30.11.12

Haftanın ardından.... Alkım Kitapevi Şikayetim....




 Merhabalar. Yoğun bir haftayı geride bıraktım.
Çok hamarattım çookkkk :) Aşuremi yaptım. Allah kabul etsin. 13 haneye dağıttım. Vallahi ilk yapmama rağmen biz ve yiyenler çok beğendi. Köfte yoğurup buzluğa attım. Bugün öğleden sonra Dereotlu Peynirli Kekimi de yapıp fırına sürdüm. Daha ne olsun değil mi? :)) Yarısını hemen buzluğa attım, ki sonraki zamanlarda canımız çayın yanına bir şeyler istediğinde çıkartıp yiyelim, yada ani misafir geldiğinde iyi oluyor.  Tarifini de Sofra Dergisinin  üçleme  kitabını almıştım ordan yaptım.
Dün Sevda ve paşamız aşure yemeğe geldiler. Sonra da Kadıköy'e indik. Biraz dolaştık, kahve içmek için StarBucks'a gittik. Sever misiniz bilmem ama ben buranın kahvelerini çok beğeniyorum. Kahve Dünyasına da gittim, Cafe Crown'a da gittim ama aradığım lezzeti bulamadım....
Bu arada Alkım Kitapevinin  daimi müşterisiyiz. Ne zamandır 20 TL'lik alışverişe tiramisu hediye kuponu veriyorlar. Almıyorduk. Bu sefer eşimle dedik ki madem kupon veriyorlar hadi tatlımızı yiyip çıkalım. Anam ne tatlıymış. Oturduk siparişlerimizi aldılar, on dakika sonra garson gelip " çok özür dilerim ama tiramisu kalmamış" dedi. Tabi biraz bozulduk. Mutfağa telefon açıp siparişimizi verirken, mutfakta ki adam demiyor mu "kalmadı" diye. Birde bekletiyorlar biz ona kızdık. Neyse, ertesi gün yine Kadıköy'e indik. Hadi dedik şansımızı deneyelim. Gittik Alkım'ın 1.katında ki cafesine oturduk, verdik sipairişimizi bir 10 dk. bekledi, bu sefer yine garson demesin mi "kalmamış, akşam 5'den sonra gelecek" tabi bizde şartaller attı. Dedik ki "kardeşim ikidir 10 dk. bekletip söylüyorsunuz bu nasıl bir hizmettir" diye söylene söylene çıktık. Kuponlarıda yırtıp onlara verdik. Zaten çalışanlarında iyi bir hizmet yok bana göre... Hele bu durumdan sonra çok üzüldüm onlar adına, böyle bir kurumn çaylakça işler yapmasana..... Eşim Penguen'den alışveriş yapıyor daha çok, bende ara ara Penguen'den alıyordum, bu davranışlarından sonra mecbur kalmadıkça oradan kitap almamaya çalışacağım. En azından Penguen'de kitap danışmanına bir şey sorduğumda aydınlatıyor beni, hatta çoğu iyi bir kitap okuyucusu olduklarından analizleri de iyi oluyor..... Gerçi Alkım'ın da çok umurunda olmadığını düşünüyorum bu durumun ama olsun ben şikayetimi yazarım....
Böyle işte. Haftasonu geldi ne çabuk. Yarın eşimin Gebze'de halkoyunları çalıştırma dersi var, gün boyu evde olurum, kitap okurum. Pazar günü de İkea'ya gidicez. Yılbaşı geliyor, indirimden yararlanmak gerek. :))
Hepinize keyifli haftasonu...

Not: yeni blog düzenimi nasıl buldunuz?

26.11.12

Yedinci Gün / İhsan Oktay Anar





Kitaplaşalım mı etkinliğinden gelen ve benim istediğim bir kitap Yedinci Gün. 
Bir solukta okuyamadım kitabı, yer yer ara vermek zorunda kaldım, ( babaannenin o ara yoğun bakıma alınması vb..) Zaten bana göre yazarın kitapları da bir solukta okunacak türden değil. Sindirerek okumak gerek birde sözlükle. Ama en güzeli tarihi bazı olayları hem içinde mitoloji barındırarak hem hikayeleştirerek anlatması.
(Bence yazar belli bir kitleye hitap ediyor, çünkü yazım dili ve seçtiği konular kimine ağır gelebiliyor....yada sıkıcı.)

Bu kitabında mitolojiye de bolcana yer vermiş. Başlarda yavaş gittiama ortalara gelince hızlandı. Birde sanki aynı evde yaşıyorlar hepsi ve o evde olaylar hiç bitmiyor. Bu kitabında da yine -Suskunlar kitabında da bahsetmişti bundan- insanların din adına nelere kanabileceğinden bahsetmiş, es geçmemiş.... Ben sevdim kitabını, kütüphanemde yerini aldı.
Okumak isterseniz kafanızçok doluyke okumayın derim....

Yeni yıl için hediyeleşme. var Damla'nın Bloğunda.

Takipçisi olduğum bloglardan Damla/ Keşke Gerçek Olsa  burdan tıktık   bir ilk olarak blogunda yılbaşı için hediyeleşme düzenlemiş. Eğer severseniz böyle etkinlikleri sizde yorum bırakın derim.


yeni aldığım cıvıl cıvıl renkli cüzdanım
Erken kalkan erken yol alırmış diye boşuna dememişler. Sabahtan kalktık, kahvaltı sonrası eşimle ne zamandır kafamda planladığım temizlik işlerini hallettik. Sağolsun eşim bu konular da çok yardımcı oluyor bana. Compact'ın üstünü temizlemek gerekiyordu, temizledik. Sonra gardırop üstünde ki hurçları düzenlemek ve orayı silmek istiyorduk sildik, derledik topladık. Yarın da mutfak var sırada... Dolap içlerinde ki tabakların yerlerini değiştirmeyi düşünüyorum,  hazır değişiklik yaparken de silerim dolapları.... Sonrası film izledik.  "Kargo" Tanıtımı :
: (imdb: 6.2 ) Sene 2267… Yeryüzündeki ekosistem çökmüş ve insanoğlu dünya yörüngesindeki uzay istasyonunda yaşamak zorunda kalmıştır Kassandra adlı kargo gemisi uzayın derinliklerindeki istasyona varabilmek için 8 yıldır yoldadır Gemideki tek uyanık insan, sağlık memuru Laura’dır (Anna Katharina Schwabroh) Geriye kalan mürettebat dondurulmuş şekilde uyumaktadır Laura’nın uyandırdığı gemi ekibi taşıdıkları kargonun, kendilerine bildirilenden tamamen farklı olduğunu keşfeder Geniş çaplı bir komplonun ürünü olan bu kargo, tüm insanlığın geleceğini etkileyecektir

Yalnız filmde pek açıklamalar yok, giriş, gelişme, sonuç yok. Çok iyibir film değil ama ana teması iyiydi. Dünyayı o kadar hor kullanıyoruz ki bir gün doğa bize ceza verecek. Ve film de bundan sonrasını işliyor. İnsanların yaşayabileceği gezegen arıyorlar ve hatta yapmaya çalışıyorlar. Yer yer Matrix uygulamaları da var.

Akşam üstü Kadıköy'e indik, eşime biraz alışveriş yaptık, veeee uğramadan geçmediğimiz yer olan Alkım'a uğradık, kitap aldık....
Sonrası ev ve Yalan Dünya :)))))))

25.11.12

Pazar yazısı....

 Dün babaannenin yedisi için okumamızı yaptık. Torunları da bir şey aldılar dua sonrası ikram edilmesi için. Allah kabul etsin.Nasıl geçti anlamadık. Yer yer güldük anarken yer yer ağladık ama hep ortak payda da buluştuk; çok iyi biriydi...
Tekrardan Perihan Babaannem Allah gani gani rahmet eylesin, seni çok seviyorum.... :(
Ama hayat devam ediyor. Günlük işler, yapılması gerekenler... Bir haftadır sabahtan kayınvalidemlere gidip akşam duasından sonra eve dönüyorduk. Bugün eşimle bir Kadıköy yapalım dedik. Öncesi arkadaşlarla kahve içtik, sonrası ver elini Kadıköy. Bilenler bilir bilmeyenler için yazayım Çilek sokak ama daha çok eski salı pazarı sokağı olarak bilinir... Çilek sokak tam bir gisi cennetti. Her tarz ve her keseye uygun bir şeyler bulabilirsiniz...  Bu sokaktan giriş yaptık bakına bakına Bahariye Cad. çıktık. Biraz dükkanlara bakındık. Sonra hop ver elini Alkım. :))) Hem ödememi yaptık hemde ne zamandır almak istediğim kitabı aldım/k. Yanına da bir dergi aldım... :))
Bir haftadır evde olmadığımızdan makarna yemeği özlemiştim. Biz tam bir makarna tutkunuyuz. Hele de soslu olursa hımmmmm :))))) Bu sefer canımız yoğurtlu sarmısaklı çekti. Hemen hazırlıkları yaptık , soframızı kurduk, afiyetle yedik. :)))
Ne zamandır kitap okuyamıyordum ama sağlık olsun. Yedinci Gün bitti. Mülksüzler'e devam...  Birde yanında başka bir kitaba başladım.... Hızlanmam lazım... Bizde böyle....

22.11.12

Günlük işler.....

Bugün babaannemiz vefat edeli 5.gün. Akşamları yaptığımız okumayı bugün öğleden sonra yaptık. Annemlerin komşusu da Aşure yapmış getirmiş ruhuna, okumadan sonra dağıttık. Allah razı olsun...
İyi insanlarla yapılan komşuluk ne kadar güzel. Ben de şanslıyım ki 3 komşum var ve çok tatlılar....
Cumartesi yedisi okunacak, zaman ne çabuk geçiyor. Ara ara odasına bakıyorum yatağı boş canımcımın... onun bakışlarını, öpücük verişini arıyorum.... Hayat işte diyorum... yaşamın anlamı bu....
Yedi gün kayınvalidemlerdeyiz, akşam okumalardan sonra dönüyorum eve... Helali hoş olsun babaanne için yaptıklarım....

Konu dağılır gibi olacak ama dedim ya hayat böyle işte, bizler için yaşam devam ediyor. Kalbimin en güzel köşesinde...
Eşimle dün biraz alışveriş yaptık. Bilen bilir ben salyangozlar çok seviyorum. Nedense çok güzel geliyorlar bana... Hediye için kutu alacaktık. Aldığımız yerde bir baktım kadifeden salyangoz... Meğersem yüzük takı kutusuymuş. Eşcağzım aldı. Bende dedim ki; "içi boş ama zamanla dolar inşallah" oda "inşallah" dedi. Bakalım... :)))) 
Bugün havalar iyice soğudu, yağur var İstanbul'da... Yağmuru severim. Allah sokakta kalanların, yakacak odunu olmayanların yardımcısı olsun....
Bu havalarda sıcak bir çay, yanında börek... ne severim anlatamam.....
Hoop kaçtım ben, biraz da kitap okuyacağım. Yedinci Gün'ün bitmesine az kaldı,bitireyim ki yeni kitaplara yelken açayım...
 Herkese iyi akşamlar....

20.11.12

Canımmmm babaannem güle güle.....

Herkese iyi akşamlar.
Bildiğiniz üzere geçen hafta babaannemizi( eşimin) yoğun bakıma kaldırmıştık. Cumartesi sabahı kalbi durmuş ve doktorlar elektro şokla tekrar nefes aldırmışlar. Acilen bizi çağırdılar ve sabahtan yanına gittik canım babaannemizin.... Saat 16.00 ya kadar hastanedeydik ve artık bizi duymuyordu. Solunum cihazı ile yaşıyordu.........
Akşam üzeri kaybettik..... Bu güzel insanı tanıdığım için çook mutluyum. Sohbeti, tavırları, edası, kahve isteyişi... Yaklaşık 3,5 senedir tanıyordum kendisini ama o kadar kaliteli zaman geçirmiştik ki bir çok şeyi biliyordum ve doya doya sohbet ettik diyebilirim. Diğer gelinleri de çok seviyordu ama belki de benim daha girişken olmamdan kaynaklanan bir şeyle daha fazla sohbetlerimiz olurdu....
Ne zormuş sevdiğin birini kaybetmek, yaşı kaç olursa olsun. Hayatımda sevdiğim birini kaybeettiğim 2.kişi babanne....
İyi tarafını görmeye çalışıyorum ve diyorum ki çocukları ne şanslı ki anneleri ile uzun bir zaman geçirdiler. Vefat ettiğin de 82 yaşındaydı Perihan Babaanne... Çocukları da yaklaşık 60 yaşında... Hiç annesini babasını tanımayanlar var diyorum çıkış yolu bulmak için. Ama ara ara gözümden akan yaşlara engel olamıyorum.
Perihan Babaannecim nur içinde yat. İnanıyorum ki şuan en güzel yerdesin ve sevdiklerinlesin. Zamanı gelince bizde seninle olacağız.....

7 gün boyunca kayınvalidemlerdeyim. Gündüz sohbetlerle anıyoruz hem kendisini hem eşini....
Bugün eve daha erken geldim malum işler beni bekler... İpte ki çamaşırları topladım, makineye beyazları at, ütü yaptım, bulaşık makinesini boşalttım. Şimdi de bloğuma yazıyorum... Poşet çay yaptım birazdan da kitap okuyacağım....
Hepinize iyi akşamlar.....

16.11.12

Bugünden kalanlar....

İyi geceler herkese. :)

Bugün kuzen babaannenin yanına gitti. İyiymiş ama hala solunum cihazına bağlı. Yarında ben ve kayınvalidem gidicez yanına.... İnsanın sevdiği, değer verdiği birini o şekilde görmsi çok zormuş hem de çok...

Bugün(dün) Kadıköy'e indik kuzenlerle. Watson'a gittik, siz bu markanın ürünlerini beğenir misiniz bilmem ama biz seviyoruz burayı. Bazı ürünler uygun oluyor. Alışverişimizi yaptık, çıkışta da Bolulu Hasan Usta'da profiterol yedik. Özlemişiz bu tatlıyı... Bugün kitap fazla okuyamadım. Yazımı yazdıktan sonra uyku öncesi okuyacağım.
Malum pazar günü okuma grubumuzun toplantısı var ve benimMülksüzler  kitabını bitirmem lazım. :) Daha 60.sayfadayım. Yalnız kitap acayip hızlı gidiyor, bu 60 sayfayı da 20 dk. falan okumuşumdur. Dili, konusu çok iyi bence... Bitsin, tartışalım sonra da blogda yazarım.
Yarına çok işim var; hastaneye gidilecek, sonra alışveriş, sonra yemek akşama sofra kurulacak... sonra o sofra toplanacak... Yalan Dünya var değmeyin keyfimize...
Bizden böyle, haydin bana müsade...

14.11.12

Günlük 2.... Sahlep.... film....

Selamlar, nasılsınız?

Bizde haberler iyi, babanemiz yavaş yavaş toparlanıyor bugün biraz konuşmuş. Ama biraz daha solunum cihazına bağlı kalacak yoğun bakımda. Çünkü çaba sarfetmesi gerek ama sarf etmiyor....

Dün eşimin doğum günü idi. Kendisi artık 34'den gün aldı. Ufak bir kutlama yaptık. Akşam üzeri başbaşa yemek yedik, dolaştık, akşamına kayınvalidemlerde pasta kestik. Bu sene böyle hastalarımızdan dolayı.... Havalar soğumaya başladı. Her mevsim ayrı güzel bence. Bu mevsim de sahlep zamanı benim için. Ara ara akşamları iyi gidiyor. Bizde böyle....

Bu arada iki film izledik. Biri Emile Zola romanından uyarlanan "Germinal / Tohum Yeşerince" Konusu ve oyunculuklar bir harikaydı. İzlemediyseniz izleyin derim. Eski bir film ama iyi bir film. Fransa'nın bir köyünde yaşayanlar madencilik ile geçimlerini sağlıyorlar fakat aldıkları para ve yaşam şekilleri vasat. Patronlar ise lüks içinde yaşıyorlar. Filmin açıklamsında yazacağım birçok şey var;

FİLM AÇIKLAMASI
1993 yılı yapımı olarak beyaz perdeye yansıyan dram ve romantik türünde sahnelerin ile ön plana çıkan filmin IMDB puan ortalaması 7.0 seviyelerinde yer alırken yönetmenliğini Claude Berri üstlenmiştir, filmin oyuncu kadrosu içinde yer alan bazı oyuncular ise Renaud, Gérard Depardieu ve Miou-Miou şeklinde oluşmaktadır.

Filmin kısa konusu, Etienne Lantier  fransanın madencilik ile geçimini sürdüren bir kasabasına yerleşmiştir, tek amacı kendisini geçindirmeye yetecek bir iş bulup çalışmaktır. Kendi istediği sessiz sakin bir hayatı kısa süre içerinide tanışacağı Maheu sayesinde kökünde değişecektir.

Madende çalışması için ona iş bulan Maheu ile günden güne iyice yakınlaşır ve aileninde genç kızına iyice aşık olmuştur. Tek derdi kalmıştır o da maden işcilerinin çalışma ortamlarının zorluğudur. Etienne, Maheu'yu ikna ederek yeni bir madenciler sendikası kurmayı üstlenip büyük bir grevi organize eder. Elele verip biraraya gelen işçiler devasa bir isyan başlatır, fakat maden sahiplerinin gazaplarından kurtulmaları kolay olmayacaktır...
 Diğer filmi ise bugün izledik; The Divide  oldukça vasat bir filmdi. İzlemek zaman kaybı. Film bittiğinde gereksiz olduğunu anlıyorsunuz. Konusu; ew York’ta neden olduğu bilinmeyen bir nükleer saldırıdan sonra, sağ kurtulan bir grup insan apartmanın bodrum katına sığınırlar. Burada kurtarılmayı beklerken, aksine olayların gelişmesi sonucu gruptakiler kendi başlarının çaresine bakarlar. Fakat bu kez de kendi aralarındaki gariplikler ve anlam verilemeyen davranışlar tüm hepsini etkileyecektir. Nükleer bir yok oluşun ve sonrasının resmedildiği film, tek bir mekanda geçiyor.
Tek iyi yanı; insanların açlıktan neler yapacağını güzel anlatmış....

12.11.12

Yoğun bir haftadan kalanlar....

Herkese merhaba....

Yoğun bir haftanın ardından pazar gününü de sonlandırdık. Salı günü kardeşim, eşi ve canıım yeğenimi alıp bize geldim. Çünkü ufaklık hastalanmıştı. Kusma ve isal. Azı dişlerini çıkarttığından yaparmış. Tabi annesi de kapmıştı virüsü ve onlarda da mide bulantısı, kusma ve isal baş gösterdi. 2 gün bizde kaldılar ve elimden geleni yaptım. Onlar toparlandı çok şükür ama akabinde eşimin babanesi ( hatırlarsanız kalça kemiğini kırmıştı ve yatıyordu) yemeden içmeden kesildi. Sonrası konuşamama başladı :(((( 4gün önce yoğun bakıma alındı. Gelen Aile Hekimi " artık yapacak pek birşey yok, hastaneye götürüp de hastayı yormayın bence. Bekleyin" demişti ama yinede babamlar götürdüler. İlk 4 gün hiç tepki vermiyordu. bugün ziyaretine gittik ve doktor  müjdeyi verdi. Gözlerini açmıştı, ellerini sıkmış ve tepki veriyormuş. Fakat şöyle birşey var ziyaret saatinde gittiğimizde bize de tepki verdi fakat pek bakamıyor hatta baksa bile boş bakıyordu, sadece sesimize tepki veriyor. Çıkmadık candan umut kesilmezmiş. Onu o kadar seviyoruz ki...... Öyle görmek çok üzücü, pembe beyaz bir kadındı iyice beyazlamış.... Birde bizim aramızda bir farklı sevgi vardı. Her gittiğimde kayınvalidemlere kahve yapardım ve karşılıklı hem içer hem sohbet ederdik.... Ve hep " kızım zahmet olmazsa kahve yapar mısın? Sen tam benim sevdiğim gibi yapıyorsun" derdi. Bende büyük bir keyifle kahve yapar, içerdik.....
İnşaalllaaaahhhh sağlığına kavuşur ve ben yine ona kahveler yaparım......
Sağlık olsun yeter ki ben koşturmacaya razıyıım... 
Böyle bir haftanın ardından bakalım bu hafta ne bekliyor bizi. Geçen sene hastanede girmiştik yeni yıla ve bu sene de hep hastalıklarla geçti. Umarım seneye böyle geçmez. Ve asla bu durumda isyan etmiyorum. Herşey bizim için. 
Herkese iyi haftalar......

6.11.12

Günlük 1

Herkese iyi akşamlar. Nasılsınız?
Cumartesi temizliği yapınca birkaç gün rahat ediyorum. :)) Yemekler de dolapta.
Pazar günü eşimle vakit geçirelim diyorduk ki babaannem nefesdarlığı şikayeti ile SüreyyePaşa Hastanesine yatırılmış. Kalp yetmezliği de var. Bizde ziyarete gittik. Babaannem 93 yaşında ama dinçtir. Tabi zamanında bostan da çalışmışlığı da var. Hala her işini kendi görür. Gerçi pek sevilmez ailede kendisi yaptıklarından ve hala yapmaya devam etmesinden dolayı..... Yinede Allah şifa versin kendisine. Bayram da gitmemiştik ama hastalık olunca ne olursa olsun ziyaret etmeyi ve birşeye ihtiyacı olup olmadığını sormayı adet edinmişimdir kendime. Bu çevremde ki kim olursa. Hassasım bu konuda....Dönüşte Kadıköy'e indik. Kitaplarımızı aldık, Borsam'da lahmacunlarımızı yedik. Ve şiddetle Borsam'da lahmacun yemenizi tavsiye ederim.
Okuma grubumuzun bu ayki kitabı "Mülksüzler"   en kısa zamanda başlamam gerek ayın 18'de toplanıyoruz. :)) Eşim de "Bitmemiş Öyküler/ Tolkien" kitabını aldı.
Bu arada bugün "Wall-E" izledik Çoook keyif aldım diyebilirim. Hele o aşk için katlandıklarına.... Belki izlemişsinizdir. Ama ben film konusunda biraz geriden takip ettiğimden daha yeni izliyorum. :))
Bugün Seksenler var, biraz ona bakayım, sonra Yedinci Gün kitabıma devam.
Herkese  iyi akşamlar.




3.11.12

Huhu bugün cumartesi :)))

  Herkese merhaba. :)))
Dün ki gök gürültülü bol yağışlı bir günden sonra bugün hava mis gibi. :) Allah sokakta kalanların yardımcısı olsun buna hayvanlar da dahil.
Dünki havayı seviyorum, yanında bir de çay olacak...birde kitap... :))))
Dün kardeşime gittim ve canımın içi şeker mi şeker yeğenimle vakit geçirdik, güldük oynadık, koşturduk. Anam hiç enerjileride bitmiyor.
Gelinimizle birbirimizi çok seviyoruz o yüzden de vakit güzel geçiyor. Akşama yağmur eşliğinde eve döndüm.
Bugün temizliğimizi de bitirdik eşimle. Sağolsun o evi süpürdü geri kalanı ben hallettim ama vakitten çok kazandım. Yarı keyifli bir pazar bizi bekler. :)))
Bu arada "Karşı Kıyının Işıkları / Fatma Gürel" kitabı bitti. İçinde birbirinden güzel hikayeler var. Ve biraz da nostaljik bir kitap. Okurke yer yer bende düşündüm kendi zamanımızda olanları....
Veeee yeni kitaba başladım. Bu kitap Fıstıklı Tombi Darla'nın etkinliğinden, eşleşdiğim belirttiğim kitaplardan bunu göndermiş. Tekrar teşekkür ederim burdan. Bende kendisine benim çook beğendiğim Momo kitabını göndereceğim.

Günü film izleyerek tamamlayacağız. Sonrası kitap okumaya devam.
Herkese keyifli haftasonları. :)

1.11.12

Günaydın... :)))

Günaydınnnnnnn, herkese keyifli günler. Biz yine güne erken başladık. Saat 07:30 da kaltık. .) Güne erken başlamak iyi geliyor bize. 
Dün "Kelile Ve Dimne " kitabına başlamıştım. Sabah itibari ile bitti. Çoook beğendim kitabı. Özellikle konuları birbirine bağlamış olması da güzeldi. Fabl olarak yazılmış hele de dönemini düşünürsek çok iyi bir kitaptı. Tavsiye ederim. :)
Yeni kitaba başladım, öğlen gibi karşıya arkadaşa geçicem, metrobüste bana arkadaşlık edecek olan kitabım; "Karşı Kıyının Işıkları / Fatma Gürel" . 
Birde daha önceki yazılarından birinde Lale Abla bahsetmişti, izleyici kitlesinden. Bende bir bakayım dedim ve bir çok ülkeden izleyici çıktı. Acaba bu istatiksel kitle butonu doğtu mu? Çünkü öyle yerler var ki oaralardan izlenmek enteresan; Bakınız aşağıda.... Ve dediği gibi keşke oralardan izleyenler bir ses verse, merhaba dese bizde bilsek... :)))
Haydin bana müsade, biraz yeni kitabıma bakıcam, sonra hazırlanıcam yollara düşücem biraz uzakta evi :))
İyi günler.
GirişSayfa görüntüleme
Türkiye
564
Fransa
58
Amerika Birleşik Devletleri
35
Almanya
17
İsrail
9
Rusya
8
Irak
3
Polonya
3
Birleşik Arap Emirlikleri
2
Avustralya


Vikipedi'den alıntıdır.

Beydeba, M.Ö. I. yüzyıl fabl yazarı.

Hayatı

Beydeba’nın hayatı hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Gerçek ismi ve ırkı hakkında birçok farklı görüş ortaya atılmış olsa da, tarihçilerin çoğu, adı Ketku olan bir hint alimi olduğu kanısındadır.[kaynak belirtilmeli] Şam’da doğup, sonraları Çin’e göç ettiği çok rivayet edilir. Vefat yeri ve tarihi üzerine hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Fabl türünün en önemli eserlerinden biri olan Kelile Dimne'yi Depşelem isimli bir Çin Hükümdarı döneminde kaleme almış ve eserini hükümdara sunmuştur. Eserde bulunan hikayelerde siyaset, erdem ve eğitim gibi birçok farklı konu işlenmiştir. Bu eser zalimliği ile tanınan Hükümdar Depşelem’e dolaylı bir nasihat niteliğindedir diyebiliriz. Eser, adını ilk bölümündeki hikayelerin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; “doğruluğu ve dürüstlüğü” simgeleyen "Dinme" ile “yanlışlığı ve yalanı” simgeleyen "Kelile". Beydeba, hiç kuşkusuz, Çin edebiyatında eşsiz bir yere ve öneme sahiptir. Eserlerinden biri de "Bülbül ile Bağcı"'dır.
Bir görüşe göre
M.Ö. 1. yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba'nın el yazmalarına göre Sarp'ın zamanında yaşamıştır. Büyük İskender, muazzam ordusuyla Çin'e ilerlerken geçtiği yerleri de fethediyordu. O zamanın Hint hükümdarı Fur onurlu biriydi ve ülkesini ne pahasına olursa olsun savunmaya kararlıydı ancak İskender'in kıvrak zekâsıyla baş edememiş ve yenilmişti.
İskender Hindistan'ı topraklarına katıp şehrin başına, güvendiği birini vali atadıktan sonra yoluna devam etti. İskender gittikten bir süre sonra Hintliler ayaklandılar ve İskender'in atadığı valinin yerine Fur'un oğlu Debşelimi hükümdar yaptılar. Ancak Debşelim hükümdar olduktan sonra halkına zulüm etmeye başladı. Zamanın ünlü bilgini Beydeba, Debşelim'in huzuruna çıktı ve ona yanlış yaptığını söyledi. Debşelim, önce Beydeba'ya çok kızdı. Ama daha sonra haklı olduğunu anlayınca yumuşadı.
Diğer bir görüşe göre
Beydeba, MÖ 1. yüzyılda yaşamış olan ünlü Çin yazarıdır.[kaynak belirtilmeli] Mehmet Küşteri adlı bir Türk yazarının Şeceret-ül-Beşer adlı eserinde belirttiğine göre Beydeba, M.S.81 yılında doğmuştur; musikinin mucididir. Nasihat-El-Külliye adında bir eseri Arapça'ya çevrilmiştir.

Kişiliği

Beydeba, döneminin sayılı bilginlerinden biriydi. Kıvrak zekasıyla her işin üstesinden gelen, imkânsız denen ve akıl ermeyen olayları bile çözen bir Hint düşünürüdür. M.Ö. 1. yüzyıl civarında yaşadığı tahmin edilmektedir.