Paula Hawkins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paula Hawkins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.1.17

Ev Hali, bolcana film izlemeli ve kar fotoğraflı...

Bol kar fotoğraflı bir haftadan selam blog...
Uzun zamandır beklediğimiz doğa bize mucizesini gösterdi ve her yer bembeyaz oldu....
Vee bizim evde de akşam ışıklar yanınca perdeler çekilmedi, ( çünkü evin beyi daha ışıklar yanınca perdelerin kapatılmasından yana da )  tersine yatana kadar salondaki perdeler kapanmadı ve muhteşem görüntüyü izledik, seyrettik.. Bide üstüne kız uyudu mu içilen şarap da çok iyi geldi... Kah ağladım, kah dua mı ettim... Çünkü annem kışı, kar-ı çok severdi... .... Nur içinde uyu annem...

 Bu da bizim Portakal Ağacımız... Sabaha bir baktık iyicene üstüne kar birikmiş, evin beyi hemen bir sopa yardımı ile ağacımıza yardım etti de fazla karı üstünden attık... Yoksa iki büklüm kalmıştı Can'ım ağaç...

Tabi tül perde açık olınca bizim kızda devamlı pencere önünde.. Sabahları uyanınca" anne kar yağdı mı?" " anne uyan sabah oldu kalk" gibi şeylerle bizi kaldırıp, çayımızı hızlıca içirtip sokağa çıkalım diye tüm o çocuk masumluğunu kullanarak ikna etti. :)))
Bizde dünden hazırmışız zati, Umay'dan önce:
------ Umay bak kar yağdı sonunda, hadi gidelim kardan Adam yapalım, gibi şeyler söyleyip durduk...

Veee çok mutlu oldu 2 gündğr sokağa çıkıp kar oynamaktan. Elbet yaptık kardan adamı da canım :) kendimizce... Havuçtan belki burnu yoktu ama ağaç dalından vardı, oda olur ama dimi?! :))

Yerlerde yattık, bol bol fotoğraf çektik ki bizim kız bu aralar fotoğraf çektirmeye de pek yanaşmıyor. Hemen saklanıyor yada kaçıyor... Bazen resmen yalvarıyorum birlikte çekilmek için :) bazende kendi diyor " anne gel fotoğraf çekinelim" diye...

Tabi birkaç gündür evde olunca, habire mutfağa girip bişeyler yapasım geldi. Hemen bir poğça attım fırına.. yanına da çay.. oh mis valla...

Geceleri de pencere önü manzaraya karşı şarap o kadar iyi geldi ki....

Kitaptan çok film ve dizi izledik bu arada.. ve yarında tatil madem okullar; muhtemelen film günü olur bize...

Sizde durumlar nasıl?

İzlediğim filmlerden biraz bahsedeyim belki size de fikir verir yada izleyeniniz vardır yorumunu yazar..











 El Değmemiş Aşk çok çok keyifliydi, şöyle bizi yormayan biraz da güleleim keyif alalım diyorsanız mutlaka izleyin... :)



 Aslında Melissa M. bu kızın filmleri de rol aldığı dizileri de keyifli oluyor ama hep aynı çizgide... artık biliyorsunuz nasıl bir karakter de rol aldığını ve filmin işleyiş biçimini... O yüzden izledim ama bir süre Melissa M. filmleri izlemeyeceğim dedim kendime...



sherlock

 Allah'ım bu nasıl bir dizidir ve oyuncaları nasıl iyidir... Kesinlikle Sherlock Homes'u canlandıran çocuk Joynh Deep'ten sonra mimikleride ki ve ifade deki favori kahramanım......
Merakla, ilgiyle izliyor ve bekliyorum.......
Finali sinema da göstereceklermiş sanıyorum... Bekle bizi Sherlock diyorum da başka birşey demiyorum......
The Countess

Bir gece kız uyuduktan sonra sinema kanallarında gezinirken rastladım The Countess/ Kontes filmine... Film gerçek bir olayı anlatıyor...Filme konu olan Kontes 1560 dğumluymuş ve kocası öldükten sonra kendinden küçük biri ile aşk yaşar. Gencin babası öğrenir ve ayırır... Filmde aşk, intikam, ihtiras, hırs ve intikam vardı. Birde daima genç kalma arzusu... Tabi bizim Kontes; aşığının kendisinden genç biri ile evlendiğini duyunca.. bakire kızların kanı ile banyo yapar, ve cildine maskeler yapar...çünkü böylece daha da gençleştiğine inanır... Vs.. daha da anlatmayayım, izleyin derim...
Dönemine göre çok cesur bir kadınmış ve herşeyi göze almış bir kadınmış aşkı için....

trendeki kız paula hawkins


 Son olarak da Trendeki Kız Paula Hawkins...   Kitabı kadar sürükleyiciydi... Ve yönetmen kitaba çok fazla sadık kalmış...

Kitabını beğenerek, ilgiyle okumuştum, filminide ilgiyle izledim... Oyunclar çok iyiydi kitapda ki karakterleri canlandırma konusunda...


İŞte böyle blog.........

Yeni haftaya başladık... Okullar tatil, bizim için iyi ama çalışan ve çocukları kreşe, okula giden anneler için kötü bir durum.....

İyi geceler.....

8.5.16

The Girl On The Train, Trendeki Kız, Kütüphaneci filmi derken...

Yarın anneler günü. Her ne kadar ben "anneler, babalar ve sevgililer gününü" kutlamasam da yakında benim için de kaçınılmaz bir son olacak sanırım. :))
Olsun be , olsunda kızımdan olsun dimi ama :)) desemde  büyüdüğünde ona da anlatırım böyle günleri pek kutlamadığımı.... Beni anlayacağını umuyorum.

 Trendeki Kız/ Paula Hawkins kitabı bir solukta bitti. Başlar da sıkılır gibi oldum çünkü çok sıradan gelmişti. Ama konusu ilerledikçe sanki yanı başımda geçiyordu olaylar. Sanırım yazarın ilk kitabı olmasına ve çok satmasının sebebi bu. Hep derim kitap için anlatım dili önemlidir. Sizi peşinden sayfalara sürüklemelidir...
İşte bu kitap da öyle.
Hani edebi bir anlatım, konu beklemeyin.
Okurken kendim geldi aklıma. Gerçi trenle seyahat etmeyi sevenler bilirler; camdan bakarken ister istemez tren istasyonuna yakın evlerin pencerelerine bakmadan geçmezsiniz. Tabi eğer kitp okumuyorsanız yada yanınızda ki ile sohbet etmiyorsanız.
Uzun zamandır terne binmiyorum çünkü SöğütlüÇeşme hattı kapandı. Bakalım Hasanpaşa Garı açılacak diye bir söylenti var. Çok özledim vallahi yahu... trenle yolculuk başka bir keyiftir bence...
Kitabın konusuna gelince de okurken Rachel'e çok acıdım yahu.... Ne zordor dedim içtikten sonrasını hatırlamamak... Ama sonlara doğru yazar sizi öyle bir şaşırtıyor ki.... Elbette katil kim, ne oldu gibi kısımları burdan yazmayacağım.. Cık cık ağzımdan laf alamazsınız :))
Diyeceğim o ki kitap ara kitap olarak gayet başarılı. Eğer uzun zamandır ağır kitaplar okuyorsanız, bir soluk almalık olarak iyi bir seçim olur....


Türkçe'ye Kütüphaneci olarak çevrilen bu filmi de Cuma günü kız uyuyunca; hadi dedim bu sefer kitap okumayayım da film kanallarından bir tanesinde film izleyeyim... Şansıma bu film de yeni başlamıştı. Hoşuma da gitti. Hem dinlendim hemde izlerken keyif aldım. 
Bİr zamanlar bende kütüphaneci olmak isterdim yada bir kitapçı da çalışmak... Belki bir gün olur dimi ama? ;)
Filmin konusuna gelince isminden de tahmin edeceğiniz gibi yerel bir kütüphane kapanır ve kütüphaneci olan bayanımız da kendini tatil turuna çıkartır. Tabi biraz takıntılıdır oyuncumuz; kendisine dokunulmasından hoşlanmaz, fazla konuşmaz ama sıkı bir okurdur... sonrasında gittiği yerde ki tur rehberi ile aşk yaşar... Tabi bunda tur rehberinin girişimciliği etkilidir ki adam da kadının duruşundan, gizeminden ve iyi bir okuyucu olmasından etkilenir ve oda kitap okumaya başlar... vs...
izleyin derim filmi...keyifliydi...


böyleyken böyle blog, yazıı yazdım, diğer blogları okudum, yorumlarımı yaptım. Şimdi sırada gece okuması var...
Şİmdiden keyifli pazarlar.... :)