Yordam Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yordam Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.5.25

Çimento.....


 Günaydın 🪷 💫 

Geçtiğimiz hafta yaşadığımız deprem hepimizi biraz daha salladı 

 Çok geçmiş olsun hepimize.  Deprem çantamız hazırdı, Hatay depreminden sonra yapmıştık.  Ortalık sakinleyip, deprem durunca, çanta ve suyumuzu alıp dışarı çıktık. ... İşte hayat bu kadar.... 

Bunların dışında hayat akışında.... Okuduğum kitaplarla geldim ☺️


"Çimento" sadece bir fabrikanın tamir edilmesi hikâyesi değil; aslında bir toplumun ruhunun tamir edilmeye çalışılmasıdır. Roman boyunca hissedilen en temel duygu yeniden başlama arzusudur. Gleb, eve döndüğünde sadece fabrikayı değil, karısını, arkadaşlarını, bütün yaşam tarzını değişmiş bulur. Bu, sadece onun yaşadığı bir yabancılaşma değil, bir kuşağın hissettiği geniş bir kopuştur.

İnsan ilişkileri üzerinden de çok şey anlatılır:


Çimento, bireysel zaaflara karşı kolektif umudu koyar: İnsanlar bocalar, hata yapar, umutsuzluğa kapılır ama sonunda hep birlikte ayağa kalkmaları gerektiğini öğrenirler. Gorki burada, insanın doğasını suçlamaz; sistemin, yeni bir insan tipi yaratabileceğine inanır.


> "Burada her şey susmuştu... Oysa bir zamanlar, makinelerin gürültüsü insanın kalbine sevinç pompalar, sıcak demir kokusu alınları terletirdi. Şimdi sessizlik, çökmüş duvarlar, dökülmüş bacalar... Sanki zaman, insanın emeğini kıskanmış ve hepsini geri almak istemişti."


> "Bir fabrika, yalnızca taş ve demir değildir. O, insanların kol emeği, alın teri, umutlarıyla kurulur. Biz, yeniden inşa edeceğiz... Birbirimize güvenerek, ter dökerek, sabrederek."


3. Daşa'nın kadınlar hakkında konuştuğu bölüm:


> "Kadınlar, devrimle birlikte kendi ellerine aldılar yaşamlarını. Artık sadece evlerde kölelik etmeyecekler. Çimento gibi karışacaklar, bağlayacaklar yeni hayatı."






2.4.23

Kasırga ve Kelebekler Zamanı..


Daha önce "Teke Şenliği"kitabını okumuş ve orada geçmişti "Mirabal Kardeşler"in öldürülmesi. Fakat çok az anlatılmıştı. Bu kitap ile tamamen kardeşlerin hikayesini okuyoruz.... Sonlara doğru resmen içime bir yumru oturdu.... 🥺




 📌🖇️Belki büyük şeylerin acısı ancak böyle çekilebiliyordur: Kırpık kırpık, çimdik çimdik, damla damla üzülerek.


🖇️📌 Teke Şenliği kitabında az biraz geçiyordu isimleri; Kelekler diye.... Bu kitapla, dört kızkardeşin hayatını, nasıl bir savaş verdiklerini okuduk.... 

Okurken hep kendime şunu sordum; sen olsan napardın?.. vebabim çoğunluk olarak: bir kızım var, sorumluluklarım var oldu... Çünkü bir döneme karşı çıkmak, yapilan adaletsizlihe, faili meçhul ölümlere karşı durmak bunun için savasmak zor.... Herkese göre değil bana göre....


📌🖇️ Kitaba gelirsek, yazarinda ailesi Dominik Cumhuriyeti'ndeki Trujillo diktatörlüğü döneminde Amerika'ya sığınmış bir aile. Ve bir gün yazarın kendisinden bir dergi için kısa bir yazı isyerler ve olayalr böyle başlar. Tekrardan Dominik Cumhuriyeti:ne gitmesi, kardeşlerden hayatta kalan biri ile görüşmesi, Mirabal kardeşlerinin çocukları ile karşılaşması, hikâyeyi dinleyip, bizlere anlatması ile kitap ortaya çıkıyor... Tabi okunanlar kolay değil.... Bir dönem ne kadar çok insan şimdiki dönem için mucadele vermişler...🙏🏻🥺 Çaresizliğin kol gezdiği bir dönem de resmen Umut olmuşlar kızlar..... Ve nelerden vazgecmisler. Nelere katlanmışlar...

Nette şöyle bir paylaşıma denk geldim...kitabın özeti gibiydi....

"Bu kitap bir haykırış, büyük bir direnişi anlatıyor. Dominik Cumhuriyeti’nde 1940’lı yılların sonunda duyulmaya başlanan bu çığlık, 1960 yılına kadar direnişini sürdürür. Bu çığlık, hepimizin çığlığı ve bu direniş bütün kadınların direnişidir. "



"Onlara bırakmak istediğim tek şey, bağımsızlıkları..."

Kitapta geçen bu söz çok etkilemişti okurken....

Bir anne babanın evlatları için dileği.... 

🌄🏞️ Açıkçası yazarın dili başlarda biraz karışık gelebiliyor. Çünkü çok şey anlatmak istiyor yazar....özellikle toprağını, halkının kendi topraklarında verdiği mücadeleyi, beyaz insana karşı verdiği mücadeleyi anlatiyir bir nevi... Okuduktan sonra aşağıda ki blgileei okumuştum nette... Aslında her şeyi özetliyor...

Ufak bir arkadaş grubumuz ile "muz Üçlemesi'ne başladık, iyi ki de başladık ✌🏻📖😏


Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias, entelektüel üretimine, Orta ve Güney Amerika'daki dinleri, yerel inanışları, mitolojiyi, folklorik dansları vb. inceleyerek başlayan bir kültür araştırmacısı aynı zamanda. İlk edebî ürünlerini, bu akademik araştırmalarını edebiyat diliyle harmanlayarak veriyor ve bu alanda giderek ustalaşarak kıtanın ünlü “büyülü gerçekçilik” akımının da kurucularından biri oluyor.

Yerli kültürüyle harmanladığı yazınsal dilinin ve “büyülü gerçekçilik” akımının en önemli yapıtlarından biri.Kasırga, burada toplum çatışmalarının, halktan yana olan o esrarlı tabiat güçleri karşısındaki aczini ve küçüklüğünü anlatırken, bir yandan da yabancıya karşı çıkacak büyük bir Yerli direnişinin sembolü olarak kullanılıyor.”


4.4.22

Zamanımızın Kahramanı / günlük

 


Hoş geldi sefa getirdi Ramazan Ayı. Bilinçlendikce, okudukça daha farklı bir gözle bakmaya başladım oruca ve Ramazan ayına... Hep derim, hep de diyeceğim sanırım ; ruhu beslemek önemli. Eğer boşlukta kalırsa, vesvese, daralma, devamlı negatif düşünceler daha ön planda olabiliyor....

Bu aralar havalar güzel gitti, bizde kızın sınıfından arkadaşlarla çocukları okul çıkışı alıp pikniğe veya yemek yemeğe götürdük. Sınıftan iki arkadaş ile çok uyuştuk ve neredeyse haftada bir görüşür olduk. Kafa dengi olmak çok önemli hele bu saatten sonra daha da önemli.... Oturup konuşmaktan keyif  almak, zamanının nasıl geçtiğini anlamamak... Ne kadar önemli....biz de dört arkadaş yakaladık bu enerjiyi. Hoş kızımın şansına cocuklari erkek ama buda Umay'ın şansı ;))

Perşembeden bu perşembeye kadar antrenmanı olmayınca bizde değerlendirelim dedik. Öbür türlü bir çok şeye katılamıyor tabi kızçem. Arada onların maçı olması bize yarıyor. Hem dinlenmiş oluyor hem de okulda tam zamanlı etütde kalıyor. Çıkışta da parka götürüyorum... İstediği şey de bu. 😁

Onun dışında bir iki kitap okudum, onları da paylaşayım dimi... Paylaşayım paylaşayım :))



Uzun zamandır elimde olan bir kitabı, bir solukta okudum. 

🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿


"İnsanoğlu işte! Hepsi böyledir. Bir eylemin bütün kötü yönlerini önceden bilirler, yardım ederler, akıl verirler ve hatta başka çıkış yolu kalmadığını görünce eylemi onaylarlar bile. Sonra ellerini yıkar ve öfkeyle, olayın bütün sorumluluğunu ve yükünü üstlenme cesareti gösteren kişiye sırtlarını çevirirler. Hepsi böyledir, hatta en iyi yüreklileri, en zekileri bile!.. 

der kitabın bir yerinde ❗ 


#zamanımızınkahramanı

⚔ Sevgili Mihail Lermontov, döneminde ve sonrasında bir çok yazara ilham olmuş bir yazar. Çok genç yaşta vefat etmiş.... Kitabın sonunda Sevgili çevirmen Nuri Yıldırım detaylı bir şekilde yazarın dönemini, yazı akımını ve hayatını da anlatmış.

Lermontov bu kitabında bir kaç akımı birden kullanarak yazmış. Her ne kadar bölüm sonunda ve sonrasında başka bir hikâye gibi başlasa da bölüm.

Hepsi birbirini takip ediyor ve taşlar yerine oturuyor. Bu kitapta da "psikolojik, ruhsal, toplumsal, sosyol ve aşka dair" konuları bütünleştirmis.

Özellikle kahramanımızın kendine dair analizleri ve davranışlarının aktarımı müthişti..... Ayna niteliğin de, anti-kahraman Peçorin ve onun hikayesini okudum.....

⚔️ Aynı zamanda Rus Edebiyatında psikolojik roman tütününün ilk örneği olarak da yazari ve kahramanını ölümsüz kılmıştır...





1.11.21

Biraz günlük, Çoğunluk biten kitaplarım...


Veeee yeni bir aya daha başladık... Sevdiğim bir mevsimdir sonbahar. Yaprakların rengi, yağmurun toprakla buluşması mutlu eder beni.... Lakin bir yanım da hüzünle dolar. Annemi bu ay kaybettik 😔
Hayat böyle işte diyerek teselli ediyorum kendimi.... Özlem çoğalarak büyüyor içimde. Geçmişe dönük anılarımıza sarılıyorum. İyi ki anı-larımız var diyorum.... 
Bu duygu yoğunluğu dışında kızçemin koşturmacalarından yoğunuz. 
Kulübe, masa tenisine başlamıştı. Deneme amaçlı haftada 3 gündü. Neredeyse 2 ay oldu. Ve geçen hafta öğretmeni arayarak; Umay'ın gayet iyi gittiğini bu sebeple de dersleri beş güne çıkarttılarını söyledi. Tabi biz havalara uçtuk. Umay çok istiyordu devam etmek ve işin ucunda kabul edilmemek de vardı..... 
Tabi biz okuldan çıkınca koştur koştur eve geliyoruz, Bi çorba icirip hop Fenerbahce'ye gidiyoruz... Akşam eve gel, ödev yemek uyku derken biraz yoruluyoruz. Ama değiyor 😁
Tabi bide haftada iki gün okulda ki kurslara da  gidiyor ve bir derse girip ikinci dersten alıp, direk okuldan tenise gidiyoruz 😬
Henuz "yoruldum" demiyor çünkü çok istiyor masa tenisini. O yüzden her koşturmacaya ses çıkarmıyor :)) 
Bu arada "You" ve meşhur "Squid Game" dizilerini bitirdim. You'yu biraz başta tekrar gibi bulsamda sonu ile şaşırttı. Ama yeterda uzatmasınlar... 
S. Game dizisini de vallahi sırf meraktan izledim. İzlemesemde olurmuş..... Tek gerçek var ki, parası olanların sırf zevk ve değişiklik uğruna nasılda ihtiyacı olan insanları harcadıklarına bir kez daha şahit oluyorsunuz.. Yoksa o diyaloglar falan vasattı... 
Ekim ayı 6 kitap okudum. Bir tek "Büyükanneler / Doris L." kitabını yarım bıraktım. 
Anladım ki Doris L. Bana göre bir yazar değil. Daha önce de "Son Aydınlık Yaz" kitabıni okumuştum. Kendime ve yazara bir şans daha vermek istedim...lakin anlatım tarzı ve olayları bağlama örgüsü bana uymuyor, bir türlü bağ kuramıyorum... Zorlama okuma yapmamak adına yarım bırakmayı tercih ediyorum. 😕😒

        🍂 🍁 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 


Bir keresinde Alev Alatlı dinlerken şöyle bir şey demişti; bir ülkenin geçmiş tarihini inceliyorsanız o ülkenin edebiyatına bakın ve romanlarını okuyun.... #uyandırılmıştoprak okurken bu cümle geldi aklıma... Siyaseti sevmediğimden sıkılıyorum haberlerde bile izlerken. Ama bu şekilde edebi bir eser okurken daha iyi anlıyor ve içsellestiriyorum.

#mihailşolohov da daha 27 yaşında iken böylesine acı bir geçmişi yazmis... Tabi acı ve hüzünlü bir hikâye olsa da, o topraklarda yaşayan Kazaklar'ın verdiği mücadele, toprak, ekip biçme, devrim mucedelesi...hayatta kalma mucedelsi derken bazı bölümlerde içiniz cız ediyor ... Kolay bir yaşamları olmamış bir dönem insanlarin... Hele o dönemde köylerde yaşayanların mücadelesi hiç bitmemiş....

1.cilt bitti, arkadaşlarımla okuduk, yer yer anlattık...

🍂 🍁 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 


O kadar içten bir romandı ki #kanadıkırıkmeleklerevi ....

Başlarda karakterlerin fazla olması ve lakapları ile anılması okumayı güçleştirsede, eğer sabreder ve okumaya devam ederseniz " güçlü bir aile destanı"okuyorsunuz. Öyle pempe panjurlu bir aile hikayesi anlatmiyor yazar.... Sanki sizin aile hikayeniz gibi... Sorunlar, sorunlu anne babalar, sorunlu kardeşler olsa da günün sonunda ya da bir ölüm anında ,zor zamanda birbirine kanat geren, arayı duzeltmeye çalışan bir aile....

😔"Anne, ölmemen gerekiyordu. Şimdi değildi vakti. Zaten yeterince zor, biliyorsun. Ne var ki annesi cevap vermiyordu. Tam onun yapacağı şey, diye düşündü. Sessizlikle terbiye ediyordu onu."

🐦 Eğer Marquez ve Allende kitaplarını seviyorsanız bu kitabı da okursunuz. Büyülü gerçeklik ile yazılmış Meksika Edebiyatı. Okurken düşündüren şeylerden biri de , gerçekten de aile olmak zor aslında. Doğru davranışları yapmaya çalışırken yapılan hatalar, ya da duyguların bastırılması....söylenmeyen şeyler.....söylenmek istenenler....

İşte böyle...haftayı iyi bir kitapla bitirmenin keyfi de başka 😉

🍂 🍁 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 🍁 🍂 


Hayal ettiğimiz hayat ile yaşadığımız hayat arasında olanları, hissettiklerimi anlatıyor bir nevi kitap... Okurken sık sık düşündüğüm şey ise; ne kadar zor devamlı içinden kendin ile konuşmak ve her detayın farkında olmak.... Gerçekten de çok zor. Düşünsenize " her durumu, her mimiği, her detayı fark ediyorsunuz" ve bunu da genel anlamda sadece kendinizle konuşuyorsunuz. Zor bir kişilik durumu...

🍁 Ana karakterimiz Felsefe mezunu... Zamanında ailesi ile duygusal sorunlar yaşamış... Özellikle annesi ile olan ilişkisi hayatına çok etki etmiş. Annesi ile ilişkisi kötü anlamda değil yalnız.

Tabi bölümü itibari ile iş bulamayınca farklı bir işte çalışan bir birey... Sonrasında da detayları sorgulamasi ile devam ediyor kitap. Evet anlatılanlar o kadar doğru ki, okurken kendinizin de o olanlara, düşüncelere onay verdiğinizi fark ediyorsunuz lakin yorucu çok yorucu....

📍Yine güzel ve fazla düşündürücü bir kitabın daha sonuna geldim. 😊 📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍Arka kapak yazısı :

Yalnızlık normal de, birdenbire ortaya çıkması öyle iğrenç ki.


Sürekli hayat üzerine kafa yoran ve bir imge avcısı gibi etrafındaki küçük ayrıntıları gözlemleyerek mutluluk kırıntıları yakalamaya, bunlara tutunmaya çalışan bir adam iç dünyasıyla, hayatla, işiyle iyi kötü idare ederken, bir gün her şey sevgilisinin çocuk sahibi olmak istemesiyle altüst oluyor. Dengeler bozulmuş, sorgulama ve hesaplaşma başlamıştır artık…


"Kafka'nın anlatı geleneğini sürdüren Genazino, titiz ayrıntılarla ördüğü romanlarını giderek mükemmelleştiriyor... Bu kitap küçük bir şaheser." Jan Bürger, Literaturen


"Gündelik hayatın ince ince gözlemlenmesi, mizah duygusu, sıradanlığı evrensel bir insanlık durumu olarak yorumlama eğilimi... Genazino'nun tipik özellikleri." Ulrich Greiner, Die Zeit