23.12.13

Yeni yıl öncesi...liste...




Yeni yıla bir hafta kaldı. Geçen sene başlamıştım hem bu senenin listesini hem de yeni yılın  listelerini  yapmaya. Nedense bu sene birçok şeyi erteledim...
Ama blogda da ertelemeyeyim dedim. 

Bu sene ülke olarak neler yaşadık, gördük değil mi? Hatta geçen sene olduğu gibi bu sene de eylül ayında yaprak dökümü gibi değerli sanatçılarımızı yitirdik. Mekanları cennet olsun.
 Kendi açımdan baktığımda da bir iki hoş olmayan durumlar dışında iyiydi bu yıl. Umarım seneye daha güzel olur birçok şey. Hem ailem için hem sizin için.
Artık 3 kişi ile gieceğiz yeni yıla :)))))) ne güzel bir duygudur anlatamam. Allah isteyen herkese yaşatsın annelik-babalık duygusunu.
Bu sene geçen seneye oranla daha az kitap okumuşum. Malum sebeplerden ötürü... Neredeyse 3 aya yakın mide bulantılarım, kusmalarım ve baş ağrılarım sebebi ile hiç kitap okuyamadım. Seneye arayı kapatacağımı umuyorum. Her ne kadar çevremde birçok kişi "çocuk olunca okuyamazsın" dese de ben bu sava katılmıyorum....
Şimdiden kızımıza olumlama yapıyoruz :))) işe yarar belki kimbilir. Yaşayarak öğrencez. 
.................................. böyle işte.... 
 
Sizde var mı listeler? Yada yapacak mısınız yeni yıl listesi?


19.12.13

günlük.....

Birkaç gündür televizyon izlemiyordum, bir duydum ki neler olmuş neler. Gerçi Twitter'da televizyon kadar güncel haberleri anında verdiğinden bazı şeyleri okumuştum.
Görev değişiklikleri, kara para aklayan, kaçıran derken.... gündem doluymuş. Şaşırdım mı! valla şaşırmadım....
Tek üzüldüğüm ülkemiz kaybediyor bu olaylar sonunda. Giden gidiyor, hapse giren giriyor ama hep sonraki günler, yıllar gidiyor ve biz hep geride kalıyoruz....

Nedense bu sene hiç içimden gelmiyor yılbaşı için evi süslemek, belki seneye... Birkaç yılbaşı kartım var göndereceğim, belki bana da gelir bilemiyorum tabi. Geçtiğimiz sene katıldığım bu etkinlik beni çok mutlu etmişti. Devam ettirmek yine aynı şekilde mutlu ediyor.

Kızım artık daha da büyüyor. 29. haftadayız. Salı günü doktora gittik. Kilo almış, hareketlenmiş hanım kızımız :)))) dilini çıkartıp duruyor bize, bakalım doğunca neler yapacak :)))  Sık idrara çıkmalarım başladı,, gece tekme atarak uyandırmalar da başladı. Onun dışında çatlaklar ve şişmeler henüz başlamadı. Ve başlamasınnnn. Belki de olmaz dimi, herkes de aynı durumlar olacak diye bişey yok.  Bir de artık çoraplarımı giyerken zorlanıyorum :)) eşim yardımcı oluyor sağolsun.  Birde bu ay uyku basmaları başladı. Ara ara deli gibi uykum geliyor. 5 dakka bile gözümü kapasam iyi geliyor. Bunlar dışında rutin hayatım devam ediyor.

Biz bu  oyuna fena sardık karı koca. Upwords oynuyoruz. Gece bile devam ediyoruz. Herşey elektriklerin kesilmesi ile başladı aslında :) Ne yapalım dedik; hadi kelime oyunu oynayalım dememizle birlikte iyice sardık oyuna. Çok zevkli bir oyun.



 Sever misiniz bilmem ama tam bir tarhana çorbası severim ben kış aylarında. Bide böyle tanesiz çorbaları kupa da içmeyi çok severim. Temizliğimi bitirnce hemen kupama çorbamı koyup başladım kitabımı okumaya.

Aaaaaa söylemeden olmazzzzz Lale Ablanın laleninbahcesi.tıktık tarif için bloğunda yayınladığı pratik elmalı tart tarifini yaptım kahvenin yanına. Güzel oldu, tavsiye ederim. Tekrar teşekkürler Lale Abla tarif için.







Kitaplardan hala Enel Hak Hallacı Mansur 'u okuyorum. Tabi öyle hemen roman gibi okunacak bir kitap olmadığından sindire sindire okuyorum. Hep derim bu tür kitaplar ruhuma, benliğime çok iyi geliyor.

Böylece haftayı bitirmeye az kaldı.

Ben kaçar..... :)





















15.12.13

Filmli bir haftayı da bitirdik...

Bu haftayı bitirdik.

Biraz gözümüz kar gördü neyse. Ama çok azdı bizim burda..... İstanbul'un yüksek yerleri doydu kara....


Bu haftayı Türkcell Sarı Kutu puanlarımızdan sinema bileti almıştık, sinemaya giderek değerlendirdik.
 Bilenler bilir biz karı koca pek Türk Filmine gitmeyiz sinema da. Ama bu film kaçmazdı. Film başladı güldük, bitti gülüyorduk. Argoyu bile öyle güzel kullanmışlar ki hiç kulağınızı rahatsız etmiyor.
 Diğer filmimiz de Hobbit'ti. Tabi ki fazla söze gerek yok; görsellik ve sahneler harikaydı. Muhakkak sinema da izlenecek filmlerden.....
Bugünün evde sinema filmi de Wolverine'di. X-Men'den biliyorsunuzdur bu karakteri. Fantastik filmdi, bir izlenimlik filmlerden. :)


Onun dışında nedense bu sene yılbaşı hazırlıkları yok evimizde. Canım da istemiyor... Seneye artık kızımızla ma aile süsleriz evimizi.

Herkese iyi haftalar.

8.12.13

27.hafta gebelik, günlük, kitap, film....

Havalar tam da ne güzel gidiyor derken dün kış geldi artık dedik İstanbul'a da. Gerçi olması gereken mevsimdeyiz ama güneşi biraz fazla görünce şımardık mı ne? :)
Bence her mevsim kendine göre güzel, keyifli, hüzünlü, hazan dolu.

Bende havalar güzelken gezebildiğim kadar gezmeye çalıştım; gidemediğim arkadaşlarıma gittim bu güzel havalarda. Bana da iyi geldi toplaşmak kızlarla.
Pazartesi günü 28.haftama başlıyoruz kızımla. :))) artık göbüşüm iyiceeee belli. (Gerçi karnıma bakmazsanız  hala anlaşılmıyor hamile olduğum. ) Çok şükür testlerimiz de bitti. Artık sanırım gün saymak kalıyor geriye. İnternette okuduğum kadarı ile ve tabi buna çevremde ki tecrübeli gebelerin de söylediği şey; 7.aydan itibaren ödemler ve kilo alımları başlıyormuş. Bakalım nasıl olacak benim son aylarım. :)))
Artık tekmelerini daha iyi duyabiliyorum/z kızımın/zın. hazırlıklarda yavaş yavaş devam ediyor.
Ve yavaş yavaş yan yatmalarımda da zorluklar yaşıyorum. Aslında mesele uykuya dalana kadar, daldım mı gerisi kolay. İnternette "sol yanınıza yatın" diyor ama ben sol tarafıma yatamıyorum, kalbim çok hızlı atıyor, nefesim daralıyor ve göbeğim daha bir rahatsız ediyor. Sağ yanda daha iyi yatıyorum.
27.haftada nefes alışverişlerimin değiştiğini farkettim. Daha hızlı nefes alıyorum, daha çabuk tıkanıyor ve yoruluyorum.
Sık tuvalete çıkmalarımda başladı. :)
Bu yazdıklarıma rağmen herşey o kadar güzel geliyor ki bana, sanki sık tuvalete çıkmak çok güzel birşey gibi geliyor :)))) sonuçta bir canlı büyüyor içimde; sevdiceğimle benden olan.

Bu hafta kardeşimgiller bizdeydiiiiiiiiiiiiii :))), yine 2 günümüz keyifli geçti. Toprak Cem gelir gelmez;" halacım ben seni çok özledim" diyip sarılıp sarılıp öpüyor. Tabi beni tahmin ediyorsunuzdur, ağzım kulaklarımdaaaaa. Bolcana kudurduk, oynadık, keyif aldık birbirimizden.

Sevdiceğim benim bu kuzuuuuuuuuu :)))






 Bu kitaplar kızlarla toplaştığımızda arkadaşım Hatice'den hediye. Okumayı sevdiğimi bildiğinden kitaplığından getirmiş bana sağolsun. Nasıl mutlu oldum anlatama. Bir sevdiceğim de "kitaplar benim." :)
 "Lütfen Anneme İyi Bak" kitabı bitince içimden dedim ki "sen nasıl bir yazarsın yahu" bu kitap bir harika. Özellikle ruhsal vurgular ve sorularla sizi sizden alıyor. Eğer psikoliyi seviyorsanız bu kitap tam size göre. Fazla detay veremiyorum çünkü instagramda bile bu kitabı okuyacağını söyleyen kişi sayısı fazlaydı. Okuyanlarla sohbet ederiz. :)
 Percy Jackson/ Canavarlar Denizi filmi de fantastik bir filmdi. Bir izlenlik keyifli filmlerden biri. Filmin kitabı da varmış ve sanırım üçlemeymiş; tam emin değilim.

 Bu kurabiyeleri de Sevdam yaptı. O kadar pratik ve basit ki anlatamam. Basit ama lezzetliiiiiiiiiiii.
Tahinli kurabiye. Tam ölçüleri bende bilmiyorum, Sevda'da netten bulmuş bu tarifi. Tadı biraz un kurabiyesine benziyor biraz daha tatlısını düşünün.
Özellikle kahve ile enfes bir tat.......

Yarın da dinlenmece günü biraz diycem ama öğlen Kadıköy'deyiz. Arada yoklamak lazım, boş bırakmaya gelmez Kadıköy :))

Haydin ben kaçar iyi geceler, keyifli pazarlar. :)

29.11.13

Şeker Yüklemesi, gezmece derken hafta bitti...

Bugün güne erken ve aç bi şekilde başladım.... Çünkü şeker yüklemesi yapılacaktı. Ve geçen sefer biraz yüksek çıktığından bu sefer ki yükleme 100'tü..... ve her saat başı 3 kez sizden kan alıyorlar. Çok şükür atlattık bunuda ve normal hatta değerin altında bile çıktı. Gerçi ben doktora demiştim; ilk yükleme yapıldığı hafta ben hem aşureleri hem tatlıları götürmüştüm, kesin ondan yüksek çıkmıştır dedim ama doktor da haklı olarak riske atamayız yeniden bir soz yükseğini yapmalıyız dedi. Veee sonuçlar yazdığım gibi. Çünkü gebe kaldığımdan beri o kadar dikkat ediyorum ki yememe içmeme anlatamam.

Artık 26 haftayı bitiriyorum. Çok şükür hala yaşantımda bir kısıtlama olmadı. Sadece yavaşladım biraz o kadar. :))  Mümkün olduğunca heryere yürüyerek gittiğimden çok iyi geliyor bana. Kilo da almadığımdan bel ağrılarımda başlamadı.

Daha önce yazmıştım ufaktan hazırlıklara başladık. Geçen hafta HavuzluHan'a gittik. Çok ucuz bir yer değil ama pahalıda eğil. Hatta bazı ürünlerde kampanya bile yapmışlar. Birde bi avantajı var; bir çok aradığınız bebek malzemelerini toplu halde bulabiliyorsunuz. Biz hastane çıkışımızı, bir kaç badı, tulumumuzu aldık. Avize siparişimizi verdik, gardıropta yapılıyor. Bir tek beşik kaldı onuda İkea'ya gidip alınca tamam olucak birçok şeyimiz.


Aaa bu arada bu hafta çok keyifliydi, kardeşimgiller bizde kaldı ve minik kuzumla bolcana vakit geçirdik. Büyüdükçe yeni hareketler ve sözlerle beni/bizi şaşırtıyor. Oynadık, güldük derken gittiler, evimiz çook sessizleşti.... Önümüzde ki hafta ben gideyimde arayı kapatayım hemen. :)

Kitaplardan Hayalperestler/ Patti Smith bitirdim. Aynı zamanda müzisyen olan yazar bu kitabında çocukluğundan aklında kalanları paylaşmış. Sevidm kitabı, yazım dili güzeldi.

Şimdi okuduğum kitap ise Lütfen Anneme İyi Bak . Şimdilik nefis gidiyor. Özellikle yazarın kurduğu cümleleri ve bakış açısını sevdim. Okurken sizde kendi hayatınızdanbazı anları sorgulamaya başlıyorsunuz....

Vee derken hafta bitti...
Hepinize keyifli haftasonu, iyi akşamlar.


20.11.13

Kısa kısa....


Bugün hava mis gibiydi. Tadını çıkartmak gerek dedim ve kendimi Kadıköy sokaklarına attım. ( bu yazıyı yazarken yağmur başladı) Aslında bu aralar hemen hemen hergün sokaklardayım. Fazla yürüdüğümde kasık ağrılarım olsa da yürümekten vazgeçmiyorum. Genelde kız çocuğu gebelikte kasık ağrısı yapar diyorlar; o yüzden çok ağrım oluyormuş. Ben demiyorum valla büyükler ve tecrübelilier söylüyor :))))

Salı günü şeker yüklemesi için Selimiye Via Hospital'a gittik. Tabi öncesinde ki 4-5 gün ben bolcana şekerli yiyecekler yemiş olmanın acısını şeker yüklemesi ile ödüyorum çünkü tokluk şekerim yüksek çıktığından bi 10 gün sonra 100CC'lik şeker yüklemesi yapılacak. Doktor riske atmayalım tekrar yükleme yapalım dedi. Sonuçta aşure ayındayız ve ben iyi bir aşure yiyicisi olduğumdan bu sene de hakkını vererek yedim. Tabi eşimin doğum günüydü pasta, mevlütte helva derken şeker tavan yaptı bende.....
Oysa ki gebe olduğumdan beri o kadar sağlıklı besleniyorum ki hala kilo almadım. Sadece göbüş büyütüyorum :))) yediklerim kızımıza yarıyor ve kendisi kilo alıyor. Aslında kilo almayayım diye de uğraşmıyorum, bilinçli beslenmeye çalışıyorum, iki canlıyım diye herşeyi fazlasıyla yemiyorum vs.. bide sanırım ben şanslı gebelik yaşayanlardanım yediklerim daha çok bebeğe gidiyor.
 6.ayımdayım. Şeker yüklemesi dışında başka bir testimiz yok bu ay. Kızımız da büyümüş, ve babasına benziyor :) Henüz hareketlerini daha derinden hissediyorum sonraki aylar da daha yoğun hissediliyormuş. Gün geçtikçe içimde ki ona kavuşma duygusu artıyor.  Birde odasını hazırlamaya başladığımızdan daha bir keyifli geçiyor günler. Eşimde bende öyle heyecanlıyız ki... Allah isteyen herkese istediği zaman bu duyguyu yaşatsın.

Eee tabi dün salı idi. Meşhur Salı Pazarına gitmeden olmaz. Dün dr çıkışı salıya gittik eşimle. İyi bir performans gösterip saatlerce pazarda dolaştım. Alışverişimizi yapıp kendimizi eve attık. Yemek sonrası hemen keyif çayını ocağa attık, yanına da tencere böreği yaptım. Dvd'ye de Şirinler2'yi  tatktık.


Keyif yaptık.  Bugünde sokaklar da olunca yarın dinleneyim artık değil mi? :)









Hurç içinde ki eşyalarımı düzeltirken-ayırırken bu bebeğimi de buldum. Hatırlayanınız çoktur diye düşünüyorum. Ne çok oynardık bu bebeklerle. Bende kızıma saklıyorum şimdi.









Ve yazarın bir kitabını daha bitirdim. Bu kitabı arkadaşım hediye etti ve ne güzel bir kitap hediye etti.
 Özellikle bu kitapta ki kahraman kızımız Ala'nın hayatı, hayata tutnma çabası, yaşadıkları... kitap bitti ama izi kaldı diyebilirim. Yazar Psikayatr ve yaşanmış hikayelerden seçerek kitabını yazıyormuş. Yorumlar, anlatılanlar, anlatanlar... hayat herkese eşit davranmıyor diyorsunuz bir kez daha kitabı okurken...
Ve anne-babanın çocuğuna nasıl bir gelecek vereceği ne kadar önemli... ailemizi seçemiyoruz ama ebeveynler kaderimizi şekillendiriyorlar...... Bu cümle üzerinde düşünmek gerek ve çocuklarımıza birey olmayı, aile olmayı davranışlarımızla, hislerimizle, dokunuşlarımızla hissettirmeliyiz... vs....

Böyle işte bir günü daha geride bıraktım/k.

İyi akşamlar.....



15.11.13

Buluşma, film, kitap derken bir haftayı da devirdik...

Güzel, keyifli, sohbetli, hediyeleşmeli bir cumartesi gününü geride bırakıp yeni bir cumartesiye ne çabuk geçiyoruz. Zaman bana bu aralar hızlı geçiyormuş gibi geliyor.
Geçen hafta blogdan tanıştığımız ve güzel bir arkadaşlık kurduğum/uz kızlarla buluştuk Taksim'de.  Kimlerdi derseniz Natali( Baykuş Gözüyle), Zeynep( Düşlerimin Rengi) Ayşegül( AnnemMahsustan) ve Didem'le buluştuk. Tabi güzel bir gün ve sohbet olunca fotoğraf çekmeyi atlamışım( aslında devamlı fotoğraflayan ben nasıl çekmedim anlamadım :) ) Ama fotoğraf isterseniz Baykuş Gözüyle bloğuna bakabilirsiniz. :)

Uzun zaman olmuştu buluşmayalı, anlatacak, paylaşacak çok şey vardı. Zaman yetti mi derseniz yetmedi. En yakın zamanda tekrar buluşmak üzere ayrıldık. yi ki bloğumu açmışım diyorum herzaman. Çünkü öyle güzel insanlar tanıdım ki. Bazıları ile tanışıklığımız dışarıda da görüşmelere ulaştı, bazıları ile sadece yazılarımızdan ama hepsi hepinizi iyi ki tanımışım diyorum.

Geçtiğimiz haftalarda yine blogdan tanıştığım Özlem "Aile Çay Bahçesi/ Yekta Kopan" kitabını hediye göndermişti.Tekrar teşekkür ederim Özlem'cim. ( bloğu tıktık
Bir çırpıda okuyorsunuz kitabı; anlatım dili, kelimeler sade. Ama sanki bir şey eksikti konuda, anlatımda. Konusuna göre roman değildi bence.

Çarşamba günü eşimin doğumgünüydü. Dışarıda başbaşa kutladık. Biliyorsunuz bundan sonra( ki hiç şikayetçi değiliz) 3 kişi olucaz ömür boyu :)))
Kadıköy'de  Cafe Rea vardır. Ortamı, sunumları, davranışları ve en önemlisi fonda çalan Fransız Müzikleri ile harika bir mekandır.  Tavsiye ederim.
Burdan yer ayırtıp beyimi yemeğe çıkarttım. :))))
 
 Güzel, sohbetli bir akşamdı bizim için.  İşte haftayı böyle tamamladık sayılır.

Bugün de uzun zamandır film izlemiyorsun Güllüşah deyip tavsiye üzerine
Pan'ın Labirenti  filmini ziledim. IMDB'den 8,1 puan almış ve ödüllü bir film. Konusu 1944 İspanya iç savaşı dönemini anlatıyor. Anlatırkende film içine fantastik öğeler de eklemişler. Bir çocuğun gözünden bazı şeyleri aktarmışlar. Güzel bir filmdi.

Haftasonu programım yoğun. Yarın kayınvalideme kahvaltıya  sonrası da Kadıköy'e gidip bebişimizn gardırop siparişini vericez. Pazar günü bir arkadaşımın çocuğunun 40 mevlüdü var oaraya gidicez arkadaşla, akşama da eşimin babanesinin senesi mevlüdü var. Pazar günüm bol okumalı geçecek....

Şimdiden keyifli, sohbetli haftasonunuz olsun. :)










7.11.13

3.11.13

Biten Kitap, yeni denenen tarif, konser ve bennnn. :)))))


Kasım ayına sıcak havayla başladık. Bu sene kış mevsimi, soğuklar ve yağmur geç gelicek sanırım.

Bu haftayı iğnelerle, ilaçlarla, gezmeyle bitirdim/k. Bildiğiniz gibi Akdeniz Anemisi taşıyıcısı teşhisi konulmuştu ve iğnelere başlamıştım. Son 2 iğnem kaldı ve sonrasın da aylık kontrollerle belirlenecek tedavi...
Tetanoz aşısının 1.dozunu vuruldum. Aralık ayında 2.doz yapılacak. Bir kaç gün kolum ve omzum çok ağrıdı. Yaparmış bu aşı. Magnezyum ve kalsiyum ilaçlarına da başladım. İlaç sevvmeyen ben nasıl zor içiyorum anlatamam.
 Önümüzde ki hafta da şeker yüklemesi yapılacak. Bu yüklemeler dışında hamileliğim iyi geçiyor. Karnım büyüdükçe  nefes alışlarım daha bir sıklaştı. Bir de sırt ve kemiklerimde de ağrı oluyor. Eeee kızım kendine yer açıyor tabiii ::))))))))) Yavaş yavaş alışverişe başlama zamanımız geldi. Son aya bırakmamak gerektiğini söylüyor tecrübeli anneler. Bende henüz aktif olarak gezebildiğimden alınacak şeyleri halletmek iyi olacak tabikisi :) Sağolsun eşim; bebek arabası, beşik ve gardropla ilgilendi, araştırdı, hatta hala araştırıyor; bana da karar aşaması kalıyor.

Bunu dışında pazartesi günü Cemal Reşit Rey'de "Üç Semavi Din'in Birlikte Yaşamak Konseri"ne gittik eşim, ben ve arkadaşla. Arkadaşımızın eşi Taşkın Savaş Müzik Topluluğu Korosunda. Davet etti bizi. Geçen sene Aya İrini Sahnesinde çıkmışlardı ve gidememiştim. Çok istemiştim, bu sene gittik. Çokk güzeldi. 
Özeti şöyle;
Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen çok özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Cumhuriyetin 90. yılı kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirilen 'Birlikte Yaşamak Konserinin ilk bölümünde Sinagog Maftirim Korosu, Nişan Çalgıcıyan Akapella Korosu ve Taşkın Savaş Müzik Topluluğu sahne aldı. Üç semavi dine mensup korolar, zaman zaman ayrı, zaman zaman da birlikte ilahiler seslendirdi. ( alıntıdır)

Sunuculuğunu Ayşe Egesoy o müthiş ses tonu ile yaptı ve konserin 3.bölümünde CRR Korosu Toplululğu da Türk Sanat Müziği seslendirdi.
bizden bir karede olsun dimi :))











 Bu hafta eşim "fırında yumurta"yaptı. Sufle kabında yapıyorsunuz ve 10-15 dakikaya hazır. Hem tarifi de kolay.
 Kabın içine biraz tereyağ koyum. İsteğe göre domates, biber, peynir, yeşillik vb.. baharat ekleyin. Üzeribe bir yumurtayı kırın, onun üzerine biraz daha tereyağ ekleyin ve fırına sürün. Hımmmmmm enfes oluyor.

















 Kitaplardan da Günahın Üç Rengi/ Gülseren Budayıcıoğlu kitabını okudum. Arkadaşım okumuş ve okumam için bana da getirmişti. Ve mutlaka oku beğeneceksin dedi. Haklıda çıktı. Yazarımız aynı zaman da Ankara'da Madalyon Kliniğinin sahibi ve psikayatr. Başka kitapları da var. Hastalarından yola çıkarak ve izinler alınarak yazılmış bir roman. Yer yer kendinden de örneklerle anlatmış yaşanmışlıkları.
Eğer psikoloji romanları seviyorsanız okuyun derim.



Birde pazar akşamları Öteki Gündem/Pelin Çift'n programı var. Konuları ve konukları sağlam bir program hazılrıyor. Genellikle bilinmeyenlere dair, kadim dinler, tarih vb.. gibi konuları işliyorlar.
Habertürk Kanalında saat 23:15 de başlıyor. Böyle programları sevenlere duyrulur.

Hadi ben kaçar. Şimdiden iyi haftalar hepinize.















31.10.13

Mim cevaplama... :) Bana dair...

Sevgili Gülçin'cim tıktık beni mimlemiş. Uzun zaman oldu ama cevaplamak bugüneymiş. :))

*Evde yalnız kaldığınızda ne yaparsınız?

Oooo yapacak şey var evde olunca :))) Önce ortalığı toplar, sonra en sevdiğim içecek olan kahvemi yaparım. bazen pc açarım. Sonra muhakak kitabımı okurum, hergün olmasa da film izlerim. Nette biraz dolaşırım. Unutmadan ekleyeyim, müziğimi de açarım. 
Yalnızlığı sevdiğimden ruhum hep mutlu olur kendime zaman ayırdığımda. Tabi burdan yalnız olduğu, yalnızlığı seçtiğimi düşünmeyin. Kalabalıkları, sohbet etmeyi ve konuşmayı çoooooook severim, ama ruhuma da zaman ayırmam gerektiğini, onu dinlemem gerektiğinin de farkındayımdır. 


*Hakkımda 20 gerçek* 

--- Güleryüzlü, konuşkan ve pozitif biriyimdir.
---Güçlü bir yapım vardır, hemen karalar bağlamam.
--- Hayatı farkında yaşarım, öylesine gelmedik diye düşünüyorum bu yaşama. Bu sebeple sebep-sonuç ilişkilerini iyi incelerim.
---Türk Kahvesi-nescafe vazgeçilmezlerimdendir. İçerken çok keyif alırım. Hele yanında bir de kitap veya keyifli bir sohbet arkadaşı varsa daha bir haz alırım.
---Tam bir kitap tutkunuyum. Kitapsız bir dünya düşünemiyorum, okumadan günü bitirmem. 
---Kelimeleri hor kullanmayı, öylesine yada fark etmeden kullanmayı sevmiyorum. Kelimeler tohum gibidir, ağızdan bir kez çıkar ve dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum. 
---Samimiyimdir, sevmediğime seviyormuş gibi yapamam. Dürüstlük en büyük ilkelerimde biridir. Evet hayatımda hatalarım da oldu, beyaz yalan söylediğimde ama kelimelerin gücü öğrenince ve farkında yaşayınca hayatı çok şey değişti hayatımda. Mesela bir olay karşısında açıklama yapmak istemiyorsak yalan da söylememliyiz. Açıklama yapmamayı tercik ederim ve yapılanın arkasında durulması gerektiğini düşünürüm. Kimse kimseye hesap vermek zorunda değil ama yalan da söylenmemeli....
---- Vefalı biriyimdir. Asla unutmam. Arar sorarım, ziyarete giderim dostlarımı. 
----Mütevaziyimdir, küçümsemeyi sevmem. Kibirli, kendini biyeş sanan kişilerden hiç ama hiç hoşlanmam.  Kapımızın önünü süpüren görevliye, simitçi amcamıza selam vermeden geçmem. 
--- Televizyon izlemeyi sevmem. Eğer uzun süre açık olursa tv kapatırım; bugünlük yeter derim evdekilere de :)) 
--- Müzik de vazgeçilmezimdir. Özellikle son yıllar da etnik müzikleri daha bir sever oldum. Klasik müzik de severim, hele kitap okurken...
---Sevdiğimi sevdiğime söylemeyi çook severim. Ve belli ederim sevgimi. ( sadece sevgilime yada eşime değil ama)
---Vazgeçilmezlerim arasında yeğenim Toprak Cem'de vardır. hayatımıza girdikten sonra içimde çok şey değişti. Onu öyle çok seviyorum ki kendi çocuğum gibi.
---Değişik yerlere gitmeyi, fotoğraf çekmeyi ve yemek yemeği çok seviyorum. :)))
--- Sohbet etmeyi, arkadaşlarla buluşup konuşmayı da severim. 
---İyi bir dinleyiciyim. Eğer arkadaşım isterse yorumsuz olarak bile sadece dinleyebilirim.
--- Aaa unutmadan söyleyeyim çook sabırlıyımdır. Öfke kontrolüm iyidir, hemen tepki vermem, sonradan pişman olacağım yada üzüleceğim şeyleri baştan söylemem. Söylediğimde de herşey bitmiştir. Bu sebeple hoş olmayan bir durumla karşılaştığımda hemen sinirliyken hüküm vermem. Sinirim, kızgınlığım geçtikten sonra değerlendirmeyi tercih ederim.  
--- Kendime yatırım yapmayı severim, öğrenmeye çok aç biriyim. Okumayı, bilmediğimi öğrenmeyi severim. 
---Dertlerimi anlatmayı sevmem. Genelde eğer canım çok sıkkınsa uyumayı tercih ederim.
--- Geçmişle yaşamayı, dünkü olayı bugüne taşımayı sevmem.  Dün dünde kalmıştır ne de olsa. Bugüne bakmak gerek, önemli olan dün yaşanan olayda yapılan bir hata varsa bugüne ve yarına taşınmaması için dersler almak gerektiğine inanırım.
---Haddimi bilirim ve karşımdakinden de bunu beklerim. Buna ailem de dahil. Sınırlarını bilmeyen herşeyi eleştiren kişilerle pek anlaşamıyorum.
--- Her şeyin bir sebebi olduğunu düşünürüm, o yüzden de hiçbir şey dışardan görüldüğü gibi değildir.
---Felsefelerimden biri; "Ne ekersen onu biçersin" diğeri de " her istediğini söyleyen istemediğini işitir." dir.
---Mistik yönüm kuvvetlidir............
---Söyledikleri ile yaptıkları uyuşmayan kişilerden pek haz etmiyorum.
----tatlıyı çook severim, bide roman havasında oynamayı :)))
------------ bir sürü şey var hakkımda ama bu yeterli sanırım. :))) 

Bu mim; mim cevaplamayı sevenlere gelsin.


25.10.13

Kısa kısa benden...






Bir haftayı da filmli, kitap okumalı, gezmeli olarak bitirdim. :)  Hamileliğimde 21.haftayı da bitiriyorum. Ve artık göbüşüm epey bir çıktı. :))) Hatta kızım tekme bile atmaya başladı. Bazen konuşmalarımıza tepki veriyor. Çok güzel, heyecanlı bir  duygu. Ve Allah isteyen herkese nasip etsin. Kilo alımımda artış olmadığından hala dolabımda olan üst giysilerimi giyiyorum. Sadece alt olarak genelde elbise ve gebe taytı giyebiliyorum. Çünkü karnıma baskı olduğunda midem çooook bulanıyor. Doktorum ve çevremde ki gebelik geçirmiş olan annelerin yorumu şöyle; 7.aydan sonra kilo artışı oluyor dikkat et diye. Elbette olacaktır ama sorun değil benim için yeter ki gebeliğim sağlıklı devam etsin ve zamanında yavrum doğsun. Her şeyin bir bedeli var ve seçimlerin de bir sonucu vardır diye düşünüyorum.
Yarın 2.düzey USG çekimi için doktor randevumuz var. Her bir şeyine 3 boyutlu bakacaklar kızımızın. Çok heyecanlıyım çünkü kızımızı görücez bizde :))))))
Pazartesi günü de tetanos aşısı vurulacağım. Sağlık Bakanlığı ve Aile Hekimliği bu konuda çok iyi çalışıyor. Arayıp hangi hafta ne yapılması gerekiyor takip edip bilgilendiriyorlar. Hatta bazı tahlilleri hekimlikte yaptırıyorum.
Bu arada hatırlarsanız bir önceki yazımda doktorum Akdeniz Anemisi taşıyıcılığından şüpheleniyordu. Doğru tahmin etmiş. Taşıyıcısıymışım ve gebe kalınca da tüm depolarım boşalmış. Bu sebeple önce 5 adet B12 aşısı vurulacağım, sonrasında da her ay takip sonucu olacağım aşı. Bu yüzdenmiş halsizliğim, yorgunluğum ve kalp çarpıntım. İnşallah tedavi sonucu rahata kavuşacağım.  Eğer Kadın Doğum Dr.um farkına varmasa yıllarca böyle çekecektim. Her doktor işini iyi şekilde yapmıyor bir kez daha anladık....

Henüz biz bebek için alışverişe başlamadık. Kardeşim battaniyesini aldı, üst komşum 4 adet hırka ve battaniye örmüş  birde pembe ayakkabı almış. :) Öyle tatlılar ki. Emeğine sağlık Müge Ablam. Ellerin dert görmesin. Bizde artık yavaş yavaş başlayacağız. Son dakikaya bırakmamak gerek değil mi?


Okuyup bitirdiğim kitaplardan da bahsetmek isterim size. Can Yayınlarının 5 TL kampayasından Mayıs ayında aldığım bir kitap Kadersizlik.
 Konusu:  
Çağdaş Macar edebiyatının en önemli adlarından biri olan İmre Kertesz, ilk kez Türkçede, Yazıldığında, Macaristan Devlet Bakanlığı'nın basmayı reddettiği Kadersizlik, daha sonra Almancaya çevrilip basılınca, okurlar ve eleştirmenlerin büyük ilgisiyle karşılanmıştı. Kadersizlik, on altı yaşındaki Yahudi asıllı bir Macar gencinin, babasını çalışma kampına yolcu etmesiyle başlar. Bir süre sonra, çalıştığı yere giderken, arkadaşlarıyla birlikte o da yolda polisçe yakalanıp Auschwitz toplama kampına giden bir trene bindirilir. O andan başlayarak gencin ağzından, gördüğü, duyduğu, tattığı , dokunduğu her şey, tüm ayrıntıları ve canlılığıyla dile getirilir. Genç, hiçbir yorum, hiçbir değerlendirme yapmadan, hiç abartıya kaçmadan, karamsarlığa kapılmadan, tanık olduğu her şeyi, ince bir mizahla anlatır. 'Oradaki bacalarda bile dumanların kesildiği anlarda mutluluğa benzeyen bir şeyler vardı. Belki de asıl bu deneyim benim için unutulmuş kalacak, ama herkesin öğrenmek istediği, yalnızca kötü olan, yalnızca 'dehşet'. Evet, bir daha soracak olurlarsa, onlara bunu, toplama kampındaki bu mutluluğu anlatmalıyım. Soracak olurlarsa. Kendim bile unutmuş olmazsam. 'Kendisi de toplama kampında kalmış olan Imre Kertesz'in bu çarpıcı romanı, otobiyografik özellikler taşıyor.

Çok beğendim kitabı. Bir çocuğun gözünden acıtasyon yapılmadan anlatılmış bir roman.....



Diğer kitabım; Kardeşimin Hikayesi. Yazarı çok severim ve takip ederim. Ama bu kitap biraz yavan geldi bana. Serenad'ı çağrıştırcak çok detay vardı. Sanki bir önceki kitabın devamı gibi olmuş. Ve konusuna ve yazım diline göre sayfa sayısını fazla buldum. Onun dışında yazım dili akıcı ve kullandığı kelimeler yalın, sade.




Böyle işte bloggerlar. Haftayı bu akşam toz alarak ve blog yazısı ile bitirdim sayılır. Keyifli haftasonunuz olsun.














15.10.13

İyi bayramlar.....


Hepinizin/mizin Kurban Bayramı mübarek olsun. Umarım, umarım, umarım bu sene kurbanlıklar uygun şekilde kesilir. Pazar gecesi Öteki Gündem programında Nihat Hatipoğlu kurban hakkında öyle güzel şeyler anlattı ki... Mesela kesilecek olan hayvanın gözü önünde bıçaklarınızı bilemeyin dedi, gözlerini kapatın, sevin dedi. Can çekiştirerek kesilmemeli dedi.... Daha bir sürü şey anlattı....  Bildiğimiz ama uygulamadığımız şeyleri anlattı tatlı dili ile.

Biz bu sabah güne eşimle kardeşlerimizle uyandık. Sabah güzel bir bayram sofrası hazırladık. Keyifli bir kahvaltı oldu. Sizlerinde sofralarınızın kalabalıklaştığı bayram sofralarınız olsun. Annemler burada değil telefonla bayramlaştık onlarla. Neyseki bu bayram yalnız değiller, Sevda ve Toprak Cem onlarla.
Bizde kayınvalidemlere gittik, bayramlaştık. Malum artık pek bayramlaşmak kalmadı. Bi üst komşumuza çıkıcaz ve bizim için bayramlaşmak bitecek. Zaten bize gelen yok kardeşlerimiz dışında. Çünkü akrabalık bağlarımız kuvvetli olmadığından pek geçerli değil bizlere bayramlaşmak.... :((
Ben yinede bayram için Yoğurt Tatlısı yaptım. İnşşallah bizler çocuklarımıza bu güzel geleneğimizi yaşattıracağız......

Sizin nasıl geçiyor?

11.10.13

Nezle kışşş kışşşş git benden....... Kansızlık...

Son bir haftadır fena nezleyim. Eee tabi evde biri hasta oldu mu diğeri hasta olmadan olmaz değil mi? Allah'tan nezle ile atlatıyorum. Gerçi şuan iyiyim tek derdim kuru öksürüğümün hala geçmemiş olması. "kışş kışşş nezle" diyorum ama gitmiyor yahu........ keyfim yerinde ama.

Bugün kardeşimin canımın doğduğu gün. Eski fotoğraflardan bir kaç tane ekleyerek ona hitaben yazımı yazmak istediğimden şimdilik "iyi ki doğdun ablam, iyi ki kardeşimsin" ve ailenle bizlerle sağlıklı nice senelerin olsun ablam diyerek kutluyorum. :)))))

Daha önce doğum yapanlar yada yeni benim gibi gebe kalanlar bilirler rutin kan testi yapılıyor arada. Ve geçen hafta benimde yapıldı. Fakat doktorum demir depolarımın, diğer depolarımın çok iyi seviyede olmasına rağmen kan değerlerimin çok düşük olduğunu söyledi. Üstüne üstlük kan hapı kullanmama rağmen. Araştırılmasını istedi ve bir olasılık olarak da Akdeniz Anemisinden şüphelendi. Ailemizde genetik olarak bu hastalığın olmadığını söyledim, o zaman taşıyıcı olabilirsin dedi. tabi bu bir ihtimal. Salı günü test yaptırdım şimdi sonuçlarını bekliyorum. Son 5-6 yıldır devamlı kalbim ağzımda atıyormuş gibi hissediyordum ve kontrollerimi yaptırmaya başlamıştım. Önce SüreyyaPaşa hastanesine gitmiştim. Acaba nefes darlığımmı var diye. Çünkü biraz yokuş çıkayım, poşet taşıyım hatta bazen üstümü değiştirirken bile tıkanabiliyorum. Dr. ciğerlerimin ve nefesimin gayet sağlıklı olduğunu söyledi. Ordan çıktım Siyami Ersek Kalp Hastanesine gittim yine test yaptırdım herşey iyi çıktı. Ve şimdi ki Kadın Doğum Doktorum Dr. Figen Hn. kansızlığın halsizlik, kalp çarpıntısı gibi şeylere neden olduğunu söyledi. Bakalım ne çıkacak test sonucunda. En azından önlemimi alayım. Hem belki bu sayede çabuk yorulmalarım, halsizliğim gibi belirtiler de düzelir. 

Tabi daha testler, yüklemeler bitmedi. 20.haftadan sonra tetanoz aşısı vurdaracağım. Sonra ki haftalar da şeker yüklemesi yapılacak. Sonra 2 düzey USG çekilecek...... 

Onun dışında gebeliğim iyi gidiyor.Pazartesi günü 5.ayımıza giriyoruz kızımızla. :))) Eee malum önümüz kış montlar olmayacağı için en iyi çözüm olarak panço aldık. Beni bir süre idare eder. Hem doğum sonrası da giyebileceğim birşey olarak aldık. Geçen akşam Kadıköy'de gezerken hava da soğuk malum mola verelim dedik ve yeni bir cafede aldık soluğumuzu. Moda'ya çıkarken Polaris Mağazasının hizasında ufak bir cafe var. Adı Rezene Cafe. Çok şeker bir ortam deneyin derim. Ben açılışı yaparak sahlep içtim, beyim de çay. Nasıl iyi geldi anlatamam.
  Böyle haftayı bitirdik. Haftasonunuz şimdiden keyifli olur inşallah.

bu aralar böyleyim. :)

3.10.13

Eylül hüzünle bitti Ekim ayı soğuk ile başladı....

Selamlar nasılsınız? Eylül ayının son haftasını üzücü olaylarla kapattık. Oysaki kaybettiğimiz ünlülerin yapacak daha bir sürü işleri vardı. Örneğin Turgut Özakman'ın bir kitap yazdığını biliyoruz. Tuncay Kurtiz'in de bize anlatacağı, perdeye aktaracağı bir sürü deneyimi vardı. Son birkaç yıldır Eylül Ayı hep hazanlarla geçiyor. Ve yapraklarını dökerken burukluklar kalıyor içimizde....

Gebeliğimde 4,5 ayımı deviriyorum. Artık karnım daha belirgin. Henüz 2 kilo aldım ama doktorum dikkat etmemi söyledi, çünkü bu aydan sonra iştahta açılma oluyormuş. O kadar düzenli besleniyorum ki anlatamam size. Aslında olması gerektiği gibi :)
Asla iki canlıyım diye herşeyi yemiyorum. En sevdiğim tatlıdan tiksindiğimden beri yiyemiyorum. Eksiklik mi aslında değil.
Bu arada kızımız olacakmış. Her annenin dediği gibi gerçekten de eli ayağı düzgün olsun, sağlıklı doğsunda kız olmuş erkek olmuş gerçektenden de fark etmez. En nihayetinde evlat bizim evladımız.

Ekim ayı soğuk bir giriş yaptı. Hop hemen ertelediğim yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkarttım.
Eee artık durumum iyiye gittiğinden kendimi mutfağa adıyorum. :)))))) Bugün eşcağzıma güzel güzel yemekler yaptım.
Aslında biraz da poğça yapmayı öğrenmek istiyorum. Bu konu da biraz eksiğim var. Eğer sizin yaptığınız ev yapımı poğça tarifiniz varsa ve benimle paylaşırsanız çoook memnun olurum.

 Gonca'cığımın (bloğu bir tıkla burada)doğum günümde gönderdiği "Muska/ Sadık Yemni" kitabını bitirdim. Çok fazla betimleme yapmış ama anlatım dili sade ve akıcı. Severek okudum. Tekrar teşekkürler canım.
 Filmlerden de "Bilinmeyen Kod" filmini izledim. Eski filmlerden. Kısa kısa kesişen hayatların birleştirilmesinden bahsediyor film. Fena değildi, yer yer sıkıldım.....
Veee sevdiğim yazarın kitaplarına başladım.
"Bir Türk Casusunun Mektupları/ Aytunç Altındal".
Katıldığı televizyon programlarını da pür dikkat izleyen ben kitaplarını da merak ile bir solukta okuyorum. Kendisi araştırmacı-yazar. Ve anladığım kadarı ile aile geçmişi de köklü çünkü bir çok bilgiye ulaşabiliyor. Ve verdiği bilgileri her okuyuşumda şaşkılınlığım artıyor. Seviyorsanız araştırma kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

Bizde böyle işte. Haftayı bitirdik. :)

24.9.13

Kuzucuğumun doğum günü bugün. :))) İzlenen Filmler...

 2 yıl önce bu sabah hayatımıza eşlik etti Toprak Cem. Ve ogün bugündür ailenin göz bebeği, bide halasının kuzusu. 2 yaşında yakışıklı bir erkek oldu kuzum. Bide bıcır bıcır konuşması, "Şülşah" deyişi, eşime de "penten" demesi bitiriyor bizi diğer birçok hareketinin ve konuşmasının yanında. Öyle çok hayallerim var ki annesin-babasının hayalleri yanında. Ömrüm yettiğince halacım hep yanındayım/z. Ailenle bizlerle sağlıklı nice yılların olsun halacım. Gülüşünün sesi hiç eksilmesin kulaklarımızdan.
Aslında içimde kaynayan o kadar çok tarifsiz duygu var ki; hangisini yazacağımı bilmiyorum. Bildiğim tek şey dualarımda hep tekrarladığım; sağlıklı güzel yaşların olsun halam. Zaten inanıyorum ki büyüdüğünde iyi, güzel başarıların olacak.






  Haftasonuna iki film sığdırdık. Bir tanesi "Sihirbazlar Çetesi". Mutlaka ama mutlaka izleyin.  Görsellik ve konusu iyiydi. Hele birde el çabuklukları yok mu! :))))
Bu filmde de oyuncular sağlam ama konusu pek vasat. Eğer bir izlenimlik aydınlık bir film izlemek isterseniz izleyin derim.





19.9.13

benden, bizden ve Sevdam'ın doğum gününden kareler. :)

Herkese selam. Gebeliğim de 4. ayımdayım ve altın vuruş yapmış gibi enerjim geri geldi :)))
 Ve artık karnım da yavaş yavaş belirmeye başladı. 
Onun dışında geçtiğimiz hafta Sevda'nın doğum günü partisinde idik. Sevdam bizim gelinimiz olur. Daha çok abla kardeşiz biz. Hatta bilmeyenler öyle sanıyor. Güzel bir sanma. :)
Dışarda kutlamak istedi ve bizede iyi geldi ne yalan vallahi. Oynadık, güldük, eğlendik. Bende biraz döktüm kurtlarımı. Her ne kadar beyimin aklı çıksa da  :)))))) Misketti, halaydı, roman havası derken ohh sefamız olsun döktük eteklerimizdeki kurtları.
Veeeeee
Canım tekrardan nice sağlıklı, huzurlu yaşlara. Ailenle, bizlerle daha nice yılların olsun.
Bu hafta ise genelde evde geçti. Ne yaptın derseniz yapılacak birçok şey olmasına rağmen tembellikle geçirdim. Güya bugün dağ gibi ütümü yapacaktım ama yarına kaldı artık.... :((( 
Bu arada kitaplardan da Hasan Sabbah'ın hayatını farklı bir yazardan okumaya başladım. Anlatım dilini pek sevmedim. Akıcı gitmiyor kitap. Bakalım sonunu getirebilecek miyim? Sırf konusuna ilgim var diye okuyorum diyebilirim.
Böyle işte. İyi akşamlar.





canımcımlar

14.9.13

Bendennnn haberler...Film, kitap :) Akıl Ve Tutku

Selamlar. Güzel yorumlarınız ve dilekleriniz çook teşekkür ederim.
Pazartesi günü artık gebeliğimin 4 ayına giricez. Halsizliklerim, baş ağrılarım bitti. Arada sabahları kusuyorum ama buna da şükür.Testlerimizi yaptırdık. En son 11-14 hafta arası yapılması gereken ikili testimizi de yaptırdık ve sonuçlarımız temiz çıktı. Sonuçları alana kadar zaman geçmedi ama benim için. 
Hani diyorlar ya karnında olduğunu bildikten sonra kadınlar hazırlanıyor anneliğe diye. Sanırım doğru. Öğrendiğimden beri daha bir dikkat eder oldum hareketlerime, yediğime içtiğime. Henüz hareketlerini hissetmesem de varlığını bilmek, her doktora gittiğimiz de görmek....tarif edilmez bir duygu. Allah isteyen herkese nasip etsin. 
Şimdiden bazı endişeler sardı: 
"acaba iyi bir anne baba olabilecek miyiz?, yetebilecek miyiz? ahlaklı, erdemli yetiştirmek her kişi gibi bizim için de önemli, bunu aşılayabilecek miyiz? " vs. uzar gider bu liste.
Sonra da; "bu kadar düşünme Gülşah hele bir kucağına al zaten o da evdeki bizim yaşantımızdan, bizim davranışlarımızdan alacak nasibini" diyor.
Birde henüz bebişimiz uygun pozisyonlar da durup bize cinsiyetini göstermiş değil. Bir iki hafta sonra dr gidicez inşallah bu sefer gösterir bize :))))))))))

Bu arada son iki haftasonudur misafirlerimizi kahvaltıda ağırladık, keyifli sohbetler ettik. 2 arkadaşımız doğum yaptı. Artık hayatımıza iki erkek bebek girdi. Mis gibi kokuyorlar misssss. Önümüzde ki hafta bir arkadaşım daha doğum yapacak, bu sefer kız bebek giricek hayatımıza, bu kadar erkek bebek olunca kız bebek özlemişiz valla.


 Bunun dışında artık kitap okumaya, film izlemeye başladım. :)
 Bu film bir izlenimlik, aydınlık bir filmdi.
 Bu kitap harikaydı, bazı duygulara özel öyle güzel cümleler vardı ki... Yaknız küçük yaşta evlilik, zengin koca durumları ülkemize özel değilmiş. Kitapta ki asıl kızlarımızın yaşı ufak ama aileleri zengin biriyle evlendirme derdinde olabiliyorlar.... Onun dışında olaylara bakış açısı, değerlendirme ve betimlemeler iyiydi.
 Bu film çoook keyifliydi. Kesinlikle izleyin derim. Detay vermiyorum izleyecek olanlarınız olabilir. :)

Böyle işte, yine biraz karışık bir yazı oldu :) özleşti benimle sanırım bu yazım türü.

Şimdiden iyi pazarlar. :)

30.8.13

Musmutlu haberlerle merhaba :)))

Uzun bir aradan sonra merhaba. En son yazımda baş ağrılarımdan  bahsetmiştim size ve "geçmiş olsun" yazılarınıza tekrar teşekkür ederim.
Artık daha iyiyim.Sizlerle de mutluluğumu paylaşmak istedim.
Veeeee aslında baş ağrılarımın sebebi " gebe olmam" :)))))    
Zor bir 3 ay geçiriyorum. 3 hafta nerdeyse sadece karpuz ile beslendim. Hiçbir şey yiyemedim ve devamlı kıvrandım diyebilirim; baş ağrısından. Doktorum bazı gebeler de olur dedi. Bende o "bazı gebe" kısmına girenlerdendim.... 
Bu süre zarfında kilo kaybı, halsizlik, bolcana klozetle ahbap olma durumlarını da yaşadım....
Son 10 gündür daha iyiyim çok şükür. En azından azar azar yemek yemeğe başladım, ara ara dışarı çıkabiliyorum. Her ne kadar çabuk yorulsam ve midem bulansa da çıkmaya çalışıyorum. Çünkü son 2 aydır evde olmak çok bunaltıcı. Hele de devamlı yatmak. Tek güzel yanı; çektiğim bu sıkıntıların sebebinin güzel olması :))) Özellikle de doktora gittiğimiz de bebişimizi görmek daha bir duygulandırıyor ve çekilir hale getiriyor bu yaşadıklarımı.
Eşimin de desteğini atlamamlıyım. Bütün ev işleri kendisinin ellerinden öptü. Birde karısının devamlı aynı sorusu ile baş etti. :))))
karısı: aşkım geçeçecek mi bu baş ağrısı, kusma?
kocası: geçecek hayatım, az kaldı, bir kaç haftaya geçecek.......
karısı: ( gün içinde her kusmadan sonra aynı soruyu sorar..... :)))
kocası:  geçecek hayatım, az kaldı :))))) 

Ne aş ermem oldu nede iştah açılması. Hatta en sevdiğim şeyleri bile yiyemiyorum. Veeeee en önemlisi son 2 aydır kitap okuyamamak. Bir kaç gündür kitabımı da elime almaya başladım, nasıl mutlu oluyorum anlatamam.
Birde beni mutlu eden şey yiğenimin "hala, kardeş" deyip karnımı sevmesi. Çünkü Toprak Cem ilk göz ağrımız ve oda benim canımmmmmmm, çocuğum gibi seviyorummmmmm onu. Halası yer onu yer :))))

Böyle işte, artık yavaş yavaş normal hayatıma döndüğüme göre sizleri de ziyaret edebileceğim.



25.7.13

Uzun Bir Aradan Sonra....


Uzun zaman oldu yazmayalı. Yazmak çok istedim ama bazı sağlık sorunları nedeni ile yazamadım. Şiddetli baş ağrılarım var ve genelde yatıyorum. Kitap bile okuyamıyorum uzun zamandır. Bugün biraz daha iyiyim. Değerlendireyim bugünü dedim ve yazılarınızı okudum. Kendimde bir yazı paylaşmak istedim. Aralarda 3 film izleyebildim. Onun dışın da hep yatış........ 
Doktor geçecek dedi bizde bekliyoruz geçsin diye.... 


Çok keyifli bir animasyondu. Bir çocuğu hayal gücü ve inanışı.... Seviyorsanız animasyon bu da izlemeye değer....
 Frida Kahlo / 2002 yapımı yanlış hatırlamıyorsam. Film güzeldi. Frida'yı Salma Hayek canlandırmış. Zaten Kahlo'nun rsimlerine hayranım. Filmini izleyince daha bir pekişti neden yalnızlık, acı ile ilgili resimler yaptığı....
 Olympus Düşerken tipik bir Amerikan yapımı film. Sonunda yine Beyaz Saray kazanıyor...
 Sessiz ama güzel işleyen bir filmdi Elvada Kayta....
Yine yazar yapmış yapacağını ve harika bir roman yazmış.....

Aslında hepsi hakkında uzun uzun detay vermek isterdim ama dermanım fazla yok. 

Ses vermek istedim bloğuma.
Herkese iyi akşamlar.


8.7.13

Maskeli Süvari, Büyük İskender, Hızlı Ve Öfkeli 6 .....


 Herkese iyi haftalar.....

Güne geçtiğimiz haftalara göre daha bir sıcak hava ile başladık. Bu sene yaz geç geldi. Geçen sene bu aylar pişiyorduk....
Haftaya yoğun başladım yine. Dün Van Kahvaltısı yapalım dedik beyimle ve internette ki araştırmaları sonucu İstambur Van Kahvaltısı'na gittik. Mekan Kadıköy'de. Mekanın yerini tarif etmiyorum çünkü ramazan ayında yeri değiştireceklermiş.
Nette Mekanist'te buraya iyi bir puan vermişler. Moda'da davar Van Kahvaltısı ama çay 1 tane ile sınırlı ve bardak çay fiyatı oldukça yüksek. Tek güzel olan yanı bahçesinin güzel olması.
Biz İstambur'u beğendik. 2 kişi tek bir Van Kahvaltısı ile doyuyorsunuz. Bir demlik de çay veriyorlar.  Lezzet olarak güzeldi. Van Çöreğini çok beğendim. İki tane daha yöresel bir yiyecek vardı ama şimdi adını çıkartamayacağım. Onlar da güzeldi.
Tavsiye eder miyim? ederim. :)



 Çıkıştı da 5 Temmuz'da vizyona giren Maskeli Süvari filmine gittik.... Tek kelime ile muhteşemdi. Hele ki benim gibi J. Depp hayranıysanız daha bir seviyorsunuz filmi.
Dönüşte kitabımızı, dergimizi alıp hop eve döndük. Çünkü akşam üzeri Kadıköy'de 1.Gazdanadam Festivali vardı. Halk Tv'den izledik ve çok coşkulu geçmiş. Her ne kadar bazı sebeplerden dolayı orda olmasakda gönlüm ordaydı.

Eve dönünce hızımız alamadık bir film daha izleyelim dedik ve Dev Avcısı Jack izledik.
Bir izlenimlik fantastik bir filmdi. Hikaye bildiğimiz fasulye ve dev hikayesi. Sadece biraz daha modernize edilmiş.


 Bugün de Hızlı Ve Öfkeli 6 'yı izledik. Tek kelimeeeeeee ileeeee muhteşemdi. Ben 5'ide beğenmiştim. Keşke sinema da izleseymişiz dedirten filmlerden.
 Üçleme olan Büyük İskender/ Valerio Massimo Manfredi
kitabının 1.sini bitirdim. Hemde bir solukta. Yazarın anlatım diline ve kurgusunu çok beğendim. Bu kitap ta önce çocukluğunu ve babasının savaşları, aile yaşantısı anlatılıyor. Hani derler ya; bazı kişiler doğuştan savaşçıdır diye işte İskender'de o doğuştan savaşçı olan biri.
Az çok hikayeyi biliriz ama beni en çok şaşırtan İskender'in Aristoteles'den ders alması....

Bir kare de benden olsun değil mi? :)) Sıcak bide saçlar birleşince bunaltıcı olabiliyor. Çözüm fularlarda :)))))

Bu hafta da yoğun. Yarın doktor, çarşamba iftara davet, perşembe adaya kaçış, cuma Toprak Cem'ime gidiş derken haftayı bitiryoruz...
Herkese iyi haftalar.