Giorgio Bassani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Giorgio Bassani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.5.17

BoyHood Ve Vezir Parmağı, Biten Kitaplar....




Veee balkon sezonu açılır bizim evde... Nisan'ın son haftası güneş iyicene yüzünü gösterdi.
Bu fırsatı kaçırır mıyım? Asla!
Artık kahvaltı ve akşam yemeği faslı da başlar balkonda.
Bu sene niyetim balkona şu yapı marketlerde satılan bahçe seti oturma grupları vardır ya onların bizim balkona uyanından almak istiyorum. Çünkü balkonda oturmayı, kuş sesleri eşliğinde sohbeti, kitap okumayı seviyorum.
Birde çok şükür ki hemen bahçemizde , balkona denk gelen kısımda Ceviz Ağacımız varki sormayın. Yeşillendi iyicene karşı binalar da gözükmüyor, mis gibi yeşil kokuyor.

Bu haftayı iki kitap, iki film ile bitirdim.

Bu filmi ajandama not etmişim ama nerden duydum yada okudum hiç hatırlamıyorum.
Bildiğim birşey varsa o da film çok çok iyiydi, hem konusu hem oyuncuları...
BOYHOOD filminde oynayan çocuklar aynı zamanda büyümüş hallerinde dekendileri oynamışlar, o yüzden filmin yapım aşaması epey bir zaman almış.

Konusuna gelince; bir aile düşünün lise üniversite zamanı tanışan çift evlenir. Evin babası gezmek, eğlenmek ister, evin annesi de çalışır ve çocuklarına yetişmeye çalışır. Sonra karı koca ayrılır. Anne ve çocuklar başka bir şehre taşınır. Annemiz hem çalışır hem ev geçindirir, hemde çocuklarla ilgilenir. Baba ise ortalarda yoktur.Sonra gelir ve çocukları yemeğe çıkartır.
Yemek yerlerken baba çocuklarına " nasıl güzel eğleniyorduk hatırlıyor musunuz?" der....

(BU arada film öyle karamsar değil, tersine sürükleyici va aydınlık bir film.)
Kız babasına " sadece sizin kavgalarınızı ve anneme nasıl bağırdığını hatırlıyorum" der........
Of ya dedim. İşte gerçek hayatta da böyle... çocuklar bunları çok iyi hatırlar.

Baba şaşırır tabi, hiç eğlendiğimiz günleri hatırlamıyor musunuz? der... hatırlıyorlardır ama az.
Sonrası evin annesi evlnir yarılır derken çocuklar kendilerine bir düzen oturtmaya çalırlar, çalışırken de yaşadıkları hem iyi hem kötü yanlarıını aktarır film.
Gerçektende başarılı bir filmdi.
Mutlaka izleyin diyeceğim filmlerdendi.


Kitaplardan ise Giorgia Bassani Kapının Ardında kitabını bitirdim.
Daha önce ALtın Gözlük kitabını okumuş ama sevememiştim. Bilenler bilir yazarları sadece tek kitabı ile değerlendirmeyi sevmiyorum.
O yüzden bu kitabı da almıştım. İyi ki almışım. Yazar az ama öz kelimelerle çok şey anlatmayı çok iyi biliyormuş.
Bu kitapta da lise döneminde yaşayan bir grup ergen erkek çocuklarının gözünden anlatılmış. Tabi yazıldığı dönemi düşünürseniz... cesaret isteyen şeyler yazmış.
Okurken sizde kendi lise yıllarınıza ve o zamanki haylazlıkları düşünmeden edemiyorsunuz.
Başta biraz ağır gitti ortalarda açıldı ama sonlara doğru yine ağır gitsede iyi ki okudum dedim.

Diğer kitap ise yine lise yıllarında yaşayan bir ergen erkek gözünden yaşananlar.


Çavdar Tarlasında Çocuklar J.D.Salinger 
Kitap bitti, düşündüm ne anlatıldı diye.... aslında çok şey anlatıyor. Kitap bir dönem anlatım dilinden dolayı yasaklanmış.
Çünkü hikayeyi anlatan kişi hem lise talebesi hemde hayata dair fazla düşünceli. Bir çok şeyi ti'ye alıyor; birçok alışılmış düzene karşı...vs... birazda argo çok... ama sizi rahatsız edecek düzeyde değil. Çeviren dengeyi çok güzel kurmuş.

Aslında duyarlıalgıları açık olan ve hayatı fazla da önemsemeyen birçok kişi gibi düşünüyor. Yer yer o kadar çok cümlesine katılırken buldum ki kendimi...

Diğer film ise; Vezir Parmağı

Şöyle akşam oturuken eşimle, alt yazılı olmasın, ağır film olmasın derken Türk Filmi izlemeye karar verdik.
İyide ettik. Yer yer güldük izlerken ve renkli olmasıda çok iyi geldi.
Tavsiye ederim.

Bu yazı uzun oldu ama anlatacak, yazacak çok konu var daha.

Şİmdiden hayırlı cumalar arkadaşlar.

13.4.16

Altın Gözlük, Artık Biliyorum kitap yorumları...

Bu aralar kitap seçimi olarak daha çabuk bitecek kitaplar okuyorum. Okuyorum çünkü buna ihtiyacım var.  Bir iki günde kitabı bitirip yeni kitaba başlamak beni çok sevindiriyor. O yüzden sayfa sayısı fazla olan kitaplara biraz ara verdim...
Yazarımız bir İtalyan. Hatta araştırırken eserlerinin filminin yapıldığını okudum IMBD sitesinde.
Bu kitabı uğramadan edemediğim Kadıköy Yapı Kredi Yayınlarınından aldım. Bu sefer hiç okumadığım bir yazar olsun istedim ve bu kitap çıktı karşıma. 100 yaşına basması nedeni ile yayınevi kitaplarını tekrar basmaya başlamış.
      Konu olarak Birinci Dünya Savaşından az öncesi ve savaş yıllarında ahlak, ayrımcılık, ırkçılık gibi konuları gözünüze batırmadan novella ( romandan kısa, hikayeden uzun bir edebi tür)  olarak yazmış yazar.Kitap ta adı geçen doktorumuz kendini iyi eğitim görmüş, kültürlü ve edebiyatı seven biri olarak aktarılıyor, ilerleyen sayfalarda aslın da doktorumuz bir eşcinseldir ve kimliğini saklamak için burjuva yaşamın arkasına sığınır. Tabi bu cinsel tercih meselesi o kadar güzel sıkmadan, yalın ve ara detaylar da aktarılmış ki siz asıl savaş döneminde ki Yahudi düşmanlığını, komşuluğu, dedikoduyu hatırlıyorsunuz.... Aaa birde doktorumuzun altın bir gözlük takmasından kitap ismini almış. :)
Daha fazla detaya girmeyeyim yahu, neredeyse kitabın tamamını yazacağım. :)

Bu kitabı DR'da görmüş alıp almamak arasında kalmıştım. Sonra başka bloglar da kitap yorumlarını okuyunca almaya karar verdim. İyi ki de almışım yahu...
Öyle büyük şeyler beklemeyin kitaptan. Oprah Abla hayatına dair, köşesinde yazdıklarından, belki de bilinmeyen kişisel özelliklerinden ve hayata bakış açısından anekdotlar aktarmış.
Ama okurken inanın sizde bir motive oluyorsunuz anlatamam. O kadar çok altı çizilen cümlem oldu ki kitaptan....
Ara ara herhangi bir sayfasını açık okuyabileceğiniz başucu kitabı....

Kitaptan: 

''Gün içinde yaptığım her şey bu okuma zamanlarına hazırlık niteliğinde oluyor. Bana güzel bir roman veya anı kitabı, biraz çay ve kıvrılacak sıcak bir köşe  verin, cennete gitmiş gibi olurum.''

''İçimizdeki çocuk kavramının öncüsü John Bradshaw, Oprah Show'a çıktığında seyircilere ve bana etkili bir deneyim yaşatmıştı. Bizden gözlerimizi kapatıp büyüdüğümüz eve gitmemizi , evi gözümüzde canlandırmamızı istemişti.''Yaklaşın, pencereden bakın ve içerideki kendinizi görün. Ne hissediyorsunuz?''  Benim için son derece üzücü ama güçlü bir egzersiz oldu.''

''Mutluluğunuzu bir başkasına dayandırıyorsanız vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Görmediğiniz sevgiyi kendinize verebilecek kadar cesur olmak zorundasınız.''

''Ne zaman zor bir karar vermek zorunda kalsam kendime soruyorum: Yanlış yapmaktan, reddedilmekten, aptal durumuna düşmekten veya yalnız kalmaktan korkmasam ne yapardım?''

''Açlığını çektiğim sevgi ve onayı kendimden başka hiçbir yerde bulamayacağımı anlamam yıllar aldı''

''İlişkiniz size bazen değil her zaman mutluluk vermeli. Asla sesinizi, kendinize saygınızı ve haysiyetinizi kaybetmemelisiniz. İster 25 olun ister 65 ilişkiden ayrılırken önceden sahip olduğunuzdan daha fazlasını yanınızda götürebilmelisiniz.'' (29 yaşında deli gibi tutulduğu adamın ardından yazdığı 12 sayfalık yalvarışlarla dolu aşk mektubunu anlatıyor bu satırlar öncesinde )

''İşler pek iyi gitmezken nasıl olduğunuzu merak eden insanların olduğunu bilmek- işte sevgi bu.''

''Hayatımızı son kez gözden geçirirken- yapılacak liste kalmadığında, koşturmaca bittiğinde, e-posta kutularımız boşaldığında- kalacak tek değerli şeyin sevip sevildiğimiz olacağını artık kesinlikle biliyorum.''

''Adım atıp, sesinizi duyurup, kendinizi değiştirmeye cesaret ettiğinizde veya sadece başkalarının normal gördüğünün dışında davrandığınızda hoş sonuçlar alamayabilirsiniz. Diğerleri size deli diyebilir. Sizden beklenenlerin sınırını aşmanız insanların canını sıkabilir. Vazgeçmek istersiniz ancak daha kötü seçenekler de vardır. Kendinizi yıllarca sefil bir tekdüzeliğe saplanmış bulabilirsiniz. Pişmanlıkla sürünüp ''Başkalarını bu kadar dert etmeseydim hayatım nasıl olurdu?'' diye merak edip durabilirsiniz.''

'' Kız çocukları olarak iltifatları geçiştirmeyi öğreniriz. Başarılarımız için özür dileriz. Zekamızı daha az göstererek aile ve arkadaşlarla ilişkimizi dengede tutmaya çalışırız. Arabayı kullanan olmak isterken yan koltuğa razı geliriz. Bu yüzden pek çoğumuz yetişkinlikte ışığımızı saklarız. ''

''İşte o zaman (17 yaşında) bir şeyi kesin olarak bildiğimi fark ettim. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanırsan aldığın her maaş bir ikramiyedir.''

''En sevdiğim alıntılardan biri ''Bizler ruhani deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bir insan deneyimi yaşayan ruhani varlıklarız.''

''Bir kadının kendine sorabileceği en önemli sorulardan biri şudur: Gerçekten ne istiyorum? Benim cevabım sonunda beni kadınlara ve kızlara hizmet etme tutkuma götürdü. Eğitimin özgürlüğe açılan kapı, bir küp altına ulaştıran gök kuşağı olduğuna inanıyorum.''

''Kendinize sorun: Hayatınızdaki insanlar size kişisel gelişiminiz için destek mi ve enerji mi veriyorlar yoksa bozuk dinamikleri ve vadesi dolmuş sözleriyle engelliyorlar mı?''

''Genellikle başkalarının arkasından olumsuz konuştuğumuzda sebebi güçlü hissetmek istememizdir. Bunun sebebi de kendimizi bir açıdan güçsüz, değersiz bulmamızdır.''

''Sizi bekleyen bolluk içindeki hayata kavuşmak için çalışmaya istekli olmalısınız. Size en büyük arzularınızı fısıldayan ruhunuza kulak vererek.''

''İnsanlar Tanrı'nın yaptıkları yüzünden değil, bizim yaptıklarımız veya yapmadıklarımız yüzünden acı çekiyor.''

''Fazla kilolar çözülmemiş endişelere, hayal kırıklıklarına ve depresyonlara karşılık gelir. Bunların temelinde de yüzleşemediğimiz korkularımız yatar. Korkuyu hissetmek ve başa çıkmak yerine yemeğe boğarız.'' (Yaşamı boyunca kilo konusunda dertli olmuş Oprah). Kesinlikle biliyorum; korkuyu yenebilirseniz uçabilirsiniz.''

''Sadece doğmuş olmanın insanı burada olmaya değer kıldığını anlamam otuzlu yaşlarımın ortalarını buldu''

Not: Kitaptan alıntılar http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2016/04/artk-biliyorum-oprah-winfrey.html sitesinden kopyalanmıştır...