinden bakılan bir arayış bu. Umut vermiyor belki ama samimi. Zorlayıcı ama hakiki. Okuru rahatsız ederek düşünmeye çağıran metinlerden. Şunu da belirtmeden gecemiycem, herkesin seveceği, anlamlandırma ağı romanlardan  biri değil. Özellikle bu kitapla değilde diğer kitapları ile yazarı okumaya başlamak daha iyi olacaktır. Grup okuması olmasa bu kitap, bu kadar anlayarak okur umudum bilemiyorum... Bazı arkadaşlarımız sanat tarihine çok ilgiliydi ve bizi zaman zaman kitapta bahsi geçen sanat, sanatçı ve resimler hakkında bilgilendirdi. Böylece her bir öykü yerine oturdu.

📍 Karanlığın içinden bakınca görülen şey, bazen aydınlıktan daha gerçektir.

14.1.26

Yılın son kitabı, Retorik


. 🍂📖


 


Yılı #retorik kitabı ile kapattık.
      Retorik: Söz söyleme sanatı demek.
Kitap bir nevi uzun açıklamalar ve örneklerle başarılı bir söylevin nasıl hazırlanacağını anlatır. Gerçektende hitabet bir sanattir ve kişinin hele de duygularının farkında olup, onu sanata dönüştürmek bambaşka bir olay.... Sohbet sırasında ortak bir düşüncemizde; insanın olduğu her dönem bazı şeyler değişmiyor. Çok az insan değişime açık. İnşallah bizde o farkındalığı olan ve defisime açık olanlardan olalım...
         Altını çizdiğim çok cümle oldu.... Her ne kadar söz söyleme sanatida olsa verdiği örnekler, durumlar üzerinde yaptığı açıklamalar çok ileride döneminin.....

Kitaptan kalan; sözün potansiyel bir gücü vardır . Ve retorik bize bunu nasıl ortaya çıkaracağımızı hatırlatıyor...
Son olarak her duyguyu ve davranışı öyle bir incelmiş ve anlatmış ki #aristoteles zekasına ve gözlemlerine hayran kalmamak mümkün değil.  Başlarda biraz okurken sıkıldım, bildik şeyler desende okudukça anladım/ k ki öyle değil kitap. Eğer başlayacak olursanız, mutlaka bırakmadan okuyun derim. 

15.12.25

Son dönem okuduklarım...

 Selâmlar, son dönemlerde okuduğum kitapların yorumlarını bırakmak istiyorum bloğumada. ☺️


"Zaman kördür, insansa ahmaktır. "


"Notre Dame'in Kamburu" aslına bakarsanız bildik bir hikâye. Yıllarca çizgi filmi olsun, filme uyarlaması olsun izledik.... Fakat okumak başka. Özellikle o alt detaylar çok ince işlenmiş.... 

Viktor Hugo detayları seven bir yazar, bu kitapta da Paris'e dair, sokaklarına, kilisesine, toplumsal davranışlara kadar o kadar çok detay ve betimleme var ki anlatamam... Yer yer özellikle ilk bir kaç kitaplık bölümde, Paris'i anlattığı kısımlarda çok sıkıldım. Çünkü bahsettiği hiçbir sokağı bilmiyorum ve o uzun anlatımları okumak bana iyi gelmedi 🙈 sonra hikâyenin başladığı kısma gelince 'oh be' dedim. :))


Konuyu biliyorsunuz, kitaba başlarken on sözünde der ki; yazar kiliseyi gezerken, duvarda" KADER" yazısına denk gelir ve o kelimeden o kadar etkilenir ki; bu kitap, o sözcük vesilesi ile yazıldı....

     Özellikle "ayaklanma" bölümü muhteşemdi.... Kitapta yok yoktu; özellikle din ve toplum üzerinden yürütülen olaylar, iç dünyamızın karanlık yönlerinin açığa çıkartılması olayları dil zenginliği açısından betimlerle harmanlanmış.... Dış görünüşü yüzünden hâlâ dışlananlarin olduğunu bilmek üzücü..... Okurken Esmeralda'ya çok üzüldüm... İşte burada "Kader" olgusundan ne demek istediğini anlıyorsunuz...


Özellikle sonuna hayran kaldım. Tabiki yazmıyorum çünkü spoiler vermeden dile getirmek zor...

Geriye serinin son kitabı "SEFİLLER" kaldı.... Bakalım bu kitapta bizi neler bekliyor...




#AgustinaBazterrica


İnsanlığın barbarlığını sorgulatıyor "Leziz Kadavralar" herkes okuyabilir mi emin değilim! Konusu itibari ile başta itici geliyor, sonuçta bir distopik Dünya ve insan etinden bahsediliyor. Yalnız bahderken insan eti olarak değil de hayvan eti olarak geçiyor ve resmen bizim hayvanlara baktığımız, uyguladığımız şekillerde yazılmış. Bilmeseniz konuyu, hayvan mezbaasından bahsediliyor sanırsınız. Tabi altta yatan duyguyu çok iyi işlemiş yazar. Tekinsizlik, toplumsal uyum, politik sebepler ile yapılanlar çok iyi işlenmiş.

Çok beğenerek okudum. Canım Aylam tavsiyesi ile almıştım. Yine yanıltmadı arkadaşım ✌🏻❤️


Arka kapak yazısı;


İnsan olmanın anlamını, medeniyet ile barbarlığın sınırlarını sorgulayan Leziz Kadavralar, bir yandan kederli bir baba-oğul hikayesi anlatırken diğer yandan kan dondurucu fakat tanıdık bir toplum portresi çiziyor. Hayvan eti bir salgından dolayı tüketilemez olduğundan yemelik insan "yetiştiren" bir dünya yaratan Bazterrica, psikolojik unsurlarla derinleşen bu politik anlatıda Latin Amerika yazınından aşina olduğumuz tekinsizlik duygusunu özgün ve çarpıcı bir biçimde şahlandırıyor ve çağımızın korkunç fakat kanıksanmış hakikatlerine ayna tutuyor.

Leziz Kadavralar, distopya edebiyatında yeni bir sayfa açılabileceğini gösteren, kapitalizmi, sömürüyü, tüketim kültürünü ve nihayetinde uygarlığın geldiği noktayı acımasızca eleştiren, güncelliğini uzun süre koruyacak ve unutulmayacak bir roman.


Çevirmene çok teşekkürler 🤗 #sedaersavcı


 #gulsahinkitapligi #lezizkadavralar #sirenkitap @sirenkitap


“Algı Kalesi, zihnin karanlık odalarını açtıran ve özellikle zaman algısı üzerine çarpıcı sorular bırakan bir kitap. Okurken yalnızca düşünmüyor; yerleşik doğruların sarsılıyor. Zamanın aslında akıp giden bir şey değil, ona yüklediğimiz anlamlarla şekillenen bir algı olduğunu öyle net gösteriyor ki, ‘geçmiş dediğim ne, gelecek sandığım ne?’ diye kendinle yüzleşiyorsun. Her bölüm, algılarımızın nasıl yönlendirilebildiğini tokat gibi hissettiriyor. En çok da şu etkiledi: Zamanı kontrol edemiyoruz belki ama algımızı değiştirdiğimiz anda zamanın akışı bile değişiyor. 


Bakış açısı ve anlamlandırma önemli, bu kitapta da bunu görüyorsunuz. Masalsı bir anlatımla vurgulamış.

 

3.12.25

Bir merhaba ile geldim...

 Selâmlar. 

Senenin sonuna doğru yine bir bütün senenin getirdikleri, götürdükleri ile yeni seneye merhaba demek istiyorum. Bu sene sağlık sorunları ve tedavileri ile geçti. Çok şükür tedavisi kolay olan durumlardı. 

Bunların dışında zaman nasıl geçti vallahi anlamadım.sanki bir hız var ve o hıza yetişmeye çalışıyormusum gibi hissettim.

Yazın hem  biraz nefes almak, hem de ailemi ziyaret için Fethiye'deydik. Sonra bir baktık İstanbul'dayiz. ☺️

Bunların dışında biraz da okuduğum kitapları ekleyeyim dimi🤗 özetlerini yazamayacağım ama Instagram'da paylaştığım fotoğraflar ile paylaşacağım. İnşallah bundan sonrakileri anlatarak ekleme yapacağım. 






15.4.25

Kız'la Randevu

 Selâmlar....

Bekleyişlere devam..... 

Bu hafta biraz boğaz ağrısı ile geçti. Sonra boğaz ağrısı geçti yerini geriye akıntıya ve tikanik bir burun bıraktı... Şükür ayaktayım, yat yat içim daraliyir yoksa.... 

Bu aralar okumalara devam ediyorum... Yoksa başka türlü kafam dağılmıyor...


#kızlarandevu, bağımlı bir erkeğin gözünden anlatılan, karanlık ve içsel bir yolculuk… Hikâye boyunca hayalle gerçek iç içe geçiyor. Okurken zaman zaman neyin ne olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz ama kitabın sonunda bu karmaşanın sebebi tüm açıklığıyla ortaya çıkıyor.


Bağımlılıkla mücadele eden birinin iç dünyasını bu denli dürüst ve çarpıcı şekilde aktarması, kitabın en güçlü yönlerinden biri. Konusu hem güncel hem de cesurca ele alınmış. Ancak anlatım tarzı yer yer tempo kaybediyor; tekrarlayan düşünceler ve düşüşler okuma sürecinde beni zaman zaman yordu. Belki de bu düşüşler, karakterin ruhsal çöküşünü daha iyi yansıtmak için bilinçliydi—ama okur olarak bu durumu taşımak kolay değil.


Yine de, zor bir süreci bu kadar samimi ve çıplak bir dille anlatması açısından etkileyici bir kitap. Anlatım daha güçlü olsaydı çok daha sarsıcı bir etki bırakabilirdi. Arada kaldığım bir kitap oldu.


#sirenyayınları #kızlarandevu #çağdaşlatinamerikaedebiyatı #MateoGarciaElizondo #ispanyoledebiyatı


24.3.25

Gerileyiş ve Çöküş Evelyn Waugh


 "İyi ki kitaplar var" sözü o kadar kıymetli ki....🙏🏻 

Can'ım Ferda sayesinde, yeni bir yazar ve kitap ile tanıştım. Normalde hiç görmeyeceğim daha dogrusu dikkatimi cekmeyecek bir yayınevi kitabı hediye etti arkadaşım. Kendine alırken ( Ufak bir grubumuz var) bizlere de almış.

Bir kaç kez Instagram'da duymuştum yayınevini. Lakin çok uzun zamandır yeni kitaplar almıyorum. Elimde birikmiş olan kitaplarımdan okuyorum. Hevesimi sonraya saklıyorum ☺️ lakin çok da özledim kitap alışverişi yapmayı yahu 🥹

Neyse efenim konuyu uzatmayayım 🤭 kitabımız;

🎡🎡🎡 "Gerileyiş ve Çöküş/ Evelyn Waugh"

Sanem Erdem çevirisi ile dilimize kazandırılmış bir kitap. Çeviri çok temizdi 🙏🏻

               Konusuna gelirsek; İngiliz Edebiyatı'ndan bir roman. Yazar bu kitabını 1961 senesinde yazmış... Mizahi bir anlatımı var yazarın. Paul Oxford'dan " ahlaka aykırı davranış" sebebi ile atılır. Çalışmasi gerekir ve bir okulda öğretmen olarak çalışmaya başlar. Tabi o dönemlerde, iyi bir okulda yani kolejde okumasının ekmeğini yer.

Öğrecisinin annesine aşık olması ile olaylar seyrini değiştirir.  Biraz düz yaşayan biridir karakter ve başına da olaylar aslında bu sebeple gelir. Katakullesi, olayları çarpıtması olmadığı için bazı durumlardan kendisini sıyıramaz. 

Baktığınız da konu ve anlatımda birşey yokmuş gibidir lakin asıl büyü burada bence 😊 öyle güzel bir anlatımı var ki, olayları bağlaması, anlatması derken sayfalar bir bakmışsınız akmış gitmiş. Tabi ahlak bile ortama göre saf değiştiriyor birazda bunu okuyoruz.  Ve arka kapak yazısı şunu soruyor.....

Çok beğendiğim kitaplar arasına girdi ve kesinlikle okuma şansını hak ediyor 🍀

     

    “İnsanların,” dedi Mr. Prendergast, “böyle bir şeyden haberleri olmasaydı âşık olacaklarına ya da evlenmek isteyeceklerine inanmıyorum. Yurtdışı gibi tıpkı: Var olduğundan haberleri olmasaydı kimse yurtdışına çıkmak istemezdi. Aynı fikirde değil misiniz?

20.3.25

Derviş Ve Ölüm

 Derviş Ve Ölüm kitabı 

(Bir ağıt kitabı... Diye not almışım)





Hikâye abisinin mahkum edilmesi üzerine hak arayışına girişin derviş üzerinden anlatılıyor..... Tâbi bu süreçte gelişen politik olaylar da araya girince dengeler değişiyor....  Kitapta güzel olan şey daha çok "insanî ve konu ailen, dostun olunca" nasıl davrandığımızla ilgiliydi daha çok. 

  Sorgulamalar, içsel isyanlar derken durup kendime de çok sordum; ben olsam ne yapardım diye? Sonuçta insanız ve fıtratımız az çok belli....

Ama sorgulamalar bir başlayınca, dengelerde değişmeye başlıyor.... Derviş Ahmet'de olan  bu aslında... Ve mazlum iken kadı oluyor ve olaylar karşısında hüküm vermesi gerektigi zamanda, dostunu yargılaması gerektiğinde verdiği çaba... Yani canınızdan biri olduğunda karar vermek çok zor....

Alt metinde de yatan felsefi soruları kendime de sorarak okuduğum bir kitap oldu. 

Mevlana'dan alıntı olan şu şiiri not etmiştim:

"

öldüğüm gün taşınırken tabutum acı duyacağını sanma bu dünyanın ardından...

ağlayarak yazık oldu diye konuşma.

yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay?

ölüm sandığın şey, aslında doğuştur.

zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur

hangi tohum büyümez ekilince toprağa?

insan tohumundan şüphen mi var yoksa?'


Arka kapak

Unuttuğumuzu sandığımız her şey, unutulmuşluğun karanlığından çıkıp tekrar geri geliyor ve hiçbir şeye ait olmadıklarını düşündüğümüz anda tekrar bizim oluyor. Onlara ihtiyacımız olmadığı halde, önümüzdeki eski varlıkları ile parıldayarak bizi hatırlamaya zorluyor, ihanetimiz yüzünden bizden intikam alıyor, bizi yaralıyor.


Meşa Selimoviç, Derviş ve Ölüm’de mutlak dinî doğrular üzerine kurulu dünyasında yaşayan Mevlevî şeyhi Ahmed Nureddin'in, erkek kardeşinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra düştüğü derin karmaşayı resmediyor. Suç, ceza, adalet, din ve otorite kavramları çerçevesinde insanın ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri incelikle işliyor.


1967’de yayımlanan Derviş ve Ölüm, değişik dönemlerde birçok eleştirmenin övgüsünü kazanan, sinemaya uyarlanan, otuzu aşkın dile çevrilmiş ve birçok önemli edebiyat ödülüne layık görülmüş bir başyapıt. 


En önemli cümle

“Ölüme daima yaklaşılır, ondan uzaklaşmak diye bir şey yoktur. Yine de o gelince şaşırırız.”




15.3.25

Habibi, Craig Thompson




 Habibi , günümüzde, Wanatolia adlı kurgusal bir "Oryantalist manzarada" geçmektedir. Hikaye, yoksulluk içindeki ebeveynleri tarafından evliliğe satılan dokuz yaşındaki bir kız olan Dodola ile başlar. Kocası, düğün gecelerinde ona tecavüz eder. Ona okuma ve yazma öğretir, bu da Dodola'nın Kuran'ı anlamasını ve takdir etmesini sağlar . Ancak bir gün, evlerine hırsızlar girer ve Dodola'nın kocasını öldürüp onu köle olarak satılmak üzere kaçırırlar. Bu esir alma döneminde, Dodola hırsızların genç bir çocuğu öldürmeye hazırlandıklarına tanık olur - etnik farklılıklarına rağmen onu kardeşi olarak iddia ederek kurtarır.


🔗🔁 Ve sonrasında gelişen olaylar, tekrar birbirlerini bulmalari ve bu süreçte de bir çok inanışla beslenen hikayeleri anlatmaktadır kitap. Kitap " Grafik Roman" olarak geçmekte.... Biraz internete baktımda bazı çevreler tarafından içinde ki cinsellik yönünden eleştirilmiş. Ee *ölelik sonrası satın alınma ve cinsel olarak da sömürülen kadınlar ve *ocuklar olunca,.tepki çekmiş biraz... Gerçek payı yok mu elbet vardır...... Okurken yer yer diğer dinlerden de göndermeler var ve yazar bunu çok iyi kullanmış...





5.3.25

Kitaplarım ve Biz ☺️

 Günaydın 🪷💫 hayırlı ramazanlar. İbadetlerin en güzel ayına kavuştuk bu yılda. Rabbim dualarımızı kabul eylesin 🤲🏻📿🌹 

Ne güzeldir ki dualarımız var. Bazen canımız sıkkınken bazense şükretmek için açarız ellerimizi, gönlümüzü. Ve biliriz ki bağırmasak da bizi her daim duyan var. Çok şükür 🙏🏻 

Mart ayına hızlı bir giriş gibi oldu kendi adıma. Ne zaman Şubat bittide üçüncü aya girdik diye diye geçti bir kaç günüm 🙈 bu ay kutlu doğum haftası gibi geciyir bizim. Umay kızın doğduğu ay. ☺️ Dualarım çok ama en çok ettiğim;  Rabbim iyi insanlarla karşılaştırsın 🙏🏻 " oluyor. 

Gününde kendi aramızda bir pasta kestik. Bayramdan sonrada sınıf arkadaşları ile pasta keseriz. Ve bu ayı kapatırız 😀 diye düşünüyorum 

Okuduğum kitaplara da gelirsek;

#mineilebirlikteokuyoruz grubumuzun Şubat ayı kitabı #beşinciçocuk idi. Kitapta iki birbirine ve hayata dair beklentisi benzer olan karı kocanın kalabalık aile kurma isteği ile başlıyor. İlk dört çocuk ile her şey yolunda giderken beşinci çocuk ile işler değişmeye başlar. Hamilelik süreci ile başlayan sağlık sorunlari, doğum sonrası çocuğunda farklı doğması ile durumlar değişiyor.
Okurken sık sık acaba benim başıma gelse nasıl davranırdım dedim. Çünkü hem diğer çocuklarına davranışı hem son çocuğu ile verdiği mücadele, başlarda davranışlarında ki kibir, biz hallederiz hâllerinin nasıl da değiştini ve sonlara doğru annenin de kendi ile hesaplaşması çok iyiydi. İnce ama dolu dolu bir kitap okuduk.....




Sığ Sularda Dans, farklı kültüre mensup iki ailenin, Sutherlandlar ve Wintergreenler’in, birkaç kuşak boyu suren ilişkilerini, kimlik arayışlarını, bağlanma sorunlarını ve aile bağlarının birey üzerindeki etkisini odağına alıyor. İskoçya ve İngiltere arasında geçen roman, sıradan insanların hayatlarındaki dönüm noktalarını işliyor.
Bu kitapta da ana karakterimiz kendisine miras kalan adada ki eve yerlesiyir ve ondan sonrada köklerine dair, neden aidiyet hissedemedigine dair iç sesinden yola çıkarak yaşama karışıyor... Her bir karakter bir diğeri ile baglaniyor anlatirken ve sizi başka başka hikâyelere götürüyor. Ve siz tam kızacakken o kişinin hikayesinden sonra birazda olsa kendinizi hak verirken buluyorsunuz....
Özellikle sonunu çok beğendim. Kitabı genel anlamda çok beğendim. 
#birkutukitap sayesinde tanıştım bu kitap ile. 
#gulsahinkitapligi   
 

23.2.25

Ne Para Ne saat Ne Kasket vs..

 Selâmlar ☺️ 


Ha yağdı yağacak derken, bu sene karı gördük, iki üç günlük olsada❄️☃️⛄❄️ özellikle lapa lapa yağarken izlemenin keyfini özlemişim 🙏🏻

Hatta şu an yazarken de inceden yağıyor ☺️


Tabi haklı olarak sabahın yedisinde baba kız inip kardan adam yaptılar. İyi ki yaptılar çünkü saat dokuzdan sonra erimeye başlamıştı kar. Bu arada antrenman sadece bir günlük iptal edildi 🙈 neyse ki sabahlar bizimdi...🙂

Onun dışında çok severek izlediğimiz "Cobra Kai" dizisini bitirdik. Özellikle finali efsaneydi ...  Tekrardan ilk çekim filmlerini izleyeceğim.  Üstüne iki tanede kitap bitirdim. ☺️ Yorumlarımı şöyle ekledim...


Bu kitapta iç monologlar çok fazla ve yorucu. Zaten anlatıcı da bundan biraz muzdarip ve vermek istediği mesajda bu olabilir diye dusundum okuduktan sonra. Çünkü diğer kitabı da böyledi. Varoluşsal sorgulamalar, hatta hemen hemen her şeyi sorgulamalar çok fazla ve bundurum da zamanla sizi yanlızlığa iter. Tanı anlatıcının çocukluğu da çok sosyal geçmemis, savaş sonrası ailesinin duygusal tavırları.  Babasının ve annesinin üzerinde ki baskısı. Ayakta kalması için mücadele ve sonrasi daha çok daraldığında sokaklara kendini atması... Felsefesi olan bir kitap. Birazda depresif.
Okurken yer yer " o kadarda takılma yahu" derken buldum kendimi 🙈
Arka kapak yazısı şöyle der;
   🤚🏻🧢💵⌚  " Her ‘eş’in gelecekteki ‘eski’liğini içinde barındırdığını fark eden kahramanımız sadece evliliğin değil, yaşam, anne-baba, çocukluk, yaşlılık, ölüm gibi konuların da gittikçe çetrefilleştiğini görür. Halbuki bir zamanlar, yaşlandıkça tüm bunların biraz daha açıklanabilir olacağını düşünmüştür. Yine keskin gözlemler, derin düşünceler ve kendine has bir yalnızlık öyküsü. Wilhelm Genazino’nun ölümünden önce yayımlanan son romanı olan ve önceki romanlarına göre yoğunlaşan melankolisiyle, sıklaşan geriye dönüşleriyle okurunu insan ruhunda uzun bir gezintiye çıkaran Ne Para Ne Saat Ne Kasket, Tevfik Turan’ın Almanca aslından çevirisiyle.


Bazen canımız çok acır ve o ortamdan kaçıp gitmek istersiniz, kimsenin sizi tanımadığı bir yere. Hele burası ada ise daha bir iyi gelebilir size. İşte kitap tam da böyle başlıyor...... 

Bu kitabı okurken hep şunu düşündüm; insan eşine güvenmeyecekde kime güvenecek?.... 


🌊🌊🌊 "Bir erkeğin kabahatleri için bir kadını suçlamak şarttır."

🌊 "Hiç anlamadığı şeyse dinin egoda değil ruhta başladığıydı."....

 

  Velhasıl incecik ama alt metni dolu bir kitap okudum. 

28.1.25

Melankoli 1-2 ve günlük haller

 Yeni yıl öncesi Kadıköy'de gezerkene :) hemen Bahariye'nin girişinde, sağ kolda pasaj vardır, çantacılar ve ayakkabıcıların olduğu ( adını unuttum pasajın 🙈 sık gitmediğimden sanırım) pasaj... Oraya çanta tamiri için gitmiştik.

Hadi dedik çantalara bakalım. Her dükkanda turuncu rengi cüzdanlar vardı. Meğerse bu senenin rengi turuncu imiş ve bolluk, bereketi simgeliyormuş, dükkan sahibi öyle dedi. :) 

Bide kendi kendimize değil arkadaşımızın bize alması gerekiyormuş. Bizde birbirimize beğendiğimiz cüzdanları aldık, te Allah'ım ya🙈😂😂😂😂 neyse çocuklarda vardı yanımızda onlarada da şenlik oldu.

Filmlerden "Kardeş Takımı 2" yi izledik. Umay hastası ikilinin ☺️ çocuklar için fena değildi.

Dizilerden de "succession" izliyoruz. Böyle dizilere bayılıyorum. Sanki çevremde oluyor olanlar ve izliyorum gibi... Çekimin kalitesi, oyunculuk bir harika. Dizi, küresel medya ve eğlence şirketi Waystar RoyCo'nun sahipleri olan Roy ailesini ve ailenin reisinin sağlığıyla ilgili belirsizliğin ortasında şirketin hakimiyeti için verdikleri mücadeleyi konu almaktadır. Dizi, 28 Mayıs 2023'te dördüncü sezonunda final yapmıştır. Brian Cox aile reisi Logan Roy'u canlandırıyor. Diye yazıyor internette.

Bu ay iyi kitap okuyorum, başlarda böyle oluyor. Umarım yıl içinde de böyle devam eder ☺️


Yazar ile tanışma kitabım oldu #melankoli1 #melankoli


Başlarda tekrarlar sıksada , grupta ( 1nobel1klasik grubumuzun bu ay ki okuma kitabı idi) konuştukca ve bilgilendikçe, aslında kitaptaki tekrarların olması gerektiği gibi olduğunu anladım. O zaman kitapta ki anlatım anlamlı gelmeye başladı.

Fosse, bu romanla hem bir sanatçının yaratım sürecini hem de melankoli, yalnızlık ve delilik temalarını anlatmaya çalışmış....

Yalnızlık, hayal kırıklıkları ve melankolinin derinlemesine tasvir edildiği bölümde, Lars’ın sanatını ve yaşamını anlamlandırma çabası ön plandadır. Jon Fosse, bu bölümde Lars’ın iç dünyasına daha derin bir şekilde inerek okuyucuya yoğun bir psikolojik yolculuk sunar.

Roman, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olup, Lars’ın düşüncelerini, anılarını ve hayallerini katman katman işler.


‼️ Yalnız bu kitabı herkes sever mi? Bence sevmez, hatta sıkılabilirsinizde. Ama eğer yukarıda yazdığım bilgilerle okursanız, neden o şekilde tekrarlar olduğunu anlar ve devam edersiniz. 

#gulsahinkitapligi #gulsahreads #monoklyayınları #jonfosse




Bir evladın gözünden #hasanâliyücel ailesi ve hayatı.... Ülkesi için verdiği mücadele, yaptıkları, ön ayak olduğu girişimler... Kızının nehir söyleşi ile kağıda dökülenler.... İlgiyle okudum.

Gelsin yeni kitaplar.🪷 

Selam ederim 🤗 🙋🏻‍♀️

19.12.24

Merhaba....

 

Azra Erhat


Çok uzun bir zamandan sonra "merhaba"

Bu sene bir çok şey oldu  hayatım/ızda.... Can sıkıcı olaylar silsilesi yaşandı.... Bitmesi gerekenler bitti... Tabiki sancıları da oldu. Herhalde en çok sabır sınavı verdiğimiz bir sene olmuş olabilir.... 🥺 Bazen anlatamamak, susmak, beklemek çok zormuş..... 

Neyse ... Yeni seneden umudumuz, ümidimiz çok,🙏🏻

Olan'da vardır bir hayır 🙏🏻 

Ara ara sizleri okudum, bazen yorum yazmadım 🙈 ama buranın yeri hep ayrı. Bu sene "yapılacaklar, alınacaklar vs.." gibi listeler yapamadım.... Bu seneyi de geldiği gibi yaşayalım dimi ama🤗 an-da daha fazla kalarak, akışa bırakarak yaşayalım. Birde böyle deneyeyim bakayım:)

Güzel kitaplar okudum. Daha çok Instagram'dan paylaştım.

Şu an "Azra Erhat" okuyorum. Yılın son kitaplarından olacak. 

Böyle işte blog dostları,🪷 ses vermek , yazmam istedim.

22.8.24

Selammmmm !

 Selaaaammmmm :))))

Yeni yaşımdan merhaba :)

Yine kopukluk yaşamışım blogdan. Telefondanda giremediğimden oldu aslında. Başlarda yazıyor ve okuyordum. sonra ne olduysa hata vermeye başladı...

Velhasıl bir iyi bir düşünceli devam ediyor hayat.... Yaza hızlı bir giriş yaptık. Kızın İzmir'de maçı vardı, hazır oraya kadar gitmişken babamlara gitmemek olmazdı. Hem kısa bir tatil hepimize iyi gelecekti. Güzel bir tatil oldu.

Sonrasında da ufak bir Selanik-Kavala kaçamağımız oldu arkadaşlarımızla. Bize çok benzeyen bir ülke. Baktığınızda biz daha gelişmiş duruyoruz bence yapı olarak ama medeniyet olarak onlar daha da gelişmiş. Mesela "hiç korna sesi" duymadık. Belirli saatlerde dükkanlar kapanıyor v.s....

Gitmişken Can'ım Ata'mızın evini de ziyaret etmemek olmazdı. Tabi acayip bir restore edilmiş bir ev ile karşı karşıyaydık. Her şey yeniydi :(( duvarla dokundum, duamı ettim.... ve bir şey daha dikkatimi çekti; gelen herkes hızlıca gecip, daha çok fotoğraf alma peşindeydi... kimse durup bakmıyordu. :( gitgide böyle şeylere daha çok takar oldum......



Çok gezemedik, tekrar gidicez. :) en çok üzüldüğüm noktada; hani hep diyorlar ya; gerçektende fiyatlar çok uygun. Biz kendi ülkemizde tatil yapmak istesek.... iki kati resmen... birde orada aldığımız hizmette  çok iyiydi. Geçenlerde çocukları Pier Loti'ye götürdük. Kahramanmaraş Dondurmacı'sı neredeyse yarım top dondurmaya kaın tek top dondurmaya 150 TL istedi. Şaka gibi ya......Biz Selanik'te, oranın iyi pastanelerinden birinde altı kişi, ikisi çocuk, dört kahve, ortaya iki tabak tatlı, iki cocuğa dondurma ortalama 400 Tl ödedik... tabi ister istemez bura ile karşılaştırdık her şeyi.... sonucunda da miss gibi ülkemde kazıklanmanın alasını yaşamak koyuyor insana.... :/😑

Geldik ağustos ayına.. kızı ortaokula kayıt ettirdik... ne zaman büyüdü bu bee diye diye duygular şelale tabiii😌 

Dizilerden "The Young Pope" dizisine başladım. 

 



 

Papa'yı oynayan oyuncuya bayıldım. O nasıl bir karakter....Emil In Paris sezonu geldi, severek takip ettiğim dizilerden. Birde uzun zamandır listemde izlenmeyi bekleyen "Fringe" dizine başlıyorum. 😁arkadaşlarım ve beyim dizinin tam bana göre olduğunu söyleyip duruyorlar :)


Bir sürü kitap okudum. Bu ara elimde olan Tokyo Manga Klasik Serisine başladım... Hem baskı kaliteleri, hemde görüntü ve puntoları ile gönlümü çaldılar :)

internetten alıntı yaptım :) görseli

Böyleyken böyle işte... :) 

Daha sık görüşmek dileğiyle :)

28.3.24

Merhaba... Ulyssee ile

 Selam.... 

Uzun çok uzun bir aradan sonra "merhaba" demek de zormuş.  Hayatımızda çok şey oldu bu süreçte. Bizi üzen olaylar yanında sevindiren haberlerde oldu. Hayat böyle işte diyorum kendime. Bir sınavdayız ve her şey mümkün....

Ara ara girip sizleri okudum. 😊 Kendi okuduğum kitaolarj rutin bir şekilde Instagram'da paylaşınca burası biraz atıl kaldı sanki 🥺 oysa ki seviyorum bloğumu, yorumlarınızı, sizlerin paylaşımlarını. Sanırım bir döngüye girdim. Kırmak gerek... O zaman son okuduğum kitaplardan birini paylaşarak selam demiş olayım. 





Çooooooooooooook uzun zamandır #ulyesses okumak istiyor ama bir türlü kendime güvenmiyordum. 🙈 Ki çok seviyorum #jamesjoye 🤗

Özellikle kelimeler ile oyunlarını, ince esprilerini, hafiften laf dokundurmalari falan hep çok zekadan bence😊😉 

Neyse efenim, Ferda dedi ki; Gulsaaahhhh Serkan Hoca ve grubu "Ulyess" okuyacak gelsene. ( Tabiki arkadaşım biliyordu ne kadar çok okumayı istediğimi 🙈) Hadi dedim kacmaaaz bu fırsat, gruba katıldım. 


Öncesi "İlyada ve Odeyssa" okuduk. Joyce'un diğer kitaplarını okuduğum için yeterli idi benim için.  

Alt metni çok fazla olan bir kitap. Grupta ki arkadaşlarımı takdir ediyorum öyle detaylar yakalıyorlar ki.... Bizimlede paylaşıyorlar 🙏🏻 

Lakin yapı olarak bir kitabı öyle didik didik okuyunca yani ders kitabı gibi okuyunca keyif alamıyorum. O yüzden roman okur gibi didiklemeden okudum. Ve daha çok keyif aldım. 

Tabi bunda #fuatsevimay çevirisinin de etkisi var. Çünkü daha günümüze uygun çevirmiş. 

Ahhhh! Bazı yerleri okurken gülmeden edemedim. O ince zekâsı ile ince espriler, söylediği alttan alttan lafları bitirdi beni ya🙈😀

En çok hayran kaldığım şey ise; bir günü anlatıyor romanında ve o nasıl detaylar... Gerçekten de kendinizden pay biçin, bir günde karşılaştıklarınızla konuşmalarınız, evde bekleyen durumlar derken öyle oluyor ama bunu yazıya dökmek, arada geri dönüşlerle anlatmak, sonrası derken bir kez bir kez daha hayran kaldım zekâsına. Çünkü o dönemi düşünürsek, hz.google yok🙈 bu kadar ulaşım kolay değil bir çok şeye... Ve Joyce öyle bir sembol dili kullanmış ki. 

Açıkçası başlarken hızlı başlayıp sonra durağanlasıyor kitap, ama lütfen pes edip bırakmayın. O kelimelerin büyüsü ile devam edin. Evet sıkılabiliyorsunuz çünkü o anlatım üstünlüğünün gizemi bazen yoruyor ama değiyor da.


Not: Nette çok fazla kitap ile ilgili açıklama var. O yüzden ben kendi hissettiklerimi paylaşmak istedim.

İyi ki kitaplar

 var...✌🏻





18.9.23

Kırılma Andres Neuman

Selam. 🪷💫

Bu hafta sonu Derince'de Masa Tenisi elemeleri vardı. Takım olarak gittik. Eşimin kuzeni oturuyor orada. Sağ olsun bizi evinde misafir etti. 🙏🏻🪷 hem ziyaret hem de maç ile geçti dört gün. Maçlar kura sonucu eşleştirme ile yapılıyor ve kızımın şansına hep yaş olarak büyük ve dereceli kişiler denk geliyor 🙈 3 maçtan bir tanesini alabildi. Antrönümüz " beklediğimiz bir şeydi" dedi. Bu maçlar aslında tecrübe oluyor küçüklere dedi. Ee ne demisler; onumuzde ki maçlara bakalım 😊🙈 

Ekip olarak 1.olduk. 🪷 tabi izlerken hop oturup hop kalktık. Masa Tenisi öyle bir Spor ki siz ne kadar iyi oynarsanız oynayın bir atışa bakıyor... hep heyecan tetikte o yüzdende. Ay sonu yine maç var oradan ümitiliyiz.

Bu haberlerin dışında uzun zaman önce başladığım ama araya hep başka şeyler girmesi sebebi ile okumalarımın yarım kaldığı kitabımdan bahsetmek isterim. 

"KIRILMA / ANDRES NEUMAN" 


Katledilenlerin ve işkenceye uğrayanların çektikleri dolaysız acı var. Bir de onların yakınlarının çektikleri yarı imgesel acı. Hem çekilen, hem de çekilmeyen. Bu konuyu konuşurken, birinci tekil şahsa pek değinmezdi Yoshie. Başlarına gelenleri anlatamayacak olan kardeşleri, annesi ve babasından söz ederdi hep. Sanki onun için, konuşmak, ölüleri konuşturmakmış gibi. Bir de, biz diğerleri var elbette. Acı çekmeden hayatta kalanlar, sözüm ona yaşamaya devam edebilenler. İnsana bu da acı verebilir. Ölmemiş olmanın, işkence görmemiş olmanın ne anlama geldiğini hiçbir zaman çok iyi değerlendiremedim. Bizim de başımıza gelebilirdi dediğimiz şeylerin travması nelere yol açar? Görünmeyen ikincil etkiler vardır sanırım. Parçalanmış bir beden, radyoaktif maddelerin sakatladığı bir organ, sırtta bir yara izi olmayan şeyler. Yaptığımız her şeye, her susuşumuza sinmiş olan.

Özellikle anlatım açısından akıcı bir kitaptı. Ana karakterin yaşadıkları, olaylara bakış açısı, yorumunu aktarımı çok iyiydi. Bir de gezdiği sürece edindiği kadın arkadaşlarının gözünden de Bay Watabe anlatılıyor. Başlar da kim kimdi karışıyor lakin takılmadan devam ederseniz oturuyor anlatım kafanızda. Zaten son bir kaç bölümde de iyicene şekilleniyor kitaptaki anlatılan "yaşanmışlıklar" üzücü bir geçmiş....🥺



"Gerçek önemlidir , diye akıl yürütür Pinedo. Ne var ki, gerçek, verilenden çok arka plandaki metaforlara bağlıdır."

"Yemek yemenin birlikte yaşamak olduğunu. Sosyalleşmenin de bizi beslediğini...."


"Etrafınızda her zaman size biraz olsun unutmanızı tavsiye eden insanlar olur. Bazı şeyleri hatırlamamanın daha iyi olduğunu söyleyen. Ne var ki, tavsiye edilen şey, sizi çözümsüzlüğe sürükler. Çünkü ifade edilmeyen bir travmanın üstesinden gelinemez. Tam anlamıyla yatışması sağlanamaz. " ( sy: 284)


31.8.23

Selam :)

 Selamm :)

Çokkk sıcak günlerden bir günü daha bitirdik... Bu sene hepimiz yandık sanırım.. Hani yaz ayını severim ama bu kadar sıcaklar mahvetti resmen. Mıncır'da nasibini aldı sıcaklardan ve iki kez iğne oldu...

Onun dışında malum haftanın altı günü antreman olduğu için buralarda takılmaya devam... Güzel yanı ise arkadaşlarımızla keyifli vakit geçirmek oluyor. Bir de bu sene Kalamış'da Yaz Festivali kapsamında çok iyi sanatçılar konser verdi. Aldık sandalyelerimizi akşamları Kalamış'ta takıldık. " Nilüfer, Erol Evgin, Melike şahin, Edip Akbayram, Ceza" yı dinledik esen deniz kenarı eşliğinde :)


Dizilerden "This Is Us" izliyorum. Son sezona geldim. İçimde o kadar çok yere dokundu.... yer yer ağlayarak yer yer gülümseterek izletiyor dizi kendini... Terapi gibi bir dizi gerçekten de... ÖZellikle aile içi yaşananlarda içinizde, aklınızda kalan sorular varsa kendi kendinize yanıtları buluyor olacaksanız. Bazı diziler ve filmler başka kapılar açar size. Hani hep beklediğiniz o cümle, bazen bir kelime var ya.. işte o kilili kapıyı açıyor....,

Gülmek için de "Big Bang Teori" ye başladık tekrardan. Nasıl bir ince espriler diyorum her izlediğimde...  :))


iki gündür ayaklarım yere basmıyor.... Ufak ufak suprizler yapan ailem, dostlarım, arayan, mesaj atan arkadaşlarim, dostlarım.... Çok teşekkür ederim 🙏🏻🪷🫶🏻
Yeni bir yaş almak hep heyecanlandırmıştır beni... Çok da severim doğum günlerini 🙈
Bu sene ruhum için kendimce çok şey yapmaya çalıştım, hâlâ yol devam ediyor. Denge-de kalmaya çalışmak zor ama imkânsız değilmiş öğrendim... Yaş alırken yolumda olan bütüne teşekkür ederim 🙏🏻


 Okuduğum kitapları da paylaşmak isterim :)

📚📖 Kimse kendisini ilgilendirmeyen bir düş göremez.

📚📖📚📖 İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, ama yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatı sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerin işi kolaydır.

🪷🪷🪷🪷 Okurken yer yer Tanrılar Okulu kitabına benzettim... Çok uzun detaylara girmeden bir çocuğun büyürken yaşadığı duygu durumlarını, farkındalıklarını, arayışlarını, cekimserliklerinide okudum.... Olaylara karşı bazı cümleler sizin de yolunuza ışık oluyor....

Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur. Der kitabın arka kapağında....
Bu kitabı Sevgili Banu'mun vesilesi ile öne çekip kitap dostu arkadaşlarımızla okuduk.


 

Defoe'nin bu pikaresk romanı (İspanyolca "picaro" kelimesinden türetilmiş, toplumun aşağı tabakasından olan parasız, serseri ve gezgin kişilerin başlarından geçen olayların anlatıldığı otobiyografik yönü de olabilen romanlar)

📖" Bu hayata girmemin nedeni yoksulluk olmuştu, devam etmemin nedeni de yoksullaşmak korkusuydu...." Resmen her şeyi açıklıyor bu cümle.....
Annesi hapse giren ve hayatta kalma mücadelesi veren bir kadının romanı.
17. Yüzyıl'da İngiltere'de yaşanan günlük olayları da okuyoruz bir nevi. Hatta resmi nikahın ötesinde hemen hemen her erkeğin metresinin olması... Doğum kontrolü bilinmediği için babasız doğrulan çocuklar....

İşin garip tarafı Moll hayat hikâyesini öyle bir iştahla ve keyifle anlatır ki, tövbekâr mı, yoksa usta bir yalancı mı olduğu yüzyıllar sonra halen tartışılmaktadır. Güzel olan bir yanıda hikayeleri öyle bir birbirene bağlıyor ki; sanki binbir gece masalları okuyorsunuz 🙈

📖 tek sıkan tarafı hikâyenin çok uzatılması. Araları atladım resmen🙈🙈🙈 çünkü çok tekrarlar vardı napayım 🤭 okurken güldüğüm yerler de oldu çok üzüldüğüm yerlerde.... 

Hiç grafik, çizgi roman vs.. tarzı okumamıştım. Küçükken de okudum mi hatırlamıyorum. Bu seriyi biraz da gözümü kapatıp almıştım geçtiğimiz senelerde... Sonra araya alıp okuyayım derken bayıldım kitaba 🙈😊
Tek zorlayan, yazıların el yazısı ile yazılmış olması. :)

Vincent, 30 yaşında, bekâr ve yalnız; kuaför salonu ile baskıcı ve çatlak annesi arasında sıkıcı ve tekdüze bir hayat yaşıyor. Bir gün yolu, bir yerden tanıdık gelen ancak çıkaramadığı Rosalie ile kesişir. Kim olduğunu bulma bahanesiyle onu izlemeye koyulur. Alışılagelmedik bir şekilde, gizlice bu kadının hayatının bir parçası olan Vincent, bir yandan kendi hayatıyla ilgili tercihlerini sorgulamaya başlar.

Küçük bir şehirde, sıradışı karakterler ve suluboya renklendirilmiş harika çizimler eşliğinde üç ciltlik sürükleyici bir hikâye.

2015 yılında sinemaya da uyarlanan Rosalie Blum serisi, aynı zamanda ilk cildiyle Angoulême Çizgi Roman Festivalinde de ödül kazanmıştır. #rosalieblum #gulsahinkitapligi

14.8.23

Ruh Adam Nihal Atsız Ve İclal Aydın

 

Selâm 🪷 #ruhadam H. Nihal Atsız tarafından okuduğum ilk eser. Sanırım son olmayacak 🙈 Biraz ön yargılı idim yazara, neden derseniz inanın bir sebebi yok hatta yazar hakkında hiç bir bilgim bile yoktu. Çok düşündüm ve aklıma gelen tek şey "kapak tasarımı ve isim kısmının" itici gelmesiyle oluşan ön yargılarım...🥺 Ne kötü bişey şu bilmeden ön yargılı olmak...... Kitap bitince yazarın hayatını okudum ve kitabında ne demek istediği daha bir oturdu kafamda. Anladığım kadarıyla dik bir karakter Nihal Bey. Türkçülük'ü ömrü boyunca savunmuş, hapis yatmış ve kitaplarında da bunu işlemiş... Düşünceleri sebebi ile sık sık yargılanmış anladığım kadarıyla... (Sonra Tuğbaaaammm dedi ki; Gülşahhhhh "Ruh Adam" okudun mu? Hayır dememle, mutlaka okumalısın arasında ki konuşma sonunda, kitaplığından kaptığım gibi okudum ☺️ hatta bana Canım Zelişim'de eşlik etti 🙏🏻💞) 💫💫💫 Kitabın konusuna gelirsek; Selim Pusat kıralcılığı savunan bir askerdir. Düşünceleri yüzünden mahkemeye çıkar ve görevinden men edilir... Sonrası olaylar başlar. Aslında bir nevi Türk Milliyetçiliği'nin o dönem girdiği çıkmazı da anlatıyor sanki.... Kitap aslında bir kendi nefsi ile mücadeledir. Yalnız yazarın öyle bir olayları anlatışı var ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Kitap birazda sembollerle anlatıyor hikâyeyi, ve en güzelide felsefi yanı; akıl ile nefsin nasıl da mücadele ettiğini, bazen biri üste çıkarken, bazen de diğerinin üstün gelmesini okumak güzeldi.... Bir de kitabin bir destanla başlayıp, hikâyeyi bağdaştırıp anlatması çok güzeldi. Mutlaka okuyunuz, dediğim kitaplardan oldu naçizane.... 

Sıcaktan bayılmadan bu yazı atlatırsak ne âlâ....🌡️ ruhuma; yazıları, cümleleri, anlatımı hep iyi gelmiştir iclalaydın'ın.... #bunusenoku kitabı bitti.... Bu tarz anlatımlarda favori kitabım " Kağıt Kesikleri" hatta o kitabın devamı gelecek demişlerdi o dönemlerde ama gelmedi...🫣 İlk çıktığı zaman almıştım #söylenmemişsözler kitabını.

( kitabı paylaşımımdan sonra okudum. Yine içime çok iyi geldi. Tabi yazarın okumadığım kitabı olmayınca, anlatım tarzı artık bildik geliyor. Bu sefer kitabın sonunu çok beğendim. :))  )

 Nedense bazı sevdiğim yazarların kitaplarını alır almaz okuyamıyorum...🫣 Zamanını bekliyor kitap ve o zaman gelince elim direk o kitaba gidiyor. Böyle yazarlardan biride "Elena Ferrante" benim için.☺️ Napoli Serisinin son iki kitabını aldım seneler evvel ama hâlâ zamanını bekliyor. Çünkü onları da okursan seri bitecek ve kızlarla vedalaşmam gerekecek... Sanırım bu ayrılığı geciktiriyorum......... 📖📖📖📚 Geçen akşam tamam dedim şimdi sırası İclal Aydın okumanın.... Yine içimde bir yerlere dokunuyor cümleleri.... Dokunuyor çünkü içimde bir yerler var, sessizce duran, kelimelere dökülmeyen ve dökülmeyecek olan ... Velhasıl bu hafta böyle işte..... 

🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️🙋🏻‍♀️ Serin geçsin gününüz 🙏🏻🪷

30.7.23

Biraz Biz biraz kitaplarım...

Çok hızlı bir karar ile okullar kapanır kapanmaz Ortaca'ya hem tatile hem de babamgilleri görmeye gittik. :) Tamamen aile ziyareti idi🙈🤭 deniz bahane demek isterdim... Aklıma Instagram'da bir paylaşım vardı o geldi. Tatil bölgesinde yaşayan akrabaları ziyaret ile ilgili 🙈🙈🙈

Tabi bizim planımız cuma akşamından çıkmaktı lakin kızın antremanı vardı ve pazar sabaha karşı çıktık yola. Bayramın 3.günü de döndük. Çok keyifli bir tatil ve yol yolculuğu oldu. Geçen sene Umay'ın izni olmayınca, burada havuzda geçirmiştik yaz ayını🙈

Çok güzel, keyifli bir yolculuk ile gittik, geldik. Dönüşte de Toprak Cem'i de getirdik 🎉🎉🎉🎉

Bu sene uzun zamandan beri ilk defa yaz tatilinde yanıma kitaplar almadım. E-Okuyucu'yu aldım lakin ondan da bir iki sayfa okumuşumdur. Ruhumun dinlenmeye daha çok ihtiyacı vardı ve içimdeki sesi dinledim....

Bazı dönemler çok tetikleyici oluyor hayatta...deprem ve ülke gündemi gibi... 

Uzun zamandır haberlere bakmıyorum daha doğrusu her gün takip etmiyorum artık... Arada gündemden kopmamak için bakıyorum...

Okuduğum bir iki kitabın da yorumunu bırakıp, kaçayım. Yeni yazılarda görüşürüz 🙏🏻🪷🎉📖📚


 ...Şimdi hissedilenler, birileri tarafından yüzyıl önce de hissedildiler. Onlarca asır önce de. Zaman, deli bir pervane gibi etrafımızda dönüp dururken, geçmişten gelen bilgiyi de taşır. İnsanın iradesi ancak düğümleri görüp, kabul etmeye yeter. Olmuş olanı yok etmeye değil. O halde, kaç neslin bilgisi akmıştır hücrelerimize kimbilir. Kaç kuşağın gözyaşı, mutluluğu, acısı...”🏘️

"İnsan, sürekli anlam peşinde koşar, değil mi? Özellikle, yaptığı her şeye geçerli bir neden bulma çabasını entelektüel insanın çilesidir. Sanki her eyleminde mutlaka bir değer, bir farkındalık olmak zorundaymış gibi. "

"Kimbilir, belki biz her şeyi yanlış biliyoruz. Belki yarım kalmış hayat yoktur. Sadece ömrü o kadardır..."

🏘️ Çok güzel bir roman okudum; Botter Apartmanı.

Birbirini etkileyen, zaman kavramını sanki nesilden nesile iyileşmeleri için aktaran bir hikâyeydi anlatılanlar.

Hayatımıza giren hiç kimsenin tesadüf olmadığını bir kez daha okudum satırlarda. Kimi ders olur kimi nasip.... 

Canım arkadaşım Tuğba ile okuduk bu güzel kitabı 🙏🏻🪷💞


Bu topraklarda yaşanan tarihi olayları, geçmişimizi, ya da başka halkların geçmişlerini okumayı önemsiyorum... Yezidi halkının çektiği sıkıntıları anlatan bir kitap.... Yazar kısa kısa bir dönem yaşananları onlardan dinleyerek, notlar tutarak anlatmış... Üzüldüğüm yerler de oldu, katılmadığım yerlerde oldu.... 


🦚Sabiha Banu Yalkut, Ezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin'in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya'da, diaspora koşullarında yaşayan Ezidilerle düzenli bir biçimde görüştü.

Melek Tavus'un Halkı Ezidiler, artık sayıları birkaç yüze inmiş olan Türkiyeli Ezidilerin, göç etme nedenlerini, göçün yarattığı dönüşümü ve diaspora koşullarında varolma ve varkalma mücadelelerini göstermeyi amaçlıyor.



2.4.23

Kasırga ve Kelebekler Zamanı..


Daha önce "Teke Şenliği"kitabını okumuş ve orada geçmişti "Mirabal Kardeşler"in öldürülmesi. Fakat çok az anlatılmıştı. Bu kitap ile tamamen kardeşlerin hikayesini okuyoruz.... Sonlara doğru resmen içime bir yumru oturdu.... 🥺




 📌🖇️Belki büyük şeylerin acısı ancak böyle çekilebiliyordur: Kırpık kırpık, çimdik çimdik, damla damla üzülerek.


🖇️📌 Teke Şenliği kitabında az biraz geçiyordu isimleri; Kelekler diye.... Bu kitapla, dört kızkardeşin hayatını, nasıl bir savaş verdiklerini okuduk.... 

Okurken hep kendime şunu sordum; sen olsan napardın?.. vebabim çoğunluk olarak: bir kızım var, sorumluluklarım var oldu... Çünkü bir döneme karşı çıkmak, yapilan adaletsizlihe, faili meçhul ölümlere karşı durmak bunun için savasmak zor.... Herkese göre değil bana göre....


📌🖇️ Kitaba gelirsek, yazarinda ailesi Dominik Cumhuriyeti'ndeki Trujillo diktatörlüğü döneminde Amerika'ya sığınmış bir aile. Ve bir gün yazarın kendisinden bir dergi için kısa bir yazı isyerler ve olayalr böyle başlar. Tekrardan Dominik Cumhuriyeti:ne gitmesi, kardeşlerden hayatta kalan biri ile görüşmesi, Mirabal kardeşlerinin çocukları ile karşılaşması, hikâyeyi dinleyip, bizlere anlatması ile kitap ortaya çıkıyor... Tabi okunanlar kolay değil.... Bir dönem ne kadar çok insan şimdiki dönem için mucadele vermişler...🙏🏻🥺 Çaresizliğin kol gezdiği bir dönem de resmen Umut olmuşlar kızlar..... Ve nelerden vazgecmisler. Nelere katlanmışlar...

Nette şöyle bir paylaşıma denk geldim...kitabın özeti gibiydi....

"Bu kitap bir haykırış, büyük bir direnişi anlatıyor. Dominik Cumhuriyeti’nde 1940’lı yılların sonunda duyulmaya başlanan bu çığlık, 1960 yılına kadar direnişini sürdürür. Bu çığlık, hepimizin çığlığı ve bu direniş bütün kadınların direnişidir. "



"Onlara bırakmak istediğim tek şey, bağımsızlıkları..."

Kitapta geçen bu söz çok etkilemişti okurken....

Bir anne babanın evlatları için dileği.... 

🌄🏞️ Açıkçası yazarın dili başlarda biraz karışık gelebiliyor. Çünkü çok şey anlatmak istiyor yazar....özellikle toprağını, halkının kendi topraklarında verdiği mücadeleyi, beyaz insana karşı verdiği mücadeleyi anlatiyir bir nevi... Okuduktan sonra aşağıda ki blgileei okumuştum nette... Aslında her şeyi özetliyor...

Ufak bir arkadaş grubumuz ile "muz Üçlemesi'ne başladık, iyi ki de başladık ✌🏻📖😏


Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias, entelektüel üretimine, Orta ve Güney Amerika'daki dinleri, yerel inanışları, mitolojiyi, folklorik dansları vb. inceleyerek başlayan bir kültür araştırmacısı aynı zamanda. İlk edebî ürünlerini, bu akademik araştırmalarını edebiyat diliyle harmanlayarak veriyor ve bu alanda giderek ustalaşarak kıtanın ünlü “büyülü gerçekçilik” akımının da kurucularından biri oluyor.

Yerli kültürüyle harmanladığı yazınsal dilinin ve “büyülü gerçekçilik” akımının en önemli yapıtlarından biri.Kasırga, burada toplum çatışmalarının, halktan yana olan o esrarlı tabiat güçleri karşısındaki aczini ve küçüklüğünü anlatırken, bir yandan da yabancıya karşı çıkacak büyük bir Yerli direnişinin sembolü olarak kullanılıyor.”