Novella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Novella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.2.20

Günlük, Biten dizi, kitaplar :)

Selam iyi haftalar hepimize.💃

Veee 15 tatil bittiğine göre normal kitap-kahve ikilime dönebilirim artık. :))))
Yoğun, keyifli bir 15 tatil geçirdik. Salgından dolayı kalabalığa girmemek adına dışarı fazla çıkmadık. Bir kez sinemaya götürdük çocukları o da Kozzy tenha oluyor diye oraya gittik.
"Gamonya" ya götürdük çocukları. Sevdiler.
Bana biraz yavan ve zorlama geldi, ki " Can Dostlar" ve "Bizim Köyün Şarkısı" filmlerini severek izledim ve hala izliyoruz 😁

Salgın,deprem derken gitgide dünya ve doğa bizi uyarıyor.... bakalım daha ne kadar kör,sağır.dilsizi oynayacağız.......

Bu düşüncelerin dışında "Atiye" dizisini izledik. Ben beğendim, en azından klasik türk dizilerinden farklı idi. Özellikle paralel evrene göndermeler ve gelgitler kısmını iyi buldum. Böyle böyle bizde ilerleyeceğiz. Twitter çalkalandı bu dizi sebebi ile. Buket Uzuner'in dörtleme serisinden alıntı olduğunu yazanlar çoğunlukta.





Lakin ben ne "Defne Kaman" ne de ananesi "Umay Ana" ile bağlantılarını kurabildim. Elbet benzerlikler, esinlenmeler olmuş olabilir ama bir Defne Kaman değildi....
Ki yazarın kitaplarının sinema ya da dizi uyarlaması olsun çok isterim. Son kitabı dört gözle bekliyorum.

Diğer dizim "Anne Whit An E"
Nasıl güzel nasıl keyifli ve düşündürücü bir dizi anlatmam.
O çocuklara,kıyafetlere döneme veee manzaraya tek kelime ile bayıldım.
Son sezonu Umay ile izliyoruz. Son iki bölüm kaldı lakin tek izlemeyeceğime dair bizim kıza söz verdim. Onun keyfini bekliyorum 😬
 Bir de tab, türkçe dublaj izliyoruz oysaki kendi sesleri ile izlemek ayrı bir keyif.

Birde yeni türk dizilerinden "Ottoman"merak ediyorum yakında ona da başlarım.

Biten kitaplarıma gelince;

Aralık 2019 'da bitirdiğim bir kitaptam bahsetmek istiyorum.


Bir Kutu Kitap ile gelmişti. Ve okumak istediğim kitaplardan olunca da çok sevinmiştim.
Novella tarzı, ama içi, alt metinleri dolu dolu bir kitap. İnternet sayfalarında şöyle yazıyor;

   

“Modern Yunan nesrinin en büyük yazarı.” Milan Kundera “Kurgunun mucizevi doğasını bize Hadula: Bir Ada Öyküsü gibi kitaplar gösterir.” Gabriel Josipovici Hadula, yaşadığı adadaki dertlilerin kapısını çaldıkları yoksul bir kadındır. Şifalı bitkilerden hazırladığı ilaçlarla şifa dağıtır hastalara. Ve yaşlı Hadula, sonunda her şeyin kökeni olan bir soruna da çözüm bulur: Yaşamak sorununa. Papadiamantis, dönemin sosyal ve ekonomik şartlarının -özellikle kadınlar üzerindeki- etkisini göstermekle kalmaz; suçun cezaya, iyiliğin kötülüğe karıştığı o gizemli bölgeye insan ruhunun adım adım nasıl çekildiğini de ustalıkla resmeder. Hiç aklımıza bile gelmeyenlerin nasıl da başımıza gelebileceğini, kaderimizden kaçmak için çırpınırken kendi kaderimizi yaratışımızı ve bu sırada yaşadığımız iç hesaplaşmaları, tutkuyla anlattığı bu trajik öyküyle gösterir. Tiyatro oyunlarına, operalara konu olan ve antik Yunan efsanelerine sırtını dayamış bu modern Yunan klasiğini, Yasemin Aydın’ın Yunancadan çevirisi ve Herkül Millas’ın önsözüyle sunuyoruz."

Gerçekten de etkileyici bir hikayesi vardı "Hadula"nın. Bir kadının iyilik için yaptığı şeyler, ailesini kurtarmak, kızların yazgısını değiştirmek.... sanırım anne olmak çok zor bir duygu demiştim okurken.... hem anne hem kadın olmak, mahalle baskısı, gelenekler, ekonomik sıkıntılar....

Diğer kitabım;

"Gitar /Michel del Castillo"

Sayfa Sayısı: 96
Özgün Dili: Fransızca
Basım Tarihi:
 
 
 
 Yine yüreğe dokunan, insnların kendileri gibi olmayan, dış görünüşü beğenmediklerinde nasıld a "canavar, çirkin" diye dışlayabildiklerine, iftira attıklarına şahit oluyorsunuz.
Bir de aslında içimizde ki "iyiliği" ve "kötülüğü" nasılda yaşadıklarımız, maruz kaldıklarımız ortaya çıkartıyor dedim okurken. Kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan biri Gitar kitabı.

 Arka kapak yazısı şöyle;

 
İspanyol asıllı Fransız yazar Michel del Castillo'dan, karşısına duvar misali dikilen makûs talihinden sıyrılıp toplumda kabul görebilmek için insan doğasında saklı olduğuna inandığı masumiyete sığınan, lanetli ve yalnızlığa mahkûm bir ruhun öyküsü: Gitar.

Varoluşa içkin tüm çelişkileri ve uç noktaları derinlemesine tahlil eden Castillo, Gitar'da iyilik ve kötülüğü hasarlı bir bedeni sarıp sarmalayan birer giysiye dönüştürüyor.

Galiçya kırsalının büyüleyici ve çetin topraklarında önyargılara, sıradan kötülüğe ve tabulara karşı kalplere ulaşma mücadelesi veren, toplum tarafından dışlanmış bir cücenin, umutsuzluk sarmalından coşkun ezgilerle kurtulma çabasının etkileyici öyküsü...
 
 



16.8.19

Biten Kitaplar, Yeni Başlanan okumalar....

Veeeeeee #anarşık bitti..... Kürdan beni çok güldürdün çok yaşa emi.....
☘ Novella tarzı bir roman Anarşık.  Uzun zamandır böyle ince dokundurmalarla kitap okumamıştım. Özellikle bazı yerler de ki o mizahi laflar beni bitirdi.
🤭

Yer yer güldüğümüz ama en çok da içinde yaşadığımız çok bizden biri Kürdan.  Hayatı roman gibi.... Yokluk,  kimsesizlik,  umut.... Hepsi varda var...
Ve başına gelmeyen kalmaz.
Tabi şu ince detayı atlamamak lazım; hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Okuyanlar anladı beni 😏




Kürdan lakaplı Mahmut’un cenazesi kaldırılmıştır. İmam efendi, mezara indirilenin Kürdan olmayabileceğine dair şüphesini fısıldayınca,
tüm tanıklar sorguya çekilir. Ancak yedi tanığın ifadesi işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Peki Kürdan ölmediyse gömülen kimdir? İmam Efendi cenaze namazında “er kişi niyetine” diyeceği yerde “hatun kişi niyetine” derken bir bildiği mi vardır, yoksa kalbi temiz olduğu için dili mi sürçmüştür? Kürdan arada bir nereye kaybolmaktadır?

Sanayi sitesindeki ustasından kamyon şoförüne, hayat kadınından
muhabbet tellalına, patronundan kabadayısına İzmir’in arka sokaklarında neşeli bir macera. Fuat Sevimay mizahi üslubuyla okuru Kürdan’ın peşinde bir arayışa çıkarırken, acımasız sistemin karşısında vatandaşın çaresizliğini de gözler önüne seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 84
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım












Bitti....lakin içim de karakterler,  olaylar bitmedi.....Tabi bunda bazı karakterler ve isimlerinin de hayatımdaki yerleri sebebi ile daha bir içimde yer etti.
🏔 Nasıl da sadece bize anlatılanları biliyoruz duygusunu bu kitapla bir kez daha hissettim. 
🏔 Bazı karakterleri çok sevdim bazılarına kızdım. Lakin fazla açık veremiyorum kitap yeni 😉
🏔Hatai Başkan, John Gable, Aziz sizi unutmıycam..... Hele bana hatırlattıklarınızı hiç....
🏔 Bu yaz okuma hızım düştü diye kaç kez demiştim 😉 #dergahdağınsaklıyüzü
Kitabı elimden hiç bırakmak istemedim, bazı cümleler de ve detaylar da daha yavaş okudum,  çocukluğuma, anılarıma gittim.....
🏔 Özellik "İsmail" karakteri tam ismi çok içimi yaktı....fazla detay verememek çok zormuş yahu....keşke size de anlatsam hikâyeyi...
Ama anlatmam kitap yeni,  alacak olanlarınız olur.....
Kader ölçüsü, içimizde ki his....yaşadığımız anlar......hepsi var Dergah'ta....
Emekli bir asker olan John Gable aldığı bir haberle geçmişe döner ve başına geleceklerden habersiz Amerika’dan Türkiye’ye doğru yola çıkar.
Binlerce kilometrelik bu yolculuk Hakkâri’de görev yapan Binbaşı Cem Elvan ve emir eri İsmail’i de içine alacak bir serüvene dönüşecektir.
Onlar birbirlerini bekleyedursun, geçmişe ait ruhlar da yerlerinden çıkıp bu üç adamın kaderine ortak olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 280
Ebat : 13,5 x 19,5
İlk Baskı Yılı : 2019
Baskı Sayısı : 1. Basım






Bu kitabı bir arkadaş önerdi. Daha önce hiç duymamıştım. Ve yine tanımakta geç kaldığım yazarlardan diye düşündüm.
Çünkü öyle güzel ki anlatımı. Şuan PDF olarak okuyorum. Lakin diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum.
Kitabın tanıtımı şöyle;

On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik…yani yaşamın kendisi…Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt…Betimlemeler, sıradan öyküler, olağanüstü yazgılar, kataloglar, bilgelik dolu egzotik olaylar, mükemmel biçimde tasarlanmış cinayetler, karanlık kara büyüler, mucize bir eski kitap, bir seyahat kitabı, kapsamlı bir sözlük, şefkatin hiç eksik olmadığı bir ironi... Perec’in her şeyi tıkıştırdığı bu kitap büyük bir yapboz! Kaba güldürüyle atbaşı giden barok bir gerçekçilik!

Henüz başlardayım lakin okurken nasıl ilerliyor sayfalar fark etmiyorum bile....

5.6.19

Mo Yan Ve Yaşar Kemal Kitapları...



 Selam.
#kitapgiybeti grubumuz ile #irimemelergenişkalçalar kitabını okuduk. İyi ki beraber okuduk arkadaşlarla yoksa bazı şeyler eksik kalabilirdi... Bir de  böyle sayfa sayısı fazla içeriği dolu dolu kitapları beraber okuyunca daha kolay oluyor.
✒ Yazarın ön sözünü okuduğunuzda bazı detayları açıklıyor. Özellikle bu kitabı "annelere" ithaf ediyor ve o dönem olanlardan etkilenen kadınların verdiği mücadeleden kendisin de etkilendiğini belirtiyor.
 İsmini özellikle " Mo Yan/ Sakın Konuşma "olarak alır yazar. Çok hoşuma gidiyor bu gelenekleri. Hepsinin şahıslarına özgü isim almaları...
Kitapta da bolcana farklı isimlere rastlıyoruz. Çinliler özelliklerine göre ad alıyorlar,  okuduğum başka kitaplarda da öyleydi.
☘ bu kitabı okurken o kadar içim dağlandı ki... Hele bazı sahneler,  yaşananlar,  çekilen acılar ve özellikle bir annenin ve evlatlarının yaşadıkları....fena çok fenaydı.
Tabi birde kitabı ismini veren Jintong var....meme düşkünü... Tabi bunun altında yatan başka sebepler de var. Özellikle anne-oğul ilişkisi çok önemli gelişim çağında.
✒Özellikle güçlü karakterlerle zayıf karakterlerin de bir nevi çatışması var  kitapta.
✒ En önemlisi de savaşın sonuçlarının getirisi..... Açlık,  yoksulluk, karın doyurma,  işsizlik,  tecavüz,  mecburen kendini satan kadınlar...daha ne anlatayım ki.....
☘ tabi her dönemde ve ülkede olduğu gibi " erkek çocuk doğurma " ve "soyunun devamı" gibi gelenekler.... Kadınların güzelliği olarak simgelenmiş ayak küçültme....
☘ ve son olarak diyeceğim o ki...okurken çocuğun meme takıntısına takılmayın... Evet büyük bir sorun ama daha önemli detaylar var kitapta..... Yer yer uzun uzun detaylar verilse de takıntısı hakkında aslında başka bir şey anlatmak istiyor yazar.....
Zaten araştırdığınızda da "meme takıntısı olan çocukların" henüz bebekken oral dönemden çıkamadıklarından kaynaklandığı da detaylardan biridir.

Tabi kitapta detaylar çok fazla anlatılmış. Günlük yaşam, savaşa hazırlıkları ki küçük bir kasabanın  yaşadıkları çok fazla betimleme ile anlatılmış.... sıkılmadan akıcı bir anlatımı var.

Aslında anlatılacak çok fazla detay var kitap ile ilgili ama okumayanlarınız varsa spoilerda vermek istemem.
Tek diyebileceğim sayfa sayısına aldanmayın, gözünüz korkmasın okuyun. :)

Diğer kitabım ise;

KUŞLAR DA GİTTİ/ YAŞAR KEMAL


Tabi Mo Yan'dan sonra ince bir kitap okumak gerekiyordu çünkü etkisi çabuk geçen bir kitap değildi.
Hoş bu kitapta iç burkan hikayeyle doluydu.
Özellikle 80'lerin İstanbul'u Dolapdere ve orada yaşam mücadelesi veren, göç eden ailelerin ve çocukların hikayesi idi. Novella Romanlardan biri idi. 79 sayfa kitap ama bitmiyordu bu sayfa sayısı ile anlatılanlar.

Vallahi bu ara içim dağlana dağlana bir hal oldu.
Yaşar Kemal okuyan sevenler bilir tarzını, özellikle cümleleri, vurguları, deyimleri ile öyle güzel anlatıyor ki duyguları....

Bu kitabı okurken kuşların mı kafeslerde yoksa insanlar mı kafeste sorarsınız kendinize...
Hele o çocukların kuşları yakalama serüvenleri ve üç kuruş ekmek parası için Taksime'e gidip satmaları ve yorumları nasıl da anlamlı....

Öyle işte.....

İyi bayramlar dilerim efenim... Selamlar.




29.3.19

Biten Kitaplarım...

Yine yapmış yapacağını Dan Brown...
Başlangıç kitabını bir solukta okudum
Özellikle konusu çağımızın çok da yabancı olmadığı  sanal gerçeklik, yapay zeka gibi konulardan seçmiş.
Üç büyük dini bile sorgulatacağına inanan bir bilim adamının buluşu ve sonrası ....
Yeni bir din yaratma sürecini anlatan, buluşunu açıklayacağı gün öldürülen bilim adamının hikayesi.
Tabi geçtiğimiz seneler de bu komplo teorisi çok konuşulmuştu tv de...
Yeni bir din yaratma konusu.
Çünkü çağımız da çok fazla Allah'a yada bir Yatatacı'ya inanan çok ama kitaplara inanmayanlar.
Tabi herkesin inancı başka... Saygı duymak gerekir.
Lakin beni biraz nedense yapay zeka 🧠 ürkütüyor ...
Kitap da yazılanların çok da uzak gelecek olduğunu düşünmüyorum. Tersine belki de biz bu tarz kitaplarla ve filmlerle hazırlıyorlar diye düşünüyorum.
Korkutuyor çünkü git gide insan gücüne ihtiyaç azalıyor ve her şey hazır olmaya başladı. Düşünsenize bir çok hareketimiz azaldı, İletişim deseniz sosyal medya kadar.... 😊
Bunun dışında akıcı bir dil ve anlatım ile elimden bırakmadan bir solukta okudum  Nasıl yazıyorsa her kitabında böyle hissediyorum  😊

Diğer kitabım da;
        SUÇ VE CEZA / DOSTOYEVSKİ

Sanıyorum ki yirmili yaşlardaydım ilk okuduğumda.... Aklımda az detaylar kalmıştı
Sonrası bu ayki okuma grubumuzun kitabı  idi.
İyi de oldu  Özellikle de suç işleme, ahlak psikolojisi ve sonrası duyguları nasıl da iyi anlatıyor Dostoyevski ......

Okurken hep düşündüm bazıları çok rahat öldürürken bazıları ise...sonrası psikolojisi bozuluyor.
Ben ikinci kısımım... Yanlışlıkla bir sürüngen bile bassam bir kaç gün içim acıyor, aklım takılıyor...

Sonrası tabi o dönemin yoksulluğu  ailelerin dramı ve aile ilişkiler ...
Bir dönem çoğu ülke yaşamış bu dramı... Dosteyvski'nin bir yanı inanç konusunda zayıfken bir yanı da inançlı. Bunu da "Yer Altından Notlar" kitabından biliyoruz ....

Tabi kitaptan alınacak ders çok fazla özellikle özgürlük  kişisel haklarımız, bireye özgü ahlak ve suç olgusunun birleşimi ...
Okurken yazarın da savunduğu şeylerden birisi; suçu meşrulaştırmak...
Nasıl bir ironi siz düşünün ..

Bir diğer kitabım öykü kitabı idi.

"SAF BİR YÜREK /Gustave Flaubert



Fransız edebiyatında gerçekçiliğin öncüsü sayılan Gustave Flaubert, birçoklarınca başyapıt kabul edilen öyküsü Saf Bir Yürek’te, biricik aşkı Théodore askere alınmamak için hali vakti yerinde bir kadınla evlenince, çalıştığı çiftlikten ayrılıp başka bir kentte yaşayan dul bir kadının hizmetçisi olan Félicité'nin öyküsünü anlatır. Karşılıksız veren, karşılıksız seven bu talihsiz kızın hikâyesi eşliğinde ruhsal bir yolculuğa çıkarır okuru. Flaubert’in tüm yazınsal ustalığını sergileyen bu eşsiz öyküyü Samih Rifat’ın çevirisiyle sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Diye yazıyor arka kapakta. Daha fazlasını yazmak isterdim ama 52 sayfalık kitaptan bazı şeyleri anlatırsam kitabı da anlatmış olurum diye yazmak istemedim.
Kısacık öyküyü bir kaç kez okuyabiliriz o tarz kitaplardan.
Daha önce Madam Bovery'i okumak istemiş ama okuyamamıştım. Anlatım dili biraz sıkmıştı beni.
Belki de bu düşüncem de filmini izlemek de yatıyor olabilir. Nasıl olsa hikayeyi biliyorum diye....

Böyle işte bu haftayı da bitirdik.... :)
 





9.3.19

Doğadaki Son Çocuk Ve Stefan Zweig Kitapları...

Geçen hafta ince ama içi dolu kitaplar bitirdim.








Doğadaki Son Çocuk kitabını okurken kendi çocukluğum geldi aklıma....
Çünkü kitapta geçen bir çok şeyi kendi adıma yaşadım.
Oturduğumuz apartmanın bahçesi ağaç ve çiçeklerle dolu idi daha doğrusu benim dönemim de  bahçe kavramı daha fazla idi.
Şimdi ise çocuklar eve tıkılıyor.

Kitap da yazar üstüne basa basa doğa ile insanın, çocuğunun uyumundan bahsediyor.
özellikle dışarıda oynamayan çocukların daha içe kapanık, daha çok elektronik eşyaya bağımlı, depresyona yatkın, obez vb... süreçleri anlatıyor örnekler vererek.

 Trafik, annelerin “çocuğum üşütür hasta olur” kaygıları da çocukların doğadan uzaklaşmasını sağlıyor. Çocukların yeni oyun alanları ise, zamanlarını geçirdikleri ekranlar ve alışveriş merkezleri.
O kadar kızıyorum avmde çocuklu anneleri görünce. Alışveriş için anlarım, bırakacak yerinde yoktur vs.. Ama sırf "hava alsın çocuğum" diye dışarı çıkartmayı avmye getiren annelere lafım....

Örneğin şimdi ki çoğu çocuk "iğde"yi bilmiyor biz ise ağaçtan koparıp yerdik, erik, incir de öyle. Dedemin ( ruhu şad olsun) bahçesi vardı ve çok severdi ekip biçmeyi...mis gibi güller eker, onlarla konuşurdu. Sonra kayısı, şeftali, erik ağacı vardı...
Yalnız tabi biz küçüğüz olmuş olmamış bakmadan koparırdık sonra da kaçardık... çok kızardı... :)))

Bende mümkün mertebe sokağa çıkartırım Umay'ı, hele avmye  alışveriş için götürüyoruz oda üç yaşından sonra başladık denemek için bazı kıyafetleri. Onun dışında parkları biz açıp biz kapatıyoruz neredeyse... :) 


Diğer iki kitabım ise S.Zweig'den. :)

Biliyorsunuz ara vermiştim S.Zweig okumalarıma. Bir arkadaşım "Korku "kitabını tavsiye etti. Almaya gittiğimde de kitabı satan arkadaş "Mecburiyet"i tavsiye etti.
İkisini de aldım. Ne iyi ettim de aldım.
Kısacık novella romanlardan.

"MECBURİYET" kitabında yazarımız başka bir memlekette ressamdır. Kendi ülkesinde savaş vardır ve savaşa katılmak, insan öldürmek istememektedir.
Tabi okurken siz de sorguluyorsunuz "hangisi doğru?"diye.... insan öldürmemek mi? yoksa "vatanın için kan dökmek mi?"

Zor bir karar.... Zaten yazarın yaşamını, kaçarak yaşamasını ve intihar etmesini düşünürsek kitaplarında bu etkiyi görmek mümkün...

Gerçekten de başarılı bir eserdi.
"KORKU"

Konusu itibari ile bir kadının tek düze giden hayatına renk katmak için kocasını aldatması, kocasının bunu öğrenmesi, karısının gözlerini açmak için başvurduğu oyun... derken kadının hissettiği pişmanlık, korku sonrası hayatına nasıl da korkunun hakim olması... daha  fazla anlatamıyorum çünkü kitap çok kısa ve yazarsam özetten de öte olacak. Benim gibi hala okumadıysanız not edin...

13.2.19

La ve Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor Kitapları Üzerine...


Selam.

Daha önce hiç Nazan Bekiroğlu okumamıştım  Daha doğrusu Nar Ağacı kitabına başlamış ama okuyamamıştım.
Bu kitabını da belki iki üç sene evvel görmüş not etmiştim "alacağım okuyacağım kitaplar" listesine ..
Tabi liste kabarık olunca anca sıra geldi.
Bir de Instagram'da #bibliyodukkan diye bir sayfa var. Sevgili eski Bloggerlardan Damla ve gelininin açtığı ikinci el kitapların satışının olduğu bir sayfa. Bende Kitaplığımdan kitaplar ekledim. Ve sattığım da oldu 

Bazı kitaplarım hep benimle ama bazıları değil.

İşte efenim orada görünce hemen aldım. Okudum ...
Lakin içime işledi kitap.

LA/SONSUZLUĞUN HECESİ NAZAN BEKİROĞLU

Hz. Adem'in hikayesi  Anlatım dili masalımsı, Şiirsel ve öyle dokunaklı.......
Bir kez daha hayran kaldım Hz. Adem'e.

La:Olumsuzluk eki. Başkaldırı serbestisi
🤲 Ama değil mi ki Tevhid kelimesi La ile başlar: La ilahe
Bilinçli kabul kelimesi onun ardından gelir : İllallah.
🖋 Ve Hz. Adem'in La ile başlayıp İllallah'a yönelişini anlatan, Kabil ile Habil'i anlatan ama en çok da insani özelliklerinden bahseden bir kitap....
Nefsin en çok sevdiği; kibir, büyüklenme, kendini beğenme, ölümsüz gibi yaşama ve her şeye "benim, ben demesi" derken...
Altını çizdim, çok düşündüm, aklıma gönlüme yazdım bazı cümleleri... Okumakla da kalmayıp davranışlarıma da yansıtacağım bildiğim şeyler kadar bilmediklerimi de öğrendiğim kitaptan selam olsun...

Diğer kitabım ise; RAHEL TANRI İLE HESAPLAŞIYOR/ STEFAN ZWEİG

Daha önce 5 kitabını okudum iki tanesini sevmiştim  Elbet kalemi kuvvetli yazarlardan, özellimle hayatı, kaçışı ve acı çekmesi.... Derinden etkiliyor beni.... 

Lakin bazı kştalarında ki aşk, kadın tasviri ve onun üzerinden hikaye anlatması sıkıyor beni. 
Bir huyumu seviyorum hemen yazarı okunmayacaklar listeme eklemem. Biraz daha bakınırım kitaplarına ondan sonra kararımı veririm. Zweig'de öyle benim için  
Arkadaşım "Korku  kitabını da önerdi ona da bakıcam  😊 
Bu kısa novella tarzı kitabı üç öyküde oluşan menkibe. Özellikle Rahel ve Ölümsüz Kardeşin gözleri etkileyen öykülerdendi. Bir dönem Felsefe sohbetlerine katıldığımdan "Bhavagita" öğretilerini de az çok bilirim....
🕯 🕯 🕯
Bu üç hikayede de aslında Tanrı'yı ve kendilerini ararken yaşam amaçlarını bulurlar. Toplumsal ahlak, beraber yaşamak ve kendi içime dönmek açısından kısa ve öz kitaplardandı.
🖋 Ve yine anlıyoruz ki; bizim bir hareketimiz, sözümüz, davranışımız sadece bizi etkilemiyor.......

Bir sonra ki yazımda da "Gecenin Sonuna Yolculuk" kitabını anlatıcam  😊 

7.5.18

Felaketzedeler Evi / Guillermo Rosales

Felaketzedeler Evi

Küba'nın dâhi yazarı Guillermo Rosales, kırk yedi yaşında intihar etmeden önce, o güne dek tüm yazdıklarını yakar. Bu yüzden, sadece iki kitap kalmıştır ondan geriye: Onun büyük bir yazar olarak tanımlanması için yeterli olan ilk romanı Felaketzedeler Evi ve bir öyküler toplamı.
Rosales'in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığına benzeyen bir yeri anlattığı Felaketzedeler Evi, Gökhan Aksay'ın İspanyolca aslından çevirisiyle, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.

Jaguar yayınevi'nin sitesinde yazar hakkında böyle yazıyor.
Ben kitaba;  İnstagram'dan takip ettiğim ve yorumlarına güvendiğim kişilerin okuduğu kitapları incelerken rastladım ve not ettim.
Bu Jaguar Kitap'tan okuduğum 3.kitap ve yayınevinin seçili eserleri yayımladığını düşünmeye başladım. Çünkü incelediğimde tekrar bastıkları veya yeni kitaplar da hep başarılılar...
Kitaba gelirsek....
Yer yer "off yaaa, yapma beeeee, olur tabi nolcak bakımsız, denetleme yapılmayan yerden ne beklenir" derken buldum kendimi. Aslında okuduklarımız gerçeğin tezahür edilen kısmı.
Kült romanlardanmış, 1987 yılında yazmış yazar ve daha sonrasında intihar ile hayatına son vermiş.

Baş karakterimiz William Küba'dan Miami'ye gelmiş sürgün bir yazardır. Karşılarında zengin bir adam bulmayı bekleyen akrabaları bunun yerine aklını kaybetmiş bir adam bulunca onunla ilişiklerini kesmişlerdir, halası hariç. Halasının da ondan pek haz ettiği yoktur ve en sonunda onu bakımevi olarak geçen akıl hastanesine götürür. Kitap boyunca William'ın burada yaşadığı şeyleri tüm açıklığı ile okuyoruz. Bir yandan da Küba Devrimi'ni eleştiriyor yazar.
 Sanıyorum yazarın iç sıkıntıları ve yaşadığı dönemde ki siyasi olaylar da hayatının dönüm noktası olmuş.

Kitabın sonun da yazar ile ilgili kısa bir otobiyografi de var.
Mesela yazar yazar ve sonra da yırtıp atarmış. Saklamak istemezmiş.... Huzursuzlukları hep varmış. İnsanlığa, dünyaya inancını kaybetmiş vs...

İnce ama dolu dolu kitaplardan biri idi.





7.6.17

Carlos María Domínguez - Kağıt Ev

Şimdi efenim bu kitabı İnsatgram'da paylaşımlarda çok görüyordum, yorumlar deseniz herkes yere göğe sığdıramıyor bu kitabı.
Benimde hep aklımdaydı almak niyeyse almamışım.
Kitap fuarına gidince bide karşıma çıkınca "alayım ben bunu burdan yoksa yine kalacak" dedim ve attım çantama. :)

& Evet kitap Novella (  Novella, Avrupa'da öykü ve romanın gelişimini etkileyen, gerçekçi ve yergili bir anlatımla yazılmış sağlam yapılı kısa anlatı. Novella terimi bazen, öyküden uzun ama romandan kısa bir anlatı türü olan “kısa roman” ya da novelette'yi belirtmek için de kullanılır.)  tarzında yazılmış bir kitap.

&& Evet bir kaç yerinde altını çizdiğim ve biz kitap severlere ait yerinde cümleler var.
Özellikle Marquez gibi birçok kalemi kuvvetli yazarlara da ucundan değinmiş.

&&& Evet ince kitaplar ve ara kitap olarak iyi ama o kadar. Tabi bu benim görüşüm.
Çünkü dediğim gibi nette biraz bakındım da hiç olumsuz yorum yok. Okuyan herkes çok etkilenmiş. Ki saygım sonsuz çünkü okumak ve okuduğun kitabı sevmek bambaşka birşey.

&&&& Cumhuriyet Kitap Eki'nde Cem Tunçer'in yazısından....

KİTAPLARA VE OKUMAYA DAİR BİR YOLCULUK
Kağıt Ev, Bluma’nın ölümüyle başlayan, metne, kitaplara, okuma alışkanlıklarına dair bir kitap. Bluma’nın yaşamını yitirmesinin ardından masasındaki bir zarfta bulunan, üzeri çimento ve kir tabakası kaplı bir kitap üzerinden, kitapların insan hayatına etkisi üzerine ikinci bir hikâyeye, bir kitap düşkününün, bir bibliyofilin hayatının derinliklerine dalarız: Carlos Brauer’in hayatına.
1955 doğumlu Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez, ortaya koyduğu gizemli, üstü çimento kaplı bir kitap üzerinden, bizleri okuma alışkanlıkları ve kitaplar üzerine bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın ilk bölümü, bizleri gizemli bir kitabın peşinde maceralı bir yolculuğa çıkaracağı izlenimi verse de kitabın peşindeki yolculuk, bir kitap üzerinden başlayan, kitaplara ve okumaya dair bir yolculuk.
Bu yolculukta, çimento kaplı kitabın ardında neler yattığına dair merakımız kitap boyunca devam ediyor ve okuma alışkanlıklarına dair birçok şey öğreniyor, okur olarak bizim bile fark etmediğimiz şeyleri, kitabı okurken fark ediyoruz. Bir kütüphanenin boyutu ne kadar önemlidir ya da önemli midir, kitabın altı çizilir mi çizilmez mi, kitap okurken müzik dinlenir mi sorularını soran ve tüm bunlar dışında, edebiyata ve edebi arzulara, yazınsal her türlü maceraya dair birçok soru da sordurtan kısacık bir novella Kağıt Ev.

Böyle işte karar sizin efenim. Sevenler  çok sevmeyenler de az.




13.4.16

Altın Gözlük, Artık Biliyorum kitap yorumları...

Bu aralar kitap seçimi olarak daha çabuk bitecek kitaplar okuyorum. Okuyorum çünkü buna ihtiyacım var.  Bir iki günde kitabı bitirip yeni kitaba başlamak beni çok sevindiriyor. O yüzden sayfa sayısı fazla olan kitaplara biraz ara verdim...
Yazarımız bir İtalyan. Hatta araştırırken eserlerinin filminin yapıldığını okudum IMBD sitesinde.
Bu kitabı uğramadan edemediğim Kadıköy Yapı Kredi Yayınlarınından aldım. Bu sefer hiç okumadığım bir yazar olsun istedim ve bu kitap çıktı karşıma. 100 yaşına basması nedeni ile yayınevi kitaplarını tekrar basmaya başlamış.
      Konu olarak Birinci Dünya Savaşından az öncesi ve savaş yıllarında ahlak, ayrımcılık, ırkçılık gibi konuları gözünüze batırmadan novella ( romandan kısa, hikayeden uzun bir edebi tür)  olarak yazmış yazar.Kitap ta adı geçen doktorumuz kendini iyi eğitim görmüş, kültürlü ve edebiyatı seven biri olarak aktarılıyor, ilerleyen sayfalarda aslın da doktorumuz bir eşcinseldir ve kimliğini saklamak için burjuva yaşamın arkasına sığınır. Tabi bu cinsel tercih meselesi o kadar güzel sıkmadan, yalın ve ara detaylar da aktarılmış ki siz asıl savaş döneminde ki Yahudi düşmanlığını, komşuluğu, dedikoduyu hatırlıyorsunuz.... Aaa birde doktorumuzun altın bir gözlük takmasından kitap ismini almış. :)
Daha fazla detaya girmeyeyim yahu, neredeyse kitabın tamamını yazacağım. :)

Bu kitabı DR'da görmüş alıp almamak arasında kalmıştım. Sonra başka bloglar da kitap yorumlarını okuyunca almaya karar verdim. İyi ki de almışım yahu...
Öyle büyük şeyler beklemeyin kitaptan. Oprah Abla hayatına dair, köşesinde yazdıklarından, belki de bilinmeyen kişisel özelliklerinden ve hayata bakış açısından anekdotlar aktarmış.
Ama okurken inanın sizde bir motive oluyorsunuz anlatamam. O kadar çok altı çizilen cümlem oldu ki kitaptan....
Ara ara herhangi bir sayfasını açık okuyabileceğiniz başucu kitabı....

Kitaptan: 

''Gün içinde yaptığım her şey bu okuma zamanlarına hazırlık niteliğinde oluyor. Bana güzel bir roman veya anı kitabı, biraz çay ve kıvrılacak sıcak bir köşe  verin, cennete gitmiş gibi olurum.''

''İçimizdeki çocuk kavramının öncüsü John Bradshaw, Oprah Show'a çıktığında seyircilere ve bana etkili bir deneyim yaşatmıştı. Bizden gözlerimizi kapatıp büyüdüğümüz eve gitmemizi , evi gözümüzde canlandırmamızı istemişti.''Yaklaşın, pencereden bakın ve içerideki kendinizi görün. Ne hissediyorsunuz?''  Benim için son derece üzücü ama güçlü bir egzersiz oldu.''

''Mutluluğunuzu bir başkasına dayandırıyorsanız vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Görmediğiniz sevgiyi kendinize verebilecek kadar cesur olmak zorundasınız.''

''Ne zaman zor bir karar vermek zorunda kalsam kendime soruyorum: Yanlış yapmaktan, reddedilmekten, aptal durumuna düşmekten veya yalnız kalmaktan korkmasam ne yapardım?''

''Açlığını çektiğim sevgi ve onayı kendimden başka hiçbir yerde bulamayacağımı anlamam yıllar aldı''

''İlişkiniz size bazen değil her zaman mutluluk vermeli. Asla sesinizi, kendinize saygınızı ve haysiyetinizi kaybetmemelisiniz. İster 25 olun ister 65 ilişkiden ayrılırken önceden sahip olduğunuzdan daha fazlasını yanınızda götürebilmelisiniz.'' (29 yaşında deli gibi tutulduğu adamın ardından yazdığı 12 sayfalık yalvarışlarla dolu aşk mektubunu anlatıyor bu satırlar öncesinde )

''İşler pek iyi gitmezken nasıl olduğunuzu merak eden insanların olduğunu bilmek- işte sevgi bu.''

''Hayatımızı son kez gözden geçirirken- yapılacak liste kalmadığında, koşturmaca bittiğinde, e-posta kutularımız boşaldığında- kalacak tek değerli şeyin sevip sevildiğimiz olacağını artık kesinlikle biliyorum.''

''Adım atıp, sesinizi duyurup, kendinizi değiştirmeye cesaret ettiğinizde veya sadece başkalarının normal gördüğünün dışında davrandığınızda hoş sonuçlar alamayabilirsiniz. Diğerleri size deli diyebilir. Sizden beklenenlerin sınırını aşmanız insanların canını sıkabilir. Vazgeçmek istersiniz ancak daha kötü seçenekler de vardır. Kendinizi yıllarca sefil bir tekdüzeliğe saplanmış bulabilirsiniz. Pişmanlıkla sürünüp ''Başkalarını bu kadar dert etmeseydim hayatım nasıl olurdu?'' diye merak edip durabilirsiniz.''

'' Kız çocukları olarak iltifatları geçiştirmeyi öğreniriz. Başarılarımız için özür dileriz. Zekamızı daha az göstererek aile ve arkadaşlarla ilişkimizi dengede tutmaya çalışırız. Arabayı kullanan olmak isterken yan koltuğa razı geliriz. Bu yüzden pek çoğumuz yetişkinlikte ışığımızı saklarız. ''

''İşte o zaman (17 yaşında) bir şeyi kesin olarak bildiğimi fark ettim. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanırsan aldığın her maaş bir ikramiyedir.''

''En sevdiğim alıntılardan biri ''Bizler ruhani deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bir insan deneyimi yaşayan ruhani varlıklarız.''

''Bir kadının kendine sorabileceği en önemli sorulardan biri şudur: Gerçekten ne istiyorum? Benim cevabım sonunda beni kadınlara ve kızlara hizmet etme tutkuma götürdü. Eğitimin özgürlüğe açılan kapı, bir küp altına ulaştıran gök kuşağı olduğuna inanıyorum.''

''Kendinize sorun: Hayatınızdaki insanlar size kişisel gelişiminiz için destek mi ve enerji mi veriyorlar yoksa bozuk dinamikleri ve vadesi dolmuş sözleriyle engelliyorlar mı?''

''Genellikle başkalarının arkasından olumsuz konuştuğumuzda sebebi güçlü hissetmek istememizdir. Bunun sebebi de kendimizi bir açıdan güçsüz, değersiz bulmamızdır.''

''Sizi bekleyen bolluk içindeki hayata kavuşmak için çalışmaya istekli olmalısınız. Size en büyük arzularınızı fısıldayan ruhunuza kulak vererek.''

''İnsanlar Tanrı'nın yaptıkları yüzünden değil, bizim yaptıklarımız veya yapmadıklarımız yüzünden acı çekiyor.''

''Fazla kilolar çözülmemiş endişelere, hayal kırıklıklarına ve depresyonlara karşılık gelir. Bunların temelinde de yüzleşemediğimiz korkularımız yatar. Korkuyu hissetmek ve başa çıkmak yerine yemeğe boğarız.'' (Yaşamı boyunca kilo konusunda dertli olmuş Oprah). Kesinlikle biliyorum; korkuyu yenebilirseniz uçabilirsiniz.''

''Sadece doğmuş olmanın insanı burada olmaya değer kıldığını anlamam otuzlu yaşlarımın ortalarını buldu''

Not: Kitaptan alıntılar http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2016/04/artk-biliyorum-oprah-winfrey.html sitesinden kopyalanmıştır...