Arundhati Roy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arundhati Roy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.1.20

Biten Kitaplar.....

Geçen sene İnstagram'da epey görmüştüm "Ben, Kirke" romanını. Sonra yıl sonu İg'de arkadaş "Kitap Etkinliği" yaptı ve bana da bu kitap geldi. Hayatta hiç bir şey tesadüf değil....

Heyecanla başladım kitaba. Mitolojiyi liseden sonra çok okuyordum. Sanırım bir dönem ilgi odağı oluyor Yunan Mitoloji'si 😊
Kirke ismini hiç duymamıştım ya da hatırlamıyordum.
Başlarda fena değildi ama sonrası umduğumu bulamadım. Aslında sorun; Kirke karakterinin çok sönük, geride kalması idi. Yoksa yazarın anlatımı akıcı,  hikaye merak uyandırıcı. Hele arka kapak yazısını okuyunca açıkçası beklenti yüksek oluyor.  Arada kaldığım bir kitap oldu.... Arka kapak yazısı;

Bu dikkat çekici hikâye sizi, Kirke'nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak.”

- Mary Doria Russell, Serçe'nin yazarı

“Tek kelimeyle büyüleyici ve zarif anlatımıyla Ben, Kirke, kadın yaşamının sıradan ve de sıradışı bir hikâyesi.”

- Eimear McBride, Kız Natamam Bir Şeydir ‘ in yazarı

Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.

Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.

Ben, Helios'un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.

Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.

Diğer kitabım; Resimli Dünya / Nedim Gürsel.


Kesinlikle kelime ustası ve anlatma ustası Nedim Gürsel. Öyle bir anlatıyor ki hikâyeyi sanki o an bende oradayım ve görüyorum. Her okuduğumda böyle hissediyorum. 
Tabi Resimli Dünya kitabında bolcana Venedik, sanat, rewiresimm, tablo ve klasik müzik ismi var. Okurken kendi adıma yorucu oldu. Biraz bunda ilgi alanının farklılığı da etkili oluyor. 
Benim favori kitabım " Allah'ın Kızları"şimdilik 😎

Diğer biten kitabım; "Mutlak Mutluluk Bakanlığı/ Arunthati Roy"
Arka kapak yazısı aslında duygularımın bazılarını çok güzel anlatmış;  "Parçalanmış bir hikâye nasıl anlatılır?
Yavaş yavaş hikâyedeki herkese,
Hayır,
hikâyedeki her şeye dönüştürerek."

Bazı kitaplar vardır.... Hissetiğiniz duyguyu anlatması zor olur...iyi bir kitaptı, okuyun demek yetmez... İşte! Bu kitap benim için öyleydi....
Yazarın ilk "Küçük Şeylerin Tanrısı" kitabı ile tanıdım. Biraz karışık gelmişti hikâye lakin anlatımını çok sevmiştim.
bu kitabında ise tam bir hikâye anlatıcı niteliğinde anlatmış gerçekleri... Kurgu ile tarihi iç içe geçirmiş. Arka kapak yazısında soruyor;
Parçalanmış bir hikâye nasıl anlatılır?
Yavaş yavaş hikâyedeki herkese,
Hayır,
hikâyedeki her şeye dönüşerek....

#mutlakmutlulukbakanlığı Eski Delhi, Hindistan, Pakistan arasınsa yaşananları, bir aşkı, kimlik savaşını, mahalle baskısını, umutları, umutla yeşeren, hayata tutunma çabasını anlatıyor.....
Böyle yorumlamıştım sitede...

Diğer kitabım ise; 
Altın Ev/ Salman Rushide

Yazarın aslında "Gece Yarısı Çocukları" kitabını okumak istiyordum. Kampanyada bu kitaba denk gelince aldım. Ama kendi adıma diyebilirim ki yanlış kitap seçimi ile başlamışım.... 
Anlatıcı tarafından anlatılan olaylar zinciri ..film karesi gibi anlatımlar....
İçeriğinde ki devamlı olarak  yabancı kelimeler, filmlerden veya kitaplardan, ana karakterlerden verdiği örnek, benzetmeler yorucu oldu.

Diğer kitabım ise;
Çin Sarayında Bir Bakire/ Pearl S.Buck
İg'de kurulan grup ile okuduk. #1nobel1klasik etkinliği adında.
Sahaflarda yazarın başka kitaplarına denk geliyordum lakin hiç okumamıştım. Güzel denk geldi.
Konusu tam bir bizde ki Hürrem Sultan filmi gibi...inanın ne eksik ne fazla. Tabi yazıldığı dönem düşünülürse  cesaret isteyen konular. Bu devirde ki gibi her bilgiye de ulaşılamıyor. Tek sıkıntı yayınevi.   Kitap da ki yazım hatalarından,  devrik cümlelere ne ararsanız vardı. Bu da ister istemez okuma kalitenizi düşürüyor ....
 Hatta grubumuzdan bir arkadaş Bulgaristan'da ve oradaki basımını almış ve bizimki bildiğini kısaltılmış kitap imiş....🤔
Tabi burada önemli olan yazarın kalemi ve tarzı. 
O yüzden olurda bu kitabı okumak isterseniz bu yayınevinden okumayın....

14.3.18

Biten Kitaplar Ve Günce....

Bahar yorgunluğu geldi çattı beni de buldu 😳
Elim kolum kalmıyor.... Nasıl bir tembellik var üstümde anlatamam.
Ama gelsin bahar, açsın çiçekler, cıvıldasın kuşlar. :) ( sabah sabah şiir gibi oldu yahu)
Bu aralar pek sıkılganım, keyfim de yok o yüzden direk okuyup bitirdiğim kitapları anlatayım size.
Belki okuyanınız vardır yada okumayanınız...
 Gece sinema kanallarında gezinirken Hemingway Ve Gellhorn filmine denk geldim ve izledim. Gerçekten de yazar çok zor bir karaktermiş aslında....Bir kadın olarak en zoru da çapkınlığı ve içki alışkanlığıdır diye düşündüm....



 HEZEYAN/ LAURA RESTREPO 
Hezeyan kitabı biraz yorucu oldu benim için. Konusuna gelince işsiz bir Profesörün iki günlüğüne çocukları ile tatile gitmesi ve dönüşte de telefonunda bir mesaj ile karşılaşması....
 Eşi yine bir kriz geçiriyordu ve otel odasındaydı. Gelip onu almasını istiyordu telefonda ki ses...
Sonrası olaylar başlıyor.
Kadın yine bir hezeyan atağı geçiriyordu ve ağzını bıçak açmıyordu.
Okurken daraldım, korktum ve ne zor bir karakter ve yaşam dedim. Ve eminim gerçek dünyaya döndüğümüzde ruhları hasta olan kişiler yok mudur? 
Kitapta yer yer eskiye sıçramalar da var ve aslında kadının dedesinin de bu şekilde buhranlar geçirdiğini öğreniyoruz...
Ara ara aile yaşamı ara ara da kadının günlük yaşamınına dair anlatıyor kitap. Tabi bu arada ülkenin yaşadıkları, olanlar, olaylar da vurgulanıyor.
Yarın hayat hikayesine baktığımda aslında yazdığı kitap normal dedi.
Arada kaldığım bir kitap oldu.
Bir de Ayrıntı Yayınları'nın çevirdiği eserleri kaliteli buluyorum, tek sıkıntım romanları " düz yazı" mantığın da çevirmeleri...
Okurken yorucu oluyor zaman zaman.

KİTAP TANITIM YAZISI;

Laura Restrepo, gerçeklikle düşselliği, tarihle haberciliği bir araya getiren tarzıyla tam da Güney Amerika edebiyatının büyülü gerçeklikle kirli gerçeklik arasındaki sınırında duruyor.  Kurmacanın verdiği özgürlükle, gerçekleri kendi yorumlarını katarak genişleten Restrepo romanlarının ikili bir karakteri var: Katı bir gerçekçiliğe karşı zengin bir hayal dünyası. Restrepo, bu romanında, klasik tragedyalara özgü temaları kullanmış. Ön planda okuru hemen içine çekecek bireysel dramlar; gizem, aşk, ihanet, karmaşık ilişkiler yer alıyor. Arka planda ise Kolombiya’nın çatışmalı ve acılı tarihi...Hezeyan, savaş ve yolsuzluk nedeniyle zarar görmüş bir ülkenin çaresiz insanlarının hayatta kalmak için verdiği gündelik mücadeleyi anlatıyor. Umudunu hiç yitirmeyen insanlar bunlar; önlerindeki engelleri aşmaya yetecek kadar güçlü bir iradeye sahipler. Başarmak için ihtiyaç duydukları yegâne duygu ise yakınlarının sevgisi... Kolombiyalı yazar, gazeteci ve aktivist Laura Restrepo, Hezeyan adlı romanında bir kadının hezeyanlarla darmadağınık olmuş bilincinden ülkesi Kolombiya'nın tarihine bakıyor. 

E-Kitap olarak okuduğum bir kitap oldu Küçük Şeylerin Tanrısı


Başta anlayamadım biraz ama sonra okudukça okudukça..... nasıl muhteşem bir kitaptı. özellikle ikizlerin gözünden farklı bakış açıları ile hem ailevi hem toplumsal olayları okumak...
Öfkeye boğan, sorgulatan ve aynı zamanda hüzünlendiren bir roman arıyorsanız Küçük Şeylerin Tanrısı’nı ellerinize bırakıyorum. Başlamadan önce Hindistan’ın toplumsal yapısı ve tarihçesi hakkında az da olsa bilgi sahibi olmak, okumayı daha keyifli hale getirecektir.
Rahel ona hiç yazmadı. Yapılamayacak şeyler vardır; tıpkı insanın kendinin bir parçasına mektup yazması gibi. Kendi ayağına ya da saçlarına. Ya da yüreğine.
 Bu trajediyi okurken, çocuk olmanın hafifliğini sert bir darbeyle üzerlerinden atıp aniden büyüyen iki kardeşe üzüldüğüm kadar kimseye üzülmedim. Çünkü ne Ammu ne de Velutha, küçük Rahel ve Estha kadar çaresizdi. Hatta Ammu’ya bu sebeple kızdığımı bile söyleyebilirim. Asıl suçlunun o değil, sistem olduğunu bilmeme rağmen hem de. Ammu sadece, kadının değersiz olduğu bir toplumda, tacizin, istismarın ve değersizliğin çemberinden çıkamıyordu.
Sevdiğim bir kitap oldu.
Son kitabım da;

KAYIP ROMANLAR/ VEDAT TÜRKALİ

 Daha önce yazarın "Bir Gün Tek Başına" romanını okumuş ve o özgün Türkçe'sine bayılmıştım.
Kullandığı kelime ve cümleler etkileyiciydi.
Bu romanın da biraz Turgut Özakman'nın romanlarına benzettim.
Tabi yazar çok donanımlı ve iyi bir yurttaş olmak istiyor bana göre.
Bir dönem ve şimdi-geçmiş-gelecek gibi bu kitabı....
Tabi kitapta bir aşk hikayesi de var. Özellikle 80 yaşında olan doktorun yirmili yaşlarında olan Esme ile aşk yaşaması... tartışılır ama düşündüğüm de aynı dava d görüyorlar kendilerini ve boşlukları çok fazla.
Onun dışında böyle bir aşk çok zor ve yaş farkı çook fazla..........
Bir solukta okuduğum kitaplardan oldu bu roman da...

Yazım biraz uzun oldu idare edin artık beni, birikti paylaşacaklarım. :)
Selamlar,