31.7.15

Kabil bitti yorumum yazıda :)

İlk defa okuduğum bir kitabın işleyişi beni çok rahatsız etti.
Evet yazarın hayal gücü,  kurgusu çok çok iyi. Ama Hz. Adem ve Havva'yı işleyiş biçimi,  örnekleri hiç hoş değildi.  Kitabın isminden de anladığınız üzere  Adem ve Havva'nın oğulları Kabilinden etrafında dönüyor olaylar.  Kabil'in kardeşini öldürmesi,  Lilith'le yaşadığı aşk,  alnına sürülen siyah leke.... Kitabın hepsini anlatmaya gerek yok çoğu kişi okumuş okumayanlar için boşluklar bırakalım dimi....
Beni rahatsız eden kısmı; her ne kadar İncil ile bağlantılı olarak hikayeyi
kurtulamaz biçimi, alay edişi hoş değildi. Ki illaki inançla bağdaştırmayın demek istememi. Okuyanınız varsa anlar demek istediğimi. Meselâ, Adem ve Havva'nın ilk yasak meyveyi yemesi ve şeytanın onları kandırması olayını öyle bir hayal gücü ile yazmış ki.. Evet hayallerde sınır yoktur ama kendi hayaliniz ise. Eğer bilinen bir hadise üzerinden hayal kurup bunu kitaplaştıracaksanız dikkatli olmak gerek diye düşünüyorum. Tanrı'nın devamlı olarak "Efendi" diye söz ediyor ve bu Efendinin bazen yaptığı şeylerin farkında olmadığını, unuttuğunu falan yazıyor. Hele Kabil'in hayatını anlatışı ve meleklerin özelliklerinle dalga geçişini hiç yazmayayım... Yani biraz rahatsız oldum okurken belki de inanışımdan dolayıdır. İnançlarla dalga geçilmesi, tiye alınması beni her zaman rahatsız eder. Hangi dinden olursa olsun, neye inanırsa inansın, nasıl ibadet ederse etsin. Hatta inançsız bile olabilir kişi. Bunlara saygım sonsuzdur. Beni bilen bilir. Şimdi diyeceksiniz yazar bu kitabı ile Nobel Ödülü almış. Valla almış ama eye göre almış bilemedim. Biraz araştırma yaptım herkes edebi değeri çok yüksek bir kitap, mutlaka okuyun demiş. Kitabın son sayfasını kapattığımda aynı şeyi düşünemedim. Belki de yanlış kitapla başladım yazarı tanımaya. Ön yargılı değilim yazara hatta diğer kitaplarını da okumak istiyorum zamanla. Sizden Okuyanınız var mı? Varsa siz ne düşünüyorsunuz?

30.7.15

Kadın Olmak....



 Ne demek "Kadın halinle sen bir sus".....

Ki bunu diyen kişi hayatı, maneviyatı kendince sofu olarak yaşayan biri. En azından davranışlarından, konuşmalarından bunu anlıyoruz. Ki saygım sonsuz herkes ibadetini kendi yaşam biçiminde yaşar. Bana da asla laf söylemek düşmez. Konuyu nereye bağlayacaksın derseniz; Peygamber Efendimiz bile hep eşleri ile dertleşirken, fikirlerini sorarken bir beyfendinin böyle demesi ne kadar ayıp.

Ayrıca ben, biz kadınız diye neden SUSACAKMIŞIZ EFENDİM....

Kadınım diye hep ezilen olmak zounda değilim.
Sadece kocasının ev ve yatak işini görmek için yaratılmış da değiliz.
Evet fiziki olarak farklılıklarımız, kas kuvvet ve sayılarımız farklı olabilir ama fiziksel olarak,  yoksa akıl olarak farkımız yok. 
Kadınım diye pısırık olmak zorunda değilim.
Evet kadınım ama bir erkekten daha fazla sorumlulukları taşıyorum/z...
Veee kadınım diye SUSTURULMAK hiç hoşumuza gitmiyor......

Hani klişe bir laf var ya bu zihniyette erkekler yüzünden Dünyada kadın olmak hakikaten zor çok zor... Liste uzar gider boşlukları sizler doldurun.
Kimse de kusura bakmasın susamam... Hele haksizlık, adaletsizlik varsa bir yerde sırf kadınım diye ASLA susmam.....

27.7.15

Biten Kitap, ev hali....biz....

Hava bunaltıcı sıcak, gündem deseniz...
Savaşa hayır sloganları dolaşıp duruyor ortalıkta ama kimse taşın altına elini koymuyor. Ötekileştirme yapıldığından beri geleceğimiz sonuç belliydi zaten....
Bu konuda herkesin bir fikri var ama çözüm yok gibi.... Devlet erbabının birbirini kötülemek ve suçlamak yerine doğru kararlar almasını umuyorummmmm.... ..
.......
.....

Şimdi denizde olmak vardı diyoruz güne başladığımızda, camdan içeri vuran güneşe karşı. Hele Umay devamlı yerde takılıyor anladığım kadarı ile serinlik arıyor. Bizde balkona kızçemin havuzunu koyduk, içinide suyla doldurduk. Umay çok mutlu suyla oynadığı için. Hem serinlemiş oluyor hemde oyun oynuyor. Tabi bizde karşısında sandalye oturup ya izliyor yada oyununa eşlik ediyoruz. :)
16 aylık oldu kızçem... Ve bazı şeyler daha düzene girdi hayatımızda. Artık uyuma saatleri uzadı. Hatta nerdeyse günde bir kez uyutuyorum ve akşamları da 21.30 en geç 22.00 de uyuyor ve gece uyanmaları da azaldı. Genel de tecrübeli annelerin demesi; emmeyi bıraktığında geceleri hiç uyanmayacak. O günlere var daha çünkü ben emzirebildiğim kadar emzirmeyi düşünüyorum. En azından 2,5 yaşına kadar niyetim var. :)

En nihayetinde anne sütü çok kıymetli ve bıraktırdığım zaman bir daha dönüşü yok. Evet zorlukları olmuyor mu oluyor.Mesela daha az yemek yiyor çünkü emmek kolayına geliyor hanfendinin :)
Güzel yanı ise onu emzirmek, o emzirme anında ki yaşadığımız duygusal anlar paha biçilmez benim için....

Tabi Umay erken yatınca bende kitap okuyorum, ee malum kitap kulesini azaltmak, yeni kitaplara yer açmak gerek...
 Bu kitabı cuma pazarından aldım. Bazı sayfaları yırtılmış, sanırım çocuklu birine aitti kitap çünkü başlarda ve ortalarda gelişi güzel yırtılmış sayfalar. Roman olmadığından gideri var kitabın. Gülriz Hanım kadınlığa dair, yaşama dair günlük yaşantıya dair alatmış, yazmış. Ara kitap olarak düşünebilirsiniz. Ben en çok anlatım dilini ve gözlemlerini sevdim yazarın. Sohbet eder gibi anlatmış görüşlerini, kadınlığı ve hayatı...
Doğan Kitap sitesinde şöyle yazılmış ktap hakkında;

Biz Kadınlar

Kitap Hakkında:
Gülriz Sururi Türk okuyucularıyla anıları aracılığıyla sıkı bir bağ kurdu. "Biz Kadınlar" da bu bağı güçlendirecek nitelikte bir kitap. Sururi, bu kez tiyatro oyunculuğunun dışına çıkıyor ve kendini her şeyden önce bir kadın olarak ortaya koyuyor. Böylece Sururi ile kadın okuyucuları arasında hayata dair bir sohbet başlıyor.
Sohbet konuları hiç de sınırlı değil. Yaşlılık, güzellik, evlilik, ilişkiler, yeme-içme sanatı...
Hepsi birer sohbet konusu... "Biz kadınlar", okuyucularına Gülriz Sururi'yle kadın kadına sohbet etme imkânı sunuyor. Üstelik bu sohbetlere kimi zaman ünlü yazarlardan, şairlerden, düşünürlerden satırlar da eşlik ediyor.



 Diğer biten kitabım Sultanı Öldürmek/ Ahmet Ümit   İnanın kitabı elimden bırakmak istemedim. Özellikle katili tahmin ettim derken sonunda yazar resmen ters köşe etti beni. Elbette katili yazmayacağım burda okuyacak olanlarınız olabilir. Yazarın 3 kitabını aldım A101 marketinden. Bilenler biliyordur arada bu mağaza 5,95 TL ye kitap getiriyor. Bende bana uygun olanları alıyorum. İyi de oluyor biz kitap kurtları için... :)

Tabi kitaın içerisinde bolcana tarihe özellikle İstanbul ve Fatih Sultan Mehmet'e dair bilgi var. Tarihi roman olarak çok güzel işlemiş yazar. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz hatta daha bir merak ediyorsunuz yazarın anlattığı yerleri.



Diğer biten üçüncü kitaım ise; Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? /Nuriye Çeleğen'e ait derleme bir kitap. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kadınlara nasıl davrandığını anlatan kıssalardan oluşuyor.
Keşke erkeklerde okusa bu kitabı. O zaman daha da çok utanırlardı herhalde kadınlara olan davranışlarından. Hoş içlerinde  Allah korkusu, saygı sevgi olmadıktan sonra okumak neye yarar o da ayrı bir soru!!! ama ne demişler belki hepsinde olmasa da birinin içinde bir yerler cız eder, aklı aydınlanır...
Ümidimizi kesmeyelim.....
Gerçekten de yaşadığı dönemi düşününce öyle farklı davranıyormuş ki kadınlara, çocuklara. Hoş Peygamber Efendimiz herkese saygılı, sevgiyle yaklaşıyormuş. Kendi işini kendi görmesi, hanımlarına eşit ve adil davranması, hitap ederken gönül alması, saygısı.... anlatmakla bitmez.

Böyle işte blogger. Hepimize iyi haftalar

22.7.15

Bizden haberler

Selam blog.  Son bir haftadır tatildeydik aileck.
Bir senenin yorgunluğuna o kadar iyi geldi ki deniz, kum, güneş ve aile ziyareti.
 Umay'da da keyifler pek bi yerindeydi. Başta hep kıyıda oynadı ve akşam üstü denize girdi. O da eğer etrafında denizde oynayan çocuklar varsa hemen denize girmek istedi. Gelmemize birkaç gün kala da sabahtan başladı denize girmeye ve çıkmak istemedi. Demek ki dedik biraz daha kalsak kesin su kuşu olup çıkacaktı yavrum.
Biz gittiğimizde kuzen de vardı annemlerde ve hep beraber gittik denize. Özellikle İz Tuzu Plajını tavsiye ediyorum. Bide biz tekne ile plajın arka tarafında denize girdik, su bir harikaydı. Caretta Caretta'larla yüzdük. Plaj fazla kalabalık olmadığında teknenin yanına kadar geliyorlardı Deniz Kaplumbağları.


 Onun dışında pek bi değişiklik yok bizde.


Ülke olarak yaşadığımız sıkıntılı dönem çok can sıkıntısı. Bir anne olarak yavrunu, doğur, büyüt, okut sonra gelsin bir terör saldırısı alsın hayatını elinden................

Oysaki ......... İçimden geçenleri başka bir yazıda anlatmak istiyorum...


Böyle işte blog ses vereyim istedim.

8.7.15

Sosyal Medya Diyeti. :)

Huhu ben sosyal medya diyetine aldım kendimi. Önümüzdeki çarşamba gününe kadar Facebook ve İnstagram hesabıma bakmayacağım. Çıkış yaptım sitelerden çünkü elim devamlı gidiyor.
Diyeceksiniz ki ne gerek vardı; kendimi sınamak istedim çünkü şu akıllı telefonlar çıktığından ve aktif olarak kullandığımdan beri sürekli netteyim. Bugün ilk günüm diyette, elim devamlı telefonumda facebook ce instagrama gitt. Tabi çıkış yaptığımdan  bakamadım hiçbir şeye. Sanki hep hayatımda bunlar varmış gibi geldi düşününce. Benimde bir huyum var sürekli bağımlılık yapan şeyleri sevmiyorum. Kendimi özgür hissetmiyorum bu bağımlılıklarla. Biraz da o yüzden kısa süreliğine çıkış yaptım.
Ve ilk gün elim devamlı telefonda Facebook ve İnstagram linklerine gitti, hemde sık sık.
Sonra ki günler baktım ki elim hiç gitmiyor. 
Elbette nette olmayı seviyorum ama fazlasına gerek yokmuş...

Bitti diyetim... :))

sonuç ne dersenz bana iyi geldi. :)
Neyse konuyu uzatmayayım....

Aklımda yazmak istediğim çok konu var inşallah yakında daha sık yazacağım. 
Görüşmek üzere şimdiden hayırlı iftarlar.




1.7.15

Ben Küçükken Mim'i.... :)

 Sevgili Yaşam İzi Bloğundan Gamze'cim Yaşam İzi Bloğu Mimlemiş beni. Bende seve seve yazacağım şimdi. :)

KONU: Ben Küçükken....



Şimdi ben küçükken şimdi ki gibi çok sosyol bir çocukmuşum. Yolda giderken beni seven kişileri " bize de gelin bekleriz" dermişim. Ve sonra da anneme dönüp; anne gelebilirler değil mi? "
diye sorarmışım. Hani cimcime tipler olur ya öylemişim. Tabii sonra benim hatırladığım hatıralar da var. Mesela çevreyi çok kirletiyorlar diye mahalleden bir kaç arkadaş toplayıp mahalleyi sokağın bir başından bir başına süpürmüşlüğüm vardır. Belliymiş o zamandan doğaya duyduğum saygı.
En sevdiğim çizgi film He-Man, She-Ra, Şirinler'di. Aslında hala bir çizgi film severim.
Öyle süslü püslü bir kız çocuğu değildim ki hala abartılı şeyleri sevmem.
Ammaaa en sevdiğim şey annemden gizli annemin gardroğunu karıştırmaktı; artık ne anlıyorsam o zaman :))))

İlk aklıma gelenler bunlar. Aaa birde gerçekten de mahalle çocuğuyduk ve mahalle arkadaşlarımız vardı. Şimdi ki çocuklara çok üzülüyorum çünkü çoğu bu kavramları bilmiyorlar.......

Böyle işte blogeer. Bu mimi okuyan ve yazmak isteyen herkesi mimleyerek sonlandırıyorum. :)))